Özgür Olmak

Özgür olmak, kendi iç sesini duymaktır

Daima şunu hatırla: İlk olan senin varlığındır. Başkalarının seni etkilemesine, kontrol etmesine ve istemediğin bir yöne çekmesine izin verme. Bunu yapmak isteyen çok kişi vardır; herkes sana nasıl yaşaman, nasıl değişmen ve ne olman gerektiğini anlatmaya hazırdır. Herkes bir hayat rehberi sunar. Oysa aradığın rehber senin içinde vardır; onun mavi kopyasını zaten taşıyorsun.

Başkalarının senin nasıl biri olduğun hakkındaki sözlerini tek ölçü hâline getirme. Nasıl olmak istediğini anlamak için iç sesini dinle. Aksi hâlde kendi hayatını başkalarının beklentilerine göre yaşar, sana ait olan yönü gözden kaçırırsın. Özgür olmak, herkesi yok saymak ya da her söylenene karşı çıkmak değildir; kendi gerçeğini başkalarının hazır cevaplarının altında kaybetmemektir.

Bu nedenle kendine karşı doğru olmak önemlidir. İç sesinin gösterdiği yol riskli görünse bile, bu yaklaşıma göre insan kendi gerçeğine sadık kalmalıdır. Risk almak burada düşünmeden hareket etmek değil; başkalarının onayını tek rehber kabul etmeden, kendi içinde doğru bulduğun şeyi göze almaktır. Böyle yaşadığında, içsel doyumla dans edebileceğin gün gelebilir.

İç sesini dinlemek ve kendi yönünü bulmak

Özgürlük hakkında düşünürken sorulabilecek soru şudur: Özgün olmak ne demek? Osho’nun bu metindeki yaklaşımında özgünlük, başkalarının sana biçtiği kişiliği taklit etmek yerine kendi varlığından hareket etmektir. Kişisel özgürlük, yalnızca dışarıdan bir engelin bulunmaması değil, kendi seçimlerini başkalarının sesleri arasında duyabilmektir.

Etrafında seni baştan çıkarmaya çalışan binlerce şey vardır. Elindekileri satmak için kapı kapı dolaşan insanlar gibi herkes sana kendi fikrini, yolunu ve hayat rehberini sunar. Dünya bir süpermarkettir; herkes sana elindekileri satmak ister. Herkes bir satıcıdır. Çok fazla satıcı dinlersen, hangi sesin sana ait olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Bu yüzden gözlerini kapat ve iç sesini dinle. Osho, meditasyonun özünü de burada, iç sesi duyabilmekte bulur. Özgür olmak için ilk yapılması gereken budur.

İç sesini dinlemek, her dış görüşü değersiz saymak anlamına gelmez. Buradaki vurgu, başkalarının sözlerinin kendi içindeki yön duygusunun yerini almasına izin vermemektir. Bir karar verirken kendine sor: Bu, gerçekten benim istediğim mi, yoksa benden beklenen mi? Bu soruya dürüstçe yaklaşmak, kendi yönünü daha açık görmene yardımcı olur.

Maske takmamak: Duygularına karşı dürüst olmak

İkinci adım, maske taşımamaktır; üstelik bu adım, ilkini attığında mümkün hâle gelir. Kızgınsan kızgın olduğunu inkâr etme. Bu riskli gelebilir; yine de öfkeliyken gülümsemeyi kendine zorunlu kılma. Sana kızgınken gülümsemen öğretildiğinde, o gülümseme gerçek duygunu saklayan bir maskeye dönüşebilir. Hımmm…? Sadece dudakların yaptığı bir alıştırma olarak kalabilir. Kalbin öfkeyle doluyken gülümsemek, bu bakışa göre sahte bir davranıştır.

Duyguyu inkâr edip başka bir yüz takmak, yalnızca o anı etkilemez. Öfkelenmek istediğinde öfkelenmemiş, nefret etmek istediğinde nefret etmemiş gibi davranırsın; sonra sevmek ya da gerçekten gülümsemek istediğinde içinden gelen duyguya ulaşmakta zorlanabilirsin. Kalbin gülümsemeyle dolu, kahkaha atmak istiyor olabilir; ama gülümseme boğazında takılı kalır, zorlama ve sönük çıkar. Seni mutlu etmez, içinde bir canlılık yaratmaz. Anlatılan şey, duygularını dilediğin gibi dışa vurmak değil; hissettiğinle gösterdiğin arasındaki sahte mesafeyi fark etmektir.

Şimdiki zamanda kalarak özgün olmak

Özgürlük hakkında hatırlanması gereken üçüncü şey, daima şimdiki zamanda kalmaktır. Bu görüşe göre sahtelik, geçmişe takılı kalmaktan ya da henüz gelmemiş geleceği şimdiden yaşamaya çalışmaktan doğabilir. Geçmiş geçmiştir; onu bir yük gibi sırtında taşımak, şu anda özgürce var olmana izin vermez. Gelecek ise henüz gelmemiştir. Onun hakkında gereksiz yere kaygılanmak da geleceği şimdiki zamana taşıyarak bu anı gölgeler.

Şimdi ve burada olmak, yaşanan anı kendi gerçeğinle karşılamaktır. Geçmişte ne olduğuna ya da gelecekte ne olacağına takılıp kalmadan, şu anda ne hissettiğini ve ne düşündüğünü fark et. Özgünlük bu metinde böyle bir şimdiki zamanla ilişkilendirilir: Geçmiş yok, gelecek yok; yalnızca şimdiki an, sonsuzluğundur.

Doğruluk, özgünlük ve gerçek yüzünü göstermek

Osho, bu üç noktaya—iç sesini dinlemeye, maske taşımamaya ve şimdiki zamanda kalmaya—dikkat edildiğinde Patanjali Usta’nın “doğruluk” dediği şeye ulaşılacağını söyler. Burada doğruluk, her cümleyi söylemeden önce doğru olup olmadığını kontrol etmekten ibaret değildir. Osho’nun anlattığı, insanın özgünlüğünü yaşayarak kurduğu bir doğruluktur: Gerçek yüzünü saklamadığında, söylediklerin de kendi gerçeğinden doğar.

Özgün bir insanın yalan söylemeye ihtiyacı kalmaz; söylediği, kendi varlığıyla uyumlu olduğu için doğru olur. Doğruluk ve özgünlük, bu yaklaşımda yanlış olmamak kadar maske kullanmamakla da ilgilidir. Gerçek yüzün neyse onu göster… Ne pahasına olursa olsun. Özgür olmak, kendine karşı doğru kalmanın ve kendi hayatını başkalarının hazır yönlendirmeleri yerine kendi iç sesinle yaşamanın cesaretidir.

OSHO

Yoga-Bireyin Doğuşu

özgür olmak
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler