Öfke sizi şişmanlatabilir – Seda Diker

Bilinçaltımız ve duygusal dünyamız, yeme alışkanlıklarımızı ve kilo alıp verme sürecimizi etkileyebilir. Yalnızlık, gece saatlerinde tatlı yeme isteğini artırabilir; çözülememiş öfke, suçluluk ve kayıp duyguları da kimi zaman kendimizi yiyeceklere yönelmiş bulmamıza neden olabilir. Bu yazıda, duygusal yeme ile öfke arasındaki ilişkiyi bir danışan öyküsü üzerinden ele alıyorum.

“Durup dururken bunu da nereden çıkarttın Seda? Kilo bir matematik sonucu oluşur. Harcadığından fazla kalori alırsan şişmanlarsın,” diyebilirsiniz. Elbette yeme ve hareket alışkanlıkları kilo üzerinde önemlidir. Ancak yaşadığımız duyguların yeme davranışımızı nasıl etkilediğini görmezden gelmek de resmi eksik bırakabilir. Bu açıdan “öfke kilo aldırır mı?” sorusuna verilecek yanıt, öfkenin tek başına ve herkeste aynı sonucu doğurduğu değil; kişinin bu duyguyla nasıl baş ettiği ve yeme alışkanlıklarının bundan nasıl etkilendiğidir.

Yalnızlık, önemli kayıplar, boşanma, ölüm ya da travmatik ayrılıklar duyguları altüst edebilir. Böyle zamanlarda bazı kişiler sık sık buzdolabına yönelebilir veya özellikle geceleri tatlı yiyebilir. Duygusal yeme derken, açlık dışında kalan duygusal ihtiyaçların da yeme isteğiyle iç içe geçmesini kastediyorum. Bu davranışın ardındaki nedeni fark etmeden yalnızca kendini kısıtlamaya çalışmak, asıl sorunu gözden kaçırabilir. Bazen görünen stresin altında, kişinin henüz yüzleşmeye hazır olmadığı başka bir kırgınlık ya da öfke vardır.

Bundan beş ay kadar önce, ofisime fazla kilosu olan bir kadın geldi. Yüzüyle fiziği birbirini öylesine güzel tamamlıyordu ki, çok zayıf pek çok kadından daha çekici görünüyordu. Evliydi, çok stresli bir işi ve minik bir oğlu vardı. Dışarıdan bakıldığında hayatı oldukça mutlu görünüyordu.

duygusal yeme

Koltuğuma oturduğunda, stresli işi nedeniyle her fırsatta yemek yediğini, geceleri de sık sık kaçamak yaptığını anlattı. Hipnozla zayıflamak istiyordu. Bu tür durumlarda genellikle danışanlarımızla ekibimdeki hekim arkadaşım ilgilenir. Ancak bu kez durumu biraz daha yakından incelemek istedim. Hipnoz uygulamadan, duygusal bir dizi çalışma yaptık. Kendisine diyetisyene gitmeyi bırakmasını değil, yemek yerken kendini aşırı kısıtlamaktan kaçınmasını önerdim. Çünkü bu danışanla çalışırken, olumsuz duyguların sürmesi hâlinde katı bir rejime odaklanmanın onun için zorlaştığını gördüm.

Bir süre sonra, asıl sorununun iş ortamından kaynaklanmadığını fark ettik. Sorun eşiydi. Baskıcı bir kocası vardı; evde genç kadını sürekli eleştiriyor, ikisi de çalıştığı hâlde ev işlerine elini sürmüyordu. Minik oğullarının bakımı da tamamen genç kadının sorumluluğundaydı. Kendini yorgun ve yalnız hissettiği bu düzende, iş stresini neden olarak görmüş; ilişkinin yarattığı duyguları ise henüz fark edememişti.

Evlilik canını acıtıyordu

Kocası sık sık iş seyahatlerine gidiyordu. Genç kadın kendini yalnız hissediyor, eşinin hayatında birinci sırada olmadığını düşündüğü için içerliyordu. İtiraz ettiğinde yüksek sesli eleştiriler ve savunmalarla karşılaşıyor, neredeyse hiç takdir görmüyordu. Oysa işini, anneliğini ve ev kadınlığını mükemmel yapabilmek için çok çaba harcıyordu.

Mükemmel olmak diye bir şey yoktur. Mükemmeliyetçilik bizi eninde sonunda hasta edebilir; herkesi eleştiren, tatsız tuzsuz ya da kendini ezik hisseden bir hâle sürükleyebilir. Kendimizi sürekli yetersiz bulmak, değersizlik duygusunu besler ve kendi ihtiyaçlarımızı görmemizi zorlaştırır. Bu kadının öfke ve korkularıyla çalışırken, onun içindeki kısır döngü de görünür hâle geldi: Evliliği canını acıtıyordu ve özgür olmak istiyordu; ama yalnızlıktan çok korkuyor, daha iyi bir erkeği hayatına çekemeyeceğini düşünüyordu.

Bu korkular ve karşılanmayan ihtiyaçlar onu doyurmuyordu. Doymadıkça kendini daha fazla yemek yerken buluyordu. Bilinçaltı bu evliliği bırakıp özgür olması için baskı yaparken, bilinçli zihni çok iyi bir evliliği olduğunu söylüyordu. Dışarıdan bakıldığında kocası görevlerini yerine getiriyor, işe gidip mesaisi bitince eve dönüyor, babalık sorumluluklarını üstleniyordu. Sosyal hayatları da vardı ve kadın bu düzeni bozmak istemiyordu. Tepki veremediği duygular ise onun anlatımında öfke olarak birikiyordu.

Duygusal yeme ve öfkenin altında yatan nedenler

Kadın, bu duygularla yüzleşmeye hazır olmadığından dikkatini işine vermiş ve yemek yemesini iş stresine bağlamıştı. Kısacası yanlış sularda avlanıyordu. Rejim yapsa bile kilolarını veremediğini, özellikle karnındaki fazlalıkların kaldığını söylüyordu. Bu yazıda aktardığım yaklaşımda, nedeni fark edilmeyen öfkenin karın bölgesindeki fazlalıklarla; kadınlık, dişilik ve cinsellikle ilgili öfkelerin ise basen bölgesiyle ilişkilendirildiği düşünülüyor. Bu, herkes için geçerli kesin bir açıklama değil; danışan öyküsünde duygular ile beden algısı arasındaki bağa dair benim yorumumdur.

“Duygusal sorunlar kilo aldırır mı?” sorusunu yanıtlarken, duyguların mutlaka kilo artışına yol açtığını söylemek yerine, kişinin yeme davranışında ve kendi bedenine yaklaşımında nelerin değiştiğine bakmak gerekir. “Bilinçaltı kilo almayı etkiler mi?” sorusu da bu öyküde, fark edilmeyen korku ve öfkenin yeme alışkanlıklarıyla nasıl iç içe geçtiğini anlamaya yöneltiyor. Duygusal kilo alma anlatısı, her kilo artışını tek bir nedene bağlamak değil; kişinin kendi deneyiminde neler olup bittiğini fark etmektir.

Bu nedenle sebebini anlayamadığımız kilolar için hemen hipnoza ya da diyet listesine sarılmak yerine, önce yaşadığımız duygulara ve bunların yeme davranışımızla ilişkisine bakabiliriz. Buradaki amaç kendimizi suçlamak değil; hangi ihtiyacın, kırgınlığın ya da korkunun fark edilmeden kaldığını anlamaktır. Gerçek sebeple yüzleşip kısır döngüyü kırmak, bu öyküde değişimin ilk adımı oldu.

Beş ay sonra bu hanımın kilolarının bir kısmı kendiliğinden gitti. Kalanı için diyetisyene gidiyor ve şimdi çok mutlu. Öfke ve korkularla yüzleşmenin ardından, onun için yeme ve kilo verme süreci de farklı bir hâl aldı. Hepinize özgür ve hafif bedenler diliyorum.

Seda DİKER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

duygusal yeme

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

2 yorum

  1. evliliğimden sonra ben de çok kilo aldım üstelik doğru düzgün yemek bile yemiyorum.ama çok sıkıntılı bir evliliğim var.kilolarımın sinir ve stresten kaynaklandığını düşünüyorum.ne yapsam kurtulamıyor gitgide daha fazla şişiyorum.yazınız bana umut verdi lütfen bana da yardımcı olur musunuz?

  2. Yazı Seda Diker e ait. Ancak aşırı kilo sorununuzun kaynakları tespit edilip bilinçaltı kayıt dönüştürme çalışmaları yapılabilir. Bu kapsamda regresyon kayıtlarımdan birisini indirip çalışma yapabilirsiniz.
    Özel çalışma istereseniz bireysel danışmanlık sayfamı inceleybilirsiniz.

Yoruma kapalı.