Gerçek Dönüşüm Nasıl Başlar?
Yeni Bilgiden Önce Yeni Bir Kimlik
Bana en sık sorulan sorulardan biri şu:
“Danışanlarında en büyük dönüşümü yaratan şey ne?”
Bu soruya verdiğim cevap çoğu zaman insanları şaşırtıyor. Çünkü gerçek dönüşümün kaynağı, sanıldığı gibi özel bir teknik, güçlü bir meditasyon ya da mucizevi bir yöntem değil.
Elbette teknikler yardımcı olabilir. Meditasyonlar zihni sakinleştirebilir. Çeşitli araçlar kişiye yol gösterebilir. Eğitimler, kitaplar ve çalışmalar yeni farkındalık alanları açabilir.
Ancak bunların hiçbiri tek başına kalıcı bir değişim yaratmaya yetmez.
Çünkü aynı eğitimi alan, aynı kitabı okuyan ya da aynı yöntemi uygulayan iki kişi tamamen farklı sonuçlar elde edebilir. Biri yaşamında önemli bir değişim yaratırken diğeri bir süre sonra eski alışkanlıklarına geri dönebilir.
Peki aradaki farkı yaratan nedir?
Cevap, kullanılan araçtan çok daha derin bir yerde bulunur:
O aracı kullanan kişinin kim olduğu ve kim olmayı seçtiği.
Dönüşüm Bir Teknikten Daha Fazlasıdır
Çoğu insan yaşamını değiştirmek istediğinde önce yeni bir yöntem aramaya başlar.
Yeni bir eğitim, yeni bir kitap, yeni bir meditasyon, yeni bir uzman ya da yeni bir teknik…
Bu arayış yanlış değildir. Yeni bilgiler insanın kendisini ve yaşadıklarını farklı bir açıdan değerlendirmesine yardımcı olabilir. Ancak sadece bilgi toplamak, yaşamı değiştirmek için yeterli değildir.
Bir şeyi bilmekle onu yaşamak arasında önemli bir fark vardır.
Örneğin kişi:
- Kendi değerini bilmesi gerektiğini öğrenebilir.
- Sınır koymanın önemini anlayabilir.
- Kendisine zaman ayırması gerektiğini fark edebilir.
- Eski kalıplarını bırakması gerektiğini kabul edebilir.
- Düşüncelerinin hayatını etkilediğini görebilir.
Fakat bu bilgileri günlük yaşamına taşımadığında, bildikleri yalnızca zihinsel bir birikim olarak kalır.
Gerçek dönüşüm, öğrenilen bir bilginin davranışa dönüşmesiyle başlar.
Kişi sadece “Kendime değer vermeliyim.” demekle kalmayıp kendisine değer veren seçimler yaptığında değişim ortaya çıkar.
Sadece “Sınır koymalıyım.” diye düşünmek yerine gerektiğinde hayır diyebildiğinde dönüşüm başlar.
Sadece “Hayatımı değiştirmek istiyorum.” demek yerine alışkanlıklarını, ilişkilerini ve kararlarını değiştirdiğinde yeni bir yaşamın kapısı açılır.
En Büyük Değişim Kişi Kendi Değerini Fark Ettiğinde Başlar
Şimdiye kadar insanların yaşamlarında oluşan en büyük değişimlerin çoğunlukla aynı noktadan başladığını gördüm:
Kişi önce kendi değerini fark etti.
Kendi değerini fark etmek, insanın kendisini diğerlerinden üstün görmesi değildir. Kendi ihtiyaçlarının, duygularının, sınırlarının ve hayallerinin de önemli olduğunu kabul etmesidir.
Kendisine değer veren bir kişi, sürekli olarak başkalarının onayını almaya çalışmaz. Herkes tarafından anlaşılmak ya da sevilmek zorunda olmadığını bilir.
Kendisini kanıtlamak için tükenmez.
Başkalarının beklentilerini yerine getirmek uğruna kendi yaşamından vazgeçmez.
Hatalarının, eksiklerinin ya da geçmişte yaşadıklarının kendi değerini belirlemediğini fark eder.
İnsan kendi değerini görmeye başladığında seçimleri de değişir. Çünkü artık kendisini değersiz hissettiren ilişkileri, ortamları ve davranışları eskisi kadar kolay kabul etmez.
Kendini Öncelik Yapmak Bencillik Değildir
Gerçek dönüşümün önemli adımlarından biri de kişinin kendisini öncelik yapmaya başlamasıdır.
Birçok insan kendisini öncelik yaptığında bencil olacağını düşünür. Bu nedenle kendi ihtiyaçlarını sürekli erteler, herkese yetişmeye çalışır ve başkalarını memnun etmek için kendi sınırlarını aşar.
Fakat kendini öncelik yapmak, başkalarını önemsememek anlamına gelmez.
Kendini öncelik yapmak:
- Kendi ihtiyaçlarını fark etmek,
- Fiziksel ve duygusal sınırlarını korumak,
- Gerektiğinde dinlenmek,
- Her talebe evet dememek,
- Kendi hedeflerine zaman ayırmak,
- Kendisine zarar veren durumları sorgulamak demektir.
Kendi hayatında sürekli olarak son sırada kalan bir insanın, zamanla yorgunluk, kırgınlık ve tükenmişlik yaşaması kaçınılmaz hâle gelebilir.
Kişi kendisine hak ettiği yeri vermeye başladığında yalnızca kendi yaşamı değil, ilişkilerinin niteliği de değişir.
Beklemek Yerine Seçim Yapmak
İnsanlar çoğu zaman değişim için doğru zamanı bekler.
Kendilerini hazır hissetmeyi, şartların düzelmesini, korkularının geçmesini ya da birilerinin onları desteklemesini isterler.
Oysa değişim çoğu zaman hazır hissettiğimizde değil, bir seçim yaptığımızda başlar.
Kendimizi tamamen hazır hissetmeden bir adım atmamız gerekebilir. Korku devam ederken karar vermemiz, belirsizlik içindeyken yönümüzü belirlememiz gerekebilir.
Çünkü cesaret, korkunun hiç olmaması değildir. Korkuya rağmen ilerleyebilmektir.
Hayatında dönüşüm yaratan kişiler, yalnızca ne istediklerini bilen kişiler değildir. Aynı zamanda istedikleri hayatla uyumlu seçimler yapmaya başlayan kişilerdir.
Beklemek yerine harekete geçerler.
Ertelemek yerine küçük de olsa bir adım atarlar.
Şikâyet etmek yerine kendi sorumluluklarını görmeye başlarlar.
Bilmek Değil, Uygulamak Değiştirir
Bugün kişisel gelişim, farkındalık ve psikoloji alanında çok fazla bilgiye ulaşabiliyoruz. İnsanlar sınır koymayı, öz değeri, bilinçaltı kalıplarını, olumlu düşünceyi ve alışkanlıkların gücünü anlatan yüzlerce içerik okuyabiliyor.
Ancak çok şey bilmek, her zaman değişmek anlamına gelmez.
Kişi yıllarca kendisini geliştirmekle ilgili içerikler tüketebilir fakat aynı ilişkileri yaşamaya, aynı kararları vermeye ve aynı davranışları tekrarlamaya devam edebilir.
Bunun nedeni bilgi eksikliği değil, bilginin yaşamın içine taşınmamasıdır.
Dönüşüm için bazen daha fazla bilgiye değil, mevcut bilgiyi uygulama disiplinine ihtiyaç vardır.
Bildiklerini uygulayan kişi, küçük adımların gücünü fark eder. Bir günde tamamen farklı bir insana dönüşmeye çalışmaz. Ancak her gün yeni kimliğiyle uyumlu bir seçim yapar.
Zamanla bu seçimler yeni alışkanlıklara, yeni alışkanlıklar ise yeni bir yaşam biçimine dönüşür.
Vazgeçmek Yerine Devam Etmek
Değişim her zaman doğrusal ilerlemez.
Bazı günler kişi kendisini güçlü hissederken bazı günler eski alışkanlıklarına geri dönebilir. Bazen ilerlediğini düşünür, ardından aynı duygularla ya da benzer sorunlarla yeniden karşılaşabilir.
Bu durum dönüşümün başarısız olduğu anlamına gelmez.
Değişim sürecinde eski tepkilerin ortaya çıkması doğaldır. Önemli olan kişinin kendisini yargılamadan yeniden seçim yapabilmesidir.
Gerçek dönüşüm, hiç zorlanmamak değildir.
Zorlandığında vazgeçmemektir.
Bir hata yaptığında kendisini tamamen başarısız ilan etmek yerine, yaşananlardan ne öğrenebileceğine bakmaktır.
Eski davranışına döndüğünde “Ben zaten değişemiyorum.” demek yerine yeniden yönünü belirlemektir.
Kalıcı değişim çoğu zaman büyük ve dramatik kararlarla değil, defalarca yeniden yapılan küçük seçimlerle oluşur.
Eski Hâline Dönmek Yerine Yeni Kimliğini Yaşamak
İnsan yeni bir hayat istediğinde yalnızca dış koşullarını değil, kendisiyle ilgili algısını da değiştirmelidir.
Çünkü herkesin kendisi hakkında taşıdığı bir kimlik tanımı vardır.
Kişi kendisini bilinçli ya da bilinçsiz biçimde şöyle tanımlıyor olabilir:
- Ben yeterince iyi değilim.
- Benim işlerim hiçbir zaman yolunda gitmez.
- İnsanlar beni anlamaz.
- Ben para kazanamam.
- Ben sağlıklı bir ilişki kuramam.
- Ben başladığım şeyleri tamamlayamam.
- Ben hep başkalarını düşünmek zorundayım.
- Benim isteklerim önemli değil.
Bu düşünceler zamanla kişinin kimliğinin bir parçası hâline gelir. Ardından kişi farkında olmadan bu kimliği doğrulayan seçimler yapmaya başlar.
Kendisini değersiz gören biri, değer görmediği ilişkilerde kalabilir.
Başarılı olamayacağına inanan biri, fırsatlar karşısında geri çekilebilir.
Sınır koyamayacağını düşünen biri, istemediği sorumlulukları kabul edebilir.
Bu nedenle yeni bir yaşam oluşturmak için kişinin önce eski kimlik tanımlarını fark etmesi gerekir.
Ardından kendisine şu soruyu sorması önemlidir:
“Olmak istediğim kişi bu durumda nasıl düşünür, nasıl davranır ve hangi seçimi yapardı?”
Yeni kimliği yaşamak, olmadığınız biri gibi davranmak değildir. İçinizde var olan fakat bugüne kadar yeterince alan vermediğiniz yönlerinizi ortaya çıkarmaktır.
Artık Hizmet Etmeyen Kalıpları Bırakmak
Dönüşüm yalnızca yeni şeyler öğrenmekle ilgili değildir. Aynı zamanda artık işe yaramayan şeyleri bırakabilmekle ilgilidir.
Bazı alışkanlıklar, düşünceler ve davranışlar geçmişte kişiyi korumuş olabilir. Ancak bir dönem faydalı olan bir savunma biçimi, bugün kişinin gelişimini engelliyor olabilir.
Örneğin çocukluk döneminde sorun yaşamamak için sessiz kalmayı öğrenen biri, yetişkinlikte ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanabilir.
Geçmişte reddedilmekten korunmak için insanlara mesafeli duran biri, bugün yakın ve sağlıklı ilişkiler kurmakta güçlük çekebilir.
Eleştirilmemek için mükemmel olmaya çalışan biri, hiçbir şeyi yeterince iyi bulmadığı için sürekli erteleme yaşayabilir.
Bu kalıpları bırakmak, geçmişi inkâr etmek anlamına gelmez. Geçmişte oluşan davranışın bugün hâlâ gerekli olup olmadığını değerlendirmek anlamına gelir.
Kişi artık kendisine hizmet etmeyen kalıpları bırakmayı seçtiğinde, yeni bir kimlik için alan açmaya başlar.
İşte gerçek dönüşüm tam olarak burada ortaya çıkar.
İçerideki Değişim Dışarıdaki Sonuçları Etkiler
Kişi içeride değiştiğinde, dış dünyayla kurduğu ilişki de değişmeye başlar.
Para ile ilişkisi değişir.
İlişkilerdeki sınırları değişir.
İş hayatındaki kararları değişir.
Kendisine sunduğu fırsatlar değişir.
Hayata bakış açısı değişir.
Bunun nedeni, dış dünyadaki her olayın yalnızca düşüncelerimizle oluşması değildir. Yaşamın kontrol edemediğimiz pek çok yönü vardır. Ancak kendimizle ilgili inançlarımız; olayları nasıl yorumladığımızı, hangi fırsatları gördüğümüzü, nelere izin verdiğimizi ve hangi seçimleri yaptığımızı güçlü biçimde etkiler.
Kendisine güvenmeyen bir kişi bir fırsatı tehdit olarak görebilirken, kendisini geliştirebileceğine inanan biri aynı fırsatı öğrenme alanı olarak değerlendirebilir.
Kendisini değersiz gören biri kötü davranışlara sessiz kalabilirken, kendi değerini bilen biri sınır koyabilir.
Bu nedenle dışarıda gördüğümüz sonuçlar çoğu zaman içeride taşıdığımız kimliğin, inançların ve tekrar eden seçimlerin bir yansımasıdır.
Hayatınızı Değiştirmek İçin Yeni Bir Bilgiye mi İhtiyacınız Var?
Belki de bugün kendinize sormanız gereken en önemli soru şu:
“Hayatımı değiştirecek yeni bir bilgiye mi ihtiyacım var, yoksa yeni bir ‘ben’e mi?”
Belki zaten ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.
Belki sınır koymanız gerektiğini, kendinize zaman ayırmanız gerektiğini, bir adım atmanız gerektiğini ya da artık size iyi gelmeyen bir durumu bırakmanız gerektiğini uzun zamandır hissediyorsunuz.
Belki ihtiyacınız olan şey daha fazla bilgi toplamak değil; bildiklerinizi yaşayacak cesareti göstermek.
Çünkü insanlar hayatlarını yalnızca yeni bilgilerle değiştirmez.
İnsanlar hayatlarını, yeni seçimleriyle değiştirir.
Yeni davranışlarıyla değiştirir.
Kendilerine verdikleri değerle değiştirir.
Ve en önemlisi, her gün yeniden yaşamayı seçtikleri yeni kimlikleriyle değiştirir.
Gerçek dönüşüm dışarıdan gelen bir yöntemin sizi değiştirmesiyle değil, içinizdeki yeni kişiye alan açmanızla başlar.
Halis ŞAHİNER
Sosyolog, Yazar ve Yaşam Koçu
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
