Bilinçaltının Gücü Kitabı -2- Joseph Murphy
Bilinçaltının Gücü: Hayal Gücü, Telkinler ve Zihinsel Dönüşüm
Bu içerik, Joseph Murphy’nin Bilinçaltının Gücü kitabından dikkatimi çeken düşünceleri paylaştığım yazı serisinin devamıdır.
Serinin ilk yazısında bilinç ve bilinçaltı arasındaki farkı, inanç yasasını, zihinsel canlandırmayı, uyku öncesi telkinleri ve Baudoin Tekniği’ni ele almıştım.
İlk bölümü henüz okumadıysanız “Bilinçaltının Gücü Kitabından Çıkarılabilecek Önemli Dersler” başlıklı yazıya göz atabilirsiniz.
İlk yazıyı buradan okuyabilirsiniz:
Bilinçaltının Gücü Kitabı-1- Joseph Murpy
Joseph Murphy’nin Bilinçaltının Gücü adlı kitabı; düşüncelerimizin, inançlarımızın ve zihnimizde oluşturduğumuz görüntülerin davranışlarımız üzerindeki etkisini ele almaktadır.
Kitaba göre insan yalnızca bilinçli olarak söylediği sözlerden değil, zihninde sürekli canlandırdığı düşüncelerden de etkilenir. Bir şeyi bilinçli olarak istemek her zaman yeterli olmayabilir. İsteklerimiz ile hayal gücümüz çatıştığında, çoğu zaman hayal gücümüzde baskın olan düşünce davranışlarımızı yönlendirir.
Yazı serisinin bu ikinci bölümünde zihinsel zorlamanın neden ters etki yaratabileceğini, irade gücü ile hayal gücü arasındaki ilişkiyi ve olumlama tekniklerini inceleyeceğiz.
Ayrıca bolluk ve refah düşüncesi, bilinçaltından bir soruna çözüm istemek, ilişkilerde zihinsel tutum, mutluluk, korkular, sınav kaygısı ve zararlı alışkanlıkları değiştirme yöntemleri üzerinde duracağız.
Zorlama Neden Ters Etki Yaratır?
Joseph Murphy’nin kitapta üzerinde durduğu önemli düşüncelerden biri şudur:
Arzularımız ile hayal gücümüz çatıştığında çoğu zaman hayal gücümüz kazanır.
Yerde duran dar bir tahtanın üzerinde yürüdüğünüzü düşünün. Tahta sabit olduğu sürece üzerinde kolaylıkla ilerleyebilirsiniz.
Aynı tahta yerden birkaç metre yükseğe, iki bina veya duvar arasına yerleştirildiğinde ise durum değişir. Tahtanın fiziksel özellikleri aynı kalmasına rağmen zihinsel tepkiniz tamamen farklı olabilir.
Tahtanın üzerinde yürümeyi isteseniz bile kendinizi düşerken hayal etmeye başlayabilirsiniz. Düşmemek için kendinizi ne kadar fazla zorlarsanız korkunuz ve bedensel gerginliğiniz o kadar artabilir.
Buradaki temel sorun, bilinçli isteğiniz ile zihinsel görüntünüzün çatışmasıdır.
Bilinçli zihniniz:
“Tahtanın üzerinde yürümek istiyorum.”
derken hayal gücünüz:
“Düşebilirim.”
mesajını üretir.
Kişi düşme fikrini bastırmaya çalıştıkça bu düşünceye daha fazla odaklanabilir. Böylece zihinsel çaba, istenen sonucun aksine korkunun daha da güçlenmesine neden olabilir.
İrade Gücü Yerine Hayal Gücünü Kullanmak
Joseph Murphy, bilinçaltını yalnızca irade gücüyle yönetmeye çalışmanın her zaman doğru sonuç vermeyeceğini savunur.
Örneğin önemli bir sunumdan önce sürekli olarak şu cümleleri düşünmek zihinsel baskıyı artırabilir:
- “Heyecanlanmamalıyım.”
- “Hata yapmamalıyım.”
- “Söyleyeceklerimi unutmamalıyım.”
- “Kesinlikle başarısız olmamalıyım.”
Bu ifadelerde kişinin dikkati başarılı bir sunuma değil, korktuğu sonuçlara yönelir.
Bunun yerine ulaşılmak istenen davranışı anlatan cümleler kullanılabilir:
- “Sakin ve anlaşılır biçimde konuşuyorum.”
- “Hazırlıklarıma güveniyorum.”
- “Dikkatimi anlatmak istediğim konuya veriyorum.”
- “Soruları düşünerek cevaplıyorum.”
- “Her geçen dakika daha fazla rahatlıyorum.”
Bu yaklaşımda amaç korkuyu yok saymak değildir. Amaç, zihnin dikkatini sürekli korkulan sonuçtan uzaklaştırıp istenen davranışa yöneltmektir.
Zihinsel Çaba ve Aşırı Zorlama
Kitaba göre aşırı zihinsel çaba, kişinin içinde taşıdığı şüphe ve korkunun bir göstergesi olabilir.
Bir sonucu elde etmek için sürekli kendinizi zorluyorsanız aynı zamanda o sonucun gerçekleşmeyeceğine dair endişenizi de besliyor olabilirsiniz.
Örneğin bir hedefi sürekli olarak:
“Mutlaka gerçekleşmeli, başka hiçbir ihtimal yok.”
şeklinde düşünmek, kişide yoğun bir baskı oluşturabilir.
Bunun yerine daha dengeli bir yaklaşım kullanılabilir:
“Hedefime ulaşmak için gerekli adımları atıyorum. Kontrol edebildiğim konulara odaklanıyor ve sürece zaman tanıyorum.”
Bilinçaltıyla çalışırken sakinlik ve zihinsel kabul önemlidir. Rahatlık hiçbir şey yapmadan beklemek anlamına gelmez. Kişinin gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra sonuç hakkındaki aşırı zihinsel baskıyı bırakması anlamına gelir.
Hedeflere Ulaşmak İçin Dengeli Bir Yaklaşım
Bir hedef üzerinde çalışırken şu sıralamayı uygulayabilirsiniz:
- Hedefinizi açık biçimde belirleyin.
- Gerekli bilgileri toplayın.
- Uygulanabilir bir plan hazırlayın.
- Yapmanız gereken çalışmayı gerçekleştirin.
- Sonucu zihninizde olumlu biçimde canlandırın.
- Sürekli şüphe ederek zihinsel gerginlik yaratmayın.
- Sürece zaman tanıyın.
- Sonuçları belirli aralıklarla değerlendirin.
Toprağa bir tohum ektiğinizde, büyüyüp büyümediğini görmek için onu her gün topraktan çıkarmazsınız. Gerekli bakımı yapar ve gelişmesini beklersiniz.
Hedefler konusunda da hazırlık, emek, sabır ve süreklilik birlikte kullanılmalıdır.
Engellere Değil Çözümlere Odaklanmak
Dikkatinizi sürekli olarak hedefinize ulaşmanızı engelleyen unsurlara verirseniz, çözüm için kullanabileceğiniz imkânları fark etmeniz zorlaşabilir.
Elbette engelleri görmezden gelmek doğru değildir. Ancak bütün zihinsel enerjiyi problemlere vermek yerine, problemlerle birlikte çözüm seçeneklerini de değerlendirmek gerekir.
Örneğin:
“Bu işi yapamam çünkü yeterli zamanım yok.”
demek yerine şöyle düşünebilirsiniz:
“Zamanım sınırlı. Önceliklerimi yeniden düzenleyerek ilk olarak hangi adımı atabilirim?”
Benzer şekilde:
“Yeterli param olmadığı için bu hedef imkânsız.”
düşüncesinin yerine şu soru yöneltilebilir:
“Bu hedefe daha düşük maliyetle veya aşamalı biçimde ulaşmanın bir yolu var mı?”
Sorunları tanımlamak önemlidir. Ancak zihnin yalnızca engelleri tekrar etmesi, çözüm üretmesini zorlaştırabilir.
Olumlama Nedir?
Olumlama, kişinin geliştirmek istediği düşünceyi, duyguyu veya davranışı kısa ve olumlu bir cümleyle ifade etmesidir.
Kitaba göre etkili bir olumlama:
- Açık olmalı,
- Kısa olmalı,
- Olumlu bir dil içermeli,
- Kolay hatırlanmalı,
- Kişide yoğun bir zihinsel çatışma oluşturmamalı,
- Düzenli olarak tekrarlanmalıdır.
Örneğin maddi sorunları bulunan bir kişinin kendisine sürekli olarak:
“Ben çok zenginim.”
demesi zihinsel direnç oluşturabilir. Çünkü kişinin içinde bulunduğu koşullarla söylediği cümle arasında büyük bir fark bulunabilir.
Bunun yerine daha gerçekçi ifadeler kullanılabilir:
- “Maddi durumumu iyileştirmek için düzenli adımlar atıyorum.”
- “Yeni gelir fırsatlarını fark etmeye açığım.”
- “Paramı daha bilinçli yönetmeyi öğreniyorum.”
- “Bilgi ve becerilerimi geliştiriyorum.”
- “Her gün daha sağlam bir maddi düzen kuruyorum.”
- “Mevcut kaynaklarımı daha verimli kullanıyorum.”
Olumlamanın amacı gerçekleri reddetmek değil, düşünceleri daha yapıcı bir yöne taşımaktır.
Olumlama Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?
Olumlu bir ifade kullandıktan birkaç dakika sonra söylediğiniz cümleyi zihinsel olarak reddetmeniz, oluşturmak istediğiniz düşünceyi zayıflatabilir.
Örneğin:
“Başarılı olabileceğime inanıyorum.”
dedikten hemen sonra:
“Ama zaten benim hiçbir işim yolunda gitmez.”
diye düşünürseniz zihninizde çelişkili iki mesaj oluşturursunuz.
Bunun yerine daha dengeli bir ifade kullanılabilir:
“Geçmişte istediğim sonuçları alamamış olabilirim; ancak bundan sonra farklı yöntemler deneyebilirim.”
Bu cümle mevcut durumu inkâr etmez ve aynı zamanda değişim ihtimalini korur.
Olumlama yaparken şu noktalara dikkat edilebilir:
- Cümleyi mümkün olduğunca sade tutun.
- Olumsuz kelimeler yerine istediğiniz sonucu anlatın.
- İfadenin sizin için inandırıcı olmasına dikkat edin.
- Cümleyi acele etmeden tekrarlayın.
- Olumlamayı davranışlarla destekleyin.
- Sonuç için kendinize gerçekçi bir zaman tanıyın.
Uyku Öncesinde Olumlama Yapmak
Murphy, uykuya geçiş döneminin olumlama ve zihinsel canlandırma için uygun olduğunu savunur.
Uyku öncesinde beden gevşer ve günlük zihinsel hareketlilik azalır. Bu sırada kısa bir kelime veya cümle sakin biçimde tekrarlanabilir.
Örneğin maddi konularda şu ifadeler kullanılabilir:
- “Refah.”
- “Başarı.”
- “Maddi durumumu bilinçli biçimde iyileştiriyorum.”
- “Yeni kazanç fırsatlarını fark etmeye hazırım.”
- “Sahip olduğum imkânlar için teşekkür ediyorum.”
Ancak yalnızca bir kelimeyi tekrarlamak ekonomik sorunları çözmez. Bu zihinsel uygulamanın bütçe hazırlama, tasarruf, eğitim, iş arama veya gelir artırma çalışmalarıyla desteklenmesi gerekir.
Olumsuz Cümlelerle Açık Çek İmzalamayın
Joseph Murphy, gelecekle ilgili kesin ve olumsuz ifadeleri bilinçaltına verilen “açık çekler” şeklinde tanımlar.
Örneğin:
- “Doğru dürüst iş yok.”
- “Her şey daha kötü olacak.”
- “Borçlarımı hiçbir zaman ödeyemem.”
- “Kesinlikle başarısız olacağım.”
- “Bu şartlarda hiçbir şey yapamam.”
gibi ifadeler, kişinin çözüm arama isteğini azaltabilir.
Bu cümlelerin yerine gerçekçi ve yapıcı ifadeler kullanılabilir:
- “İş bulmak zor olabilir; ancak farklı kaynakları araştırabilirim.”
- “Borçlarımı sıraya koyarak bir ödeme planı oluşturabilirim.”
- “Maddi durumumu iyileştirmek için uzman görüşü alabilirim.”
- “Kontrol edebildiğim harcamaları yeniden düzenleyebilirim.”
- “Yeni gelir kaynakları için bilgi ve becerilerimi geliştirebilirim.”
Olumlu düşünmek, riskleri veya ekonomik gerçekleri yok saymak değildir. Amaç kişinin kendisini tamamen çaresiz hissetmesine neden olan kesin düşünceleri sorgulamasıdır.
Bolluk ve Refah Düşüncesi
Joseph Murphy, kitapta bolluk ve zenginlik düşüncesine geniş yer verir.
Murphy’ye göre kişinin para hakkında sürekli kullandığı olumsuz ifadeler, maddi davranışlarını ve kararlarını etkileyebilir.
Örneğin:
- “İyi bir iş bulmak mümkün değil.”
- “Hiçbir zaman yeterli param olmayacak.”
- “Borçlarımı asla ödeyemem.”
- “Ekonomi kötü olduğu için hiçbir şey yapamam.”
gibi kesin ifadeler kişinin çözüm arama motivasyonunu azaltabilir.
Bu düşüncelerin yerine şu tür ifadeler kullanılabilir:
- “Gelirimi artırabileceğim yolları araştırıyorum.”
- “Harcamalarımı daha planlı yönetebilirim.”
- “Maddi sorumluluklarımı sırayla ele alıyorum.”
- “Yeni iş ve kazanç imkânlarını değerlendirmeye hazırım.”
- “Mevcut kaynaklarımı daha verimli kullanıyorum.”
