Mevlana (Mesnevi)

Mevlana şiirleri, insanı yalnızca kendi içine bakmaya değil, başkalarıyla arasına ördüğü ayrımları da sorgulamaya çağırır. Buradaki dizelerin merkezinde birlik düşüncesi vardır: İnsanlar farklı görünseler de birbirlerinden bütünüyle kopuk değildir. Şiir, bu fikri açıklamakla yetinmez; okuru art arda gelen sorularla kendi tutumunu düşünmeye davet eder.
Mevlana’nın birlik ve beraberlik şiiri
“Beri gel” çağrısı, şiirin daha ilk dizesinde okura yönelir. Yaklaşmak, burada yalnızca bir yere doğru gelmek değil; uzaklaşmaya, çatışmaya ve birbirini öteki saymaya son verme çağrısı olarak okunabilir. “Sen bensin işte, ben senim işte” sözü, iki insan arasındaki sınırları yok saymaktan çok, ortak insanlık hâlini fark etmeye yöneltir. Şiirin sorduğu “Bu hır gür, bu savaş nereye dek?” sorusu da bu çağrının neden önemli olduğunu görünür kılar.
Mevlana beri gel şiiri: Ayrılık duygusunu sorgulamak
Şiirdeki sorular, düşünceyi adım adım genişletir. Önce aydınlığın aydınlıktan kaçması ve insanların kendilerini ayrı görmesi sorgulanır; ardından zenginin yoksulu hor görmesi, sağın sola yan bakması gibi gündelik ayrımlar dile gelir. “İkisi de senin elin” benzetmesi bu noktada güçlüdür: Birbirine karşı duran iki taraf, aynı bedenin parçaları gibi düşünülür. Öyleyse bir tarafı küçümsemek, bütünden bir parçayı dışlamak anlamına gelir. Şiirin “kutlu” ve “kutsuz” ayrımına yönelttiği soru da insanın kurduğu değer yargılarını yeniden düşünmesini ister.
“Topumuz bir tek inciyiz” ve “Başımız da tek, aklımız da tek” dizeleri, bu ortaklığı başka imgelerle sürdürür. İnsanların farklılıkları, birlik fikrini ortadan kaldırmaz; şiirin itiraz ettiği şey, farklılıkların düşmanlığa dönüşmesidir. “Ne diye iki görür olup kalmışız?” sorusu bu nedenle yalnızca başkaları hakkındaki yargılara değil, ayrılığı doğal ve değişmez kabul eden bakışa da yönelir. Bu yönüyle Mevlana birlik şiiri, okuru hazır bir yanıtla baş başa bırakmak yerine kendi “iki görme” alışkanlığını fark etmeye çağırır.

Birlik düşüncesini anlatan imgeler
Şiirin ortalarında geçen “Usul boylu birlik çam ağacı” sözü, birliği yalnızca tekrarlamanın yeterli olup olmadığını sorgular. Birlikten söz etmek başka, benlikten çıkıp insanlara katılmak başkadır. “İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz” dizesi, bu farkı damla ve deniz karşıtlığıyla anlatır: İnsan kendine kapandığında küçük ve tek başına kalır; başkalarıyla bağ kurduğunda ise daha geniş bir bütünün parçası olur. Buradaki çağrı, kişinin kendisini yok etmesi değil, yalnızca kendi sınırları içinde kalmaktan vazgeçmesidir.
Can ile bedenin birlikte anıldığı bölümde, sayı bakımından çok olan bademlerin içindeki yağın bir olduğu söylenir. Bu benzetme, dışarıdan görülen çoğulluğun altında ortak bir öz bulunduğunu anlatır. Diller de benzer biçimde ele alınır: Sözcükler ve söyleyişler farklı olabilir; fakat insanlar arasında taşınan anlam ortaklaşabilir. Kapların kırılması ve suların yol bulması imgesi, biçimlerin ötesine bakmayı düşündürür. Bu imgeler, şiirin temel fikrini soyut bir öğüt olarak bırakmaz; onu gündelik hayatta karşılığı olan örneklerle görünür kılar.
Şiirin tam metni
Beri gel, daha beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim işte.
Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
Sağ soluna yan bakar, ne diye?
İkisi de senin elin, ikiside,
Peki, kutlu ne, kutsuz ne?
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
Başımız da tek, aklımız da tek.
Ne diye iki görür olup kalmışız
İki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?
Sen habire gevele dur bakalım,
Habire ‘Usul boylu birlik çam ağacı’ de,
Sonu nereye varır bunun, nereye?
Şu beş duyudan, altı yönden
Varını yoğunu birliğe çek, birliğe.
Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,
İnsanlara katıl, insanlara,
İnsanlarla bir ol.
İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.
Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.
Ama sen canı da bir bil, bedeni de,
Yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,
Hani bademler gibi, bademler gibi.
Ama hepsindeki yağ bir.
Dünyada nice diller var, nice diller,
Ama hepsin de anlam bir.
Sen kapları, testileri hele bir kır,
Sular nasıl bir yol tutar, gider.
Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.
Mesnevi şiirleri içinde öne çıkan mesaj
Mevlana’nın birlik ve beraberlik şiiri olarak da okunabilecek bu dizeler, ayrışmanın karşısına yakınlaşmayı koyar. Şiirdeki çağrı, yalnızca “birlik” sözünü yinelemek değil; insanları sınıflara, taraflara ve karşıtlıklara ayıran bakışı sorgulamaktır. Mevlana beri gel şiiri diye anılan bu metnin inci, badem, el ve su imgeleri aynı düşünce çevresinde buluşur: Görünüşte ayrı olanlar arasında bağ kurmak mümkündür. Hır gür ve savaşı bırakıp birliğe yönelmek, şiirin okura bıraktığı temel davettir.
MEVLÂNA

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






