Hedeflerimizi Sabote mi Ediyoruz?

İstek ve arzularımıza ulaşmanın yolu, önce ne istediğimiz konusunda netleşmekten geçer. Bir hedef belirlemek bize yön gösterir; ancak hedefe sahip olmak, o hedefe kendiliğinden ulaşacağımız anlamına gelmez. Asıl yolculuk, kararımızı günlük yaşamın içinde sürdürdüğümüz adımlara dönüştürdüğümüzde başlar.

Hedeflere ulaşma süreci nasıl ilerler?

Hedefimiz, ektiğimiz tohumların vereceği meyve gibidir. Bir tohumu toprağa bırakmak başlangıçtır; onun önce filizlenmesi, ardından fidan ve ağaç olması için bakım gerekir. Bu benzetmede hedef, ulaşmak istediğimiz sonuç; onu beslemek ise o sonuca doğru attığımız adımları sürdürmektir.

Dolayısıyla hedefe giden yol yalnızca karar vermekten ibaret değildir. Hedefi akılda tutmak, ona uygun adımlar atmak ve bu adımları zaman içinde devam ettirmek gerekir. Bu, sabır ve devamlılık isteyen bir süreçtir. Tohumun ne zaman meyve vereceğini her zaman hemen göremeyiz; benzer biçimde, emek verdiğimiz bir hedefin sonucunun da anında ortaya çıkmasını bekleyemeyiz.

Sabır, hiçbir şey yapmadan beklemek demek değildir. Ektiğimiz tohumu beslemeye devam etmektir: hedefimiz için gerekli küçük adımları fark etmek, onları sürdürmek ve arada geçen zamanı hedefimizden vazgeçtiğimiz bir dönem hâline getirmemek. Hedefe ulaşma süreci, büyük bir başlangıçtan çok, düzenli biçimde yinelenen bu küçük ilgilerle anlam kazanır.

Kendini sabote etmek ne zaman başlar?

Başlangıçta isteğimiz ve heyecanımız güçlü olabilir. Fakat süreç uzadıkça, ektiğimiz tohumları beslemeyi bırakabiliriz. Hedefimizi tamamen unutmasak bile ona ayırdığımız emeği azaltır, yapılması gereken adımları erteler ya da bir süre sonra devam etmeyi bırakırız. Kendini sabote etmek, bazen tam da bu noktada, hedefimize ulaşmamızı sağlayacak ilgiyi fark etmeden geri çektiğimizde görünür hâle gelir.

Bu davranışlar her zaman bilinçli bir vazgeçiş değildir. Kimi zaman hedefe ulaşmak istediğimizi düşünürken, onu besleyecek adımları gündemimizin gerisine atarız. Böylece hedeflerimizi sabote etmek, kendimize karşı alınmış açık bir karar gibi değil, tekrar eden küçük uzaklaşmalar gibi yaşanabilir. Önemli olan, bu uzaklaşmayı fark ettiğimizde kendimizi suçlamak değil, hedefimizle aramızdaki bağın nerede zayıfladığını görmeye çalışmaktır.

Hedeflere ulaşmayı engelleyen davranışlar bazen oldukça sıradan görünür: bir işi sürekli sonraya bırakmak, hedef için ayıracağımız zamanı başka şeylerle doldurmak ya da başladığımız adımları devam ettirmemek. Bunlar tek başına bir kişinin neden böyle davrandığını açıklamaz; fakat hedefe giden yolun hangi noktasında desteğe ve yeniden yönelmeye ihtiyaç duyduğumuzu gösteren işaretler olabilir. Tohumu beslemeyi bıraktığımızı fark etmek, ona yeniden bakım vermek için de bir başlangıçtır.

Hedeflerimizi neden sabote ederiz?

Bunu neden yaparız? Bu davranışın arkasındaki dinamikler nelerdir? Bu soruların yanıtı herkes için aynı olmak zorunda değildir. Bazen hedef konusunda yeterince net olup olmadığımızı, bazen de belirlediğimiz hedefin gerektirdiği sürece gerçekten yer açıp açmadığımızı düşünmek gerekir. Çünkü bir sonucu istemek ile o sonuca giden adımları sürdürmek aynı şey değildir.

Kendimize şu soruları sorabiliriz: Hedefimi hâlâ istiyor muyum? Onu beslemek için hangi adımı atmayı bıraktım? Sürecin uzaması, hedefimden uzaklaşmama nasıl eşlik ediyor? Bu sorular, kendimize hemen bir etiket koymak yerine davranışlarımızı gözlemlememize yardımcı olur. Yanıtları bulmak, neyi değiştirebileceğimizi daha anlaşılır hâle getirebilir.

Bir hedefe yeniden yönelmek için her şeyi baştan ve kusursuz biçimde yapmak gerekmez. Önce ne istediğimizi yeniden netleştirmek, sonra o hedefi besleyecek küçük ve sürdürülebilir bir adım belirlemek yeterli bir başlangıç olabilir. Bir süre ara vermişsek, bu hedefin artık mümkün olmadığı anlamına gelmez; tohumu yeniden beslemeye karar verebiliriz. Burada önemli olan, sürecin sabır ve devamlılık istediğini hatırlamaktır.

Hedef belirlemek yolun başlangıcıdır; o hedefe doğru ilerlemek ise devam eden bir emek ister. Süreç uzadığında kendi kendimize hedeflerimizi sabote edip etmediğimizi fark etmek, bu emeğe yeniden dönmemizi sağlayabilir. Tohumun meyveye dönüşmesi zaman alır. Peki biz, ektiğimiz tohumları beslemeyi sürdürüyor muyuz?

@ebrufezayegengill ile bunları konuştuğumuz Instagram canlı yayının videosunun tamamını @halissahiner_official YouTube kanalımdan izleyebilirsiniz.

Bu konuda kullanabileceğiniz daha fazla bilgi için beni takip etmeye devam edin.

Halis ŞAHİNER
Sosyolog & Yazar & Yaşam Koçu
Motivasyon Koçu
Aile Danışmanı
Hipnoterapist

Daha fazla kişisel gelişim aracı için kitaplarımı edinebilir veya atölye çalışmalarıma katılabilirsiniz.

Bireysel danışmanlık (Online veya Yüzyüze) için lütfen arayınız.

İletişim : 0 553 06 00 464

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir