Eckhart Tolle: Egosal Benlik

Eckhart Tolle’un yaklaşımına göre zihin, yalnızca düşünce değil, kimlik ve benlik duygusu için de sürekli besin arar. Egosal benlik bu arayışla var olur ve kendisini yeniden yaratır. Peki, egosal ne demek? Tolle’ın düşüncesinde bu kavram, geçmişin hikâyeleriyle ve geleceğe dönük beklentilerle kurulan, zihnin “ben” diye sahiplendiği kimlik duygusunu anlatır.

Egosal Benlik: Ego ve Benlik İlişkisi

Kendiniz hakkında düşündüğünüzde ya da konuştuğunuzda, “Ben” dediğinizde, genellikle sözünü ettiğiniz şey “ben ve benim öyküm”dür. Sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyler, korkularınız ve arzularınız bu öykünün parçalarıdır. Buradaki “ben”, ne kadar elde ederse etsin uzun süre tatmin olmayan benlik duygusudur.

Tolle’ın ego anlayışında bu benlik, geçmiş tarafından koşullandırılmış ve doyumunu gelecekte bulmaya çalışan, zihin ürünü bir kimliktir. “Ego nedir?” sorusu bu bağlamda, zihnin düşünceleri ve kişisel öyküyü “ben” diye sahiplenmesiyle yanıtlanır. Ego ve benlik ilişkisi, düşüncelerin kendisi olmaktan çok, o düşüncelere yüklenen kimlik duygusuyla ilgilidir.

Bu “ben”in geçici olduğunu, suyun yüzeyindeki bir dalga gibi gelip geçtiğini görebiliyor musunuz? Dalga görünür ve gerçek bir oluşumdur; ancak suyun tamamı değildir. Benzer biçimde, geçici düşünceler ve yaşam hikâyeleri de sizin bütün varlığınız değildir.

Bunu gören kimdir? Fiziksel ve psikolojik formunuzun geçiciliğinin farkında olan kimdir? “Ben”im. Bu, geçmiş ve gelecekle tanımlanmayan, daha derin “Ben”dir. Tolle’ın burada işaret ettiği ayrım, düşüncelerin ve kişisel hikâyenin farkında olmakla onlarla bütünüyle özdeşleşmek arasındadır.

Her gün dikkatinizin çoğunu alan, sorunlu yaşam durumunuzla ilişkili korku ve isteklerden geriye ne kalacaktır? Mezar taşınızda, doğum tarihiniz ile ölüm tarihiniz arasındaki üç-beş santim uzunluğunda bir tire. Egosal benlik için bu moral bozucu bir düşüncedir; sizin içinse özgürleştirici olabilir. Çünkü kişisel öykünün geçiciliğini görmek, onu bütün kimliğiniz sanmaktan uzaklaşmanıza yardımcı olur.

Herhangi bir düşünce dikkatinizi tamamen çekip emdiğinde, kafanızdaki sesle özdeşleşmiş olursunuz. O zaman düşünceye bir benlik duygusu bahşedilir. Tolle’ın sözünü ettiği ego, bu anlamda zihin ürünü bir “ben”dir. Zihinsel olarak kurulmuş bu benlik eksik, güvenilmez ve istikrarsız hissedebilir; korkmak ve istemek de onun hâkim duyguları ve güdüleri hâline gelir.

Kafanızda sizinmiş gibi davranan ve asla susmayan bir ses bulunduğunu fark ettiğinizde, düşünce akışıyla bilinçsizce özdeşleşmenizden uyanmaya başlarsınız. O sesi fark ettiğinizde, sizin o ses, yani düşünen olmadığınızı; onun farkında olan olduğunuzu idrak edersiniz. Kendinizi o sesin ardındaki farkındalık olarak bilmek özgürlüktür.

egosal ne demek

Egosal Benlik Geleceği Neden Arar?

Egosal benlik daima aramakla meşguldür. Şunun ya da bunun daha çoğunu ister; onları kendisine katarak daha tamam hissedeceğini düşünür. Egosal zihnin gelecekle zorlayıcı biçimde meşgul olmasının nedeni budur: Şimdiki anı eksik görür ve tamamlanmayı bir sonraki sonuca bağlar.

