Şükretmenin Önemi

“Kendini elindekilerle yetinerek güçlendir; bu, aşılmaz bir kaledir.” — Epiktetos
Şükretmek çoğu zaman sahip olduklarımız için teşekkür etmekten ibaret, basit bir uygulama gibi görülür. Oysa şükran duygusu yalnızca olumlu düşünmeye çalışmak ya da hayatımızdaki sorunları görmezden gelmek değildir. Şükretmek, dikkatimizi sürekli eksik olana değil, hayatımızda zaten var olan ve bizi destekleyen şeylere de yöneltebilmektir.
İnsan geçmişindeki yaraların farkına varabilir, kendisini sınırlayan düşünceleri sorgulayabilir ve yıllardır tekrarladığı davranış kalıplarını değiştirmeye başlayabilir. Ancak eski olanı bırakmak tek başına yeterli değildir; onun yerine besleyeceğimiz yeni bir içsel yönelime de ihtiyaç vardır.
Zihnimiz uzun süre korkuya, eksikliğe ve sorunlara odaklanmaya alışmışsa değişim başladıktan sonra bile eski sorularına geri dönebilir:
“Hayatımda hâlâ ne eksik?”
“Neden istediğim şey olmadı?”
“Ne zaman olacak?”
“Ya yine olmazsa?”
“Ben neden hâlâ istediğim yerde değilim?”
Bu sorular zamanla zihnin alışkanlığı hâline gelebilir. Hayatımızda güzel şeyler yaşansa bile dikkatimizi sürekli eksik olana yönelttiğimizde sahip olduklarımızı ve gerçekleşmekte olan değişimleri fark etmek zorlaşır. Şükretmek, bu içsel yönelimi fark edip dikkatimizi yeniden genişletmeye yardımcı olur.

Şükretmek Neden Önemlidir?
Şükretmek, hayatımızdaki sorunları yok saymak; yaşadığımız acıları inkâr etmek ya da her şey yolundaymış gibi davranmak değildir. Asıl mesele, zorlukların bütün dikkatimizi ele geçirmesine izin vermemektir.
Hayatınızda çözülmesi gereken sorunlar, henüz gerçekleşmemiş istekler veya geciken beklentiler olabilir. Bunlarla birlikte sizi destekleyen, hâlihazırda sahip olduğunuz ve belki de artık fark etmediğiniz pek çok şey de bulunabilir. Şükran duygusu, o şeyleri yeniden görmemizi sağlar. Şükretmenin önemi, yaşadıklarımızın tamamını tek bir eksiklik veya sorun üzerinden değerlendirmememize yardımcı olmasındadır.
Dikkatimiz sürekli sahip olmadıklarımıza yöneldiğinde içimizde bir yokluk duygusu oluşabilir. Zihin, eksik gördüğü şeyleri aramaya başlar:
Daha fazla para…
Daha iyi bir ilişki…
Daha güzel bir ev…
Daha başarılı bir kariyer…
Daha farklı bir yaşam…
İsteklerimizin olması doğal ve gereklidir. Sorun istemek değildir. Sorun, henüz sahip olmadıklarımız yüzünden şu anda sahip olduklarımızı göremez hâle gelmektir. Şükretmek, dikkatimizi eksiklikten var olana doğru genişletir ve “Hayatımda ne eksik?” sorusunun yanına “Hayatımda zaten ne var?” sorusunu da koymamızı sağlar.
Bu küçük değişiklik, yaşamla kurduğumuz ilişkiyi zaman içinde etkileyebilir. Şükretmek neden önemlidir diye düşündüğümüzde, yanıt yalnızca iyi şeyleri saymak değildir: Bütün dikkatimizi sorunlara kaptırmadan hayatımızın daha geniş bir resmini görebilmektir.
Eksiklik Duygusundan Sahiplik Duygusuna
Çekim yasası açısından şükretmenin önemli olmasının nedenlerinden biri de budur. Bir şeyi sürekli olarak “Bende yok” duygusuyla istediğimizde dikkatimizi o şeyin yokluğuna veririz. İsteğimiz henüz gerçekleşmedikçe de eksiklik duygusunu beslemeyi sürdürebiliriz.
Şükrettiğimizde ise kendimize farklı bir mesaj veririz: “Hayatımda güzel şeyler var.” Bu, istediğimiz her şeye sahip olduğumuz anlamına gelmez. Yalnızca hayatımızın tamamının eksiklikten ibaret olmadığını fark etmek demektir.
Örneğin daha fazla para istiyor olabilirsiniz. Bu isteğiniz devam ederken elinizdeki imkânlar, karşılayabildiğiniz ihtiyaçlar, sahip olduğunuz beceriler veya önünüzde bulunan fırsatlar için de şükredebilirsiniz. Böyle bakmak, hedefinizden vazgeçmenizi gerektirmez; şu anki imkânlarınızı da görmenizi sağlar.
Daha güzel bir ilişki isteyebilirsiniz. Aynı zamanda hayatınızdaki sevgiye, dostluklara veya size değer veren insanlara dikkat edebilirsiniz. Daha başarılı olmak istiyorsanız bugüne kadar öğrendiklerinizi, başardıklarınızı ve geldiğiniz noktayı da görebilirsiniz. Böylece isteğiniz ortadan kalkmaz; ancak artık yalnızca eksiklik duygusuyla beslenmez.
Şükretmek Almaya Açık Olmayı Öğretir
Birçok insan istemeyi bilir. Bir şeyi elde etmek için çalışmayı, mücadele etmeyi ve çabalamayı da bilir. Fakat almak bazen istemekten daha zor olabilir.
İnsan, istediği şey hayatına geldiğinde bile onu kabul etmekte zorlanabilir. Güzel bir ilişki başladığında kaybetmekten korkabilir; para kazandığında tekrar kaybedeceğini düşünebilir. Bir fırsat karşısına çıktığında kendisini buna layık görmeyebilir. Böyle durumlarda mesele yalnızca isteğin gerçekleşmesi değil, gelen şeyi kabul edebilmek ve onunla temas kurabilmektir.
Şükretmek, hayatımızdaki güzel şeyleri fark etmemizi ve onları almamıza izin vermemizi destekler. Sürekli bir sonraki eksikliğe geçmek yerine, bize ulaşmış olanı görmeyi öğretir. Güzel bir şey yaşadığımızda hemen ardından “Peki ya bunu kaybedersem?” diye düşünüyorsak, o deneyimin içindeki huzuru yaşamakta zorlanabiliriz.
Şükretmek dikkati korkudan yaşanan deneyime geri getirir: “Bu şu anda hayatımda ve ben bunun farkındayım.” Bu nedenle şükretmek yalnızca teşekkür etmek değildir; aynı zamanda almayı, kabul etmeyi ve sahip olduğumuz şeylerle temas kurmayı öğrenmektir.
Şükretmek Değişimi Nasıl Destekler?
İçsel değişim yalnızca eski düşünceleri ortadan kaldırmakla gerçekleşmez. Yeni düşüncelerin, duyguların ve davranışların da beslenmesi gerekir. Geçmişte sürekli korku, hayal kırıklığı veya eksiklik yaşamış bir insan, zamanla bunları aramaya alışabilir. Ortada ciddi bir sorun olmadığı hâlde bile neyin ters gidebileceğini düşünmeye devam edebilir.
Şükretmek, dikkatin yönünü değiştirmeye yardımcı olur. Bu, sorunları görmezden gelmek değil; algımızın yalnızca sorunlardan oluşmasını engellemektir. Zor bir gün geçirmiş olabilirsiniz ve günün bazı bölümleri gerçekten kötü geçmiş olabilir. Ancak aynı gün içinde size iyi gelen küçük bir konuşma, çözdüğünüz bir problem, aldığınız güzel bir haber veya birkaç dakikalık huzur da yaşanmış olabilir.
Zihin yalnızca kötü olanı kaydettiğinde günün tamamını kötü olarak hatırlayabilir. Şükretme pratiği daha geniş bir bakış açısı kazandırır: “Evet, bugün zor şeyler yaşadım. Ama günün tamamı bundan ibaret değildi.” Böylece zor olanı inkâr etmeden, onun yanında var olan başka deneyimleri de fark edebiliriz.
Acı Veren Şeyler İçin de Şükretmeli miyiz?
Şükretmek, yaşadığımız her kötü olay için mutlu olmamız gerektiği anlamına gelmez. Acıya, kayba veya haksızlığa “iyi ki oldu” demek zorunda değiliz.
Bazen zor bir deneyimin bize ne gösterdiğini sonradan fark edebiliriz. Bir ilişki sınırlarımızı öğretebilir; bir başarısızlık başka bir yol görmemizi sağlayabilir; bir hayal kırıklığı neyi gerçekten istediğimizi anlamamıza yardımcı olabilir. Geçmişte bizi tamamen yıkan bir olayla bugün daha farklı başa çıkabildiğimizi de görebiliriz.
Böyle durumlarda şükrettiğimiz şey acının kendisi değildir. O deneyimden ortaya çıkan farkındalık, değişim veya güçtür. “Bunu yaşadığım için mutluyum” demek yerine şöyle bakabiliriz: “Bu zordu. Ama bana bir şey gösterdi ve artık kendimi daha iyi tanıyorum.” Bu, yaşanan acıyı romantikleştirmeden ondan çıkan anlamı görebilmektir.

Şükretmek Nasıl Yapılır? Günlük Bir Uygulama
Şükretmeyi hayatınızın bir parçası hâline getirmek için karmaşık uygulamalara ihtiyacınız yoktur. Önemli olan, bunu yalnızca zaman zaman hatırlanan bir düşünce olmaktan çıkarıp düzenli bir farkındalık pratiğine dönüştürmektir. Kendinizi olumlu düşünmeye zorlamak yerine, günün içinde zaten var olan desteği ve değişimi fark etmeye çalışın.
Sabah: Güne farkındalıkla başlayın
Güne başlamadan önce kendinize şu üç soruyu sorun:
Hayatımda şu anda var olan ve artık fark etmediğim ne var?
Kendimde küçük de olsa hangi değişimi görüyorum?
Hayatıma gelmesine artık daha fazla izin verebileceğim şey nedir?
Cevapların büyük olması gerekmez. Sakin bir sabah, sağlığınız, başınızı sokacak bir ev, sevdiğiniz bir insan, dün verdiğiniz daha sağlıklı bir tepki veya uzun zamandır ertelediğiniz bir konuda attığınız küçük bir adım olabilir. Önemli olan, bunların büyüklüğü değil, onları gerçekten fark etmenizdir.
Gün içinde: Dikkatinizi yeniden yöneltin
Kendinizi şikâyet ederken, baskı altında hissederken veya sürekli eksik olana odaklanırken fark ettiğinizde kısa bir süre durun. Kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda hayatımda beni destekleyen ne var?”
Bu bazen çok basit bir şey olabilir: nefes alıyor olmak, bir işi yapabilecek güce sahip olmak, birinin desteği, öğrendiğiniz bir bilgi, elinizdeki bir fırsat ya da bir yıl önce veremediğiniz ama bugün verebildiğiniz bir karar.
Amaç kendinizi olumlu düşünmeye zorlamak değildir. Amaç, zihnin otomatik olarak görmezden geldiği şeyleri yeniden fark etmektir. Bir sorun varsa onu çözmek için gereken adımları atabilirsiniz; bunun yanında sizi destekleyen unsurları da görebilirsiniz.
Gece: Günün tamamına yeniden bakın
Uyumadan önce gününüzü yalnızca tamamlayamadığınız işler veya yaşadığınız sorunlar üzerinden değerlendirmek yerine kendinize üç soru sorun:
Bugün beni ne destekledi?
Bugün hangi durumda eskisinden farklı davrandım?
Bugün hayatımdan ne aldım?
Cevaplarınızı birkaç cümleyle yazabilirsiniz. Gününüz bütünüyle iyi geçmiş olmak zorunda değil; sorular, yaşananların içinde destekleyici bir anı, kendi gösterdiğiniz çabayı veya fark ettiğiniz bir değişimi de görebilmeniz içindir.
Şükretmek Pasifleşmek Değildir
Şükretmek, “Elimde olan bana yeter, artık hiçbir şey istememeliyim” demek değildir. Daha fazlasını istemekle sahip olduklarımız için şükretmek birbirine zıt değildir. Hayatınızdan memnun olmadığınız bir alanı değiştirmek isteyebilir, aynı zamanda bugün sahip olduklarınızın değerini görebilirsiniz.
Şükretmek eylemin yerine geçmez; sorunları çözmez veya yapmamız gerekenleri ortadan kaldırmaz. Ancak hangi içsel durumdan hareket ettiğimizi değiştirebilir. Sürekli eksiklik, korku ve baskı içinden hareket etmekle; sahip olduklarının farkında olarak daha sakin ve açık bir içsel durumdan hareket etmek aynı şey değildir.
Bu nedenle şükretmek, çekim yasasını uygularken kullanılabilecek basit ama önemli araçlardan biridir. Buradaki amaç istemekten vazgeçmek değil; sahip olduklarınızı görebilirken hedefleriniz için de adım atabilmektir.
Şükretme Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?
Şükran duygusunun gücü tek seferlik bir uygulamadan değil, zaman içinde oluşturduğu yönelimden gelir. Bir gün birkaç şey yazıp sonra aylarca unutmak yerine dikkatinizi düzenli olarak hayatınızdaki varlığa, desteğe ve değişime yöneltmek daha anlamlıdır.
Şükretme alışkanlığı nasıl kazanılır? Önce bunu büyük ve kusursuz bir uygulama hâline getirmeye çalışmadan, gün içinde kendinize kısa bir hatırlatma alanı açabilirsiniz. Sabah, gün içinde veya gece sorduğunuz sorulardan birini seçin; cevabınızı düşünün ya da birkaç cümleyle not edin. Bunu yaptığınızda her gün aynı şeyleri bulmak zorunda değilsiniz. Bazen sizi destekleyen bir insanı, bazen kendi gösterdiğiniz çabayı, bazen de küçük bir fırsatı fark edebilirsiniz.
Burada değiştirmeye çalıştığımız şey yalnızca düşüncelerimiz değil, hayata bakma alışkanlığımızdır. Eski alışkanlık sürekli “Ne eksik?” diye soruyorsa yeni alışkanlık bunun yanına başka bir soru ekler: “Ne var?”
Bu soru sorunlarımızı ortadan kaldırmaz; ancak hayatın yalnızca sorunlardan ve eksikliklerden oluşmadığını hatırlatır. Şükretmek bir sonuç değil, günlük yaşam içinde tekrar tekrar yaptığımız bir yönelimdir. Sahip olduklarımızı fark etmeyi, bize ulaşan şeyleri kabul etmeyi ve hayatımızdaki küçük değişimleri görmeyi öğrendikçe içsel dünyamız da değişmeye başlar.
Gerçek değişim yalnızca eski olanı bırakmakla değil, yerine koymak istediğimiz yeni içsel durumu her gün beslemekle gerçekleşir.
Halis Şahiner
Sosyolog & Yazar & Mentor & Yaşam Stratejisti

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







bu yazılara hangi siteden ulaştığınızı bizlerle paylaşabilirmisiniz lütfen iyi günler
site adresiyle ilgili yayınladığım yorumlar neden kayboluyor
ben internette berna özzcan demirin bloguna ulaşamıyorum ,siz nerden ulaşıyorsunuz acaba başka bir blog mu var