Alıp Kabul Etmeye Gönüllü Olmak

Yaşamımızı kolaylaştıran ve zenginleştiren şey, alıp kabul etmeye gönüllü olmaktır. Almak ve kabul etmek, yalnızca bir şeye sahip olmakla ilgili değildir; o şeyin hayatımızda bulunmasına zihinsel olarak izin vermekle de ilgilidir.
Almak ve kabul etmek ne anlama gelir?
Bir şeyi kabul etmek, onu mutlaka olmak, yapmak ya da elde tutmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Buradaki gönüllülük, bir olasılığı daha baştan reddetmemek; hayatınıza neyin girebileceğine dair kapıyı kapatmamak demektir. Her şeyi seçmek zorunda değilsiniz. Sadece bir şeyin mümkün olmasına izin verebilirsiniz.
Bu yaklaşımda, hayatımızdaki seçimlerin ve enerjimizin birbirine bağlı olduğu düşünülür. Bir şeyin hayatımızda yer almasına kesin biçimde kapandığımızda, benzer bir katkı ya da olasılığı da fark etmeden geri çevirebiliriz. Sonra da neden istediğimiz sonuca ulaşamadığımızı anlamadan onun peşinde koşturup durabiliriz. Hayatta alıp kabul etmeye gönüllü olmak, bu otomatik reddedişleri fark etmekle başlar.
Almayı reddetmek yaşamı nasıl sınırlar?
Örneğin, bir kişiden ya da yaptığımız bir şeyin karşılığı olarak verilen parayı almaya direndiğimizi düşünelim. Bazen bize karşılıksız sunulan bir katkıyı da kabul etmekte zorlanırız. Bu yazının yaklaşımına göre, parayı ve sunulan katkıyı reddetmek yalnızca o anki alışverişle sınırlı kalmayabilir; hayatın başka alanlarındaki alıp verme biçimimizi de etkileyebilir. Kendimize “Bunu alamam” dediğimizde, neyi neden geri çevirdiğimize bakmak önemlidir.
Alıp kabul etmeyi reddetmemizin önemli nedenlerinden biri, kendimizle ilgili yargılarımız ve kabulsüzlüklerimizdir. İstediğimiz kişi olmamıza izin vermeyebilir, arzuladığımız şeye layık olmadığımızı ya da onu hak etmediğimizi düşünebiliriz. Böylece yalnızca bir şeyi değil, kendimize dair başka bir ihtimali de reddederiz. Kendini kabul etmek ve almayı öğrenmek, bu yargıları fark edip onların tek mümkün gerçeklik olmadığını görmeye gönüllü olmakla ilgilidir.
Bu bakışın ötesine geçmediğimizde yaşamımızı sınırlı ve kısıtlı algılayabiliriz. Bolluk ve bereketi kabul etmek de burada, sadece daha fazlasına sahip olmayı istemek değil; kendimizi değersiz ya da yetersiz gören düşüncelerin sunduğumuz katkıyı görmemizi engelleyip engellemediğini sorgulamaktır.
Kendimizle ilgili yargıların kökenine bakmak
Bu yazının yaklaşımında kendimizle ilgili kabulsüzlüklerin ve reddetmelerin önemli bir bölümü çocuklukta şekillenmiş olabilir. Anne ve babamızın kendileriyle ilgili reddedişlerini ya da kabul etmekte zorlandıkları yanlarını, onlara ait olduklarını fark etmeden üzerimize alabiliriz. Ait olmak ve onlar tarafından kabul görmek adına bu düşünceleri benimser, zamanla kendi hayatımızın bir parçası hâline getirebiliriz.
Anne ve babamıza ait kaç tane kabulsüzlüğü ve kendilerini reddediş biçimini kendi üzerimize alıp kişiselleştirerek kendimize aitmiş gibi benimsedik?
Böyle olan her şeyi ve her yeri yıkıp yaratımlarını tümüyle iptal edelim mi?
Evet
Pod&Poc
Kabul görmek adına kendi kabulsüzlüklerimizi yaratabiliriz. Sonra da bu düşünceleri doğrulamak için ailemizin ve başka insanların bize gösterdiği sevgiyi, kabulü ve katkıyı görmeyi reddedebiliriz. Böyle olduğunda, bize sunulanı almak yerine kendi hakkımızda kurduğumuz sınırlayıcı yargılara tutunuruz.
Kendimizle ilgili kabulsüzlükleri ve reddetmeleri doğrulamak adına, anne ve babamızın bize verdikleri sevgiyi, katkıyı ve oldukları hediyeleri görmezden gelmek için hangi icatları kullandık ve hâlâ kullanıyoruz?
Böyle olan her şeyi ve her yeri yıkıp yaratımlarını tümüyle iptal edelim mi?
Evet
Pod&Poc
Alıp kabul etmeye gönüllü olmak için kendinize sorun
Yaşamınızı zenginleştirmek istiyorsanız kendinizle ilgili kabulsüzlüklerin ve reddetmelerin ötesine geçmeye gönüllü olabilirsiniz. Bunun için her şeyi kabul etmek ya da her şeyi seçmek gerekmez. Yaşamdaki şeylerin mümkün olmasına izin vermek, onları olmak, yapmak veya sahiplenmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Sadece zihinsel olarak bir olasılığa yer açmanız yeterlidir.
Gerçekten almaya ve kabul etmeye gönüllü olduğunuzda, yaşamın daha kolay ve zengin hissedilip hissedilmediğini fark edebilirsiniz. Bunu istersiniz, değil mi? Hayatınızın ne kadarında enerjinizin çoğunu, insanların size sunabileceği katkı ve hediyeleri görmemeye harcıyorsunuz?
Kendinizle ilgili tüm kabulsüzlükleri ve reddetmeleri bırakıp bunların ötesine geçmek için neye ihtiyacınız var? Kabul edilen olabilmeniz için neye ihtiyacınız var? Bu soruların amacı kendinizi zorlamak değil; kendiniz ve yaşamınız hakkında hangi düşüncelere tutunduğunuzu fark etmenize alan açmaktır.
Kendinizle ilgili bu kabulsüzlüklere ve reddetmelere tutunmak sizi neden koruyor olabilir? Bunları bırakırsanız hayatınızda ortaya çıkmasına direndiğiniz neyi olmaktan, neyi yapmaktan ya da neye sahip olmaktan kaçınıyor olabilirsiniz?
Bütün bunların ötesinde, sonsuz ve sınırsız alıp kabul etmeye gönüllü olduğunuz bir yaşama sahip olmak hayatınızda ne yaratırdı? Kim olurdunuz? Hayatınız nasıl olurdu? Daha başka neler mümkün?
Alıp kabul etmek, kendinize her şeyi zorla sunmak değil; size ulaşan katkıyı, sevgiyi ve olasılıkları peşinen reddetmeden görebilmektir. Kendinizi kabul etmeye ve yaşamın sunduklarına izin vermeye gönüllü olduğunuzda, sizin için nelerin değişebileceğini keşfetmeye başlayabilirsiniz.
Halis Şahiner
Not: “POD & POC”, Access Consciousness’ın patentli enerji temizleme cümlesinin kısaltmasıdır.
Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız








hocam merhabalar, ben üniversite sınavına hazırlanıyorum fakat ders çalışmak için kendimde güç bulamıyorum,kendime hiç güvenmiyorum başarısız olucakmışım gibi hissediyorum sizce napmam gerekir yardımcı olur musunuz ?
Büyümek ve yaşamda sorumluluk almak konusundaki kendini yetersiz hissettiren şeyleri sorgula oradaki korkularını temizle