Çekim Yasası Serisi – 5: Şükretmek

Çekim Yasası Çalışmalarında Şükretmenin Önemi
Şükretmek, çekim yasası çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Çünkü şükür, dikkatimizi sürekli sahip olmadıklarımıza yöneltmek yerine hayatımızda zaten var olanları da fark etmemizi sağlar. Böylece yalnızca eksiklikleri gören bir bakış açısından çıkar, sahip olduklarımızı da görebildiğimiz daha geniş bir bakış açısına geçebiliriz.
Çekim yasasında şükretmenin önemi, bizi yokluk duygusundan sahiplik ve varlık bilincine taşımasında görülür. Zihnimizi sürekli “Bende ne eksik?” sorusuna yöneltmek yerine, “Benim hayatımda neler var?” diye sormaya başlarız. Bir şeylere sahip olduğumuzu fark etmek ve onların değerini bilmek, kendi içsel durumumuzu da etkiler.
Önceki bölümlerde “enerji” kavramıyla anlatmak istediğim şey de burada önem kazanır. Buradaki enerji, fiziksel anlamda ölçülen bir enerji değil; bir düşüncenin veya durumun bizde oluşturduğu duygusal ve bedensel hâldir. Dolayısıyla şükrettiğimizde değiştirdiğimiz ilk şey dış dünya değil, kendi içsel durumumuzdur. Eksik olana değil, var olana odaklanmaya başlarız.

Yokluk Duygusundan Varlık Bilincine Geçmek
“Para parayı çeker” sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Bu sözü yalnızca paranın kendi kendine başka paraları çektiği şeklinde yorumlamak yerine, sahiplik duygusunun düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı nasıl etkilediği üzerinden değerlendirmek daha anlamlıdır. Bir şeye sahip olduğunu hisseden insanla, sürekli yokluk içinde olduğunu düşünen insan aynı ruh hâlinde değildir.
Yokluk düşüncesi insanda “Yetmeyecek”, “Kaybedeceğim”, “Bende yok”, “Benim olmaz” veya “Nasıl olsa yetmez” gibi düşünceler oluşturabilir. Varlık bilinci ise “Hayatımda zaten birçok şey var”, “Bazı şeyleri daha önce de elde ettim”, “Yeni şeylerin hayatıma girmesi mümkün” ya da “Elimdeki imkânları kullanabilirim” gibi farklı bir bakış açısına alan açar.
Benim varlık enerjisi olarak ifade ettiğim şey budur: Hayatınızda zaten bir şeylerin bulunduğunu fark etmek ve bunların değerini kabul etmek. Şükran duygusu, yaşamımızda bir şeylere sahip olduğumuzu içsel olarak hissetmemizi sağlar.
Bu, hayatımızdaki eksikleri yok saymak, sahip olmadığımız bir şeye sahipmişiz gibi davranmak veya gerçek sorunları görmezden gelmek değildir. Varlık bilinci, hem eksikleri dürüstçe görebilmeyi hem de hayatımızdaki mevcut imkânları gözden kaçırmamayı içerir.
Şükretmek ve Yaratıcı’yla İlişkimiz
Şükretmenin sağladığı ikinci önemli şey, Yaratıcı’yla olan ilişkimizi güçlendirmesidir. Birisi bize bir şey verdiğinde teşekkür ederiz; çünkü verilen şeyi gördüğümüzü, değerini bildiğimizi ve bundan memnun olduğumuzu ifade etmek isteriz. Şükür de benim için buna benzer bir anlam taşır.
Bu dünyaya hiçbir şeye sahip olmadan gelir, zaman içinde birçok şeye sahip oluruz. Bedenimiz vardır; nefes alır, görebilir, duyabilir, sevebilir, öğrenebilir ve insanlarla ilişkiler kurabiliriz. Yaşadığımız sürece yeni seçimler yapabilir, hayatımızda bazı şeyleri değiştirebiliriz. Ancak çoğu zaman bunların değerini, onlardan birini kaybettiğimizde fark ederiz.
Sağlığımız bozulana kadar sağlıklı olmanın, bir insanı kaybedene kadar onun hayatımızdaki yerinin ya da maddi sıkıntı yaşayana kadar sahip olduğumuz imkânların değerini yeterince fark etmeyebiliriz. Bir şeyi kaybettiğimizde “Keşke değerini bilseydim.” deriz. Şükür ise değerini bilmek için kaybetmeyi beklememektir.
Şükretmek, Yaratıcı’nın bize verdiklerini fark etmek ve bunların değerini bilmektir. Ancak bunu “Ben teşekkür edersem Yaratıcı bana daha fazlasını verir.” şeklinde bir alışveriş ilişkisine dönüştürmemek gerekir. Böyle düşündüğümüzde sahip olduğumuz şey için değil, daha fazlasını elde etmek amacıyla teşekkür etmiş oluruz. Gerçek şükür, önce verilmiş olanın değerini fark etmektir.
Elbette isteklerimizin gerçekleşmesini arzu edebilir, daha fazlasını isteyebilir ve daha iyi bir hayat oluşturmak için çalışabiliriz. Ancak gelecekte sahip olmak istediklerimiz yüzünden bugün sahip olduklarımızın değerini kaybetmememiz gerekir. Çekim yasası ve şükür arasındaki ilişkiyi benim için anlamlı kılan da bu dengedir: Şükür, hem Yaratıcı’yla ilişkimde hem de çalışmalarımda önemli bir yere sahiptir.
“Henüz istediğim her şeye sahip olmayabilirim ama hiçbir şeye sahip değilmişim gibi de yaşamıyorum.”

Şükretmekle Daha Fazlasını İstemek Çelişir mi?
Bazen daha fazlasını istemeyi nankörlükle eşleştiririz. Sahip olduklarımız için şükrediyorsak başka şeyler istemememiz gerektiğini düşünebiliriz. Ya da tam tersine, sürekli istediklerimize baktığımız için elimizde olanların değerini göremeyebiliriz. Oysa elimizdekilerin kıymetini bilmekle hayatımızda değişiklik istemek birbirine engel değildir.
Ailenizi sevebilir ve kendinize daha fazla zaman ayırmak isteyebilirsiniz. Mevcut işinizin hayatınıza kattıklarını görebilir, aynı zamanda başka bir işte çalışmayı düşünebilirsiniz. Sahip olduğunuz maddi imkânlar için şükrederken maddi durumunuzu geliştirmek de isteyebilirsiniz.
Burada kendimize daha dengeli bakmamız gerekir: Bugüne kadar neler öğrendiniz? Hangi güçlükleri aştınız? Hangi becerilere sahipsiniz? Kimlerden destek alabilirsiniz? Elinizde bugün kullanabileceğiniz hangi imkânlar var? Şükretmek, bu kaynakları fark etmenizi sağlayabilir; istek belirlemek ise bu kaynaklarla hangi yöne ilerlemek istediğinizi gösterir.
Dolayısıyla şükretmek, “Benim için bu kadarı yeterli, daha fazlasını istememeliyim.” demek değildir. Sahip olduklarımızın değerini bilirken yeni isteklerimizin de olabileceğini kabul etmektir.
Şükretmek Sahip Olmadıklarımızı İnkâr Etmek Değildir
Şükretmenin en fazla yanlış anlaşılabilecek noktalarından biri budur. Borç içindeyseniz borcunuz yokmuş gibi davranmanız gerekmez. Maddi bir sıkıntı yaşıyorsanız bunu inkâr etmeniz veya çözülmesi gereken bir problemi görmezden gelmeniz de beklenmez.
İnsanlar bazen kendilerinden daha zengin kişilere bakıp neden onlar kadar zengin olmadıklarını sorgular ve buna öfkelenirler. Hayatlarındaki iyi şeyleri görmeleri söylendiğinde ise şöyle diyebilirler:
“Açlıktan nefesim kokuyor, neden şükredeyim ki?”
veya:
“Borç içindeyim, neden şükredeyim?”
Bu tepkileri anlamak gerekir. İnsan gerçekten zor bir dönemden geçiyorsa ona yalnızca “Sahip olduklarına şükret.” demek, yaşadığı gerçekliği küçümsemek anlamına gelebilir. Benim burada söylediğim şey bu değildir.
Borç varsa borcu çözmek, iş yoksa iş aramak gerekir. Sağlığınızla ilgili bir problem varsa gerekli desteği almalı; bir ilişkide sorun varsa onunla ilgilenmelisiniz. İstediğiniz bir şey henüz hayatınızda yoksa bunun da farkında olmanız gerekir. Şükretmek, bunları yok saymak değildir.
Ancak bütün bunlarla ilgilenirken hayatımızı yalnızca eksikliklerden ibaret görmek zorunda da değiliz. Sürekli “Bende yok”, “Yetmiyor”, “Olmuyor” veya “Benim neden yok?” düşüncesinde kaldığımızda dikkatimizi aynı eksikliğe yöneltiriz. Hayat aynı anda hem eksikleri hem de sahip olduklarımızı barındırabilir. Bir konuda sıkıntı yaşarken başka bir konuda iyi durumda olabiliriz; bir şey henüz gerçekleşmemişken başka birçok şey zaten hayatımızda olabilir.
Şükür bize şu farkı hatırlatır: “Henüz istediğim her şeye sahip değilim.” ile “Hiçbir şeye sahip değilim.” aynı şey değildir. Bu ayrımı gördüğümüzde yokluk duygusundan çıkıp varlık bilincine geçmeye başlarız. İsteklerimize de yalnızca eksiklik duygusundan değil, sahip olduklarının değerini bilen bir insanın bakış açısından yaklaşabiliriz.
Bu nedenle çekim yasasında şükretmek yalnızca bir teşekkür cümlesi değildir. Sahip olduklarımızı fark etmek, onların değerini bilmek, Yaratıcı’yla olan bağımızı hatırlamak ve isteklerimize sürekli yokluk duygusundan bakmayı bırakmaktır.
Şükretme ve İmgeleme Çalışması
İmgeleme yaparken çalışmaya önce sahip olduklarımıza odaklanıp onlar için şükrederek başlamak faydalı olabilir. Çünkü sahip olduğumuz şeyleri düşündüğümüzde zihnimiz gerçek bir sahiplik deneyimine dayanır. Henüz sahip olmadığınız büyük bir isteği doğrudan düşünmeye başladığınızda ise zihniniz hemen itiraz edebilir:
“Bu nasıl olacak?”
“Bende bu kadar para yok.”
“Ben bunu yapamam.”
“Bu gerçekçi değil.”
“Benim başıma böyle şeyler gelmez.”
Önce hayatınızda gerçekten var olan şeylere odaklandığınızda, zaten sahip olduğunuz bir şeyi düşündüğünüz için zihninizin buna itiraz etmesi daha zordur. Örneğin “Evim olduğu için şükrediyorum.” dediğinizde birkaç saniye durun. Evin size sağladığı güvenliği, yağmur yağarken üzerinizde olan çatıyı, uyuduğunuz yatağı, sabah kahvenizi içtiğiniz yeri veya sevdiğiniz insanlarla o evde yaşadığınız anları düşünün.
Böyle yaptığınızda şükür, tekrar edilen bir kelime olmaktan çıkar; gerçek bir farkındalık ve duygu hâline gelir. Önce sahiplik duygusunu hatırlayıp ardından istediğiniz şeye geçebilir, bu isteği imgelediğinizde ortaya çıkan duygu ve düşünceleri gözlemleyebilirsiniz.
3 Adımda Şükretme Çalışması Nasıl Yapılır?
Şükretme çalışmasına başlamak için başlangıçta en az üç dakika ayırmanız yeterlidir. Süreye fazla takılmayın. Önemli olan çok sayıda cümle söylemek değil, söylediklerinizi fark etmek ve mümkün olduğunca hissetmektir.
1. Hayatınızda Var Olan Şeylere Şükredin
İlk olarak hayatınızda gerçekten var olan şeylere şükredin veya onlar için teşekkür edin. Hangi ifade size daha doğal geliyorsa onu kullanabilirsiniz. Örneğin:
- “Sağlıklı olduğum için şükrediyorum.”
- “Yaşadığım bir evim olduğu için şükrediyorum.”
- “Bugün güzel bir kahvaltı yapabildiğim için şükrediyorum.”
- “Sevdiğim insanlarla iletişim kurabildiğim için şükrediyorum.”
- “Yaptığım işi öğrenme imkânına sahip olduğum için şükrediyorum.”
Amaç mümkün olduğunca uzun bir liste hazırlamak değildir; söylediğiniz şeyin sizin için ne anlama geldiğini fark etmektir. Sağlığınız, ilişkileriniz, öğrendikleriniz, yetenekleriniz, güzel anlarınız, huzur, sevgi, dostluk ve kendinizde geliştirdiğiniz özellikler de çalışmanın parçası olabilir.
2. İsteğinizi İmgeleyin ve Tepkinizi Gözlemleyin
Gerçekten sahip olduğunuz şeylere odaklandıktan sonra üzerinde çalıştığınız isteğe geçin. İstediğiniz şeyin gerçekleştiğini düşünün, onu hayatınızın içinde imgeleyin ve sahip olduğunuzu düşünmenin sizde nasıl bir duygu oluşturduğunu gözlemleyin.
Rahatlık, huzur, sevinç veya güven hissedebilirsiniz. Bunun yerine gerginlik, yabancılık ya da içsel bir itiraz da ortaya çıkabilir. Zihniniz “Bu mümkün değil”, “Ben buna sahip olamam” veya “Bu bana göre değil” diyorsa bu tepkiyi bastırmayın; önce fark edin. Bu tepki, istediğiniz şeyle ilgili üzerinde çalışmanız gereken bir kısıtlayıcı inanca işaret ediyor olabilir.