“Bir sonraki an için yaşadığınızı” fark ettiğiniz her seferinde, bu egosal zihin kalıbının dışına çıkma olanağı doğar. Dikkatinizi gelecekteki sonuca değil, bu ana vermeyi seçebilirsiniz. Tolle’ın yaklaşımında bu, hedeflerden vazgeçmek değil; şimdiki anı yalnızca hedefe ulaşmak için kullanılan bir araca indirgememektir.

Tüm dikkatinizi bu ana verdiğinizde, egosal zihinden çok daha büyük bir zekâ yaşamınıza girer. Ego ile yaşadığınızda ise şimdiki anı daima sizi bir amaca ulaştıracak araç gibi görürsünüz. Gelecek için yaşar, hedefinize ulaştığınızda da beklediğiniz doyumun uzun sürmediğini fark edebilirsiniz.

Yapmaya, onun vasıtasıyla erişmek istediğiniz gelecek sonucundan daha çok dikkatinizi verdiğinizde eski egosal koşullanmayı kırarsınız. Böyle yaptığınızda işiniz yalnızca daha etkili olmaz; aynı zamanda daha doyum verici ve sevinçli hâle gelir. Sonuç önemini bütünüyle yitirmez, fakat yaptığınız şeyin değerini yalnızca gelecekteki ödüle bağlamazsınız.

Kurban Kimliği, Yakınma ve Tepkisellik

Hemen her ego, az ya da çok, “kurban kimliği” diyebileceğimiz bir unsur içerir. Bazı insanlar kendileriyle ilgili öyle güçlü bir kurban imajına sahiptir ki bu, egolarının merkezi hâline gelir. İçerleme ve yakınmalar, onların benlik duygusunun temelini oluşturur.

Yakınmalarınız tamamen “haklı” çıksa bile, kendiniz için düşünce biçimlerinden örülmüş, demir parmaklıklı bir hapishaneye benzeyen kimlik oluşturabilirsiniz. Buradaki mesele yaşananları inkâr etmek değil; yakınma öyküsünün benlik duygunuzu bütünüyle belirleyip belirlemediğini görmektir. Kendinize ne yaptığınızı ya da zihninizin size ne yaptığını fark edin.

Kurban öykünüze olan duygusal bağlılığınızı hissedin; onun hakkında düşünmek ya da konuşmak için duyduğunuz dayanılmaz itilimi fark edin. Bu itkileri bastırmanız gerekmez. Onları gözlemlemek, öyküyle aranıza mesafe koymanızı ve o anda neler yaşadığınızı görmenizi sağlar.

İçsel hâlinize tanık olan mevcudiyet olarak orada bulunun. Hiçbir şey yapmanız gerekmez; farkındalıkla birlikte değişim, dönüşüm ve özgürlük gelir.

Yakınmak ve tepkisellik, egonun kendisini güçlendirdiği gözde zihin kalıplarıdır. Birçok insanın zihinsel-duygusal faaliyetinin büyük bir bölümü yakınmaktan ve şuna ya da buna tepki göstermekten oluşur. Böyle yaparak diğerlerini ya da bir durumu “haksız”, kendinizi ise “haklı” çıkarırsınız.

“Haklı” olduğunuzda kendinizi diğerlerinden üstün hissedebilir, bu üstünlük duygusuyla benlik algınızı güçlendirebilirsiniz. Tolle’ın işaret ettiği noktada ise güçlenen, daha derin bir varoluş değil, ego illüzyonudur. Kendi içinizdeki bu kalıpları gözlemleyip kafanızdaki yakınan sesi olduğu gibi tanıyabilir misiniz?

Çatışma, Kıyaslama ve Ayrılık Duygusu

Egosal benlik duygusu çatışmaya gereksinim duyar. Çünkü şununla ya da bununla savaşırken, “bu benim, bu ben değilim” diye sınır çizerken ayrı kimlik duygusu güçlenir. Kabileler, uluslar ve dinler de düşmanları olmasından güçlü bir ortak kimlik edinebilir. Bir “inanmayan” olmasa, bir “inanan” olabilir mi?

İnsanlarla ilişkilerinizde onlara karşı hissettiğiniz ince üstünlük ya da aşağılık duygularını saptayabilir misiniz? O anda, kendisini başkalarıyla kıyaslayarak yaşayan egoyu gözlemliyorsunuzdur. Kıskançlık da bir başkasının başına iyi bir şey geldiğinde ya da biri sizden daha çok şeye sahip, daha bilgili veya daha başarılı olduğunda kendisini küçülmüş hisseden egonun bir yan ürünüdür.

