Çekim Yasasının Sırrı: İstemek Yeterli mi?

“Hayattan alabileceklerin, bilincinin hak ettiğini düşündüğü ve inandığı kadardır.”
Benzerlik Yasası

Bir önceki yazımda, çekim yasasının işleyişindeki önemli adımlardan birinin ne istediğini bilmek ve istediğine sahip olmayı hissetmek olduğunu anlatmıştım. Burada sözünü ettiğim, istediğin henüz hayatında yokken bile ona sahip olan kişi gibi düşünebilmek ve hissedebilmektir. Peki bunu yapmak neden her zaman kolay değildir? Çekim yasasının sırrı nedir; yalnızca istemek yeterli midir?

çekim yasası

İstemekle hazır olmak arasındaki fark

Bu yazıyı yazdıktan bir gün sonra, daha önce içsel temizlik yöntemiyle çalışarak başarılı olmuş Özlem’le konuşmaya başladık. Özlem kendi iş yerini açmıştı. Evinde hazırladığı poğaça, börek, kahvaltılıklar ve ev yemeklerini müşterilerine sunuyordu. İşleri ilk günlerde iyi gitmiş, ancak sonrasında düşmeye başlamıştı. İş yoğunluğu günden güne değişiyor, istediği sonuçları alamamak da gün içindeki enerjisini azaltıyordu.

çekim yasası

İlk anda, “Para kazanmak zorundayım” düşüncesine odaklandığını ve müşterileri para kazanma kapısı olarak görmesinin bu kaygıyı artırdığını düşündüm. Borçlar ve müşteri gelmeyeceği korkusu da aklıma geldi. Konuşmaya devam ederken ona, “Belki de fazla müşteri gelmesini istemiyor olabilir misin?” diye sordum. Cevabı dikkat çekiciydi: “Aynı anda birkaç müşteri geldiğinde kasılıyorum, kitleniyorum.”

Bir anda zihnimde bir ışık yandı. Dile getirdiği istekle bilinçaltındaki korkular çatışıyordu. “Çok fazla müşteri gelsin, çok para kazanayım” diyordu; fakat aynı anda çok sayıda müşteriye hizmet etme durumunu zihninde seçemiyordu. Başarısızlık korkusu onu frenliyordu. Çekim yasası ve bilinçaltı arasındaki ilişkiyi bu örnekte açıkça görebiliyordum: İstenen şey ile kişinin kendini hazır hissettiği durum birbirinden farklıydı.

çekim yasası

Özlem, aynı anda 10-15 kişiye hizmet edebileceğini düşünemiyordu. Hatta beş kişiye birden hizmet verirken bile başarısız olmaktan korkuyordu. Kendini bu kapasitede göremediği için daha fazla müşteri geldiğinde ne yapacağını da zihninde canlandıramıyordu. Benim o dönemdeki yorumum, kişinin kendini birkaç müşteriye yetişebilecek durumda görmesinin, daha fazlasını istemesine engel olduğuydu. İstediğine sahip olmayı dile getirmekle, o duruma hazır ve yeterli olduğunu hissetmek aynı şey değildi.

Çekim yasası nasıl çalışır: Zihinsel prova ve rol model

Ona, aynı anda 10-15 müşteriyle ilgilenebileceği bir durumu zihninde prova etmesini önerdim. Amaç yalnızca daha fazla müşteri istemek değil; bu yoğunlukta nasıl hizmet vereceğini düşünmek, kapasitesini gözünde canlandırmak ve bu role kendini yakın hissetmekti. Böylece “İstediğim şey bana fazla gelir” korkusunu fark edip onun üzerinde çalışabilirdi.

İşin ilginç yanı, hafta sonları yardım ettiği lokantada bunun için hazır bir örnek bulunmasıydı. Karı koca işlettikleri lokantada gecede 30-40 kişiye servis yapabiliyorlardı. Adam sipariş alıp servis yaparken eşi mutfakta bu kişilerin yemeklerini hazırlıyordu. Özlem’le konuyu konuşunca karşısındaki bu rol modeli fark etti. Sorunu görmesi, kendisi için mümkün olan başka bir çalışma biçimini de düşünmesine yardım etti.

İstediğine henüz sahip değilken istediğine sahip olan kişi olabilmek durumuna nasıl geçebiliriz?

Bu yaklaşımda ilk adım, istediğimiz kişi olmamızı engelleyen korkuları ve bilinçaltı kayıtlarını fark etmektir. Özlem’in örneğinde öne çıkan kayıt başarısızlık korkusuydu. Korkuyu fark etmek, zihinsel çalışmayı daha anlaşılır hâle getirir: Kişi neye takıldığını gördüğünde, o düşüncenin istediği durumla nasıl çatıştığını da inceleyebilir.

Bu korkular üzerinde, daha önce anlattığım içsel temizlik yöntemindeki korku çalışmasıyla ilerleyebilir veya korkuların oluştuğu çocukluk dönemlerine dönerek egonuzla konuşup onu ikna etmeyi deneyebilirsiniz. Bu yöntemlere ilişkin yazıları “Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme- İçsel Temizlik” ve “Çekim Yasasının Sırrı – Egomuzu Nasıl İkna Edebiliriz?” başlıklarıyla bulabilirsiniz.

İmgeleme ve güç duruşu çalışması

Korkuları fark edip bu konuda çalıştıktan sonraki adım, sorunun çözülmüş olduğu durumda kendinizi nasıl hissedeceğinizi zihninizde canlandırmaktır. Çözümün tam olarak nasıl gerçekleşeceğini bulmaya çalışmak yerine, sorun geride kaldığında hissedeceğiniz mutluluk ve sevinç üzerinde durun. Bu imgeleme, bakışınızı yalnızca engelde tutmak yerine istediğiniz durumu düşünmenize yardımcı olabilir.

Bu konuda Darel Rutherford’un kitabında öğrendiğim güç duruşu çalışmasını tavsiye etmek istiyorum. Yaklaşık üç dakika süren bu çalışmayı günde 3-4 kez yapabilirsiniz.

Güç duruşunun üç adımı:

  1. Zihninizde mutlu ve huzurlu bir yere gidin. Daha önce bulunduğunuz ya da düşündüğünüzde huzurlu hissedeceğiniz bir yer olabilir. Yaklaşık bir dakika boyunca o huzuru ve mutluluğu gerçekten hissetmeye çalışın. Bu huzur anı, korkularınızla aranıza mesafe koymanıza yardımcı olur.
  2. Hayatınızı gözünüzün önüne getirin. Yeni vizyonunuzda olmak istediğiniz kişi, yerde ve kişilerle birlikte olduğunuzu imgeleyin; ne istiyorsanız onu yaşadığınızı düşünün. Ayrıntıları dilediğiniz gibi canlandırın ve bu anın tadını çıkarın. Sorunu veya çözümün nasıl gerçekleşeceğini aramayın; sorunlarınızın çözülmüş olduğunu hayal edin. Kendinize, “Sorunlarım hayatımda olmasaydı nasıl hisseder, ne yapar ve nasıl davranırdım?” diye sorun.
  3. Sorunun çözülmüş olduğu bu durum için “Yaradana teşekkür edin” ve şükranlarınızı bildirin. Sorununuz kalmadığını, şükran dolu olduğunuzu hissedin. Mümkünse sorununuz aklınıza geldiğinde kısa bir süre ayırıp güç duruşunu yapın. Bu mümkün değilse kendinize uygun bir zaman belirleyin ve çalışmayı alışkanlık hâline getirin.

Çalışmayı günde 3-4 kez yapmak, özellikle de akşam uykuya dalmadan önce uygulamak önerimdir. İmgeleme sırasında aklınıza başka düşünceler gelirse onlara direnmeyin. “Seninle daha sonra ilgileneceğim” deyip dikkatinizi yeniden canlandırdığınız duruma yöneltin.

İstediğin şeye sahip olmak ve zihinsel hazırlık

Son olarak şunu eklemek istiyorum: Bu yaklaşıma göre çekim yasası her zaman işler; kişi, istediğine sahip olan kişi gibi hissetmeden de arzuladığı şeyi elde edebilir. Ancak asıl mesele, elde edileni sürdürebilecek zihinsel hazırlığa sahip olup olmamaktır. Bedeninize uygun olmayan bir elbise üzerinizde emanet durur; emanet malı da sonunda geri vermek zorunda kalırsınız.

Yazıda aktardığım piyango örneğinde de büyük ikramiye kazanan bazı kişilerin birkaç yıl içinde paralarını kaybedip eski hayatlarına döndüklerinden söz edilir. Bu ifadeyi burada kesin bir istatistik olarak değil, anlatılmak istenen düşüncenin bir örneği olarak ele almak gerekir: Zihnen yeni duruma hazır olmadığını düşünen kişi, elde ettiği zenginliği uzun süre taşıyamayabilir. Zenginlik elbisesi üzerinde emanet gibi durur ve sonunda sahibine geri verilir.

Çekim yasasında istediğine sahip olmak, bu nedenle yalnızca dilekte bulunmak değil; istediğin duruma dair korkularını fark etmek, kendini o rolde hayal etmek ve ona hazır olmayı içtenlikle deneyimlemektir. Benim için bu, çekim yasasının sırrını anlatan temel noktadır.

Sevgiyle kalın.

Halis Şahiner
Sosyolog
Yazar

Önceki Yazı

çekim yasası

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler