Şehvet ve Tutku – Seda Diker

Seda Diker’den Haz kitabı üzerine

Seda Diker’in son yayımlanan Haz kitabıyla ilgili okur mektuplarına verdiği yanıtlar gözüme ilişti; ben de bu yazıyı paylaşmak istedim.


Hepinize merhaba,

Tamamen cinsellikle ilgili olan HAZ adlı kitabım yayımlandıktan sonra çok sayıda mail almaya başladım. Bu kez kadın okurlarımın yanı sıra erkek okurlarımdan da yorumlar ve sorular geldi. İlginiz için hepinize çok teşekkür ediyorum.

Bazı mektuplara, soruları biraz daha ayrıntılandırarak ara ara yanıt vermek istiyorum. İsim vermeden, hem yazan kişilerin hem de benzer soruları olan herkesin aklındakileri konuşabiliriz.

şehvet ve tutku

Erkek okurlarımdan cinsel deneyimler

Şehvet ve tutku önemlidir; güzel bir cinsellikte ikisinin de yeri vardır. Fakat uzun vadeli bir ilişkide aynı yoğunluğu sürekli korumak kolay değildir. Yerleşik bir evlilikte ya da ilişkide tutkunun azalması mümkün olabilir. Şehvet yeniden hissedilebilir ama bazen bu yakınlığı canlandırmak için çiftlerin farklı yollar araması gerekir. Okurlarımdan gelen sorulardan biri de şuydu: Bu duyguları uzun süre nasıl canlı tutabiliriz?

Birkaç erkek okurumdan benzer hikâyeler aldım. Birinde, eşler arasındaki cinselliğin kısa sürdüğü ve erkeğin, daha uzun sürmesini istese bile eşinin bunu istemeyeceğini düşündüğü anlatılıyordu:

“Eşim ile cinselliğimiz uzun sürmüyor. Ama Seda Hanım, zaten ben istesem bile, yani çabuk boşalmasam bile, karım bunu istemez. Bana kızar. Kabul etmiyor. Bir an önce gelmemi istiyor.”

şehvet ve tutku

Bir başka ortak öyküde ise evlilik dışı ilişkiler ve bu ilişkilerde kurulan cinsel rol beklentileri vardı:

“Eşimi aldatıyorum. Ama günübirlik ve âşık olmayacağım kadınlarla. Onlar yatakta benden FAHİŞE muamelesi istiyorlar. Benim de hoşuma gidiyor. Onlar da mutlu oluyorlar. Ama ben buna çok şaşırıyorum.”

Bir başka erkek okurum da âşık olduğu kadınla birlikteyken performans endişesi yaşadığını anlatıyordu:

“Âşık olduğum kadınla birlikteyken performans endişesine kapılıyorum. Bu sefer sertliğimi koruyamıyorum. Kendimi pornografik öyküler hayal ederken buluyorum. Ancak o zaman iyi geliyor. Belki ona fahişe muamelesi yapamasam da, yaptığım kadınlarla olan beraberliklerimi düşünüyorum.”

Burada çarpıcı olan, cinselliğin farklı ilişkilerde farklı anlamlar kazanması. Bir kadın, cinsel yakınlıkta sert ya da aşağılayıcı bir rolü isteyebilir; ancak âşık olduğu erkeğin aynı biçimde davranması, ilişki henüz oturmamışsa onda alınganlık yaratabilir. İsteklerin ve sınırların her ilişkide aynı şekilde yaşanacağını varsayamayız.

şehvet ve tutku

Şehvet ve tutku neden iniş çıkışlı yaşanır?

Duyguları bir sinüs eğrisi gibi düşünün. Önce yatay bir çizgi, yani denge noktanız olsun; sonra bu çizginin üstüne ve altına doğru salınan bir eğri hayal edin. Seda Diker’in bu benzetmesinde şehvet ve tutku, yüksek ama kısa süren hazların yaşandığı tepe noktalarına benzer. Cinsellikte tutku güçlü bir heyecan yaratabilir; ancak bu heyecanın her zaman aynı düzeyde kalmasını beklemek, ilişkinin doğasını gözden kaçırmamıza yol açabilir.

Bu bakış açısına göre, duygu ne kadar yükselirse ardından gelen düşüş de o kadar belirgin hissedilebilir. İstek azaldığında insan cinselliği hiç istemediğini düşünebilir; bazen de bu isteksizliği partnerine yöneltir ve onun olumsuz yanlarını daha fazla görmeye başlar. İlişkide cinsel isteğin azalması, bu anlatıda yalnızca partnerin özellikleriyle değil, sürekli yüksek yoğunluk arayışıyla da ilişkilendiriliyor.

Sevgili Teoman’ın bir şarkısı vardı. Hatırlarsınız; içmeden birbirimize dokunamaz olmuştuk diye sözleri olan… Heves kaybolduğunda, hatta canınız sevişmek istemediğinde, o duyguyu yalnızca karşınızdaki kişiye bağlamak kolaydır. Oysa Diker’in dikkat çektiği nokta, sadece şehvet ve tutkudan medet ummanın yarattığı bu iniş çıkışlı döngüdür.

Arzuya eşlik eden toplumsal yargılar

Diker, şehvet ve tutkunun geçmişten gelen duygusal belleğimizde bir düğmesi olduğunu söylüyor. Bu düğmenin ailevi değerlerden, çevreden ve dini ya da ruhsal öğretmenlerin aktardığı yargılardan etkilenebileceğini anlatıyor. Cinsellikle ilk karşılaşmalarımızda onu yasak, günah ya da ayıp olarak görmeyi öğrenmemiz, arzuya yaklaşımımızı da biçimlendirebilir.

Yazara göre erkekler de bu çelişkilerden bağımsız değil. Erkeklerin cinsel deneyimlerine göz yumulurken, birlikte oldukları kadınları aşağılayıcı sözlerle anmaları da toplumun çifte standardının bir parçası. Kadınlar ise bazı davranışlardan önce bu etiketler nedeniyle uzak durabiliyor; sonrasında o davranışlara yöneldiklerinde kadınlık, iyi sevişmek ve aşağılayıcı biçimde adlandırılmak arasında karmaşık bir bağ kurabiliyorlar.

Diker’in anlattığı örüntülerden biri de erkeklerin cinselliği çoğu zaman pornografik öykü ve resimlerle ya da ilk deneyimlerinde edindikleri alışkanlıklarla öğrenmesi. Böyle olunca cinsellik, partnerin hazırlanmasını ve karşılıklı yakınlığı gözetmekten çok, kişinin kendi boşalmasına odaklanabilir. Bu, yazıda ele alınan deneyimleri anlamak için önemli bir arka plan sunuyor.

Erkeklerin işi kolay değil

Kadın olmanın zor olduğu ülkemizde erkek olmak da kolay değil. Erkeklerden, karşılarındaki kadın nasıl davranırsa davransın, onu arzulamaları ve yatakta her zaman çok iyi performans göstermeleri beklenebiliyor. Oysa korkularla büyütülmüş bir toplumda bu beklentiler, cinsel enerji ve performans üzerinde de baskı yaratabilir. Erkeklerde cinsel performans kaygısı, sevdiği kişiyi mutlu edememe ya da onun tarafından başka biriyle kıyaslanma korkusuyla beslenebilir.

Flört etmek harika bir duygudur; belki de cinsel enerjimizi harekete geçirebilir. Ama flörtün hemen yatağa gitmek anlamına geldiğini düşünmek, özellikle kişi karşısındakini yeterince tanımıyorsa, yakınlığı bir beklenti ve performans sınavına çevirebilir. Bu baskı, şehvet ve tutkuyu nasıl yaşayacağını bilemeyen ya da yalnızca bu yoğun duygulara tutunan kişiler için işleri zorlaştırabilir.

Bu iki duyguyu bazen yalnızca birinin bedenine bakarak, onun çekiciliğini hayal ederek ya da pornografik beklentilerle kolayca hissedebiliriz. Diker, bu hazzın kişiyi peşinden sürükleyebileceğini; daha uzun süre aynı yoğunluğu yakalamak için yalnızca bedensel arzuya dayalı ilişkilere yönelmenin mümkün olduğunu söylüyor. Oysa onun yaklaşımında, bu kısa süreli heyecanın ötesinde daha uzun soluklu ve doyurucu hazlar da var.

HAZ kitabımda sözünü ettiğim İlişki ve Cinsellik Piramidinin en alt seviyesinde, tutku ve şehvete daha fazla bağımlı oluruz. Duyguların eğrisi daha çok yükselip alçalır; biz de daha değişken hâle gelir, bizi gerçekten doyurabilecek başka güzellikler için emek vermekten kaçınabiliriz. Uzun ilişkide tutku arayışı bu nedenle yalnızca heyecanın sürmesini beklemekten ibaret değildir; yakınlığın başka yönlerini keşfetmeye de açık olmayı gerektirir.

Benim oğlumun bile zorluk gerektiren herhangi bir iş için dediği gibi:

“Anne hiç kasamam şimdi.”

Oysa kısa vadeli, bedensel ve yüksek şehvetli deneyimlerin ötesine geçmek biraz emek isteyebilir. Diker, kişinin genç yaşlarda bu yoğunluğu deneyimleyip zamanla hayatın daha farklı renklerini keşfetmeye hazır hâle gelmesinden söz ediyor. Bu, herkes için aynı yaşta ya da aynı biçimde gerçekleşmesi gereken bir kural değil; yazının, daha derin hazlara yönelme çağrısı.

Erkeklerin omuzlarına yüklenen baskıyı da fark etmeliyiz. Kadınların üzerindeki baskı görünür olsa da erkeklerden güçlü olmaları beklenmesi, korkularını açıkça konuşmak yerine bastırmalarına yol açabiliyor. Bir erkeğin, sevdiği kadını mutlu edememekten, başka biriyle kıyaslanmaktan ya da terk edilmekten korkması da gerçektir. Bunlar en az kadınların kaybetme korkusu kadar önemlidir.

Biz kadınlar güçsüz hissettiğimizde avaz avaz ağlarken, erkekler başka yan yollar arayıp bulmak zorunda kalabiliyor. Diker’e göre korkuyla yüzleşmek mümkün; ancak bunun için onu halının altına süpürmemek ve üzerinde çalışmaya istekli olmak gerekiyor. Korku doğal ve gerçektir; onu aşmak ise biraz zahmet isteyebilir.

Şehvet ve tutkunun tatlı ama zamanla sıkıcı hâle gelebilen kısır döngüsünden çıkmayı merak ediyorsanız, korkularınız üzerinde çalışmaktan kaçınmayın.

Seda Diker

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler