Odaklanma Kanunu: Dikkatinizi Olumlu Olana Yöneltin

Neye odaklanırsak, dikkatimizi neye verirsek onu zihnimizde büyütürüz. Bu yüzden yalnızca sakınmaya çalıştığımız şeye değil, elde etmek istediğimiz olumlu sonuca da bakmak önemlidir. Odaklanma kanunu olarak anlatılan bu yaklaşım, dikkatimizi ve kullandığımız dili fark ederek odağımızı yeniden seçmeye davet eder.
Odaklanma kanunu: Dikkatinizi neye veriyorsunuz?
Size bu düşünceyi anlatan bir hikâye aktaralım. Bir kadının gözlerinde ciddi bir hastalık ortaya çıkar ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Doktorlar yapabilecekleri bir şey olmadığını söyler. Aldığı yanıtı hiç istemese de, çaresiz kaldığını hissettiği için daha önce gülünç bulduğu alternatif terapileri denemeye karar verir.
Kadın, alternatif yöntemler uygulayan bir terapiste gider. Terapist ondan hayatını ve kendisini anlatmasını ister. Kadın konuşmaya başlayınca terapist onu durdurur ve son on dakika içinde “nefret ediyorum” sözünü tam 15 kez kullandığını fark edip etmediğini sorar. Kadın şaşırır; pek çok konuyu anlatırken aynı ifadeye başvurduğunu o ana kadar fark etmemiştir.
“Dünyanın gitmekte olduğu hâlden nefret ediyorum.”
“Okullarda çocuklara davranma şekillerinden nefret ediyorum.”
“Onu görmekten nefret ediyorum.”
“Bunu yapmaktan nefret ediyorum.”
Bu fark ediş onun için göz açıcı bir deneyim olur. Kullandığı kelimeleri değiştirmeye başlar ve hikâyeye göre yıllar sonra hâlâ mükemmel görebilmektedir. Bu anlatıyı bir tedavi yöntemi ya da kelime değişikliğinin göz hastalığını iyileştirdiğinin kanıtı olarak değil, kişinin diline ve dikkatine ayna tutan bir örnek olarak düşünmek gerekir.
Burada evrensel kanunlardan söz edilirken “odaklama kanunu” devreye giriyor: Neye odaklanırsak, neye dikkatimizi verirsek onu yaratıyor, onu çoğaltıyoruz. Bu yaklaşımda odak, yaşanan her şeyi tek başına kontrol etmek anlamına gelmez. Daha çok, zihnimizin sürekli hangi düşünceye döndüğünü fark edip dikkatimizi nasıl yönlendirdiğimizi seçmekle ilgilidir.
Sakınmaya çalıştığınız şey yerine istediğinize yönelin
Örneğin, “Asla yaşlanmamalıyım” düşüncesine takılıp kalmak yerine sağlıklı, enerjik ve genç hissetmeye odaklanabilirsiniz. Buradaki amaç, bir cümleyi değiştirince hayatın kesinlikle değişeceğini söylemek değil; dikkatinizi korktuğunuz ihtimalden, önem verdiğiniz niteliğe çevirmektir. Olumlu düşünmeye odaklanmak, sorunu yok saymak değil, neyi arzuladığınızı daha açık biçimde ifade etmektir.
Kullandığımız kelimeleri de bu nedenle izlemeye değer. Metindeki yaklaşım, “-sız” ekiyle biten kelimelerin bile zihinde olumsuz tarafı öne çıkarabileceğini öne sürüyor. Örneğin “sınırsız bolluk istiyorum” derken “sınır” kelimesini de dile getiriyoruz. Benzer biçimde, “kolay, çabasız ve eğlenceli bir ilişki istiyorum” cümlesinde “çaba” sözcüğü yer alıyor. Bu bakış açısından, “Kolay ve eğlenceli bir ilişki istiyorum” demek arzulanan niteliği daha yalın anlatır.
Bu örnekleri kesin kurallar gibi değil, kendi dilinizi fark etmeniz için bir davet olarak değerlendirin. Ağzınızdan en sık hangi kelimeler, deyimler ve sıfatlar çıkıyor? Yakınlarınızdan da sizi dinlemelerini ve tekrar eden ifadelerinizi fark ettiklerinde söylemelerini isteyebilirsiniz. Bazen insan kendisine dışarıdan bakmakta zorlanır; güvendiğiniz birinin gözlemi bu noktada yardımcı olabilir.
Olumlu odaklanma nasıl yapılır?
“Binlerce kilometrelik bir yola çıkmak için önce bir adım atmak gerekir” deyişinden yola çıkarak, dikkatinizi olumlu olana çevirmek için küçük ve uygulanabilir adımlar deneyebilirsiniz. Odaklanma gücü, bir anda her şeyi değiştirmekten çok, gün içinde neye dikkat ettiğinizi tekrar tekrar fark etmekle beslenir.
1. Yazın. Küçük, sevimli bir defter alın ve her sabah şükrettiğiniz beş şeyi yazın. Görebildiğiniz, akşama yiyeceğiniz olduğu ya da kuşların seslerini duyabildiğiniz için teşekkür edebilirsiniz. İlk başta aklınıza az şey gelebilir; yazmayı sürdürdükçe günlük hayatınızda değer verdiğiniz başka ayrıntıları da fark edebilirsiniz. Bu çalışma, dikkatinizi eksik olana olduğu kadar sahip olduklarınıza da yöneltir. Bu yaklaşımda şükretmek, “bunlardan daha fazla istiyorum” demenin doğrudan bir yolu olarak görülür.
2. Güzel şeyler söyleyin. Her gün yakın çevrenizden ya da hiç tanımadığınız insanlardan iki kişiye onları iyi hissettirecek bir şey söyleyin. Dükkânda hizmet veren biri, dolmuş şoförü ya da simitçi olabilir. Söylediğinizin içten ve duruma uygun olmasına dikkat edin; ardından karşınızdakinin tepkisini gözlemleyin.
3. Teşekkür edin. Beğendiğiniz şeyleri dile getirmeyi alışkanlık hâline getirin. Gıda ürünleri satılan bir dükkânı temiz bulduysanız, “Ne kadar temiz bir dükkân, çok hoşuma gitti” diyebilirsiniz. Böylece fark ettiğiniz güzelliği içinizde tutmak yerine açıkça paylaşmış olursunuz.
4. Sözlerinize dikkat edin. Cümlelerinizi ve sık kullandığınız ifadeleri gün içinde fark etmeye çalışın. İsterseniz bunun için çevrenizden yardım alın; sizi dışarıdan izleyen biri, sizin göremediğiniz tekrarları fark edebilir. İnsanoğlu kadar kendisine kör bir başka varlık yoktur bu dünyada.
Bu küçük adımlar, odağınızı bir anda ve zorla değiştirmek için değil, düşünce ve söz alışkanlıklarınızı daha görünür kılmak içindir. Dikkatinizi neye verdiğinizi fark ettikçe, sakınmaya çalıştığınız şey yerine önem verdiğiniz niteliği ifade etmek kolaylaşabilir. Başlangıç için bir defter ve her gün atacağınız tek bir adım yeterlidir.