Şükür çalışması ile imgeleme bu noktada birbirine bağlanır: Sahip olduklarınız üzerinden gerçek sahiplik duygusunu hatırlarken, henüz sahip olmadığınız isteğe geçtiğinizde ortaya çıkan düşünceleri de gözlemleyebilirsiniz.
3. Yakın Gelecekte Yaşamak İstedikleriniz İçin Şükredin
Üçüncü adımda, içinde bulunduğunuz gün veya hafta içerisinde yaşamak istediğiniz şeyleri belirleyin ve bunları gerçekleşmiş gibi düşünerek şükredin. Başlangıçta büyük hedefler yerine basit ve somut niyetlerle çalışmak daha kolay olabilir. Örneğin:
- “Bu hafta … ile güzel bir kahve eşliğinde keyifli bir sohbet ettiğim için şükürler olsun.”
- “Bugünkü toplantımın rahat ve verimli geçtiği için şükrediyorum.”
- “Bu hafta işlerimi kolaylıkla tamamladığım için şükrediyorum.”
Yakın zamana yönelik bu tür çalışmalar, ne istediğinizi daha somut biçimde düşünmenizi ve gün içinde dikkatinizi bu deneyimlerle uyumlu fırsatlara yöneltmenizi kolaylaştırabilir.
Şükretme Çalışmasını Yaparken Nelere Dikkat Etmelisiniz?
Çalışma sırasında negatif söylem içeren cümleler yerine, yaşamak istediğiniz deneyimi ifade eden cümleleri tercih edin. Örneğin:
“Zor bir hafta geçirmediğim için şükrediyorum.”
yerine:
“Kolay ve rahat bir hafta geçirdiğim için şükrediyorum.”
demeyi deneyin. Böylece dikkatinizi kaçınmak istediğiniz şeye değil, yaşamak istediğiniz deneyime yöneltirsiniz.
Yalnızca cümleyi söyleyip diğerine geçmek yerine, sahip olmanın sizde oluşturduğu rahatlık, huzur, sevinç veya güven duygusunu fark etmeye çalışın. Amaç çok sayıda cümle kurmak değil, söylediğiniz şeyle aranızda gerçek bir bağlantı oluşturmaktır.
Zaman zaman tek bir konuyu ayrıntılandırabilirsiniz. Örneğin:
“Eve sahip olduğum için şükrediyorum. Kullanışlı bir mutfağım olduğu için şükrediyorum. Geniş bir balkonum olduğu için şükrediyorum. Huzur veren bir yatak odasına sahip olduğum için şükrediyorum.”
Böylece zihniniz o deneyimin ayrıntıları üzerinde daha uzun süre kalabilir. Çalışmayı yazarak, zihninizde canlandırarak, sesli olarak veya eşinizle ya da bir arkadaşınızla karşılıklı yapabilirsiniz. Sizin için en doğal ve sürdürülebilir yöntemi seçin.
Devamlılık için çalışmayı günlük rutinlerinizden birine bağlamak da faydalı olabilir: Her sabah kahvaltıdan sonra veya gece yatağa girmeden önce yapabilirsiniz. Başlangıçta çalışma yapay ya da zor gelebilir. Düzenli uyguladıkça hayatınızda şükredebileceğiniz şeyleri fark etmek ve bunu günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirmek kolaylaşabilir.
Sonuç: Şükretmek Neden Önemlidir?
Şükretmenin amacı, yaşadığımız hayatı olduğundan farklı göstermeye çalışmak değildir. Sahip olmadıklarımızı inkâr etmeden, sahip olduklarımızı da görünmez hâle getirmemektir. Hayatımızda değiştirmek istediğimiz şeyler olabilir; onlar için çalışabilir, yeni hedefler belirleyebilir ve daha fazlasını isteyebiliriz. Bütün bunları yaparken bugün bize verilmiş olanların değerini de görebiliriz.
Henüz istediğimiz her şeye sahip olmayabiliriz. Ama bu, hiçbir şeye sahip olmadığımız anlamına gelmez.
Şükür, bize bu farkı hatırlatır.
Halis Şahiner
Sosyolog & Yazar & Mentor & Yaşam Stratejisti
Çekim Yasası Nasıl Çalışır? Yazı Serisi
1. Bölüm — Çekim Yasası Nasıl Çalışır?
2. Bölüm — Çekim Yasasını Bilinçli Kullanmak
3. Bölüm — İstediğiniz Şeye Sahip Olan Kişi Olmayı Seçin

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







Harika bir yazı canı gönülden teşekkür ederim.