Her Şey İlk Adımla Başlar

Doğru telkin, doğru titreşimleri beraberinde getirir. Yapmanız gereken, değişimi istemektir.

Her şey ilk adımı atmakla başlar… Hayatını şifalandırma isteği de önce değişime açık olmakla doğar. Düşünce gücü, bu yaklaşımda, neye odaklandığımızı ve kendimize hangi mesajları verdiğimizi fark etmek için bir başlangıç noktasıdır. Düşüncelerin doğası gereği titreşimler yaydığı ve çekim gücü olduğu fikri, insanı kendi düşünce biçimine dönüp bakmaya çağırır: Ne düşünüyorsun, kendine ne söylüyorsun?

Düşünce gücüyle değişime ilk adımı atmak

Bir an dur ve kendine şu soruyu sor: “Ne düşünüyordum?” Bu soru, o anda zihninden geçenleri fark etmen için küçük ama anlamlı bir başlangıç olabilir. Çünkü düşünce biçimini değiştirmek, önce mevcut düşüncelerini görmeye ve onların sana nasıl hissettirdiğini anlamaya bağlıdır. Hayatın ve düşüncelerin işleyişini daha iyi kavradıkça, kendine verdiğin mesajları da daha bilinçli seçebilirsin.

İlk önce yapman gereken iki şey var: Enerjini doğru kullanmak ve düşünce biçimini değiştirmek. Bu yaklaşım, düşünce gücüyle hayatı değiştirmek isteyen kişiye, değişimi yalnızca dışarıda aramak yerine kendi içinden başlamayı hatırlatır. Her şeyi bir anda değiştirmek zorunda değilsin; ilk adım, neyi değiştirmek istediğini istemek ve düşüncelerine dikkat kesilmektir.

Düşünce gücü

Telkin, enerji blokajı ve içsel güç

Bu anlayışa göre düşünce gücünün yapıcı yönünden yararlanmak için enerji blokajlarını kaldırmaya ve bilinçaltına doğru mesajlar vermeye odaklanılır. Reiki ile enerji blokajı kaldırma da metinde sözü edilen bu yaklaşımın bir parçasıdır. Buradaki temel vurgu, değişimi istemek ve kişinin kendisine verdiği mesajları fark ederek daha yapıcı bir düşünce biçimine yönelmesidir.

Yazarın anlatımındaki manyetik enerji, tüm bedeni bir zırh ya da fanus gibi sararak içsel gücü dışarıdan gelen negatif enerjilere karşı koruyan bir metafordur. Bu bakışta negatif enerjiden korunma, kişinin içsel gücünün yıpranmamasına ve kendi düşüncesini yönetebilmesine bağlanır. Sözlerin daha etkili olması ve insanları etkileme kabiliyetinin artması da bu içsel gücü kullanmayı öğrenmenin olası yansımaları olarak anlatılır.

Düşüncelerini yönetmeyi öğrendiğinde kendini çocuk bahçesinde oynayan mutlu bir çocuk gibi hissedebilirsin. Bu benzetme, değişimin yalnızca ciddi ve ağır bir çaba olmak zorunda olmadığını; insanın kendine koyduğu engelleri fark ettikçe daha özgür ve hafif hissedebileceğini anlatır. Önemli olan, bu hissi bir anda elde etmeyi beklemek değil, değişime doğru ilk adımı atmaktır.

Çocukların korkusuz bakışından ne öğrenebiliriz?

0–6 yaş çocuklarını izlediğimizde, onların hayata karşı korkusuz göründüklerini ve yapmak istediklerinin karşısında henüz yetişkinler kadar çok engel düşünmediklerini fark edebiliriz. İster, düşünür ve uygularlar. “Onları engelleyen ne olabilirdi ki zaten?” diye sorarken, aslında yetişkinlerin zamanla kendilerine koyduğu sınırları da düşünmeye davet ediliriz.

Çocukların düşündüklerinin hemen olacağına inandıkları ve henüz biz yetişkinlerin kendilerine koyduğu engelleri hayatlarına çekmedikleri anlatılır. Bu, çocukların her istediklerinin gerçekleştiğine dair bir iddia değil; onların daha doğrudan ve korkusuz hareket edişini hatırlatan bir karşılaştırmadır. Bu örnek, kendi isteklerimizin önüne hangi düşünceleri koyduğumuzu sorgulamamıza yardım edebilir.

Her şey ilk adımla başlar

Değişmek istediğinde önce dur, ne düşündüğünü fark et ve kendine verdiğin mesajlara bak. Ardından enerjini doğru kullanmaya ve düşünce biçimini değiştirmeye yönel. Bu yaklaşımda telkinin önemi de burada ortaya çıkar: Kendine verdiğin mesaj, değişim isteğini besleyen bir başlangıç olabilir.

Her şey ilk adımı atmakla başlar. Hayatını şifalandırabilirsin; bunun için önce değişimi istemen ve düşüncelerinin yönünü fark etmen yeterli bir başlangıçtır.

Sevgiyle kalın.
Enerji tadında.

Benzer Gönderiler