Aşkı Yanlış Yerlerde Aramaktan Nasıl Vazgeçersiniz?

Kim olduğunuzu biliyorsunuz… Peki, hayatınızın nasıl olmasını istediğinizi de biliyor musunuz?

Hiç sizin için işe yaramayan bir ilişkiniz oldu mu? Böyle bir ilişkinin ardından “Ne hata yaptım? Neden ilişkilerimi yürütemiyorum? Benim sorunum ne?” diye düşündünüz mü?

Her şeyden önce, bunlar gerçek sorular değil; sonlarına soru işareti konmuş sonuçlandırmalar. Kendiniz ve ilişkileriniz hakkında kesin yargılara vardığınızda yeni bir olasılığı göremezsiniz. Sonuçlandırmadan hareket ettiğinizde farklı bir şey yaratmanız da zorlaşır.

İkinci olarak, sizin hiçbir sorununuz yok. Zannettiğiniz kadar berbat durumda değilsiniz. Aşkı yanlış yerde aramak, sizde bir eksiklik olduğu anlamına gelmez; belki de ne istediğinizi ve neyin size uygun olduğunu henüz yeterince netleştirmemişsinizdir.

Yürüyen, hayatınıza katkıda bulunan bir ilişki istiyorsanız aşkı yanlış yerlerde aramaktan vazgeçmek için önce seçimlerinize bakın. Gary Douglas’ın yaklaşımından hareketle, bunu destekleyecek dört noktayı ele alabiliriz.

1. Önce nasıl bir hayat istediğinizi sorun

İlk soru yalnızca “İlişkimde neye sahip olmak isterim?” değil, “Hayatımda neye sahip olmak isterim?” olmalı. Çünkü bu yaklaşımda harika bir ilişki, kendinizin tümüne ve kendi hayatınıza sahip olmanızla başlar.

Birçok kişi bir ilişki arar; bulduğunda da ilişkinin hayatının yerine geçmesine izin verir. Kendi yaşamını, ilgilerini ve arzularını geri plana iter. Oysa ilişki, hayatı yaşamayı bırakmanın nedeni değil; zaten kurmakta olduğunuz hayata katkıda bulunabilecek bir seçimdir.

Kendinize şu soruları sorun: Beş yıl içinde hayatımın nasıl olmasını isterim? Seyahat etmek istiyor muyum? Ne kadar para kazanmak istiyorum? Benim için en önemli olan şey nedir? Bu soruların tek bir doğru cevabı yok. Ama cevaplarınızı düşünmek, ilişkiden bağımsız olarak ne arzuladığınızı ve ilişkinin hayatınızdaki yerini görmenize yardım eder.

İlişki bir seçimdir; mutlaka olması gereken bir şey değildir. Bir ilişki seçerseniz, hayatınızın yerine geçeni değil, hayatınıza katkıda bulunanı seçin.

2. İlişkide ne istediğinizi belirleyin

Bir partnerde neyi sevdiğinizi ve nasıl bir ilişki arzuladığınızı düşünün. Buradaki mesele yalnızca birinden hoşlanıp hoşlanmadığınız değil; birlikte nasıl bir etkileşim kurmak ve ne yaratmak istediğinizdir. İlişkide ne istediğini belirlemek, karşınızdaki kişiyi tanırken kendi arzularınızı da gözden kaçırmamanızı sağlar.

Birine bakıp “Ondan hoşlandım” diyebilirsiniz. Fakat bunun yanında, “O benden hoşlanıyor mu? Erkeklerden hoşlanıyor mu?” diye sormak da gerekir. Siz birinden hoşlandınız diye onun da sizden hoşlanacağını veya her şeyin kendiliğinden mükemmel olacağını varsaymayın. Karşılıklı ilgi ve uyum, varsayım değil, tanıyarak anlayabileceğiniz şeylerdir.

Birbirinizle etkileşiminizin nasıl olmasını isterdiniz? Onunla ne yaratmak istersiniz? İyi bir mizah anlayışı olan, birlikte güzel sohbet edebileceğiniz birini mi arıyorsunuz? Bu sorular, doğru partner seçimi için beklentilerinizi daha görünür kılar. “Doğru partner nasıl seçilir?” sorusuna bu yaklaşımın yanıtı, önce sizin ne arzuladığınızı bilmenizdir.

3. “Bunu istemiyorum” listenizi de yapın

Gary Douglas, eski eşiyle bir araya gelmeden önce birlikte olacağı kadında istediği her şeyin bir listesini yaptığını anlatıyor. Bunların hepsi onda vardı. Ancak yapmadığı şey, bir kadında istemediği özelliklerin de listesini çıkarmaktı. Sonuçta istediği her şeyi aldığı gibi istemediği her şeyi de almış oldu.

Bu kişisel örnekteki önemli nokta, yalnızca beklentileri sıralamakla yetinmemek. “Her zaman şikâyet eden bir eşim olmasını istemiyorum” ya da “Her zaman tartışan bir eş istemiyorum” gibi ifadelerle, sizin için neyin işe yaramayacağını da netleştirin.

Bu listeyi birini kusursuzluk ölçütlerine göre yargılamak için değil, kendi sınırlarınızı ve tercihlerinizi tanımak için kullanın. Ne istediğinizi bilmek kadar neyi istemediğinizi bilmek de seçim yapmanızı kolaylaştırır.

4. İlişkiye varsayılan olarak değil, seçerek girin

Birçok insan, kendisini biri seçtiği için ilişkiye girer. Peki, seçilen olmak yerine seçen olsaydınız? Hayatınıza yüzde yüz adanmaya gönüllü olsaydınız ve yalnızca ikinizin de hayatını daha büyük kılacaksa bir ilişki kursaydınız ne değişirdi?

Douglas’ın işaret ettiği gibi, bazı insanlar seçim yapmaktan çok varsayılan bir ilişkinin içinde kendini bulur. Belki bir başkası onları seçmiştir. Belki çevreleri bir ilişkileri olması gerektiğini söylemiştir. Ya da tamamlanmak için hayatlarında birine ihtiyaç duyduklarına karar vermişlerdir. Nedeni ne olursa olsun, yalnızca böyle geliştiği için sürdürülen bir ilişki, bilinçli bir seçimle kurulan ilişkiden farklıdır.

Daha büyük bir şey yaratmak için hayatınızın nasıl olmasını arzuladığınızı bilmeniz, ilişkide sizin için neyin işe yarayıp yaramadığını seçmeniz ve kendi hayatınıza yüzde yüz adanmanız gerekir. Böyle baktığınızda, partner arayışı eksik olduğunuzu kanıtlama çabasına dönüşmez; birlikte daha fazlasını yaratabileceğiniz birini seçme olanağı hâline gelir.

Bu yaklaşımın vardığı sonuç şu: Bir ilişkiye ihtiyacınız olmadığına karar verdiğinizde, ilişkiyi tamamlanmak için bir zorunluluk gibi görmezsiniz. Böylece doğru kişiyle, hayatınızın yerine geçmeyen; ona katkıda bulunan bir ilişki yaratma ihtimaline alan açarsınız.

Gary Douglas

Kaynak: http://tur.accessconsciousness.eu/aski-yanlis-yerlerde-aramaktan-nasil-vazgecersiniz/

aşkı yanlış yerde aramak
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir