Pozitif Gücün Büyüsü – Louise L. Hay

Kendini keşfetme yolculuğuna başlayanlar için paylaşmak istediğim kitaplardan biri, Louise L. Hay’in Pozitif Gücün Büyüsü adlı eseridir. Kitabın merkezinde, yıllarca dışarıda aradığımız ve uğruna kendimizden ödün verebildiğimiz sevginin kendi içimizde bulunduğu düşüncesi yer alır. Hay’in yaklaşımında değişimin başlangıcı, başkalarından beklediğimiz sevgiyi önce kendimize sunmayı öğrenmektir.

Pozitif Gücün Büyüsü: Kendini sevmek neden önemlidir?

Kendimize değer verdiğimizde, dışarıdan gelen sevgi ve onay tek değer ölçümüz olmaktan çıkar. İçimizdeki sevgi açlığını başkalarının davranışlarıyla gidermeye çalışmadığımızda, kabul görmek uğruna kendimizden sürekli ödün verme ihtiyacımız da azalabilir. Böylece kendi değerimizi fark etmek ve ilişkilerimizde sınırlarımızı gözetmek kolaylaşır.

Yazıda değersizlik duygusu da bu düşünceyle ilişkilendirilir: Kendimizi sevmekte zorlandığımızda kendi değerimizi görmeyebilir, başkalarının bize gösterdiği değeri kabul etmekte güçlük çekebiliriz. Bu nedenle kendini sevmeyi öğrenmek, yalnızca güzel görünmek ya da kendine hoş şeyler almak değildir; kendine saygıyla yaklaşmak, ihtiyaçlarını önemsemek ve kendi değerini başkalarının onayına bağlamamaktır.

Bu konuyu konuştuğum birçok kişi kendini sevdiğini söylüyor. Ancak bazen bu ifade yalnızca güzel giyinmek, makyaj yapmak ya da dış görünüşe özen göstermekle sınırlı kalabiliyor. Bunlar kişinin kendine bakımının bir parçası olabilir; yine de özde kendini kabul etmenin ve kendine iyi davranmanın yerini tutmaz.

Kendine bir prens ya da prenses gibi davranmak

Kendini gerçekten sevmek, kendine bir prens ya da prenses gibi davranmak ve başkalarının da sana saygıyla yaklaşmasına izin vermektir. Buradaki benzetme, başkalarından ayrıcalık beklemekten çok, kendi değerini önce kendinin tanımasıyla ilgilidir. Kendine nasıl davrandığın, hangi tutumları kabul edip hangilerine sınır koyduğun çevrendeki ilişkileri de etkiler.

Sokakta yürürken bazı insanların çevrelerinde farklı bir duruş fark ederiz. İnsanlar onlara yol verir, geçmelerine izin verir ya da isteklerini dikkate alır. Metindeki prens ve prenses örneği bu izlenimi anlatır. Gerçek prenslere ve prenseslere bakın: İnsanların onlara nasıl davrandığını gözlemleyin. Aradaki fark, yazının benzetmesinde, sahip oldukları etikete insanların inanmasıdır.

Siz de kendinize istediğiniz etiketi yakıştırabilirsiniz; ancak önce ona kendinizin inanması gerekir. Başkalarını ikna etmeye çalışırken kendiniz bu değeri benimsemiyorsanız, duruşunuz da inandırıcı olmaz. Taklit mal benzetmesi tam burada devreye girer: Taklit bir ürün insanları ne kadar etkiliyorsa, insanın kendine ait olmayan bir kimliği taşıması da o kadar etkili olur. Asıl mesele bir unvan edinmek değil, kendi değerinizi içtenlikle kabul etmektir.

Kitabın yaklaşımı ve bölüm başlıkları

Kendinizi yeniden yaratmak ve değişime nereden başlayacağınızı anlamak istiyorsanız, Hay’in kitabı üzerinde düşünülebilecek bir kaynak sunuyor. Louise Hay, düşünceleri, inançları ve duyguları daha olumlu bir yönde ele almanın insanın kendini tanımasına ve hayatla daha barışık bir ilişki kurmasına yardımcı olabileceğini anlatıyor. Pozitif Gücün Büyüsü Louise Hay birlikteliğiyle anılan bu eser, pozitif düşüncenin ve içsel değişimin gündelik yaşamdaki yerini sorgulamaya davet ediyor.

Kitabın içeriği yalnızca kendini sevmekle sınırlı değil; içsel gücü fark etme, geçmişle hesaplaşma, engelleri aşma, yaratıcılığı ifade etme ve değişime alan açma gibi konulara da uzanıyor. Bölümlerin sıralaması, okuru önce iç dünyasına bakmaya, ardından kendisiyle ve geçmişiyle kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmeye çağırıyor.

  1. Önsöz ve giriş
  2. Birinci kısım: Bilince ulaşmak — İçimizdeki güç, içimizdeki sesi izlemek, sesli düşünmenin gücü ve geçmişle hesaplaşmak
  3. İkinci kısım: Engelleri aşmak — Bizi bağlayan engelleri anlamak, duyguları dışavurmak ve acıyı yenmek
  4. Üçüncü kısım: Kendinizi sevmek — Kendinizi nasıl sevebileceğiniz, içimizdeki çocuğu sevmek, büyümek ve yaşlanmak
  5. Dördüncü kısım: İçsel bilgeliğinize başvurmak — Zenginliği yaratmak, yaratıcılığı ifade etmek ve olasılıkları değerlendirmek
  6. Beşinci kısım: Geçmişi arkada bırakmak — Değişim ve geçiş ile birbirimizi sevmenin güvenli olduğu bir gezegen düşüncesi

Louise Hay’in önsözü: Kendi yolunuzdan başlayın

Hay, önsözünde kitaptaki her fikrin herkese aynı şekilde hitap etmesinin gerekmediğini söyler. Okurun, önce kendisine yakın gelen düşüncelerden başlamasını; katılmadığı bir fikirle karşılaştığında ise onu geçebilmesini önerir. Ona göre kitapta hayatı olumlu yönde değiştirebilecek tek bir düşüncenin bulunması bile yeterlidir.

Önsözde güç, zekâ, sonsuz zihin, yüksek güç, Tanrı, evrensel güç ve içsel bilgelik gibi farklı ifadelerden söz eder. Bu adlandırmaların, insanın içinde ve evrende bulunduğuna inandığı gücü tarif etmek için kullanıldığını açıklar. Okur, kendisine daha uygun gelen bir kelimeyi seçebilir; Hay de geçmişte okuduğu kitaplarda kendisine yakın gelmeyen ifadeleri başka kelimelerle değiştirdiğini anlatır.

Ayrıca “rahatsızlık” ve “aids” kelimelerini kullanış biçimini açıklar; ikinci tercihin Peder Stephan Pieters’tan geldiğini belirtir. Kitabın, You Can Heal Your Life (Türkçe baskı adıyla Düşünce Gücüyle Tedavi) adlı önceki eserinin devamı niteliğinde olduğunu da söyler. Hay’in okura vermek istediği temel mesaj, dışarıda aranan gücün kişinin kendi içinde bulunabileceği ve olumlu yönde kullanılabileceğidir.

Hay’in kişisel deneyimi ve değişim süreci

Hay, düşünce biçimini değiştirmenin yaşam biçimini de değiştirebileceğini ilk duyduğunda şaşırdığını, ardından bu düşüncenin peşinden giderek kitaplar okuduğunu ve kurslara katıldığını aktarır. Kilisede felsefe dersleri verirken öğrencilerinin neden bocaladığını sorgular; onlara iyi öğütler verdiği hâlde bu öğütlerin neden yeterli olmadığını anlamaya çalışır. Sonunda, doğruları anlattığını fakat kendisinin bu doğruları yaşamadığını fark ettiğini söyler.

Ardından doktorların kendisine vajen kanseri teşhisi koyduğunu anlatır. Hay, bu kişisel deneyimi aktarırken geçmişte yaşadığı acılarla ve bastırdığı duygularla yüzleşmesi gerektiği düşüncesine ulaşır. Çirkin olayları geride bıraktığını sanırken onları içine gömdüğünü, metafizik çalışmalarının da duygularının üzerini ince bir örtüyle kapatmasına yol açtığını ifade eder. Bu, Hay’in kendi yaşamına dair anlatımı ve yorumudur; hastalıkların nedeni ya da tedavisi hakkında tıbbi bir açıklama olarak değerlendirilmemelidir.

Bu süreçte, acı çeken “içindeki çocuğu” tanıması ve onunla ilgilenmesi gerektiğini fark eder. Kendine yönelik çalışmasını; beslenmesine dikkat etmek, olumlu sözler söylemek, zihninde olumlu sahneler canlandırmak ve aynanın karşısında kendisine “Seni seviyorum, gerçekten seviyorum” demek gibi adımlarla anlatır. Bu sözleri söylemenin kolay olmadığını, gözyaşları içinde tekrarladığını belirtir. Louise Hay olumlamaları olarak bilinen yaklaşım da kitapta, kişinin kendisiyle kurduğu iç konuşmayı olumlu yönde ele alma fikriyle bağlantılıdır.

Hay ayrıca öfkesini ifade edebilmek için bir psikoterapiste gittiğini, çığlık atıp yastıkları yumrukladığı çalışmalar yaptığını söyler. Hangi yöntemin ne kadar katkı sağladığını bilemediğini; belki hepsinin bir payı olduğunu, kendisinin ise çalışmayı sürdürmeye kararlı olduğunu vurgular. Sabah uyanır uyanmaz çalışmaya başlamak, gün sonunda çabası için kendine teşekkür etmek ve öğrenmeye açık kalmak bu sürecin parçalarıdır.

Bağışlama üzerinde de çalıştığını anlatır: Ebeveynlerini bağışlama çabası, kendisini de bağışlama isteğini doğurmuştur. Hay, insanın geçmişte gördüğü muameleyi kendi içindeki çocuğa yönelterek kendisini incitmeyi sürdürebileceğine dikkat çeker. Ona göre kendini bağışlamak ve o içsel parçaya daha şefkatli davranmak da değişim yolculuğunun önemli bir parçasıdır.

Kitabın temel mesajı

Hay, zamanla kendine güveninin arttığını ve kendine iyi bakabileceğine inandığını aktarır. Bu deneyimden çıkardığı ders, düşüncelerini ve geçmişe bağlayan alışkanlıklarını değiştirmek isteyen kişinin yaşamında değişiklik yapma gücüne sahip olduğudur. Kendi anlatımında, kararlılıkla çalışmanın düşüncelerinde, bedeninde ve yaşamında dönüşüm yaratabileceğini söyler; bunu herkes için kesin sonuç vadeden bir yöntem olarak değil, kendi deneyiminden çıkardığı bir ders olarak okumak gerekir.

İçsel huzura kavuşup kendimizle barıştığımızda hayatın daha zevkli hâle gelebileceği düşüncesi, kitabın kendini sevmek üzerine kurulu ana çizgisini tamamlar. Hay, bu yola başladığında bir gün yüz binlerce insana yardım edip umut vereceğini bilmediğini de ekler. Pozitif Gücün Büyüsü, okuru değişimin nereden başlayabileceğini, kendine nasıl davrandığını ve kendi değerine inanmanın yaşamındaki yerini düşünmeye çağıran bir kitap.

Pozitif Gücün Büyüsü
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler