Yaratımlarımızda Yaşam Önceliklerinin Etkisi

Yaşamımızı sahip olduğumuz önem ve önceliklere göre düzenleriz. Bunun anlamı şudur: Yaşamımız için yeni bir şey isterken, bu isteğin önem ve önceliklerimizle uyumlu olması gerekir. Bir şeyi arzulamak tek başına onu hayatımıza katmaya yetmeyebilir; o isteğe içten içe ne kadar yer açtığımızı da görmemiz gerekir.

Yaşamımızda bir şey yaratmak istediğimizde, bazen bilinçli bazen de farkında olmadan onun önceliklerimize uygun olup olmadığını kontrol ederiz. Uygun buluyorsak ilerler, değilse geri çekilir veya isteğimizin gerçekleşemeyeceğine karar veririz. Bu nedenle yaşam öncelikleri, yalnızca neye değer verdiğimizi değil, hangi adımları atmaya kendimize izin verdiğimizi de etkiler.

Yaşam öncelikleri yaratımlarımızı nasıl etkiler?

Yaratmak istediğimiz şey önem ve önceliklerimizle uyumlu değilse, daha baştan kendi içimizde bir engelle karşılaşabiliriz. Çoğu zaman kişiler, istediklerini elde etmek için mücadele ederken bu mücadelenin bir bölümünün kendi kabullerinden kaynaklandığını fark etmez. Oysa önceliklerin yaşam hedeflerine etkisi, bir hedefi ne kadar istediğimiz kadar, o hedef için hangi şartları vazgeçilmez gördüğümüzde de ortaya çıkar.

Geçenlerde bilinçli yaratım atölye çalışmasında katılımcılara yaşamlarındaki önem ve öncelikleri sordum. Gelen cevaplar içinde en çok aile ve sağlık vardı. Çalışmada onlara şunu söyledim: Bir şeyi yaşamınızdaki en önemli önceliğiniz olarak belirlediğinizde, yaratmak istediğiniz her şey için o önceliğin onayını almak zorunda hissedebilirsiniz.

yaşam öncelikleri

Aile önceliği ve kendi isteklerimize alan açmak

Aileyi en önemli öncelik olarak belirlediğimizde, istek ve arzularımız için aile kavramına dâhil ettiğimiz kişilerin rızasını almamız gerektiğini düşünebiliriz. Böyle bir kabul, her işte veya adımda onay aramamıza yol açabilir. Onay alamadığımızda ise istediğimiz şeyden vazgeçebiliriz. İstediğinizi tekrar tekrar dile getirmeniz veya vizyon çalışması yapmanız, ailenizle ilgili bu konuyu gözden geçirmediğiniz sürece tek başına yeterli olmayabilir.

Örneğin sahil kenarında ya da başka bir ilde yaşamak isteyebiliriz. Fakat bunu anne babamızla birlikte yapmak istiyorsak onların da bu değişikliği kabul etmesi gerekir. Ebeveynler alıştıkları yerde ve çevrede kalmayı tercih edebilir; bizim için güzel görünen bir seçenek onlar için aynı anlama gelmeyebilir. Bu durumda isteğimizi, herkesin aynı tercihi yapması şartına bağlamak onu baştan imkânsız hâle getirebilir.

Benzer biçimde, kendi paramızı kazanıp ona sahip olduğumuzda aileden birilerinin rahatsız olacağını düşünüyorsak para yaratma konusunda kendimizi sabote edebiliriz. Ebeveynlerimizi mutsuzluklarıyla tanıyorsak, onların yanında mutlu olmaktan suçluluk duymamız da mümkün olabilir. Bunlar, başkalarının duygularını ve seçimlerini kendi yaşam hedeflerimiz için birer onay şartına dönüştürdüğümüzde isteğimizle aramıza girebilecek bağlantılardır.

Aile elbette önemlidir. Ancak onu yaratımlarımızın karşısına aşılması imkânsız bir engel olarak koymak yerine, herkesin mutlu olabileceği farklı seçeneklerin bulunabileceğini düşünmek bize hareket alanı açar. Burada amaç aileyi önemsememek değil; aile ilişkimizin üzerimizdeki etkisini gerçekçi biçimde değerlendirmektir. Kendimizi kötü hissetmeden, ailemizin yaşamımızın hangi alanlarında ve ne ölçüde etkili olacağını yeniden tanımlamak, sınırlarımızı belirlememize yardımcı olabilir.

Sağlık ve para arasında kurduğumuz bağlantılar

Sağlık bizim için en öncelikli değer olduğunda da sağlıkla ilgili toplumsal kabuller düşüncelerimizi etkileyebilir. Örneğin, “Sağlık paradan daha önemlidir.” dediğimizde, bu iki değeri birbirinin alternatifi gibi ele alıyorsak para yaratmayı kendimiz için zorlaştırabiliriz. Oysa sağlık önemlidir; fakat sağlıkla para birbirinin yerine geçebilecek şeyler değildir. Birine sahip olmanın diğerinden vazgeçmeyi gerektirdiği sonucuna varmak zorunda değiliz. Hem sağlıklı hem de paraya sahip olabileceğimizi düşünmek, bu gereksiz bağlantıyı sorgulamamızı sağlar.

Bilinçli yaratım ve öncelikler üzerinde çalışırken, isteğimizin kendisi kadar ona eşlik eden kabulleri de fark etmek önemlidir. “Bunu istersem ailem ne düşünür?”, “Buna sahip olursam bir başkasını üzer miyim?” ya da “Bu hedefe yönelirsem başka bir değerimden vazgeçmem gerekir mi?” gibi sorular, önceliklerimizle isteklerimiz arasında kurduğumuz bağları görmemize yardımcı olabilir. Bu soruların amacı kendimizi suçlamak değil, kararlarımızı hangi kabullerin yönlendirdiğini anlamaktır.

Yaşam öncelikleri ve istekleri gerçekleştirmek arasındaki ilişkiyi gözden geçirirken, her önceliğin hayatımızdaki yerini koruyup korumadığını ve onunla isteğimiz arasında kurduğumuz bağın gerçekten gerekli olup olmadığını sorabiliriz. Bir bağlantı bize hizmet etmiyorsa onu iptal etmek; gerekiyorsa daha gerçekçi ve işlevsel bir biçimde yeniden kurmak yaratım çalışmalarımızı kolaylaştırabilir. Bilinçli yaratım ve öncelikler arasındaki uyum, ne istediğimizi inkâr etmeden değer verdiğimiz şeylere de yer açabilmemizle ilgilidir.

Önceliklerimizi gözden geçirmek, aileyi veya sağlığı önemsizleştirmek değil; bunların isteklerimizi gerçekleştirmemizi zorunlu olarak engellemediğini fark etmektir. Her isteği mevcut kabullerimizle sınırlamak yerine, daha işlevsel seçeneklere açık olabiliriz. Bundan daha iyi nasıl olur? Daha başka neler mümkün?

Halis Şahiner
yaşam öncelikleri

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir