İlişkilerde Yargı Yerine Pragmatik Bakış

İlişkilerde yargı yerine pragmatik bakış

Salon Katılımcısı:

Erkekler ve kadınlar arasındaki ilişkilere bakıyorum. Tango yapmak için iki kişi gerekir, değil mi? İlişkide yargı varsa, yargılayan kişinin erkek ya da kadın olması fark eder mi? Birisiyle ilişkim yargıları ortaya çıkarıyorsa, bu nasıl bir ilişkidir ve benim bunda rolüm nedir?

Gary: Çoğu insan, ilişkilerini “nasıl olması gerektiği” fikrinden değil, “şu anda ne oluyor?” sorusundan hareketle kurabileceğini fark etmiyor. Önce “Bu nedir?” diye sormak gerekir; hemen “Bu konuda benim yargım ne?” noktasına geçmek değil.

Pragmatik ilişki nedir?

Gary’nin burada sözünü ettiği pragmatik yaklaşım, ilişkiyi seviyorum ya da sevmiyorum gibi kesin hükümlerle değerlendirmek yerine, içinde neyin işe yaradığını fark etmeye dayanır. Sorular basittir: “Burada ne işe yarar?” ve “Bunun hem benim hem diğer kişinin hem de konuyla ilgili herkesin yararına işlemesini nasıl sağlayabilirim?” Bu bakış, yalnızca kendi isteğimize ya da karşı tarafın beklentisine odaklanmaktan farklı bir seçenek arar.

Bu nedenle ilişkilerde iletişim, sadece kimin haklı veya haksız olduğuna karar vermek gibi düşünülmez. Önce yaşanan durumu anlamaya ve mevcut koşullarda neyin işe yaradığını sormaya alan açar. “Bu ilişki nasıl olmalı?” yargısına kapılmadan “Şu anda ne oluyor?” diye bakmak, Gary’nin anlattığı pragmatik yaklaşımın başlangıç noktasıdır.

“Seviyor mu, sevmiyor mu?” yargısının ötesi

Gary’ye göre pragmatik bir yerden bakmadığımızda, ilişkiyi yargılar üzerinden kurma eğiliminde oluruz: “Onu seviyorum” ya da “Onu sevmiyorum.” Bunu, bir çiçeğin yapraklarını koparıp “Beni seviyor, sevmiyor” diye cevap aramaya benzetir. Yaprakları birer birer koparmak, çiçeğin ne olduğunu anlamaktan çok, önceden verilmiş bir hükme yanıt aramaktır. İlişkide yargılardan kurtulmak da burada, kendini ya da diğer kişiyi hızla bir karara indirgemek yerine, olanı olduğu hâliyle fark etmeye yönelmek anlamına gelir.

Bu yaklaşımda kişinin kendine sorabileceği soru şudur: “Bu ilişki hayatımı genişletiyor mu; burada benim için ne mümkün?” Böyle sormak, sevgi ya da bağlılık hakkında hazır bir karar vermek zorunda olmadığımızı gösterir. Yargıya dayalı ölçülerden uzaklaşmak, ilişkide hiçbir zorluk olmadığı anlamına gelmez; yalnızca ilişkiyi anlamak için tek ölçütün sevip sevmemek olmasına itiraz eder.

Gary, seven, önemseyen ve kabul eden bir ilişkinin nasıl olacağını da sorar. Ardından bu gerçekliğin çoğu zaman yargı, nefret ve karmaşadan ayrı yaşanmadığına ilişkin kışkırtıcı bir düşünce ortaya koyar: Bu yargılar ve dramalar olmasa, âşık olma deneyimi de aynı biçimde yaşanmayabilirdi. Bu, alıntıdaki düşüncenin bir parçasıdır; okuyucunun kabul etmesi gereken genel bir kural olarak değil, ilişkilere dair yerleşik kabulleri sorgulatan bir soru olarak okunabilir.

İlişkide herkes için neyin işe yaradığını anlamak

Gary, kendi ihtiyacımıza veya karşı tarafın ihtiyacına ayrı ayrı odaklanmak yerine, ikisini birlikte gören başka bir bakış açısı olup olmadığını sorar. Bir süre önce kendisi için harika olabilecek biriyle ilişki kurmayı düşündüğünü anlatır. Kendine “Bu ilişki onun için yürür mü?” diye sorduğunda cevabının “Hayır” olduğunu fark eder. Çünkü kendisi için işleyecek olanla diğer kişi için işleyecek olan aynı şey değildir. Bu örnek, bir ilişkiye yalnızca “Benim istediğim oluyor mu?” diye bakmanın sınırını gösterir.

Çoğumuz “Bunu diğer insan için nasıl işler hâle getiririm?” ya da “Benim için nasıl işlemesini sağlarım?” diye düşünebiliriz. Gary’nin açtığı soru ise üçüncü bir bakış açısının mümkün olup olmadığıdır: İlişkide herkes için neyin işe yaradığını anlamak. Bu soru, taraflardan birinin isteklerini yok saymayı değil, ilişkiyi yalnızca iki ayrı talebin karşı karşıya geldiği bir yer olarak görmemeyi önerir.

Dolayısıyla pragmatik bir ilişki, hazır bir “doğru ilişki” kalıbını izlemekten çok, ilgili herkes için neyin işlediğini sormaya dayanır. Başkalarının bakış açılarına göre ilişki yaratmak yerine, kendi ilişkinizde neyin mümkün olduğunu ve bu yaklaşımın diğer kişi için de işleyip işlemediğini araştırabilirsiniz. Alıntının temel çağrısı, hüküm vermeden önce durumu fark etmek ve başka bir bakış açısına yer açmaktır.

İlişkilerinizi kendinizin değil, başka insanların bakış açılarına göre kurmak için yaptığınız her şeyi yıkıp yok eder misiniz? Herkes için işleyebilecek farklı bakış açılarını algılamanıza, bilmenize, olmanıza ve kabul etmenize izin vermeyen her şeyi yıkıp yaratımını yok eder misiniz? POD and POC

Kadınlar Salonu Kitabından Alıntıdır
Gary M. Douglas

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

ilişkiler

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

İlişkilerde yargı yerine pragmatik bakış

Salon Katılımcısı:

Erkekler ve kadınlar arasındaki ilişkilere bakıyorum. Tango yapmak için iki kişi gerekir, değil mi? İlişkide yargı varsa, yargılayan kişinin erkek ya da kadın olması fark eder mi? Birisiyle ilişkim yargıları ortaya çıkarıyorsa, bu nasıl bir ilişkidir ve benim bunda rolüm nedir?

Gary: Çoğu insan, ilişkilerini “nasıl olması gerektiği” fikrinden değil, “şu anda ne oluyor?” sorusundan hareketle kurabileceğini fark etmiyor. Önce “Bu nedir?” diye sormak gerekir; hemen “Bu konuda benim yargım ne?” noktasına geçmek değil.

Pragmatik ilişki nedir?

Gary’nin burada sözünü ettiği pragmatik yaklaşım, ilişkiyi seviyorum ya da sevmiyorum gibi kesin hükümlerle değerlendirmek yerine, içinde neyin işe yaradığını fark etmeye dayanır. Sorular basittir: “Burada ne işe yarar?” ve “Bunun hem benim hem diğer kişinin hem de konuyla ilgili herkesin yararına işlemesini nasıl sağlayabilirim?” Bu bakış, yalnızca kendi isteğimize ya da karşı tarafın beklentisine odaklanmaktan farklı bir seçenek arar.

Bu nedenle ilişkilerde iletişim, sadece kimin haklı veya haksız olduğuna karar vermek gibi düşünülmez. Önce yaşanan durumu anlamaya ve mevcut koşullarda neyin işe yaradığını sormaya alan açar. “Bu ilişki nasıl olmalı?” yargısına kapılmadan “Şu anda ne oluyor?” diye bakmak, Gary’nin anlattığı pragmatik yaklaşımın başlangıç noktasıdır.

“Seviyor mu, sevmiyor mu?” yargısının ötesi

Gary’ye göre pragmatik bir yerden bakmadığımızda, ilişkiyi yargılar üzerinden kurma eğiliminde oluruz: “Onu seviyorum” ya da “Onu sevmiyorum.” Bunu, bir çiçeğin yapraklarını koparıp “Beni seviyor, sevmiyor” diye cevap aramaya benzetir. Yaprakları birer birer koparmak, çiçeğin ne olduğunu anlamaktan çok, önceden verilmiş bir hükme yanıt aramaktır. İlişkide yargılardan kurtulmak da burada, kendini ya da diğer kişiyi hızla bir karara indirgemek yerine, olanı olduğu hâliyle fark etmeye yönelmek anlamına gelir.

Bu yaklaşımda kişinin kendine sorabileceği soru şudur: “Bu ilişki hayatımı genişletiyor mu; burada benim için ne mümkün?” Böyle sormak, sevgi ya da bağlılık hakkında hazır bir karar vermek zorunda olmadığımızı gösterir. Yargıya dayalı ölçülerden uzaklaşmak, ilişkide hiçbir zorluk olmadığı anlamına gelmez; yalnızca ilişkiyi anlamak için tek ölçütün sevip sevmemek olmasına itiraz eder.

Gary, seven, önemseyen ve kabul eden bir ilişkinin nasıl olacağını da sorar. Ardından bu gerçekliğin çoğu zaman yargı, nefret ve karmaşadan ayrı yaşanmadığına ilişkin kışkırtıcı bir düşünce ortaya koyar: Bu yargılar ve dramalar olmasa, âşık olma deneyimi de aynı biçimde yaşanmayabilirdi. Bu, alıntıdaki düşüncenin bir parçasıdır; okuyucunun kabul etmesi gereken genel bir kural olarak değil, ilişkilere dair yerleşik kabulleri sorgulatan bir soru olarak okunabilir.

İlişkide herkes için neyin işe yaradığını anlamak

Gary, kendi ihtiyacımıza veya karşı tarafın ihtiyacına ayrı ayrı odaklanmak yerine, ikisini birlikte gören başka bir bakış açısı olup olmadığını sorar. Bir süre önce kendisi için harika olabilecek biriyle ilişki kurmayı düşündüğünü anlatır. Kendine “Bu ilişki onun için yürür mü?” diye sorduğunda cevabının “Hayır” olduğunu fark eder. Çünkü kendisi için işleyecek olanla diğer kişi için işleyecek olan aynı şey değildir. Bu örnek, bir ilişkiye yalnızca “Benim istediğim oluyor mu?” diye bakmanın sınırını gösterir.

Çoğumuz “Bunu diğer insan için nasıl işler hâle getiririm?” ya da “Benim için nasıl işlemesini sağlarım?” diye düşünebiliriz. Gary’nin açtığı soru ise üçüncü bir bakış açısının mümkün olup olmadığıdır: İlişkide herkes için neyin işe yaradığını anlamak. Bu soru, taraflardan birinin isteklerini yok saymayı değil, ilişkiyi yalnızca iki ayrı talebin karşı karşıya geldiği bir yer olarak görmemeyi önerir.

Dolayısıyla pragmatik bir ilişki, hazır bir “doğru ilişki” kalıbını izlemekten çok, ilgili herkes için neyin işlediğini sormaya dayanır. Başkalarının bakış açılarına göre ilişki yaratmak yerine, kendi ilişkinizde neyin mümkün olduğunu ve bu yaklaşımın diğer kişi için de işleyip işlemediğini araştırabilirsiniz. Alıntının temel çağrısı, hüküm vermeden önce durumu fark etmek ve başka bir bakış açısına yer açmaktır.

İlişkilerinizi kendinizin değil, başka insanların bakış açılarına göre kurmak için yaptığınız her şeyi yıkıp yok eder misiniz? Herkes için işleyebilecek farklı bakış açılarını algılamanıza, bilmenize, olmanıza ve kabul etmenize izin vermeyen her şeyi yıkıp yaratımını yok eder misiniz? POD and POC

Kadınlar Salonu Kitabından Alıntıdır
Gary M. Douglas

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

ilişkiler

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir