Affetmek ne demektir?
Affetmek ne demektir?
Affetmek, başkalarının yarattığı koşullar ve yaptığı yanlışlar yüzünden kendimize acı vermeyi ya da bu acının hayatımız üzerindeki etkisini sürdürmesine izin vermeyi bırakmaya yönelmektir. “Affetmek ne demektir?” sorusunun cevabı, yapılanları yok saymak değil; yaşananların yıkıcı etkisinden zamanla özgürleşebilmektir.
Affetmek bir keşiftir… Bir yanlışı silmek değil, affettiğimiz kişiyle aramızdaki benzerliği keşfetmektir. Bu keşif, yapılanı haklı bulmamızı gerektirmez. Yaşananı olduğu gibi görmeye ve onun üzerimizdeki gücünü azaltmaya alan açar.
Affetmek unutmak değildir. Geçmiş unutulmaz; unutmamız da gerekmez. Buradaki amaç, geçmişte yapılanların bugünkü hayatımız üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmaktır. Acı bir anda yok olmayabilir; ancak onu besleyen öfke ve intikam düşüncelerinden uzaklaşmak, zamanla rahatlamaya yardımcı olabilir.
Affetme süreci aynı zamanda bir yas sürecidir. Kişi affetmeye yönelse bile kayıp ve incinmişlik duygusunun acısını hissedebilir. Onarım zaman ister; kendimize hemen iyi olma ya da hazır hissetmediğimiz bir kararı verme baskısı kurmamalıyız.
Affetmek, yapılanları onaylamak, hoş görmek, önemsiz saymak ya da örtbas etmek değildir. Karşı tarafı haklı bulmak da değildir. Tam tersine, “Yapılanlar kötüydü. Beni incitti” diyerek yaşananla yüzleşmek ve acıyı kabul etmekle yola çıkılır.
Affetmek, kendimizi diğer kişiden üstün görüp onu bize karşı borçlu kılmak değildir; bu, bir ego oyununa dönüşebilir. Affetmeyi seçtiğimizde karşımızdaki kişinin bize borçlanmasını beklemeyiz. Özür dilemesini, değişmesini ya da bizim istediğimiz gibi davranmasını da affetmenin şartı hâline getirmeyiz. Çünkü kendi seçimlerimizi yönetebiliriz; başka bir insanın seçimlerini kontrol edemeyiz.
Affetmek fedakârlık etmek, incitici davranışlara katlanmak ya da “iyilik perisi” rolünü oynamak değildir. O kişiyi sevmek, onunla konuşmak veya ilişkiyi sürdürmek zorunda olduğumuz anlamına da gelmez. Kendimizi korumak ve sınır koymak, affetme düşüncesiyle çelişmez.
Affetmek için o kişiyi bütünüyle anlamamız ya da olayların her ayrıntısını tekrar tekrar hatırlamamız gerekmez. Bazı anıları hatırlamak zorlayıcı olabilir; önemli olan, duygularımızı yok saymadan ve kendimizi zorlamadan kendi hızımızda ilerlemektir.
Affetmek tek bir ana mahsus bir karar değil, zaman içinde sabırla ilerleyen bir süreçtir. Bir seçim yapmak başlangıç olabilir; duyguların ve yaralanmışlık hissinin dönüşmesi ise zaman alabilir. Bu nedenle affetme süreci herkes için aynı şekilde yaşanmaz.
Affetmek, öz mutluluğumuza, rahatlamamıza ve özgürleşmemize yönelen bir seçimdir. Öfke ve intikama yatırım yapmaktan vazgeçmek; dikkatimizi yalnızca geçmişte olana değil, şimdiye ve geleceğe de verebilmektir. Kendimizi yiyip bitirmek ya da diğer kişiye bedel ödetmeye çalışmak yerine, enerjimizi kendimizi geliştirmek için kullanmamıza yardımcı olabilir.
Gerçek affediş mazeret uydurmak da değildir. “Annem, babam yapabileceklerinin en iyisini yaptılar. Ne yapsınlar, ah canım benim” diyerek yaşananları önemsizleştirmek zorunda değiliz. Affetmeyi gerektiren yara ve travmaların içinde bir ders bulunabileceğini düşünsek bile o dersi görebilmek, yaşananı inkâr etmek değil, onunla yüzleşmektir.
Öfke ve affetmek birbirinin zıttı değildir. Öfke, incindiğimizi ve sınırlarımızın aşılmış olabileceğini fark etmemize yardımcı olabilir. Öfkeyi yok saymak yerine, onu sınırlarımızı yeniden belirlemek için kullanmayı öğrenmek bu sürecin bir parçasıdır.
Affetme süreci nasıl başlar? Affetmek nasıl olur?
“Birini nasıl affedebilirim?” diye düşünüyorsanız, ilk adım kendinizi hemen affetmeye zorlamak değil; ne yaşadığınızı ve ne hissettiğinizi fark etmektir. Affetme süreci nasıl başlar sorusunun tek bir cevabı yoktur. Aşağıdaki adımlar, bu süreci kendi hızınızda anlamlandırmanıza yardımcı olabilir:
- Acıyı kabul edin ve yüzleşmeye hazır olup olmadığınızı fark edin. Yaşananı küçümsemeden, “Bu bana acı verdi” diyebilmek önemlidir. Kendinizi hazır hissetmiyorsanız acele etmek zorunda değilsiniz.
- Kendinizi tanımaya ve kendinizi affetmeye başlayın. Bu süreçte kendi tepkilerinizi, ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı anlamaya çalışın. Kendinize yönelik suçlama ve pişmanlıkları da fark etmek, içsel yükünüzü görmenizi sağlar.
- Sınırlarınızı belirleyin. Kendinizi güvende hissettiğiniz bir alan yaratın. “Bugüne kadar yaptığın yanlıştı, kötüydü ve bana acı verdi. Artık dur. Bundan sonra buna izin vermiyorum” diyebilmek, affetmenin katlanmak olmadığını hatırlatır.
- Kendi duygusal tepkilerinizle yüzleşin. Değişmesi beklenen kişi karşı taraf değil, sizsiniz; beklentiyi onun davranışlarından çok kendi seçimlerinize yöneltmek, kontrol edemeyeceğiniz şeyleri ayırt etmenize yardımcı olur.
- Öfkenizi fark edin ve sınırlarınızı yeniden belirleyin. Öfke ve çaresizlik hislerinizi görmek, hangi davranışlara artık izin vermeyeceğinizi anlamanızı sağlayabilir. Burada amaç öfkeyle zarar vermek değil, onun işaret ettiği sınırı fark etmektir.
- Kendinize zaman tanıyın. Affetmenin kestirme bir yolu ya da herkes için geçerli sabit bir takvimi yoktur. Bu bir süreçtir; sabır ve kişiye özgü bir ilerleme gerektirir.
- Yaşananı mümkün olduğunca açık biçimde değerlendirin. Acı, öfke ve korku gibi duygularla karşılaşmak zor olabilir. Bu duyguları kabul etmek, yaşananı daha net görmeye ve yeniden sevme gücünü kazanma ihtimaline alan açabilir.
- Yüzleşmeyi atlamayın. Acıyı yok sayarak affetmeye çalışmak, iyileşme hissini zorlaştırabilir. Yazarın yaklaşımında, yüzleşilmeyen travmanın farklı ilişkilerde veya başka biçimlerde yeniden gündeme gelebileceği vurgulanır. “Marazi aşk” ifadesi de çocuklukta yarım kalmış öfke ve takıntının yetişkinlikte yeniden ortaya çıkması olarak anlatılır.
- Duygularınızı dinleyin. Duygular, içimizde olup biteni anlamamıza yardımcı olabilir. Acıyı yaşamadan “affettim” demek, duygunun ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir; bastırılan hisler daha sonra başka durumlarda yeniden ortaya çıkabilir. Bu yüzden duyguları anlamaya ve güvenli biçimde ifade etmeye çalışın.
- Diğer kişiyi kendi seçimleriyle baş başa bırakmayı öğrenin. Affettikçe, bir zamanlar gözümüzde canavar gibi büyüyen kişinin zihnimizdeki boyutu küçülebilir. Zarar veren kişinin davranışını mazur görmek zorunda değiliz; onun seçimlerinin sorumluluğunu da üstlenmemeliyiz. Başkalarına zarar vermenin güçsüzlükle, sevecenlik ve affediciliğin ise güçle ilişkili olduğu düşüncesi yazının vurgularından biridir.
- Çocukluktan gelen örüntüleri fark edin. Yazar, çocukluk dönemindeki yaraların eşle veya patronla ilişkilerde benzer sorunlarla yeniden karşılaşmaya yol açabileceğine dikkat çeker. Çocuğunu sevgisiyle boğan kontrolcü ya da kendi doğrularını dayatan mükemmeliyetçi ebeveyn örnekleri, sevgi ile kontrolün iç içe geçebildiği ilişkileri anlatır. Bu deneyimleri bastırmak yerine anlamaya çalışmak, kişinin kendi yaşamındaki tekrarları görmesine yardımcı olabilir.
- Özgürleşme kararınızı sahiplenin. Gerçek affediş, zarar veren kişiye “Sen kendi öfkeni kusuyordun ama bu bana zarar veriyordu. Artık bana zarar veremezsin. İzin vermiyorum. Bitti. Artık benim üzerimde hiçbir gücün yok. Ben özgürüm” diyebilmek, hissedebilmek ve bu yönde karar vermektir.
- Öfkeyi sınırlarınızı korumak için kullanın. Öfkenin işlevi, bize sınırlarımızı yeniden belirleme gücü vermek olabilir. Bu nedenle öfkeyle çalışmak ve affetmeye yönelmek aynı süreç içinde ilerleyebilir.
- Duygusal destek ve sağlık hizmetlerini birbirinin yerine koymayın. Acıyı yalnızca bastırmaya çalışmak, yaşanan duygularla yüzleşmenin yerini tutmaz. Bununla birlikte ilaç veya başka bir tedavi hakkında karar vermek için sağlık uzmanına danışılmalıdır; ilaçları kendi başınıza bırakmak ya da değiştirmek doğru değildir. Farkındalık ve kendini tanıma çabası, gerekli profesyonel desteğin alternatifi olarak sunulmamalıdır.
- Duygularınızı ifade ederken sınırlarınızı koruyun. Duyguları bastırmak yerine onları anlamaya çalışmak ve uygun biçimde ifade etmek önemlidir. Duygularımızı karşı tarafa zarar vermeden yönlendirmek, yaşananı dile getirirken sınırlarımızı açıkça belirtmemizi sağlayabilir.
- İlerlemenizi fark edin. O kişiden artık korkmamak, onun başına kötü bir şey gelmesini ya da mutsuz olmasını dilememe ve onu kendi seçimleriyle baş başa bırakabilme, affetme sürecinde ilerlediğinizi gösterebilir. Adı geçtiğinde yüreğinizde eskisi kadar acı hissetmiyorsanız bunu fark edin ve kendinizi kutlayın. Yine de bunun bir yas süreci olduğunu, zaman ve sabır gerektirdiğini unutmayın.
- Affetmeyi kendiniz için yaptığınızı hatırlayın. Affetmek, diğer kişiye verdiğimiz bir ödül ya da yücelik hâli değildir; kendi iç dünyamızı iyileştirmeye yönelen bir süreçtir.
Peki affetmezsek ne olur?
Affedemediğimizde güçsüzlük ve çaresizlik duyguları içimizde sürebilir; kendimizi sık sık kurban konumunda görebiliriz. Çaresizlik yakınmaları farklı ilişkilerde ya da durumlarda yeniden gündeme gelebilir. Karşı tarafı “kötü kişi”, kendimizi de otomatik olarak “iyi kişi” ilan etmek, yaşananın karmaşıklığını görmemizi zorlaştırabilir.
Affetmeme hâli sürdükçe, içimizde intikam alma ve haddini bildirme arzusu; gurur, kıskançlık, pişmanlık, kendimizi sürekli haklı gösterme çabası, reddedilmişlik ve incinmişlik hissi birikebilir. Diğer kişinin mutlu olmasını istememek ya da “Ben affedemem” düşüncesine tutunmak da bu yükü ağırlaştırabilir.
Bunlar her insanda aynı şekilde ortaya çıkmaz; ancak kişinin hayatını zorlaştıran bazı sonuçlara zemin hazırlayabilir:
- Hayır demekte ve kişisel sınırları korumakta zorlanmak
- Suçluluk duygusuyla kendini farkında olmadan cezalandırmak
- Güzelliklerden mahrum kalma hissi ve utanç
- Zarar verici ilişkiler ve dürtüsel davranışlar
- Bağımlılıklar veya yalnızlık hissi
- Risk almaktan kaçınma ve büyüyememe duygusu
- Mutlu bir aile kurmakta zorlanma ya da başkalarının hayatını yaşama hissi
Affetmek, sınırlarımızı kaldırmak ya da yaşananları haklı bulmak değildir. Acıyı kabul etmek, duygularımızı anlamak ve kendi hayatımız üzerindeki etkisini azaltmaya çalışmaktır. Bu süreçte zorlanıyorsanız kendinize zaman tanıyın; ihtiyaç duyduğunuzda uygun destek aramaktan çekinmeyin. Hiçbir şey için geç değildir!
Halis Şahiner
Kontrol Sende Kitabımın için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






Teşekkürler