İsteklerimizle Rezonansa Geçebilmek İçin Etkili Yollar

Sen hangi rezonans alanlarında bulunuyorsun?
İsteklerimizle rezonansa geçebilmek için önümüzde birçok imkân var. Bunların arasından sana en çok mutluluk ve kolaylık veren yolu seçebilirsin. Bu yaklaşımda, istekleri yaşamımıza çekebilmemiz için mutluluk ve kolaylık önemli enerji taşıyıcılarıdır. Bir işe çok ciddi ve gergin başlarsak, kendi içimizde de gergin bir rezonans alanı oluşturabiliriz. Böyle bir durumda, yaşamımıza çekmek istediğimiz şeyin ne olduğunu kendimize sormakta fayda var: Arzumuzun gerçekleşmesini mi istiyoruz, yoksa gerginliği mi besliyoruz?
Deneyeceğin yöntemlerin hepsi bir çırpıda sonuç vermeyebilir; ilk denemede favorin olacakları da garanti değil. Bazı tekniklere karşı içinde direnç, hüzün ya da şüphe hissedebilir; olumlu inanç cümlelerine inanmakta veya isteklerini zihninde canlandırmakta zorlanabilirsin. Bunlar yaşanabilir. Hayal kırıklığına kapılmak yerine kendine zaman tanı. Rezonans kanunu yaklaşımında, zorluğa odaklanmanın onu daha da büyütebileceği düşünülür. Unutma ki:

Düşündüğün, hissettiğin ya da inandığın her şeyi yaşamına çekersin.
Bir teknikten diğerine sürekli geçmenin ya da hepsini aynı anda denemenin lüzumu yok. Güvenle ve gönül rahatlığıyla uyguladığın tek bir yönteme zaman ayırmak, birçok yöntemi yarım yamalak denemekten daha tatmin edici olabilir. Buradaki amaç, sana uygun gelen yaklaşımı bulmak ve onu istikrarlı biçimde uygulamaktır.
Rezonans kanunu ve çevrenin etkisi
İsteme tekniklerine başlamadan önce mevcut durumunu değerlendirebilirsin. Şu sıralar hangi rezonans alanlarının içindesin? Bu soruya cevap ararken yakın çevrene ve günlük yaşamında tekrar tekrar karşılaştığın durumlara bak. Bu yazının yaklaşımına göre dış dünyamız, iç dünyamızdaki düşünce ve inançları anlamak için bir çeşit “okuma aygıtı” işlevi görebilir. Karşılaştıklarını gözlemlemek, kendini nasıl gördüğünü ve hangi düşüncelere daha çok alan açtığını fark etmene yardımcı olur.
Bu değerlendirme, kendini veya çevrendekileri suçlamak için değil; seni etkileyen koşulları daha açık görmek içindir. Çünkü seni sürekli yetersiz, yalnız, dağınık ya da başarısız hissettiren düşünce ve ilişkilerin içinde kalmak, yeni bir bakış açısı geliştirmeyi zorlaştırabilir. Çevreni saran rezonans alanı, kendi başına kurmaya çalıştığın yeni düşünceleri de etkileyebilir. Bu yüzden istekleri gerçekleştirme yöntemleri arasında yalnızca bir cümleyi tekrar etmek değil, günlük yaşamında hangi seslere ve ilişkilere daha çok yer verdiğini fark etmek de bulunur.
Oluşturduğumuz rezonans, metindeki benzetmeyle içimizde derinlerde titreşen bir matriks gibidir. Özümüze uygun bilgiler gönderdiği ve benzer olanı yaşamımıza çektiği düşünülür. Bu nedenle çevremizde olup bitenlere bakarak iç dünyamızdaki “programlanmış” düşünceleri anlamaya çalışabiliriz. Çevremizle aramızdaki bu bağı fark etmek, kendimizi daha iyi tanımamıza ve sahip olduğumuz potansiyelden yararlanmamıza yardımcı olur.
Başkalarının rezonans alanı seni nasıl etkiliyor?
Yabancı bir rezonans alanının etkisine girmek, gündelik hayatta sıkça karşılaşılabilecek bir durumdur. Örneğin, kendini huzurlu ve mutlu hissederken başka birinin öfkesine veya mutsuzluğuna kapılabilir, birkaç saniye içinde hararetli bir tartışmanın içinde bulabilirsin. Bazen söylemek istemediğin sözler söyler ya da sakin kafayla almayacağın kararlar alırsın.
Bu yaklaşım, böyle anlarda karşımızdaki kişinin rezonans alanına girdiğimizi ve onun etkisine açık hâle geldiğimizi söyler. Ancak bu duygunun bize bütünüyle yabancı olmadığını da hatırlatır: Öfke içimizde hiç karşılığı olmayan bir duygu olsaydı, onunla rezonansa geçmemiz mümkün olmazdı. Kavgacı birinin öfkesinden etkilenmek, bu yanımızı fark etmek için bir işaret olabilir; fakat bu, her durumda kavganın sorumluluğunun sende olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, hangi duyguyu harekete geçireceğini fark edip seçebilmen.
İçimizde duyguların farklı hâlleri bulunur. Biri bize sevgi ve anlayışla yaklaştığında yumuşak huylu ve sevecen olabiliriz; öfke de sevecenlik de insanda karşılık bulabilir. Metnin temel düşüncesi şu: Hangi titreşimi harekete geçireceğimiz, her zaman bize bağlıdır. Mevcut rezonans alanlarından yararlanmak için arzu ettiğimiz enerjiye yönelmek, önce çevremizde neyin baskın olduğunu fark etmekle başlar.
Yakın çevrendeki ilişkileri gözden geçirmek için şu basit çalışmayı deneyebilirsin:
- Neredeyse her gün görüştüğün arkadaşlarının, tanıdıklarının ve akrabalarının isimlerini listele.
- Her ismin yanına o kişinin sende çağrıştırdığı ilk niteliği yaz. “Yapıcı, komik, neşeli, destekleyici” ya da “sürekli eleştirici, kıskanç, haset” gibi ifadeler aklına gelebilir.
- Yazarken uzun uzun düşünme. İlk aklına geleni not et; fazla düşünmek, ilk izlenimini değiştirebilir.
Bu liste, çevrendeki insanların sana güç verip vermediğini veya kendini kısıtlanmış ve değersiz hissetmene yol açıp açmadığını görmene yardımcı olabilir. Cevapları bulmakta zorlanırsan şu sorular üzerinde dur:
- Çevrende hâkim olan enerji seni teşvik ediyor mu, yoksa engelliyor mu?
- Çevren sana güç ve enerji veriyor mu?
- Kendini huzurlu ve güvende hissediyor musun?
- Çevrendekiler sana güveniyor mu ve gerektiğinde destek oluyor mu?
- İsteklerini rahatça dile getirebiliyor musun?
- Birlikte yaşadığın insanlar senin iyiliğini düşünüyor mu?
- Olduğun gibi görünebiliyor musun?
Cevapların seni sarstıysa şaşırma. Bu farkındalık, hangi ilişkilerin ve düşüncelerin seni desteklediğini, hangilerinin ise ilerlemeni zorlaştırdığını görmenin başlangıcı olabilir. Buradaki amaç insanları etiketlemek değil; kendi yaşamında neye ne kadar yer vermek istediğini anlamaktır.
İsteklerinle rezonansa geçmek için destekleyici alanlara yönel
Bir sonraki adımda, gücüne ve yaratıcılığına inanmayan kişileri listende işaretle. Başka insanlara hayatını yargılama, seni aşağılama ya da olumsuz etkileme hakkını ne kadar süreyle verdiğini düşünmek isteyebilirsin: Bir gün, bir ay, bir yıl, bir ömür boyu mu? Bu soru, kendini hangi yönde desteklediğini ve sınırlarını nasıl belirlemek istediğini anlamana yardımcı olur. Gelecekte neyi değiştireceğine karar vermek senin elindedir.
Ardından seni teşvik eden, destekleyen ve yanında olan insanları yeniden listele. Bu kişiler azınlıkta gibi görünse bile, koşulsuz desteğini sunan birini gözden kaçırmış olabilirsin. Belki de yaşamındaki başka öncelikler yüzünden bu dostluğun değerini fark etmedin. Seni ileriye taşıyan insanlara öncelik vermek ve onlarla daha fazla zaman geçirmek, arzuladığın yaşamla uyumlu bir rezonans alanı kurmana yardımcı olabilir.
- Anlaşabildiğin, seni takdir eden ve sana saygı duyan insanlarla beraber ol.
- Şu anda böyle insanları tanımıyorsan, zihninde destekleyici ilişkilerin mümkün olduğu bir alan aç.
- Kapasitenin farkına varacak insanların bulunduğunu hatırla ve yaşamına yeni ilişkilerin girmesine açık ol.
- Her şeyden önce kendi gücünün farkına var; kendine saygı, sevgi ve takdirle yaklaş.
- Başkalarını da kendi isteklerine ulaşmaları için destekle. Bu yaklaşım, cömertlik ve karşılıklı desteğin olduğu ilişkileri çoğaltabilir.
Rezonans alanına yönel.
Bunlar, isteklerinin gerçekleşmesi için ailenden ve arkadaşlarından vazgeçmen gerektiği anlamına gelmiyor. Söylenmek istenen, arzuladıklarının gerçekleştiği ortam ve insanlara daha fazla yönelmen. İstek cümleleri, zihinde canlandırma veya fiziksel egzersizler sana yardımcı olabilir; ancak çevrende arzularına inanmayan sesler sürekli baskınsa, oluşturduğun yeni alanı sürdürmek zorlaşabilir. İstekleri yaşamına çekme yolları, bu bakış açısında, hem iç dünyana hem de çevrende zaman ayırdığın ilişkilere dikkat etmeyi içerir.
Tüm kapılar sana açık. Her zaman açıktı. Tek yapman gereken kapıyı azıcık aralayarak enerjinin sana doğru akmasına izin vermek. İsteklerinin gerçekleştiği yerlere yönel. Burada bir başka destek daha bulabilirsin: Başkalarını gözlemleyerek öğrenme ve onların başarı hikâyelerinden cesaret alma imkânı.
Ayna nöronları ve başkalarından öğrenmek
Kitapta, Parma Üniversitesi nörologlarının Giacomo Rizzolatti öncülüğünde 1990 yılında gözlemlediği ayna nöronları anlatısı, başkalarını izleyerek öğrenme düşüncesiyle ilişkilendiriliyor. Bu anlatıma göre beynin bazı bölgeleri, bir hareketi yalnızca izlerken de etkinleşebiliyor. Yani bir işi yapan kişi biz olmasak bile, o eylemi gözlemlemek zihnimizde ona dair bir deneyim oluşturabiliyor.
Metindeki örneklerden biri, daha önce denemediğimiz bir hareketi yapan kişiyi izlemek. İp üzerinde yürüyen birini izlediğimizde ya da bir sporcuyla kendimizi özdeşleştirdiğimizde onun yaşadığı heyecana ortak olabiliriz; bağırır, güler, üzülür veya olanlara bütün varlığımızla katılırız. Bu örnek, başkalarının deneyimlerini gözlemleyerek kendi deneyim dünyamıza taşıyabileceğimiz fikrini açıklar. Gözlemlemek tek başına yeterli değildir; öğrenilenleri eyleme dönüştürmek de gerekir.
- Bir konuda becerini geliştirmek istiyorsan, o konuda başarılı olan kişileri dikkatle gözlemle ve gördüklerini kendi deneyimine aktar.
- İzlediğin veya zihninde canlandırdığın eylemleri, uygulayacağın somut adımlarla destekle.
- Gözlemlediğin eylemleri kendine uyarlamak, daha sonra yararlanabileceğin bir zihinsel hazırlık oluşturabilir.
“Zaferin” rezonans alanını zihninde canlandır
Hedefe yoğunlaşmak ve “zafer”i zihninde canlandırmak, bu yaklaşımda istenen sonuca uygun bir rezonans alanı oluşturmanın yollarından biridir. Zihinde canlandırma, yalnızca sonucu hayal etmek değil; o sonuca yaklaşırken nasıl davranacağını da düşünmektir. Böylece hedefinle ilgili inancını güçlendirebilir, kendini daha sakin ve hazırlıklı hissedebilirsin. Bunlar, istekleri gerçekleştirme yöntemleri içinde zihinsel hazırlığa verilen yeri anlatır; sonucun kendiliğinden gerçekleşeceğine dair bir garanti değildir.
Şahsen ben, önemli randevularımı önceden gözümün önüne getirip istediğim sonucu zihnimde canlandırmayı alışkanlık hâline getirdim. Böylece kendimi daha sakin ve olaya hâkim hissediyor, bocalamadan olayların akışını belirleyebiliyorum. Bu kişisel deneyim, zihinde canlandırmanın gündelik bir hazırlık biçimi olarak nasıl kullanılabileceğini gösteriyor.
Başkalarının başarı hikâyeleri de benzer biçimde cesaret verebilir. Hiçbir şeyleri yokken saygı ve servete kavuşan insanların hikâyelerini duyduğunda, onların başardığını senin de başarabileceğini düşünmüş olabilirsin. Başarı öyküleri, isteklerimizle aramızdaki mesafeyi zihnimizde daha aşılabilir kılabilir. Başkalarının görünüşte imkânsız bir şeyi nasıl başardığını öğrenmek, hedefe giden yolda hangi adımların atılabileceğini görmene yardımcı olur.
Ulaşmak istediğin şey her ne olursa olsun, ona ulaşmış kişilerin hikâyelerini oku, seyret ve kendi hedefinle bağlantı kurarak değerlendir. Onların deneyimlerinden yararlanmak, kendi yolunu belirlemenin yerine geçmez; fakat hedefini daha somut düşünmene ve ilk adımı görmene yardımcı olabilir.
- Başarılı insanların hayat hikâyeleriyle ilgilen; yaşam öykülerini konu alan kitaplar oku, filmler seyret.
- Para sıkıntısı çekerken ekonomik özgürlüğe ulaşmış insanların hikâyelerini incele.
- “Mucize” denilen şeylerle ilgilen ve bu hikâyelerin sende uyandırdığı düşünceleri fark et.
Bir engel aramakla vakit kaybetme belki hiçbir engel yoktur. Franz Kafka
Beynimiz şekillendirilebilir: tekrar ve istikrar
Yazıda beynin değişebilirliği, düşünceler ve edinilen deneyimlerle ilişkilendiriliyor. Beynin belirli etkinlikler doğrultusunda şekil alabileceği anlatısı, burada yeni bir düşünce veya davranış üzerinde düzenli biçimde çalışmanın önemini açıklamak için kullanılıyor. Bir konuda tekrar tekrar pratik yapmak, o konuyla ilgili düşünme ve davranma biçimimizi zaman içinde etkileyebilir.
Bu bakışta beynin plastisitesi, yeni bağlantılar kurabilme ve alışkanlıkları değiştirebilme kapasitesini ifade eder. Metnin asıl vurgusu, yeni eylem ve düşüncelerin bir anda yerleşmesini beklememek; değişime zaman tanımaktır. Yeni bir alışkanlık edinmek, yalnızca bir kez karar vermekle değil, aynı yönde tekrar tekrar çaba göstermekle mümkün olur.
“Ruhumuzu eğiterek geleceğimize istediğimiz şekilde yön verebiliriz” düşüncesi de bu noktada anlam kazanıyor. Kendine dair eski inançlarını değiştirmek istiyorsan, arzu ettiğin yeni inançlarla istikrarlı biçimde meşgul olabilirsin. Bu, olumsuz hisleri yok saymak değil; dikkatini ve davranışlarını zamanla seçtiğin yöne çevirmektir. İnançların değiştikçe yaşam tarzında da değişiklikler yapman mümkün olabilir.
Yeni bilgilerin ve alışkanlıkların yerleşmesi zaman alır. Bu nedenle tekrar, öğrenme sürecinin önemli bir parçasıdır. “Yapa yapa usta olunur.” Olumlamaları ve olumlu inanç cümlelerini düzenli biçimde tekrarlama fikri de bu öğrenme yaklaşımıyla ilişkilendirilebilir. Ancak bir cümlenin işe yaraması için onu tekrarlamanın yanında, günlük seçimlerinde ve eylemlerinde de ona yer açman gerekir.
İstemediğimiz inançlarla çalışmanın yolu, arzu ettiğimiz yeni düşüncelerle istikrarlı biçimde meşgul olmaktan geçer. Bu yazıdaki istek cümleleri ve afirmasyonların amacı, rezonans alanımızı yeniden programlama düşüncesiyle açıklanıyor: Eski olumsuz inanç kalıplarının yaşamımız üzerindeki etkisini fark etmek ve yeni, destekleyici bir alan oluşturmak. Kendine uygun bir yöntem seç, acele etmeden uygula ve çevrenden aldığın desteği de bu sürecin parçası hâline getir.
Kaynak: Rezonans Kanunu – Pierre Franckh







Yazınızı içtenlikle okudum. Harika bir yazı..
Yazı benim değil. Rezonans Kanunu kitabından alıntı. Kitabı almanızı tavsiye ederim.
İlginç ve ilginçliği kadarda geceklın ta kendisi de bunu başarmak İcın ozumuzdekı Buyük zaatlarda bulmak mumkün HZ mevlananın mesnevısını okumak.HZ Suleyman celebının mevludı şerıfını HZ muhıddını arabının eserlerini eyer iman ederek anlıyarak okursan bak neler olur seyret ha parayı bulamazsın bulacaklarını hafızalar almaz cook sabırla tekrar tekrar okuyup eksiksiz anlamak Sart dünya nımetı İcın sızın yol geçerli yaşamın varıdatı ılahıyenın ne olduğunu anlamak içinde dediğim yolu deneyin haaa kuran dakı dini çok ıyı bilin yaşanan yaşatılan dini degil. Bunuda aşın aşın uzerinde düşünün kuranın dediklerini anlamaya çalışın butün kitaplar sızı ve gercegınız kuranı anlatır sizde bir enamsınız saygılar