- “Uzun vadeli bir maddi düzen kurmak için çalışıyorum.”
Olumlu düşünmek, maddi sorunları görmezden gelmek anlamına gelmez. Gelir ve giderler gerçekçi biçimde incelenmeli, bütçe hazırlanmalı ve gerekli durumlarda finansal danışmanlık alınmalıdır.
Para Hayatın Tek Amacı Olmamalıdır
Kitapta para bir değişim aracı olarak değerlendirilir.
Parayı hayatın tek amacı hâline getirmek, kişinin diğer ihtiyaçlarını ve değerlerini ihmal etmesine neden olabilir.
Refah yalnızca para sahibi olmak değildir. Refahın içinde şunlar da bulunabilir:
- Sağlık,
- Güven,
- Huzur,
- Sevgi,
- Bilgi,
- Zaman,
- Üretkenlik,
- Özgürlük,
- Güçlü sosyal ilişkiler,
- Kişisel gelişim,
- Topluma fayda sağlamak.
Maddi kazanç önemlidir; ancak insanın bütün değerini belirleyen tek unsur değildir.
Para, ihtiyaçları karşılamak, güvenli bir yaşam oluşturmak ve anlamlı amaçları desteklemek için kullanılan bir araç olarak görülmelidir.
Yoksulluk Bir Karakter Özelliği Değildir
Kitapta yoksulluk, övülmesi veya erdem olarak görülmesi gereken bir durum olarak değerlendirilmez.
Bununla birlikte maddi yetersizliğin yalnızca kişinin düşüncelerinden kaynaklandığını söylemek doğru değildir. Ekonomik koşullar, eğitim fırsatları, sağlık sorunları, işsizlik, sosyal çevre ve yapısal eşitsizlikler de maddi yaşamı etkiler.
Daha dengeli bir yaklaşım, kişinin kontrol edebildiği ve edemediği koşulları birbirinden ayırmasıdır.
Kontrol edilebilecek alanlar şunlar olabilir:
- Harcamaları takip etmek,
- Yeni beceriler öğrenmek,
- İş fırsatlarını araştırmak,
- Borçlar için plan hazırlamak,
- Destek programlarına başvurmak,
- Uzman görüşü almak,
- Uzun vadeli hedefler belirlemek.
Kişinin ekonomik sorunları nedeniyle kendisini suçlaması yerine, mevcut şartlar içinde uygulanabilir adımlar belirlemesi daha faydalıdır.
Kıskançlık ve Bolluk Bilinci
Bir başkasının başarısına karşı sürekli kıskançlık veya öfke duymak, kişinin kendi hedeflerinden uzaklaşmasına neden olabilir.
Birinin başarılı olması, sizin başarısız olmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
Başkalarının başarılarını gördüğünüzde şu soruları sorabilirsiniz:
- Bu kişinin başarısında hangi davranışlar etkili olmuş olabilir?
- Ben hangi becerilerimi geliştirebilirim?
- Kendi koşullarım içinde atabileceğim ilk adım nedir?
- Bu başarıdan ne öğrenebilirim?
- Kendi hedefimi daha açık hâle nasıl getirebilirim?
Başkalarının başarısını küçümsemek yerine onu bir öğrenme kaynağı olarak değerlendirmek daha yapıcıdır.
Bilinçaltından Bir Soruna Çözüm İstemek
Murphy’ye göre bilinçaltı problem çözme sürecinde de kullanılabilir.
Ancak bu yöntem araştırma yapmadan, bilgi toplamadan ve düşünmeden cevap beklemek anlamına gelmez.
Bir sorunla karşılaştığınızda öncelikle:
- Problemi açık biçimde tanımlayın.
- Konuyla ilgili bilgi toplayın.
- Muhtemel çözüm yollarını araştırın.
- Gerekli kişilere danışın.
- Seçeneklerin fayda ve risklerini değerlendirin.
- Çözümün hangi sonuçları doğuracağını düşünün.
Bütün bunlara rağmen net bir cevap bulamıyorsanız zihninizi bir süre problemden uzaklaştırabilirsiniz.
Uyumadan önce şu tür bir cümle kullanabilirsiniz:
“Bu konu için en uygun çözümü fark etmeye hazırım.”
Daha sonra problemin çözüldüğü durumda hissedeceğiniz rahatlığı zihninizde canlandırabilirsiniz.
Cevabı Bildiğinizi Hissetmek
Kitapta, kişinin aradığı cevabı bulduğunda hissedeceği rahatlığı önceden canlandırması önerilir.
Örneğin bir karar konusunda kararsızsanız, doğru seçeneği belirlediğinizde yaşayacağınız sakinliği düşünebilirsiniz.
Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
“Bu sorunun en uygun cevabını bulmuş olsaydım şu anda nasıl hissederdim?”
Bu yöntem kararın kendisini otomatik olarak ortaya çıkarmayabilir. Ancak kaygıyı azaltarak seçenekleri daha sakin biçimde değerlendirmeye yardımcı olabilir.
Ortaya çıkan düşünceler mutlaka mantık, gerçeklik ve mevcut bilgilerle kontrol edilmelidir.
Cevaplar Neden Beklenmedik Anlarda Gelir?
Bazen bir sorunun cevabı, üzerinde yoğun biçimde düşünürken değil, başka bir işle ilgilenirken ortaya çıkar.
Aradığınız fikir:
- Sabah uyandığınızda,
- Yürürken,
- Duş alırken,
- Bir kitap okurken,
- Bir konuşmayı dinlerken,
- Günlük bir işle ilgilenirken
aklınıza gelebilir.
Bu durum, zihnin daha önce edinilen bilgiler arasında yeni bağlantılar kurmasıyla açıklanabilir.
Bu nedenle aklınıza gelen fikirleri not etmeniz faydalı olabilir. Yatağınızın yanında bir defter bulundurabilir veya telefonunuzdaki not uygulamasını kullanabilirsiniz.
Ancak her düşünceyi kesin doğru olarak kabul etmemelisiniz.
Ortaya çıkan fikirler:
- Mantık,
- Gerçeklik,
- Etik ilkeler,
- Mevcut bilgiler,
- Muhtemel sonuçlar
açısından değerlendirilmelidir.
Problemleri Gözünüzde Büyütmeyin
Bir problemi sürekli olarak büyük, karmaşık ve çözülemez görmek harekete geçmeyi zorlaştırabilir.
Büyük sorunları daha küçük parçalara ayırmak çözüm sürecini kolaylaştırır.
Şu yöntemi uygulayabilirsiniz:
- Sorunun ne olduğunu tek bir cümleyle yazın.
- Kontrol edebildiğiniz unsurları belirleyin.
- Kontrol edemediğiniz unsurları ayırın.
- İhtiyacınız olan bilgileri listeleyin.
- Atabileceğiniz en küçük adımı seçin.
- İlk adımı tamamladıktan sonra yeniden değerlendirme yapın.
“Bu problemi asla çözemem.” demek yerine şu düşünceyi kullanabilirsiniz:
“Çözümün tamamını henüz görmüyorum; ancak bir sonraki doğru adımı bulabilirim.”
Günlük Hayatın Çatışmalarından Uzaklaşmak
Günlük hayatın aksilikleri, tartışmaları ve sorumlulukları zaman zaman zihinsel yorgunluğa neden olabilir.
Bu tür dönemlerde sürekli olarak aynı problemleri düşünmek yerine kısa bir zihinsel ara vermek faydalı olabilir.
Şunları deneyebilirsiniz:
- Birkaç dakika sessiz kalmak,
- Nefese odaklanmak,
- Kısa bir yürüyüş yapmak,
- Düşünceleri bir kâğıda yazmak,
- Telefon ve haber akışından uzaklaşmak,
- Problemi daha sonra değerlendirmek üzere bırakmak.
Amaç sorunlardan kaçmak değil, zihni daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilecek duruma getirmektir.
İlişkilerde Karşımızdaki Kişiyi Değiştirmeye Çalışmak
Joseph Murphy, eşlerin birbirlerini sürekli olarak değiştirmeye çalışmalarının ilişkiye zarar verebileceğini belirtir.
Bir insanı devamlı eleştirmek ve kendi beklentilerinize göre şekillendirmeye çalışmak, karşı tarafa olduğu hâliyle yeterli olmadığı mesajını verebilir.
Sağlıklı ilişkide taraflar ihtiyaçlarını ve beklentilerini açık biçimde ifade edebilir. Ancak karşı tarafın bütün kişiliğini değiştirmeye çalışmak yerine, belirli davranışlar ve ortak sorunlar üzerinde konuşmak daha yapıcıdır.
Örneğin:
“Sen zaten hiçbir zaman beni anlamıyorsun.”
demek yerine:
“Konuşurken sözümün kesilmesi kendimi anlaşılmamış hissetmeme neden oluyor.”
şeklinde daha açık bir ifade kullanılabilir.
İyi Bir Evlilik İçin Üç Adım
Kitapta iyi bir evlilik için üç temel yaklaşım öne çıkarılır.
1. Kırgınlıkları Biriktirmemek
Gün içinde yaşanan anlaşmazlıklar uzun süre konuşulmadan bırakıldığında ilişkide mesafe oluşabilir.
Sorunları öfkenin en yoğun olduğu anda tartışmak yerine, tarafların sakin olduğu uygun bir zamanda ele almak daha sağlıklıdır.
Amaç karşı tarafı yenmek değil, problemi anlamak ve çözmektir.
Kırgınlıkları çözmek için şu sorular kullanılabilir:
- Tam olarak neye kırıldım?
- Karşı tarafın hangi davranışı beni etkiledi?
- Benim beklentim neydi?
- Bu konuyu suçlamadan nasıl anlatabilirim?
- Bir daha aynı durumun yaşanmaması için ne yapılabilir?
2. Teşekkür Etmek
İlişki içinde yapılan olumlu davranışlar zamanla sıradanlaşabilir.
Eşlerin birbirlerinin emeğini fark etmeleri ve teşekkürlerini açık biçimde ifade etmeleri önemlidir.
Basit bir teşekkür bile kişinin değer gördüğünü hissetmesine yardımcı olabilir.
Örneğin:
- “Bugün bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim.”
- “Beni dinlemen benim için önemliydi.”
- “Gösterdiğin çabayı fark ediyorum.”
- “Yanımda olduğun için teşekkür ederim.”
3. Sevgi ve Takdiri Göstermek
Sevgi yalnızca hissedilen bir duygu olarak kalmamalı, davranışlarla da gösterilmelidir.
Takdir etmek, dinlemek, destek olmak ve birlikte zaman geçirmek ilişkideki güveni güçlendirebilir.
Şiddet, tehdit, baskı veya kontrol davranışlarının bulunduğu ilişkilerde yalnızca olumlu düşünce yeterli değildir. Böyle durumlarda güvenliğin korunması ve profesyonel destek alınması gerekir.
Mutluluk Bir Zihinsel Alışkanlık Olabilir mi?
Bazı insanlar uzun süre kaygı, sıkıntı ve mutsuzluk içinde yaşadıkları için bu duygusal duruma alışabilir.
Olumlu bir gelişme yaşandığında bile rahat hissetmeyebilir ve yeniden eski düşünce kalıplarına dönebilirler.
Kişi farkında olmadan şu tür düşünceler geliştirebilir:
- “Bu mutluluk uzun sürmez.”
- “Birazdan kötü bir şey olacak.”
- “Bu kadar iyi hissetmek normal değil.”
- “Mutlu olmaya hakkım yok.”
Bu düşünceler, kişinin olumlu deneyimlerden yararlanmasını zorlaştırabilir.
Mutluluğu desteklemek için şu alışkanlıklar geliştirilebilir:
- Gün içinde iyi giden şeyleri fark etmek,
- Küçük başarıları not etmek,
- Gerçekçi hedefler belirlemek,
- Sosyal ilişkileri güçlendirmek,
- Düzenli uyumak,
- Dinlenmeye zaman ayırmak,
- Sürekli olumsuz içerik tüketimini sınırlandırmak,
- Gerektiğinde psikolojik destek almak.
Mutluluk, sürekli olarak neşeli olmak anlamına gelmez. Üzüntü, korku ve öfke de insan yaşamının doğal parçalarıdır.
Amaç bu duyguları yok etmek değil, onların hayatın tamamını yönetmesini engellemektir.
Başkalarının Sözlerine Nasıl Tepki Vereceğinizi Seçebilirsiniz
Başkalarının ne söyleyeceğini veya nasıl davranacağını her zaman kontrol edemezsiniz. Ancak bu davranışlara vereceğiniz tepki üzerinde belirli bir kontrolünüz vardır.
Bir kişi sizi eleştirdiğinde zihninizde şu süreç gerçekleşebilir:
- Söylenen sözü duyarsınız.
- Söze bir anlam verirsiniz.
- Bir duygu oluşur.
- Tepki verme isteği ortaya çıkar.
- Davranışa geçersiniz.
Bu süreç hızlı gerçekleştiği için tepkinin tamamen otomatik olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak düşünce ile davranış arasına kısa bir mesafe koymak mümkündür.
Öfkelendiğinizde:
- Hemen cevap vermeyin.
- Birkaç kez yavaşça nefes alın.
- Söylenen şeyin gerçek olup olmadığını değerlendirin.
- Karşı tarafın niyetiyle sözün etkisini birbirinden ayırın.
- Nasıl bir sonuç istediğinizi düşünün.
- Gerekirse sınır koyun.
- Sakin ve açık bir dil kullanın.
Olgunluk, her eleştiri karşısında sessiz kalmak değildir. Gerektiğinde yanlış davranışı ifade etmek, konuşmayı sonlandırmak ve ortamdan uzaklaşmak da sağlıklı bir seçim olabilir.
Zihinsel Huzuru Korumak
Kişinin geçmişte yaşadığı tartışmaları ve haksızlıkları sürekli zihninde tekrar etmesi enerjisini tüketebilir.
Bu durum, yaşanan haksızlıkları önemsiz görmek anlamına gelmez. Gerekli hukuki, mesleki veya kişisel adımlar atılmalıdır.
Ancak bir sorunu çözmek için harekete geçmek ile aynı olayı sürekli düşünerek öfkeyi büyütmek farklı şeylerdir.
Zihinsel huzuru korumak için şu soruları sorabilirsiniz:
- Şu anda kontrol edebileceğim şey nedir?
- Hangi sınırı koymam gerekiyor?
- Bu olaydan ne öğrenebilirim?
- Hangi düşünce bana zarar veriyor?
- Bir sonraki yapıcı adımım ne olabilir?
- Bu konuyu düşünmeye devam etmek bana ne kazandırıyor?
Amaç öfkeyi bastırmak değil, öfkenin bütün davranışlarınızı yönetmesini önlemektir.
Hayattaki Amacınızı Hatırlamak
Kitapta kişinin düşüncelerini hayattaki amacıyla uyumlu hâle getirmesi gerektiği belirtilir.
Kişinin amacı huzur, sağlık, ilham, uyum ve bolluksa düşüncelerini de bu değerlere uygun biçimde seçmesi gerekir.
Bir olay karşısında tepki vermeden önce şu soru sorulabilir:
“Vereceğim bu tepki beni olmak istediğim kişiye yaklaştırıyor mu?”
Bu soru, özellikle öfke ve tartışma anlarında daha bilinçli davranmaya yardımcı olabilir.
İş Hayatında Zihinsel Canlandırma
Kitapta zihinsel canlandırmanın iş hayatında da kullanılabileceği belirtilir.
Terfi etmek isteyen bir kişi, yöneticisinin kendisini tebrik ettiğini veya yeni görevlerini başarıyla yerine getirdiğini hayal edebilir.
Bu zihinsel sahnede:
- Yöneticisinin sesini,
- Bulunduğu ortamı,
- Yeni görevin verdiği sorumluluk duygusunu,
- Başarıdan duyduğu memnuniyeti
canlandırabilir.
Ancak yalnızca bu sahneyi hayal etmek yeterli değildir.
Zihinsel hazırlık şu somut adımlarla desteklenmelidir:
- Mesleki becerileri geliştirmek,
- Yapılan işleri ve sonuçları kayıt altına almak,
- Yeni sorumluluklar üstlenmek,
- Yöneticiden geri bildirim istemek,
- Kuruma sağlanan katkıyı göstermek,
- Terfi şartlarını öğrenmek,
- Uygun zamanda kariyer görüşmesi yapmak.
Zihinsel canlandırma kişinin hedefe hazırlanmasına yardımcı olabilir. Sonuç üzerinde performans, kurum koşulları ve mevcut fırsatlar da etkilidir.
Zararlı Bir Alışkanlığı Değiştirmek İçin Üç Adım
Kitapta zararlı alışkanlıklardan uzaklaşmak için üç aşamalı bir zihinsel yöntem anlatılır.
1. Bedeni ve Zihni Sakinleştirin
Rahat bir pozisyon alın. Nefesinizi yavaşlatın ve bedensel gerginliğinizi azaltın.
Zihin sakin olduğunda dikkati belirli bir düşünceye yöneltmek daha kolay olabilir.
2. Kısa Bir Telkin Belirleyin
Hatırlaması kolay, olumlu ve gerçekçi bir cümle oluşturun.
Örneğin:
“Her gün daha sağlıklı ve özgür seçimler yapıyorum.”
Cümleyi yavaş ve dikkatli biçimde tekrarlayın. Amaç kelimeleri otomatik şekilde söylemek değil, ifade ettikleri anlamı benimsemektir.
Olumsuz bir ifade yerine istenen sonucu anlatmak daha uygun olabilir.
Örneğin:
“Bu alışkanlığı yapmak istemiyorum.”
yerine:
“Sağlıklı ve dengeli davranışları seçiyorum.”
ifadesi kullanılabilir.
3. Değişimin Gerçekleştiği Anı Canlandırın
Güvendiğiniz bir kişinin olumlu değişiminiz nedeniyle sizi tebrik ettiğini hayal edebilirsiniz.
Kişinin:
- Sesini,
- Gülümsemesini,
- Yüz ifadesini,
- Söylediği sözleri
zihninizde canlandırabilirsiniz.
Kendinizi daha rahat, sağlıklı ve özgür hissettiğiniz yeni yaşam biçimini düşünün.
Bu uygulama motivasyonu destekleyebilir. Ancak madde, alkol, kumar veya davranışsal bağımlılıklar yalnızca telkin yöntemiyle çözülmeye çalışılmamalıdır.
Bu durumlarda bağımlılık alanında çalışan sağlık uzmanlarından profesyonel destek alınması gerekir.
Korkularla Başa Çıkmak
Korku, insanı tehlikelerden koruyan doğal bir duygudur. Ancak bazı öğrenilmiş korkular günlük yaşamı gereğinden fazla sınırlandırabilir.
Kitapta korku içeren ifadelerin daha yapıcı düşüncelerle değiştirilmesi önerilir.
Örneğin:
“Bu korkuyla adım adım başa çıkıyorum. Sakin ve dengeliyim.”
Topluluk önünde konuşma korkusu için şu cümle kullanılabilir:
“Hazırlıklıyım. Yavaş, açık ve dengeli konuşuyorum.”
Ancak korkularla başa çıkmak için yalnızca telkin yeterli olmayabilir. Korkulan durumla güvenli ve aşamalı olarak karşılaşmak da önemlidir.
Topluluk önünde konuşma korkusu yaşayan biri şu adımları uygulayabilir:
- Konuşma metnini hazırlamak,
- Aynanın karşısında prova yapmak,
- Kendini videoya kaydetmek,
- Güvenilen birkaç kişinin önünde konuşmak,
- Daha büyük gruplara aşamalı biçimde geçmek.
Yoğun ve günlük yaşamı kısıtlayan korkularda bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.
Korku Telkinlerini Karşıtlarıyla Değiştirmek
Murphy, korku içeren düşüncelerin yerine kişinin ulaşmak istediği ruh hâlini anlatan ifadeler koymasını önerir.
Örneğin:
- “Çok heyecanlıyım.” yerine “Nefesimi düzenliyorum ve sakinleşiyorum.”
- “Konuşamayacağım.” yerine “Yavaş ve anlaşılır biçimde konuşabilirim.”
- “Kesinlikle başarısız olacağım.” yerine “Hazırlıklarıma odaklanıyorum.”
- “Kontrolümü kaybedeceğim.” yerine “Düşüncelerimi ve davranışlarımı adım adım yönetiyorum.”
Bu ifadelerin amacı korkunun hiç var olmadığını iddia etmek değildir. Kişiye korkuyla birlikte daha dengeli hareket edebileceğini hatırlatmaktır.
Sınav Kaygısı İçin Telkinler
Sınava hazırlanan kişilerde başarısızlık korkusu ve bilgileri unutma kaygısı görülebilir.
Sınav öncesinde şu tür bir olumlama kullanılabilir:
“Düzenli çalıştığım bilgileri sakinlikle hatırlıyorum. Soruları dikkatle okuyup bildiklerimi uyguluyorum.”
Uyumadan önce sınavın sakin ve başarılı geçtiğini, sınav sonrasında rahatladığınızı hayal edebilirsiniz.
Kendinizi sınav salonunda:
- Soruları dikkatle okurken,
- Zamanı doğru kullanırken,
- Bildiklerinizi hatırlarken,
- Sınavı sakin biçimde tamamlarken
canlandırabilirsiniz.
Ancak telkinler şu çalışmalarla desteklenmelidir:
- Düzenli çalışma programı hazırlamak,
- Konuları aralıklı olarak tekrar etmek,
- Deneme sınavları çözmek,
- Eksik konuları belirlemek,
- Uyku düzenine dikkat etmek,
- Sınav süresini doğru planlamak.
Telkin, çalışmanın yerine geçmez. Zihinsel hazırlığın amacı öğrenilen bilgileri daha sakin ve kontrollü biçimde kullanmaya yardımcı olmaktır.
Bilinçaltıyla Uyum Sağlamak
Kitabın bu bölümündeki temel düşünce, bilinçaltıyla çalışmanın zorlamadan çok sakinlik ve zihinsel uyum gerektirdiğidir.
Basit bir bilinçaltı çalışması şu şekilde uygulanabilir:
- Sessiz bir ortam seçin.
- Rahat bir pozisyon alın.
- Bedeninizi gevşetin.
- Nefesinizi yavaşlatın.
- Tek bir hedef belirleyin.
- Kısa ve olumlu bir ifade oluşturun.
- İstediğiniz sonucu zihninizde canlandırın.
- Ardından hedefinizle ilgili somut bir adım atın.
Bilinçaltıyla uyum sağlamak, kişinin hiçbir olumsuz düşünce yaşamaması anlamına gelmez.
Asıl amaç:
- Düşünceleri fark etmek,
- Gerçekçi olmayan düşünceleri sorgulamak,
- Zihinsel çatışmaları azaltmak,
- Daha yapıcı düşünceler geliştirmek,
- Düşünceleri somut davranışlarla desteklemektir.
Devam edecek….
Serinin Diğer Yazıları

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
