Fantezilerimizin Ötesine Geçmek – Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

İstek ve arzularımızı elde etmeye çalışırken çoğu zaman kendimize ne söylediğimizi, nasıl davrandığımızı ve bütün bunların altında aslında ne aradığımızı fark etmeyiz. Bir şeyi istemekle, o isteğin gerçekleşmesini beklerken kendimizi nasıl gördüğümüz her zaman aynı şey değildir. Bilinçli yaratma, bu noktada yalnızca arzumuzu dile getirmek değil; arzumuzun çevresinde kurduğumuz düşünce ve hikâyeleri de fark etmektir.

Bilinçli yaratma ve arzularımızın ardındaki hikâye

Geçen gün biriyle konuşurken, geçmişinde platonik yakınlık hissettiği birinden söz etti. Şimdiye kadar karşılaştığı kişiler arasında en düzgün bulduğu kişinin başka birini tercih edip evlendiğini anlattı. Ardından, “Onun gibi düzgün birine bir daha rastlamadım. Düzgün erkek yok, varsa da çok az ve beni bulmuyor. Okul biter bitmez birinin beni bulmasını ve benimle evlenmesini istiyordum,” dedi.

Bu anlatının içinde yalnızca geçmişte yaşanmış bir yakınlık yoktu. “Beni bulmuyor” ve “biri beni tercih etsin” düşünceleri de vardı. Bu sözlerin kişide nasıl bir duygu yarattığını ve onu hangi konumda tuttuğunu merak ettim. Kendisine şu soruları sordum:

“Kendine bu fantezileri anlatırken kim oluyorsun? Biri seni tercih etmediğinde kim oluyorsun? İstediğin tarzda biri olmadığını kendine söylediğinde kim oluyorsun? Bu fantezini anlatırken nasıl bir enerjide oluyorsun? Biri seni tercih etmediğinde hangi enerjide oluyorsun? İstediğin tarzda biri olmadığını kendine söylediğinde ne oluyorsun? Bu durumla başa çıkabilmek adına kendine hangi yalanları söylüyorsun?”

Fantezilerin gerçek arzuları gizlemesi

Bu sorular, fanteziyi doğru ya da yanlış diye yargılamak için değil, kişinin o hikâyenin içinde kendisini nasıl gördüğünü fark etmesi için soruluyor. Fantezinin her tekrarında ortaya çıkan duygu; tercih edilmeyen, kurtarılması gereken, zavallı ve güçsüz biri olduğu duygusuysa, kişi bu duygunun içindeyken ne yapıyor? Birilerinin gelip onu kurtarmasını bekliyor; istediği şeyi ancak dışarıdan birinin verebileceği düşüncesine tutunuyor.

Burada durup şu soruları sormak önemli: Bu doğru mu? Sen gerçekten kurtarılmaya muhtaç biri misin? Yetersiz ve zavallı biri misin? Bu yaklaşımda fantezilerin gerçek arzuları gizlemesi, arzulanan şeyi istemekten çok, kendini çaresiz ve başkasının kararına bağlı biri olarak görme biçiminde ortaya çıkabilir. Kişi, “Birinin beni seçmesi” hikâyesini anlatırken kendi seçimlerini ve gücünü gözden kaçırıyor olabilir.

Bu şekilde davranmak, kendi gücünü reddetmektir. Bilinçli olarak engelli numarası yapmak, kendine yalan söylemektir. Bunun farkında olur musun? Bu soruların amacı kişiyi suçlamak değil; kullandığı anlatının ve bu anlatı içinde üstlendiği rolün farkına varmasını sağlamaktır.

Gerçekleşmeyen bir istek bize ne anlatıyor?

İstediğimiz bir şey hemen gerçekleşmemiş olabilir. Belki henüz zamanı gelmemiştir ya da gerçekleşmesi için yeterli şartlar oluşmamıştır. Bu ihtimalleri görebilmek yerine, çoğu zaman kendimize “Zavallıyım, bahtsızım, hak ettiğimi alamıyorum,” diye telkin ederiz. Böyle düşündüğümüzde, gerçekleşmeyen isteğin kendisinden ayrı olarak, bu durumu nasıl anlamlandırdığımıza da bakmak gerekir.

İstek ve arzuları gerçekleştirme çabasında yalnızca istediğimiz sonuca odaklanmak, arzumuzla kurduğumuz ilişkiyi görmemizi engelleyebilir. Kendimize ne söylediğimizi, gerçekleşmeyen şeyin bizim hakkımızda ne anlama geldiğini ve bu düşüncenin bizi nasıl hissettirdiğini de sorgulayabiliriz. Bilinçaltı inançların arzulara etkisi, burada, kişinin kendine tekrar ettiği sözler ve kendisini yerleştirdiği konum üzerinden ele alınır; söylenenlerin altında çoğu zaman kişinin fark etmediği anlamlar bulunabilir.

Arzuyu değil, eksik kaldığını düşündüğümüz şeyi mi arıyoruz?

Bazen birine mesaj vermeye, birilerinin bizi görmesini ve duymasını sağlamaya çalışırız. Bunu yaparken kendimizi ezik ve yetersiz gösterme gayretine girebiliriz. Oysa bu anlatımın altında, açıkça dile getirmediğimiz başka bir beklenti olabilir. Kendi sözlerimizi ve davranışlarımızı dikkatle dinlemek, ne istediğimizi söylediğimizle neyi çözmeye çalıştığımız arasındaki farkı görmemize yardımcı olur.

Bir şeye ulaşma ya da bir şeyi elde etme konusunda birilerinin gelip bize istediğimizi vermesini bekliyorsak, belki de asıl arzumuz yalnızca o şeye sahip olmak değildir. Geçmişte eksik bırakıldığımızı düşündüğümüz bir duygu ya da durumu çözümlemeye çalışıyor olabiliriz. Bu yüzden kendimize “Ne istiyorum?” sorusunun yanında, “Bu isteğin gerçekleşmesini beklerken kendime nasıl davranıyorum ve kendim hakkında neye inanıyorum?” diye de sorabiliriz.

Bilinçli yaratma kitabı bu düşünceleri, arzuların çevresinde kurduğumuz fantezileri ve kendimize anlattığımız hikâyeleri fark etmeye davet ediyor. Amaç, bir isteği küçümsemek ya da gerçekleşmeyen bir şey için kendimizi suçlamak değil; kendi gücümüzü başkasının bizi seçmesine veya kurtarmasına bağlayan anlatıyı görebilmek. Böylece ne istediğimizi ve o isteğin altında hangi duyguyu aradığımızı daha açık biçimde inceleyebiliriz.

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı
Halis ŞAHİNER

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

bilinçli yaratma

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir