Nefes – Evrene Bir Köprü – 4 / OSHO

4. Teknik: Nefes meditasyonu ve doğal duraklama
Osho’nun anlattığı bu nefes meditasyonu, nefesi zorla tutmaya değil, nefes verişin ya da alışın ardından kendiliğinden beliren kısa duraklamayı fark etmeye dayanır. Nefes tamamen dışarı çıktığında ve doğal olarak durduğunda ya da içeri çekildikten sonra bir an beklediğinde, Osho’ya göre bu evrensel duraklamada insanın küçük benliği kaybolabilir. Bu hâlin, özellikle zihni arzular ve arayışlarla dolu olanlar için güç olduğunu söyler.
“Ama saf olan kim?” diye sorar Osho. Bu duraklamayı zorla uygulayabileceğin bir yöntem gibi görmek yerine, bazen kendiliğinden ortaya çıktığını fark etmek gerekir. Osho’nun nefes duraklaması meditasyonu dediği yaklaşımda önemli olan, nefesi isteyerek kesmek değil; duraklama gerçekleştiğinde o anı fark etmektir.
Osho, araba kullanırken bir kazanın çok yakında olduğunu hissettiğin bir anı örnek verir. Böyle bir acil durumda nefes, dışarı verilmişse dışarıda; içeri çekilmişse içeride kalabilir. Her şey bir anlığına durmuş gibi hissedilir. Bu, tehlikeli bir durumu aramak ya da nefesi bilerek durdurmak için bir çağrı değildir; Osho’nun dikkat çektiği, beklenmedik anda zihinsel hareketin kesintiye uğramasıdır.
Beklenmedik bir anda küçük benliğin kaybolması
Böylesine evrensel bir duraklamada, insanın küçük benliği kaybolur. Osho’nun “küçük benlik” dediği şey; gündelik hayatta kim olduğumuzu sandığımızı, ismimizi, banka hesabımızı, itibarımızı ve alışılmış düşüncelerimizi kapsar. Acil bir anda bunların hiçbiri akla gelmeyebilir. Araba başka bir arabaya doğru ilerlerken, ölümün yaklaştığı hissedildiğinde, zihin günlük kimliğini sürdürmeyi bırakır ve nefes aniden duraklayabilir. Osho’ya göre kişi o anın farkına varırsa, hedefe yaklaşır.
Zen hikâyeleri ve zihnin duraklaması
Osho, Japonya’daki Zen keşişlerinin de benzer bir duraklamayı ortaya çıkarmaya çalıştığını anlatır. Bu nedenle yöntemleri dışarıdan garip, saçma ya da anlaşılmaz görünebilir. Bir Zen ustasının öğrencisini evden dışarı atması ya da görünürde hiçbir neden yokken ona vurması gibi hikâyeler aktarır.
Osho’nun açıklamasına göre, olayın açık bir nedeni varsa zihin onu hemen yorumlar: “Ona hakaret ettim ve o da beni dövüyor.” Zihin beklediği bir sonucu bulduğunda, düşünce akışı sürer ve arada boşluk oluşmaz. Oysa öğrenci ustasına hakaret ettiğinde usta öfkelenmek yerine gülmeye ve dans etmeye başlarsa, bu beklenmedik karşılık zihnin alışılmış açıklamasını kesintiye uğratabilir.
Burada anlatılan şiddet içeren davranışlar taklit edilmesi gereken uygulamalar değildir. Osho’nun örneğinde vurgulanan, beklenmedik bir durumun zihinde yarattığı şaşkınlıktır. Zihin anlayamadığı bir anla karşılaşınca durur; onun anlatımında bu duruş nefeste de bir duraklamayla ilişkilidir. “Nefes durduğunda zihin durur mu?” sorusuna verdiği yanıt, iki hareketin birbirine bağlı olduğu yönündedir: Nefes durursa zihin, zihin durursa nefes durur.
Öğrencinin ustasını takdir ettiği, onun memnun olduğunu düşündüğü bir anda ustanın aniden asasını alıp onu dövmeye başlaması da aynı Zen hikâyeleri içindedir. Öğrenci ne olduğunu anlayamaz; Osho’ya göre bu şaşkınlık zihinde bir boşluk yaratır. Hikâyelerin Budalığa erişmekle ilişkilendirilmesi de bu nedenle yalnızca dışarıdan görünen davranışa indirgenemez. Osho, tekniği anlamadan bu olayları taklit etmenin faydasız, hatta tehlikeli olabileceği konusunda uyarır.
Şiva’nın alayı ve herkesin hissettiği duraklama
Osho’ya göre Zen’in temelinde Şiva’nın dördüncü tekniği vardır. Bu geleneğin unutulduğunu ve insanların Zen’i Japonya’dan yeniden öğrenmek zorunda kaldığını söyler. Ardından Şiva’nın Devi ile evlenmek üzere geldiği düğün alayını anlatır. Devi’nin babası bu “hippi” ile evliliğe gönülsüzce razı olur; Şiva’nın alayı göründüğünde ise şehirdekilerin kaçıştığı söylenir.
Osho’nun anlatısında alay; dans eden, çığlık atan, gülen ve “uçuyor” gibi görünen kişilerle doludur. LSD ve marihuanayı başlangıç olarak anarken, Şiva’nın ve arkadaşlarının bildiği nihai uyuşturucuyu “Soma rasa” diye adlandırır. Aldous Huxley’nin “soma” adını sırf Şiva yüzünden kullandığını da bu anlatının içinde aktarır. Bu görüntü karşısında bütün şehrin yaşadığı şaşkınlık, beklenmedik bir olayın kalabalıkta bir duraklama yaratmasına örnektir.
Nefesin doğal duraklaması ve zihnin sessizliği
Ani ve inanılmaz bir olay, Osho’ya göre zihni henüz bu sessizliğe alışmamış kişilerde duraklama yaratabilir. Fakat zihnin saf olduğu, yani arzu, özlem ve arayışla hareket etmediği durumda böyle bir dış olaya ihtiyaç yoktur. Kişi sessizce otururken nefes kendiliğinden duraklayabilir. Nefesin doğal duraklaması meditasyonu denebilecek bu hâlde yapılacak şey, nefesi zorlamak değil, oluşan anı fark etmektir.
Osho, zihnin hareketiyle nefesin hareketini birbirine bağlar: Hızlı hareket eden zihnin hızlı bir nefese ihtiyaç duyduğunu söyler. Öfke sırasında ya da cinsel eylemde nefesin hızlanmasını bu düşüncesine örnek verir. Zihin arzuyla ve güdülerle doluyken hareket hâlindedir; Osho’nun “saflık” dediği, hiçbir şeyi aramadan burada ve şu anda kalma hâlindeyse, bu hareket yatışır. Onun benzetmesiyle zihin, tek bir dalgası bile olmayan masum bir havuz gibi olur ve nefes kendiliğinden duraklar.
Osho, bu bağlantıyı açıklarken Ayurveda’nın çok cinselliğin ömrü kısaltabileceği yönündeki görüşünü aktarır; Ayurveda’nın ömrü alınan nefes sayısıyla ölçtüğünü söyler. Ardından çağdaş tıbbın cinselliğin kan dolaşımına ve gevşemeye yardımcı olduğu yönündeki yaklaşımından söz eder. Bu iki düşüncenin farklı dönemlerin yaşam koşulları içinde anlam kazandığını öne sürer: Ona göre ağır fiziksel iş yapan geçmiş insanıyla, daha az fiziksel çaba gösteren çağdaş insanın koşulları aynı değildir. Bunlar Osho’nun aktardığı görüşlerdir; nefes tekniğinin bilimsel açıklaması olarak değerlendirilmemelidir.
Osho, çağdaş insanın cinsel etkinlik sonrasında gevşemiş hissedip uykuya dalabilmesini de bu çerçevede yorumlar ve Freud’un cinselliği en iyi sakinleştirici olarak gördüğünü söyler. Sonra yeniden ana düşünceye döner: Cinsellikte ve öfkede nefes hızlanırken, arzunun ve arayışın bulunmadığı sessiz zihinde nefes kendiliğinden durabilir. Bu yaklaşımda nefes duraklaması meditasyonu, bir nefes tutma talimatı değil, zihnin hareketi azaldığında fark edilebilen doğal bir ara olarak anlatılır.
Bu yolda küçük benlik yok olur ve daha yüksek, daha üstün benliğe ulaşırsın. Osho’nun nefes meditasyonu üzerine bu tekniğinde, asıl vurgu nefesi kontrol etmekte değil; düşüncelerin ve alışılmış kimliğin bir anlığına sustuğu duraklamanın farkına varmaktadır.
Sanırım bugünlük bu kadarı yeter.
OSHO
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






