Hayat mı Yordu, Yoksa Sen Yanlış Yerde mi Çabaladın?

Geçenlerde bir danışanla sohbet ederken “hayattan çok yorulduğunu” söyledi. Bu cümleyi duyduğumda ona hemen şunu sordum:

“Hayattan yoruldum” derken aslında neyi kastediyorsun?

Biraz durdu ve düşününce şunları fark etti: Yalnız yaşıyordu. Günlük işlerini artık tek başına yapmak istemiyor, bazı sorumlulukları birilerinin üstlenmesini bekliyordu. Ve evet… gerçekten çok yorgundu.

Burada önemli bir ayrım var. Bazen “hayattan yoruldum” derken insan, hayatın tamamından değil; tek başına taşımaya çalıştığı yüklerden, yalnızlıktan ya da kendine ait bir yön oluşturamamış olmaktan söz ediyor olabilir. Bu ihtimali görmek, yorgunluğu küçümsemek değildir. Tam tersine, “Neye ihtiyacım var?” sorusunu daha doğru yerden sormaya yardımcı olur.

İnsanların bir kısmı bu cümlenin altında “Artık beni taşıyacak birilerini istiyorum” beklentisini fark eder. Peki bu yorgunluk gerçekten hayatın kendisinden mi geliyor, yoksa uzun süredir yalnız başına yük taşımaktan ve kendin için bir şey inşa etmemiş olmaktan mı?

hayattan yorulmak

Başkaları için yaşamak kendi hayatını erteletebilir

Bu durum özellikle erken yaşta hayata atılanlarda, ailesiyle uzun yıllar çok iç içe yaşayanlarda ve hayatını ebeveynlerine, kardeşlerine ya da başkalarına adayanlarda görülebilir. Başkalarına destek olmak elbette başlı başına yanlış değildir. Ancak kişinin kendi isteklerini ve seçimlerini sürekli ertelemesi, zamanla kendi hayatına ait bir yön belirlemesini zorlaştırabilir.

Ebeveynlerle sağlıklı bir psikolojik ayrışma yaşanmadığında, kişi kendi hayatını kurma cesaretini ve sorumluluğunu almakta zorlanabilir. Belli bir yaştan sonra kendini yalnız ya da boşlukta hissetmesi ve hayattan yorulması da bu deneyimin bir parçası olabilir. Çünkü başkasının hayatının içinde var olmaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını, hedeflerini ve tercihlerini geri plana atmış olabilir.

Bu nedenle “kendi hayatını yaşamak”, herkesten uzaklaşmak ya da kimseye destek olmamak demek değildir. Kendi isteklerini de hesaba katmak, aldığın sorumlulukların yanında sana ait seçimlere yer açmak demektir. Başkalarına verdiğin emekle kendin için kurduğun hayat arasında bir denge olup olmadığını sormak, başlangıç için yeterince önemli bir adımdır.

Yanlış tarlada çabalamak ve ilişkilerde yük beklentisi

Danışanıma şunu söyledim: “Sen yıllardır çok çaba göstermişsin ama sana ait olmayan, yanlış bir tarlada emek vermişsin.”

Bu tarlada emek, fedakârlık ve sorumluluk var. Ancak çaba kendi hayatına değil, başkalarının ihtiyaçlarına, beklentilerine ve düzenine gitmiş. Bugün yaşadığın yorgunluk tembellik değil; uzun süre kendi tarlan yerine başkalarının tarlasına yatırım yapmanın sonucu olabilir. Bu benzetme, gösterdiğin emeği değersizleştirmek için değil, emeğinin nereye yöneldiğini fark etmen için.

Böyle bir yorgunluğun ardından farkında olmadan “Beni taşıyacak biri olsun”, “Yükümü hafifletecek bir ilişki olsun” ya da “Benim yerime hayatı üstlenecek biri gelsin” beklentisi doğabilir. Bir başkasından destek istemek doğaldır; fakat onun bütün hayatını senin adına üstlenmesini beklemek seni özgürleştirmez, yeni bir bağımlılık yaratabilir.

İlişkilere “Beni kurtarsın”, “Beni yalnızlıktan alsın” veya “Benim yapamadıklarımı yapsın” düşüncesiyle yaklaşırken şu sorular üzerinde de durmak gerekir: “Peki sen böyle bir sorumluluğu kabul eder miydin? Ve bunun karşılığında sen ne vereceksin?” Geçmişte kendin için bir şey biriktirmediysen, bir başkasından hayatını telafi etmesini beklemek gerçekçi olmayabilir ve ilişkiyi baştan dengesiz bir zemine taşıyabilir. Böylece ilişki umutla başlayıp yük hissiyle devam edebilir ve hayal kırıklığıyla bitebilir.

hayattan yorulmak

Hayattan yoruldum ne yapmalıyım?

Bu soruya verilecek ilk yanıt, kendini suçlamak ya da bütün sorumluluğu başkasına yüklemek değil; nelerin seni yorduğunu ve hayatında neyi değiştirmek istediğini ayırt etmektir. Burada iki yol var: Geçmişe kızıp kendini kurban görmek ya da “Bundan sonrası benim hayatım” deyip bugünden itibaren sorumluluk almak.

İlk yol daha fazla yalnızlık, tükenmişlik ve umutsuzluk getirebilir. İkinci yol ise zor olsa da kendin için yeni bir düzen kurmaya alan açar. Geçmişe küsmek geleceğe bir şey inşa etmez; yalnızca bugünü daha ağır hâle getirir. Bu, geçmişte yaşananları yok saymak değil, bundan sonraki adımların üzerinde söz sahibi olabileceğini fark etmektir.

Yeniden kendin için yaşamayı öğrenmek

Danışanıma şu çalışmayı önerdim. Bu sorular, bir anda her şeyi çözmek için değil; ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu ve bugünden hangi küçük adımı atabileceğini netleştirmek için:

1. Ne istediğini netleştir

Kendine dürüstçe sor: “Ben ne istiyorum? Bu istek gerçekten benim mi, yoksa yalnızlıktan ya da bir başkasının desteğine duyduğum ihtiyaçtan mı doğuyor?” İsteğinin kaynağını anlamak, onu hemen reddetmek anlamına gelmez; kendi kararını daha bilinçli vermeni sağlar.

2. Gereklilikleri ve engelleri gör

İstediğin şey için neler gerekiyor? Hangi becerilere, alışkanlıklara ya da kaynaklara ihtiyacın var? Ardından, “Bu noktada hangi engelleri bahane olarak kullanıyorum?” diye sor. Amacın kendini suçlamak değil; değiştirilebilir olanla şu an elinde olmayanı birbirinden ayırıp gerçekçi bir başlangıç noktası bulmak.

3. Yeni davranış biçimleri öğren

Hayat alışkanlıklarla yaşanır; alışkanlıklar değişmeden hayatın yönünü değiştirmek de güçleşir. Yeni bir ilişki kurma, sorumluluk alma ve seçim yapma biçimi öğrenmen gerekir. Bu, her şeyi tek başına yapmak değildir. İhtiyacın olduğunda destek almakla hayatının tamamını bir başkasına bırakmak arasındaki farkı gözeterek kendi payına düşen adımları üstlenmektir.

4. Kurban modundan plan moduna geç

Geçmişte yaptıkların için kendini suçlamak yerine yeni bir plan yap ve bundan sonraki hayatını bilinçli şekilde inşa et. Kendi hayatını kurmak, büyük ve kusursuz bir karar vermek zorunda olduğun anlamına gelmez; önce sana ait bir isteği belirleyip ona yönelik uygulanabilir bir adım seçebilirsin.

Hayattan yorulmak bazen hayatın kendisinden çok, kendi hayatını uzun süre ertelemiş olmanın farkına varmakla ilgilidir. Kendin için yaşamaya yeniden başlamak, bugüne kadar verdiğin emeği inkâr etmek değil; bundan sonraki emeğinin bir kısmını da kendi yönüne çevirmektir.

Ve en önemli nokta şu: “Fark ettiğin anda, değiştirme gücü de senin eline geçer.”

Halis ŞAHİNER

Daha fazla kişisel gelişim aracı ve bilgi için kitaplarımı edinebilir veya online atölye çalışmalarıma katılabilirsiniz.

İletişim: 0 553 06 00 464

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler