Enerjimizi Tüketen Nedenler

Yaşam enerjimizin yüksek olması; sağlığımız, dengemiz, uyumumuz ve amaçlarımız doğrultusunda ilerleyebilmemiz açısından önemlidir. Yaşam enerjisi ve titreşimi yüksek olan insanların isteklerini hayatlarına çekmelerinin ve hedeflerine ulaşmalarının daha kolay olacağını düşünüyorum. Ancak bazı duygu, düşünce ve durumlar, farkına varmadığımızda enerjimizi tüketebilir. Bunları fark edip yönetemediğimizde günlük hayatımızda gereksiz enerji kaybı yaşayabiliriz. Peki yaşam enerjisi neden düşer? Yaşam enerjisini düşüren nedenler arasında olumsuz duygular, erteleme, yorucu ilişkiler ve dedikodu öne çıkıyor. Bunların yanı sıra günlük alışkanlıklarımız da enerjimizi tüketen şeyler arasında yer alabiliyor.
1. Negatif duygular ve düşünceler
Öfke, endişe, kıskançlık, şüphe, üzüntü, nefret, suçluluk ve korku gibi olumsuz duygular, bu yaklaşımda yaşam enerjimizi tüketen başlıca etkenler olarak görülür. Bu duyguların içindeyken çoğu zaman ruh hâlimizin nasıl değiştiğini hemen fark etmeyiz; enerjimiz azaldıktan sonra yaşadığımız yoğunluğu fark edebiliriz. Duygu güçlendikçe dikkatimizi bütünüyle ona verebilir, sakinleşene kadar aynı düşünce ve hislerin içinde kalabiliriz.
Öfkeyi ele alalım. Öfkelendiğimizde, bu anlayışa göre, yaşam enerjimizin öfke tarafından emildiğini ve öfkenin beslendiğini düşünebiliriz. Bu sırada sağlığımız, mutluluğumuz ve refahımız için kullanabileceğimiz enerjiyi kaybederken öfke kalıbı güçlenir. Bir süre sonra sakinleşmemiz gerektiğini fark etsek bile, küçük bir tetikleyici öfkenin yeniden ortaya çıkmasına yol açabilir. Her seferinde aynı duyguya kapılmak, onunla kurduğumuz bağı güçlendiriyormuş gibi hissedilebilir.
Olumsuz duygular yalnızca yaşandıkları anda değil, tekrar hatırlandıklarında veya küçük bir uyaranla yeniden canlandıklarında da bizi yorabilir. Bu nedenle enerji kaçaklarını fark etmenin ilk adımlarından biri, duyguyu bastırmak yerine onu başlatan düşünceyi fark etmektir. Çoğu zaman duygunun öncesinde bir endişe, şüphe, eleştiri ya da yaşanan bir duruma ilişkin olumsuz değerlendirme bulunur. Önce düşünür, ardından bu düşünceye bağlı bir duygu geliştiririz. Bu yüzden olumsuz düşünceleri fark etmek, enerji kaybına yol açan döngüyü anlamamıza yardımcı olabilir.
2. Erteleme eğilimi
Yapmamız gereken işleri sürekli ertelemek de yaşam enerjimizi tüketebilir. Bir işi o anda düşünmediğimizi sansak bile, içimizde onu tamamlamamız gerektiğini bilen bir taraf bulunur. Bu nedenle ertelenen işler zihnimizin bir köşesinde kalır ve tamamlanmaları gerektiğini hatırlatarak bizi rahatsız edebilir.
Diş hekimine gitmeniz gerektiği hâlde bunu sürekli erteliyorsanız, konu dikkatinizin dışında kaldığında bile aklınıza gelebilir. Evde damlayan ama bir türlü tamir ettirmediğiniz musluk, terziye vermeniz gereken pantolon, silmeniz gereken camlar, ödemeniz gereken küçük bir borç, aramanız gereken arkadaşınız ya da ziyaret etmeniz gereken akrabanız da aynı şekilde zihninizde yük hâline gelebilir. İçinizden sürekli “Yapmam gerekli” diyorsanız, ertelemenin yarattığı huzursuzluk enerji kaybını artırabilir. Yapılacakları gözden geçirmek ve mümkün olanları adım adım tamamlamak, bu açık işleri azaltmaya yardımcı olur.
3. Enerji vampirliği ve yorucu ilişkiler
Çevremizdeki insanlarla sürekli bir enerji alışverişi içinde olduğumuza inanıyorum. Ailemiz ve sevdiklerimizle kurduğumuz bağlarda bu alışveriş çoğunlukla gönüllüdür: Onlara enerjimizden verir, onlardan da alırız. Özellikle sevgi alışverişinde bu bağ güçlenir. İletişim kurduğumuz kişilerle aramızda oluşan karşılıklı etkileşim de hayatın olağan bir parçasıdır. Ancak kimi zaman bir görüşmeden sonra kendimizi belirgin biçimde yorgun ve tükenmiş hissedebiliriz. Yazıda “enerji vampirliği” olarak adlandırılan durum, bu tür tek taraflı ve tüketici etkileşimi anlatır.
Bu yaklaşımda enerji vampiri olarak tanımlanan kişiler, çoğunlukla kendi olumsuz duygu ve düşünceleriyle mücadele ederken başkalarıyla kurdukları iletişimi de yorucu hâle getirebilir. Örneğin sizinle bir araya geldiklerinde sorunlarını, acılarını ve korkularını uzun uzun anlatabilirler. Siz bunu bir dertleşme olarak görüp iyi niyetle yardımcı olmaya çalışırsınız; fakat konuşmanın sonunda kendinizi yorgun, hatta anlatılanların etkisiyle olumsuz duygular içinde bulabilirsiniz. Burada önemli olan, karşınızdakini suçlamak değil; bu etkileşimin sizde nasıl bir hâl yarattığını fark etmektir. Sınırlarınızı korumak ve her konuşmanın yükünü üstlenmemek, enerjinizi gözetmenin bir yolu olabilir.
4. Dedikodu yapmak
Başka insanlar hakkında olumsuz konuşmak da bu yazının yaklaşımına göre enerji kaybının önemli nedenlerinden biridir. Yazarın dolanıklık ve enerji bağı düşüncesine dayanan anlatımında, dikkatimizi verdiğimiz kişiyle aramızdaki bağın güçlendiği kabul edilir. Birisi hakkında tekrar tekrar konuştuğumuzda, zihnimizi ve duygularımızı da o konuya bağlamış oluruz. Olumsuz konuşmanın bizi de olumsuz bir ruh hâlinde tutabileceği fikri, dedikodunun neden yorucu olabileceğini açıklar. Bu, bilimsel bir sonuç olarak değil, yazının benimsediği enerji yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Bayan X’in yalancı olduğunu düşündüğünüzü ve bunu başkalarına anlattığınızı varsayalım. Bu yaklaşımda, sürekli onun bu özelliğine odaklanmanız, dikkatinizi yalan ve olumsuzluk çevresinde tutar. Yazar, bu durumu o kişinin özelliğiyle rezonansa girmek ve aranızda bir enerji alışverişi oluşması üzerinden açıklar. Bu nedenle Bayan X gerçekten yalancı olsa bile, onun hakkında olumsuz konuşmanın size de zarar verebileceğini savunur. Burada önemli nokta, haklı olup olmadığımızdan bağımsız olarak, dikkatimizi ve duygularımızı sürekli olumsuzlukta tutmanın bizi nasıl etkilediğidir.
Günlük hayatta enerji kaybına yol açabilen diğer etkenler
Yukarıdaki başlıkların dışında, günlük yaşamda enerjimizi etkileyebilecek başka durumlar da vardır:
- Aşırı uykusuzluk
- Çok fazla yemek yemek
- Gürültü kirliliği
- Sigara, alkol veya uyuşturucu kullanımı
- Havasız ve kirli ortamlarda uzun süre bulunmak
- Enerjisi düşük ve olumsuz insanlarla, enerji vampiri olmasalar bile, uzun zaman birlikte olmak
- Stres
Enerji kaybını azaltmak için neler yapabiliriz?
Öncelikle erteleme alışkanlığını azaltmak, dedikodudan uzak durmak ve bizi tüketen ilişkilerde sınırlarımızı gözetmek iyi bir başlangıç olabilir. Olumsuz duygu ve düşüncelerimizi fark etmek, duygularımızı yönetmek ve dikkatimizi gerektiğinde başka bir noktaya yönlendirebilmek de önemlidir. Bunlar hemen değişmeyebilir; ancak hangi durumlarda enerjimizin azaldığını gözlemlemek, kendimiz için daha bilinçli seçimler yapmamızı sağlar.
Olumlamalar da üzerinde çalışabileceğiniz yöntemlerden biridir. Bu yaklaşımda olumlamaları düzenli tekrar etmek, zihni olumlu bir noktada tutmaya yardımcı olabilir. Enerjilerle çalışma ve meditasyon da yararlanabileceğiniz uygulamalar arasında sayılabilir. Olumsuz duygu ve düşünceler üzerinde çalışırken kullanabileceğiniz olumlamalar şunlardır:
- Olumlu düşünme yeteneğim her geçen gün gelişiyor.
- Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum ve kendimden hoşnutum.
- Zihnim sadece olumlu düşüncelere odaklanıyor.
- Olumlu düşünebilmek beni güçlendiriyor.
- Benim için iyi ve hayırlı düşünceler üretiyorum.
Enerji vampirliğinden korunmak ve olumsuz duygu ve düşünceler üzerinde çalışmak için zaman zaman seminerlerimiz de oluyor. Bu konularla ilgilenenler seminerleri takip edebilirler.
Berna Özcan Demir
www.bernaozcandemir.com
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






merhaba http://www.bernaozcandemir.com adresine internnette yaptığım hiçbir aramada ulaşamıyorum ,acaba siz nasıl ulaşabilyorsunuz bana yardımcı olabilirmisiniz lütfen?
yazınızı alıntı ibaresi ve linkinizle değerli yazılarınızı forum sayfasında paylaşmak için izin istiyorum berna hanım. teşekkürler http://www.fxgrup.com/forum/showthread.php?t=11590&page=2&p=154282&posted=1sayfasında paylaşım yapacağım.