Neşeli Olmanın Gücü

“Siz önce güler yüzlü olmayı öğreniniz. İşte o zaman, alnınızda çizgiler olmaz. Ve işte o zaman, bir gönüle girmenin anahtarı elinizdedir.”
“Güleryüz, önce konuşan dilden önemlidir. Daha sonra dilinizle gözleriniz gülsün.”
Dünya kederlerle, yoksulluklarla ve hastalıklarla doluyken ruhlarımıza çöken kara bulutları dağıtacak bir güneşe ihtiyaç duyarız. Sevinç ve neşe ekici; insanları yükselten, ferahlatan, ümit ve cesaret veren kişilerin varlığı bu yüzden kıymetlidir. Neşeli olmak, yaşanan güçlükleri yok saymak değil; onların arasında bile insana iyi gelen bir yaklaşımı ve sıcaklığı koruyabilmektir.
Neşeli olmak ve iyimserliğin gücü
O. Swett Marden’in bu metinde öne çıkardığı düşünceye göre neşeli bir ruh, insanın sahip olabileceği büyük bir zenginliktir. İyimserlik de beraberinde sükûnet ve barış taşıyan kıymetli bir miras gibidir. Onun ışığı çevredeki gölgeleri kovar, kederli kalpleri aydınlatır; ümitsiz hissedenlere sevinç ve cesaret verebilir. Buradaki iyimserlik, her şeyin kusursuz olduğunu düşünmekten çok, insanın karşılaştığı durumlara umutla ve yapıcı bir kalple yaklaşmasıdır.
Marden, iyimserliğin sevimlilik, nezaket ve güler yüzle bir araya geldiğinde paha biçilmez bir nitelik kazandığını anlatır. Güler yüzlü olmanın önemi yalnızca yüz ifadesiyle sınırlı değildir: Sıcak ve cömert bir kalbin, karşısındaki kişiye gösterilen ilginin de dışarıya yansımasıdır. Bu nedenle içten bir gülümseme, söze başlamadan önce bile yakınlık ve iyi niyet taşıyabilir.
Gülümsemenin insan ilişkilerindeki önemi
“İçteki güneş, ilk önce yüzde değil ruhta doğar, oradan yüze yansır.” Bu güçlü benzetme, gülümsemenin yalnızca dış görünüşle ilgili olmadığını hatırlatır. Yüze parlaklık ve çekicilik veren tatlı gülümseme, içimizdeki güneş ışığının bir yansımasıdır. Gülümsemenin insan ilişkilerindeki önemi de burada belirginleşir: Samimi bir yüz ifadesi, karşımızdakine onu gördüğümüzü ve ona ilgiyle yaklaştığımızı hissettirebilir.
Marden’in önerisi, karşılaştığımız insanlara sempati ve ilgi göstermek; onlar hakkında iyi düşünceler ve duygular beslemektir. Önce kendi iyi özelliklerimizi geliştirirsek, başkalarının güzel ve asil duygularını daha iyi anlayabiliriz. Böylece yalnızca kendimizdeki sıcaklığı korumakla kalmaz, bu duyguların başkalarında da ortaya çıkmasına alan açarız. Güler yüz, içten bir ilgi ve nezaketle birleştiğinde ilişkileri daha açık ve rahat bir hâle getirebilir.
Neşeli olmanın faydaları günlük hayatta nasıl görülür?
Güneşin gölgeleri kovması gibi, neşeli insanlar da bulundukları ortamdaki kederi, tasa ve kaygıyı hafifletebilir. Somurtkan bir ortamda içtenlikle neşeli birinin belirmesi, bulutların arasından ışık saçan güneşe benzer. İnsanlar yeni geleni görmekten huzur duyar, diller çözülür; ortam neşe ve sevinçle dolar. Neşeli olmanın faydaları, bu küçük ama anlamlı değişimlerde; başkalarının kendini daha rahat ifade edebilmesinde ve birlikte geçirilen anların güzelleşmesinde görülebilir.
Bu yaklaşım, neşeli bir mizacın iş ve dostluk ilişkilerinde de olumlu bir karşılık bulabileceğini söyler. Marden, neşeli olabilmeyi kişinin hem kendisine hem de başkalarına yapabileceği büyük iyiliklerden biri olarak görür; böyle bir ruh hâlinin mesleki atılımlara da destek olabileceğini ifade eder. İşlerin kendiliğinden gelmesi ya da toplumun bütün kapılarını açması, metindeki güçlü anlatımın bir parçasıdır; bunu her durumda gerçekleşecek bir sonuçtan çok, iyimser ve sıcak bir mizacın insanlarla kurulan bağları güçlendirebileceği düşüncesi olarak okumak gerekir.
Neşeli bir mizaç, hayatın iyi şeylerini çeken bir mıknatıs gibidir. Bu benzetme bize, neşenin yalnızca kişinin kendi içinde yaşadığı bir duygu olmadığını; çevresine yayılabilen, karşılıklı ilişkileri etkileyen bir tutum olduğunu hatırlatır. İçte doğan güneşi beslemek, insanlara ilgiyle yaklaşmak ve nezaketi elden bırakmamakla mümkündür. Güler yüzünüz ve içtenliğiniz, bazen bir gönüle girmenin en sade anahtarıdır.
O. Swett Marden
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







