Her Şey Tek Bir Damlayla Başlıyor

Yürekte yaratılan tek bir damlacık: Sevgi, öfke, korku, huzur… Duyguların gücü, bazen küçük ve fark edilmez görünen bu başlangıçların zamanla nasıl büyüyebildiğinde saklıdır. İçimizde doğan bir duygu yalnızca o anı değil, düşüncelerimizi ve çevremizle kurduğumuz ilişkiyi de etkileyebilir.
Bir duygu damlası nasıl büyür?
İçinde elmaya ve elma ağacına ait sırları taşıyan küçücük bir elma çekirdeğini düşünün. Uygun ortamı bulduğunda büyür, yeşerir ve sonunda yeniden elmalar verir. Yürekte yaratılan duygu damlası da bu benzetmedeki çekirdek gibidir: Uygun ortamı bulduğunda büyür ve bir okyanusa dönüşür. Sevgi ise sevgi okyanusu, öfke ise öfke okyanusu…
Bu benzetmede belirleyici olan yalnızca ilk damla değil, onun nasıl beslendiğidir. Bir duyguya tekrar tekrar alan açtığımızda, düşüncelerimiz ve tepkilerimiz de onun çevresinde şekillenebilir. Böylece başlangıçta küçücük olan şey, zamanla daha görünür bir hâl alır. Buradaki “uygun ortam”, damlanın büyümesine izin veren iç hâlimiz ve seçimlerimizdir.
Duygular çevremizi nasıl etkiler?
Okyanus öylesine yayılır ki, aslında benden ayrı olmayan dünyayı da etkiler. Ben fark etmesem de tek bir damla, tıpkı bir kelebek etkisi gibi, çevresinde iz bırakabilir. Yürekte yaratılan damla özünde ne taşıyorsa, onunla karşılaştığımız kişilere ve içinde bulunduğumuz ortama da o yönde yaklaşırız. Bu, her olayın tek bir duygudan kaynaklandığı iddiası değil; içimizde taşıdığımızın ilişkilerimizde kendine bir ifade bulabileceğini anlatan bir bakıştır.
Bizim “gerçek yaratıcılığımız” bence en basit hâliyle budur: Yüreğimizde yarattığımız tek bir damla ve o damlanın dünyayı kendince bir yolla etkilemesi. Büyümesi, benim onu yaratırken taşıdığım hâle; sonrasında ise kendisi için bulabildiği uygun ortamlara bağlıdır. Bu nedenle duyguların gücü, yalnızca ne hissettiğimizle değil, o duyguyla ne yaptığımızla da ilgilidir.
Sevginin gücü ve iç dengemiz
Yüreği hepten sevgi olmuş bir varlıkta öfkenin besleneceği bir ortam ya da enerji yoktur. Yüreğinde sevgiyi hiç yeşertemeyen birisinde ise sevgi damlasını taşıyacak güç bulunmaz. Bu sözler, duyguların hiç değişmeyeceği anlamına gelmez; hangi duyguyu büyüttüğümüzü ve hangisine alan açtığımızı fark etmenin önemini hatırlatır. Sevginin gücü de bu anlatıda, içimizde büyüttüğümüz şeyin çevremize nasıl taşındığını gösterir.
Ben ne kadar dengedeysem, hep aynı türden damlalar yaratıyorum ve yarattıklarımın etkisi katlanarak artıyor. Dengede olduğumda, yarattığım damlalarla uyum içinde olmayan duyguları besleyecek enerjiyi de üretmiyorum. Böylece onlar beni etkileyemediği gibi, benden beslenerek büyüme şansı da bulamıyor. İç huzur ve duygusal denge, bu yüzden yalnızca sakin hissetmek değil; hangi damlaya alan açtığımızı seçebilmek anlamına geliyor.
Seçimim, yüreğimin ışığının dengede ve huzurlu kalarak hep sevgiyi yaratması… Dengede kalmak ve dünyanın ihtiyaç duyduğu enerjileri taşıyacak damlaları yaratabilmek. Bu, bir anda tamamlanan bir sonuçtan çok, her defasında yeniden verilen bir seçim gibi düşünülebilir.
Tek bir damlanın sorumluluğunu almak
Bir bardak saf su hayal edin; milyonlarca molekül içerir. Çok küçük bir damla yoğun tatlandırıcının bardağa düştüğünü düşünün. Tatlı bir su elde etmek fazla zaman almaz. Bu, karanlıkta küçük bir ışık yakmaya benzer: Alan ne kadar geniş olursa olsun, ışık yandığında o ortam artık bütünüyle karanlık değildir. Milyonlarca karanlık olabilir; yine de tek bir ışık, ortamı ışıkla tatlandırır. Damla ve ışık benzetmeleri, küçük görünen bir başlangıcın bütünde fark yaratabileceğini anlatır.
Özgür olabilmek, her birimize sorumluluklar da yükler. Bir birey olarak duygu, düşünce ve davranışlarımızın sorumluluğunu almamız gerekir; yüreğimizde yarattığımız her damlanın sorumluluğunu da. Düşünce ve davranışların sorumluluğu, duygularımızı inkâr etmek değil, onları fark ederek nasıl bir tutumla ilerleyeceğimizi görebilmektir.
“Dışımızda bizden başka bir şey yok… İçimizde olan her ne ise dışımızda da o var.” Bu yaklaşımda, yalnızca kendi duygu, düşünce ve davranışlarımızdan değil, çevremizdeki herkesin ve yaşadığımız ortamın oluşlarından da sorumlu olduğumuz söylenir. Çünkü olan her ne varsa benim içimde olduğu için orada oluyor… Bu güçlü düşünceyi, çevremizdeki her şeyi tek başımıza kontrol ettiğimiz şeklinde değil; dünyayla kurduğumuz ilişkide kendi payımızı ve yarattığımız damlaları fark etme çağrısı olarak okuyabiliriz. Öyleyse bugün yüreğimde hangi damlayı yaratıyorum ve onun nasıl büyümesine izin veriyorum?
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







