Var Enerjisinden İstemek – Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Yaşamımızda istek ve arzularımızın gerçekleşmesini zorlaştıran durumlardan biri, onları yoksunluk enerjisiyle istemektir. Var enerjisinden istemek ise odağı, henüz sahip olmadığımız şeye duyulan korkudan, arzumuzla ilişkilendirdiğimiz hisse ve onu kabul etmeye açıklığımıza çevirmektir. Bilinçli yaratma yaklaşımında, isteğin kendisi kadar onu hangi ruh hâliyle dile getirdiğimiz de önem taşır.

Var enerjisinden istemek ne anlama gelir?

Yoksunluk enerjisini yaratan şey, arzu ettiğimiz şeyi isterken aynı zamanda ona sahip olamayacağımızdan korkmamızdır. Zihnimiz bir yandan “Bunu istiyorum” derken, diğer yandan “Ya olmazsa?” endişesine tutunabilir. Bu yaklaşımda dikkat, istenen şeyden çok onun yokluğuna ve gerçekleşmeme ihtimaline yönelir. Böyle bir hâlin arzunun önünü açmak yerine, kişiyi eksiklik duygusunun içinde tuttuğu düşünülür.

Yoksunluk enerjisiyle istemek, yalnızca bir şeyi çok arzulamak demek değildir. İsteğin gerçekleşmesi için mutlaka dışarıdan bir şey gelmesi gerektiğine inanmak ve kendi hâlimizi o sonuca bağlamak da bu duyguyu besleyebilir. Bir şeyi elde edemezsek tamamlanamayacağımızı düşünür; eksik hissettiğimiz noktayı başka birinden, bir nesneden ya da gelecekte gerçekleşmesini umduğumuz bir durumdan karşılamaya çalışırız. Metindeki yaklaşım, önce bu eksiklik algısını fark etmeye davet eder.

Para, araba, ev ya da kariyer gibi maddi ve dokunulabilir şeyler, duygusal açlıklarımızın yön verdiği isteklerde tatminin kaynağı gibi görünebilir. Oysa burada sorulan soru şudur: Gerçekten yalnızca o nesneyi mi istiyoruz, yoksa ona sahip olduğumuzda yaşayacağımızı düşündüğümüz his ve duyguyu mu? Bir nesnenin bizim için taşıdığı anlamı fark etmek, isteğin arkasındaki ihtiyacı daha açık görmemize yardımcı olabilir. Aradığımızın nesnenin kendisinden çok onunla ilişkilendirdiğimiz duygu olduğu fikri, yazının temel düşüncelerinden biridir.

Arzuyu ve onunla ilişkilendirdiğin hissi fark et

Bir isteği dile getirmeden önce kendimize şu soruyu sorabiliriz: “İstek ve arzuma sahip olmakla ilişkilendirdiğim his veya duygu nedir?” Bu soru, dikkati yalnızca sonuca değil, o sonucun bizim için ne ifade ettiğine de getirir. Yanıtı hemen bulmak zorunda değiliz; önemli olan, isteğin ardındaki duyguyu merak etmek ve onu fark etmeye alan açmaktır.

Metnin önerdiği yönde, fark ettiğimiz hissi çağırmayı ve onu bedenimiz için tanıdık hâle getirmeyi deneyebiliriz. Buradaki vurgu, bir şeyi zorla oldurmaktan ziyade, arzumuzla ilişkilendirdiğimiz hâli tanımak ve ona yer açmaktır. Arzuların gerçekleşmesi için doğru enerji ifadesi de bu bağlamda, korku ve eksiklik algısına kapılmadan isteğe yaklaşmayı anlatır. Bu, her arzunun kesinlikle gerçekleşeceğine dair bir garanti değil; isteğimizi nasıl bir ruh hâliyle taşıdığımızı sorgulamak için bir davettir.

Tok satıcı örneği: İstekleri acele etmeden dile getirmek

Geçenlerde biri, tok satıcı olmakla ilgili bir anısını anlattı. Bir kuyumcuda iki kişinin mücevherlere bakıp fiyat sorduğunu görmüş. Kuyumcu malzemeyi tartmış, fiyatı hesaplayıp onlara söylemiş; ardından herhangi bir yorum yapmadan beklemiş. Bir süre sonra kişiler belirtilen fiyatı ödeyerek mücevherleri satın almış.

Bu sahneyi izlerken, daha önce çeyrek altın almak için gittiği kuyumcuda yaşadıkları aklına gelmiş. Fiyatı sorduğunda kuyumcu önce bir rakam söylemiş; karşısındaki kişi hiçbir şey söylemediği hâlde iki kez kendi kendine indirim yapmış. Anlatıcı, bu iki davranış arasındaki farkı görünce “sizin tok satıcı tanımınızla neyi kastettiğinizi orada tam olarak anladım” demiş.

Bu hikâyede tok satıcı olmak, bir alışveriş kuralından çok, isteği telaşla ve kaybetme korkusuyla takip etmemeyi düşündürüyor. İlk kuyumcunun yaptığı gibi, söylenenin ardından hemen geri adım atmadan beklemek; karşı tarafın kararına alan bırakmak anlamına geliyor. Bu örnek, bir arzuyu dile getirirken de sürekli onay aramak ya da gerçekleşmeyeceği korkusuyla kendi isteğimizi değersizleştirmek yerine, ne istediğimizi fark edip o isteğe daha sakin yaklaşmayı sorgulatıyor.

Bilinçli yaratma için sorular

İsteklerimizi tok satıcı enerjisiyle yapmak nasıl bir ruh hâli ve enerji durumu gerektirirdi? İstek ve arzularımızın bize kolaylıkla gelmesine izin verecek titreşimi yaratabilmek için neyi algılamalı, bilmeli, olmalı ve alıp kabul etmeliyiz? Bu sorular hazır cevaplar sunmaktan çok, arzumuzla kurduğumuz ilişkiyi incelemeye çağırır: İsteğimizin içinde korku ve yoksunluk mu var, yoksa ona sahip olma ihtimaline açık bir hâl mi?

Var enerjisinden istemek, bu yaklaşım içinde, sahip olmadıklarımıza odaklanmayı bırakıp arzumuzun bizde uyandırdığı hissi tanımakla başlar. “Bundan daha iyi nasıl olur?” ve “Daha başka neler mümkün?” soruları da düşünceyi tek bir sonuca kilitlemek yerine yeni olasılıklara açık tutar. Bilinçli yaratma sanatı kitabındaki bu anlatımın hatırlattığı temel nokta, isteğin yanı sıra onu hangi duygu ve tutumla karşıladığımızı da fark etmektir.

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabından
Halis ŞAHİNER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

var enerjisinden istemek

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir