Problem Çözebildiğimizi Kanıtlamak İçin Neden Problem Yaratırız?

Kendine Problem Yaratmak
Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri kendimizi anlamaya ve bu dünyadaki durumumuzu anlamlandırmaya çalışmaktır. Kim olduğumuzu, neleri yapıp neleri yapamayacağımızı merak eder; kendimizi sınayacağımız durumlar yaratırız. Bazen de bu sınama, fark etmeden kendine problem yaratmak biçimini alır.
Kolayca ulaşabileceğimiz bir şeyi ulaşılmaz, yapabileceğimiz bir işi yapılamaz hâle getirir; sonra da ona ulaşmayı ya da onu başarmayı hedefleriz. Bir imkânı, çözülmesi gereken bir probleme dönüştürürüz. Böylece yalnızca sonuca ulaşmaya değil, o sonuca ulaşabilecek kişi olduğumuzu kendimize göstermeye çalışırız.
İnsan neden kendine problem yaratır?
Bir problemi çözen olmak bize kendimizi iyi hissettirebilir. İşe yaradığımızı, bir şeyleri başarabileceğimizi ve dünyadaki varlığımızın anlamlı olduğunu düşünmemize yardımcı olur. Bu nedenle bazen çözüm bulma becerimizi gösterecek bir mesele arar, hatta önümüzdeki yolu kendimiz zorlaştırırız. Buradaki soru, problem çözmenin değerli olup olmadığı değil; kendimizi değerli hissetmek için mutlaka bir problem yaratmaya ihtiyaç duyup duymadığımızdır.
Problem çözebildiğini kanıtlamak için sorun yaratmak, ilk bakışta bir meydan okuma ya da kendini geliştirme isteği gibi görünebilir. Kendimizi güçlendirmek için bir egzersiz yaptığımızı ve bu durumu kendi seçimimizle oluşturduğumuzu biliyorsak, süreç eğlenceli ve keyifli olabilir. Bir şeyi denemek, sınırlarımızı görmek ve çözüm aramak başlı başına bir deneyimdir.
Ancak egzersiz yaptığımızı unuttuğumuzda, bu seçim başka bir şeye dönüşebilir. Yarattığımız güçlüğü sanki dışarıdan gelmiş ve yaşamımıza saldırmış gibi algılayabiliriz. O zaman kendi kurduğumuz sınavın içinde olduğumuzu görmek yerine, yalnızca onunla mücadele etmeye odaklanırız. Kendini kanıtlama çabası da başarı ve başarısızlığımızı değerlendirdiğimiz tek ölçü hâline gelebilir.

Kendi yarattığımız sorunlarla mücadele döngüsü
Bir sorunu hem kendimiz oluşturup hem de dışarıdan gelen bir engel gibi gördüğümüzde enerjimizin bir kısmını onu ortadan kaldırmaya, bir kısmınıysa fark etmeden beslemeye ayırabiliriz. Çünkü dikkatimizi sürekli aynı problemde tutar, onu çözmeye çalışırken aynı hikâyenin içinde kalırız. Kendi yarattığı sorunlarla mücadele etmek böylece bitmeyen bir uğraşa dönüşebilir.
Bu döngünün farkına varmak, kendimizi suçlamak anlamına gelmez. Buradaki amaç, yaşadığımız her güçlüğün sorumluluğunu üzerimize almak ya da gerçek sorunları görmezden gelmek de değildir. Kendimize şu soruyu yöneltmektir: Bu durumu gerçekten çözmem mi gerekiyor, yoksa çözebileceğimi kanıtlamak için mi onu büyütüyorum? Bu ayrım, enerjimizi nereye verdiğimizi fark etmemizi sağlayabilir.
Yaşama dışarıdan bakmak ve doğru soruları sormak
Yapabileceğimiz şeylerden biri yaşamımıza biraz yukarıdan ve dışarıdan bakmaktır. Her şeyin içindeyken yalnızca çözülmesi gereken meseleye odaklanabiliriz. Bir adım geriye çekilip nasıl davrandığımızı, hangi alanlarda güçlük yarattığımızı ve bu güçlüklerin bize ne sağladığını sorguladığımızda, tekrar eden örüntüleri daha açık görebiliriz.
Kim olduğumuzu anlamak için ne yapıyoruz? Nasıl davranıyoruz? Hangi alanda problemler yaratıyoruz? Enerjimizin ne kadarını kendi kuyruğunu kovalayan kedi olmak için kullanıyoruz? Bu soruların amacı hemen doğru bir yanıt bulmak değil; otomatikleşmiş mücadelemizi fark edip başka bir seçim yapma ihtimalini görebilmektir.
Hiçbir şey yapmamaktan canımız sıkılmasın diye bizi meşgul edecek problemler yaratmanın değeri ne? Bir şeyi başarabileceğimizi, çözebileceğimizi ya da bir şeyden kurtulabileceğimizi kanıtlamak için sorun sahibi olmak bize ne kazandırıyor? Bu soruları sormak, çözüm üretme becerimizi inkâr etmeden onu sürekli kanıtlama zorunluluğumuzu gözden geçirmemize yardımcı olabilir.
Kendimizi kanıtlamak yerine ne yaratabiliriz?
Kendimizi kanıtlamak için sorun ve problem hikâyelerine sahip olmak yerine neşeli, keyifli şeyler yaratan durumlara odaklansaydık yaşamımızda ne yaratırdı? Bu soru, her şeyi kolaylaştırmamız ya da hiçbir zorluğun üstesinden gelmememiz gerektiğini söylemiyor. Yalnızca değerimizi ve işe yaradığımızı hissetmek için mutlaka bir engel kurup onu aşmamız gerekip gerekmediğini düşünmeye çağırıyor.
Bir problemi çözmek elbette anlamlı olabilir. Fakat problem çözebildiğimizi göstermek adına kendi yolumuzu sürekli zorlaştırıyorsak, belki de önce bu döngüyü görmeye ihtiyacımız vardır. Kendimize yeni sorular sormak, başka seçimlerin ve daha keyifli yaratımların mümkün olduğunu fark etmemizi sağlayabilir.
Kim olurduk? Nasıl bir hayatımız olurdu? Daha başka neler mümkün?
Halis Şahiner

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