Egonun kimliği kıyaslamaya dayanır ve daha fazlasıyla beslenir; her şeyi kapmaya çalışır. Başka her şey başarısızlığa uğrayıp boşa çıkarsa, kendinizi yaşam tarafından daha çok haksızlığa uğramış ya da bir başkasından daha hasta görerek uydurma, kurgu benlik duygunuzu güçlendirebilirsiniz. Siz benlik duygunuzu hangi öykülerden, hangi kurgulardan alıyorsunuz?

Egosal benlik, varlığını sürdürmesi için gerekli gördüğü ayrılık duygusunu korumak üzere karşı koyma, direnme ve dışlama ihtiyacı duyar. Bu yüzden “o”na karşı “ben”, “onlar”a karşı “biz” vardır. Ego bir şeyle ya da birisiyle çatışma içinde olmaya ihtiyaç duyar.

İşte bu yüzden huzuru, mutluluğu ve sevgiyi ararken onlara uzun süre dayanamayabilirsiniz. Mutluluğu istediğinizi söyler, ama mutsuzluğunuza bağımlı kalabilirsiniz. Bu yaklaşımda mutsuzluk yalnızca yaşam koşullarına değil, zihnin koşullanmasına da bağlanır. Bu düşünce, yaşanan zorlukları yok saymak değil; onlara verdiğiniz tepkinin ve onlarla kurduğunuz kimliğin de farkına varmaktır.

Suçluluk Duygusu ve Egosal Hedefler

Geçmişte yaptığınız ya da yapamadığınız bir şey için suçluluk duyuyor musunuz? Tolle’ın yaklaşımına göre o sırada, o anki bilinç ya da bilinçsizlik düzeyinize göre davranmıştınız. Daha farkında, daha bilinçli olsaydınız farklı davranırdınız. Bu bakış, sorumluluğu yok saymaktan çok, geçmişteki davranışı bugünkü kimliğinizin değişmez bir tanımı hâline getirmemeyi önerir.

Suçluluk duygusu, egonun bir kimlik, bir benlik duygusu yaratmak için yaptığı başka bir girişim olabilir. Ego için bu benliğin olumlu ya da olumsuz olması önemli değildir. Yaptığınız ya da yapamadığınız şey, bu görüşte, insanın bilinçsizliğinin bir tezahürüdür. Ego ise onu kişiselleştirip “Onu ben yaptım” der; böylece kendinizin “kötü” bir zihinsel imajını taşırsınız.

Tarih boyunca insanlar birbirlerine sayısız şiddetli, acımasız ve incitici davranışta bulunmuş, bunu yapmayı sürdürmüşlerdir. Onların hepsi suçlanmalı mıdır; hepsi suçlu mudur? Yoksa o davranışlar yalnızca bilinçsizliğin ifadeleri, şimdi gelişip aşmakta olduğumuz bir tekâmül aşaması mıdır?

İsa’nın kendisini çarmıha gerenler için söylediği “Baba, onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar,” sözü sizin kendiniz için de geçerlidir.

Kendinizi özgürleştirmek ya da kendi önem duygunuzu yükseltmek amacıyla egosal hedefler koyarsanız, onları elde etseniz bile beklediğiniz doyumu bulamayabilirsiniz. Hedefler koyun; ama onlara erişmenin her şeyden önemli olmadığını da bilin.

Bir şey mevcudiyetten kaynaklandığında, bu an artık yalnızca amaca ulaştıran bir araç değildir. Yapmak, her an kendi içinde doyum verici hâle gelir. Böylece Şimdi’yi egosal bilincin yaptığı gibi bir sonuca ulaşmak için kullanılan araca indirgemezsiniz. Eckhart Tolle ego anlayışının merkezindeki farkındalık da budur: Zihinle kurulan geçici kimliği görmek ve dikkati yaşanan ana geri getirmek.

Kendisinden Budizm’in daha derin anlamını açıklaması istendiğinde, Budist Üstat,

“Benlik yok. Sorun yok” demiştir.

Eckhart Tolle

egosal ne demek
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler