Ya Kendimiz Olmak En Büyük Gücümüzse?

Yaşamınızda istek ve arzularınıza kolaylıkla ulaşmanızı engelleyen, hatta sizi sabote eden ne kadar düşünce ve inanca sahipsiniz? Bunların bir kısmını fark etmek bile zor olabilir. Çünkü çoğu zaman içine doğduğumuz ailede, çevrede ve kültürde öğrendiklerimizi doğal kabul ederiz. Başka türlü davranmanın mümkün olduğunu düşünmeden, bize öğretilenleri sürdürürüz.
Örneğin daha aza razı olmanın, kendimizi ikinci planda tutmanın ve büyüklerin düşüncelerini kendi düşüncelerimizden daha önemli görmenin erdemli olduğu sürekli telkin edilebilir. Bu beklentilerin dışına çıkan kişi ise yanlış yapan biri gibi gösterilebilir. Böylece kendimize ait seçimleri sorgular, farklı davranmanın bedelinin reddedilmek olacağını sanabiliriz.
Kendin olmak neden kişisel gücünle ilgilidir?
Yanlış bulunma korkusu, zamanla yalnızca bir başkasının eleştirisinden kaçınmakla sınırlı kalmaz. Ne söyleyeceğimizi, neyi seçeceğimizi ve hangi yönümüzü göstereceğimizi de etkileyebilir. Kabul görmek uğruna kendimizi küçülttüğümüzde, düşüncelerimizi yok saydığımızda ya da farklılığımızı sakladığımızda kendi gücümüzden gönüllü olarak vazgeçmiş oluruz.
Kendin olmak, her koşulda haklı olduğunu düşünmek ya da başkalarının söylediklerini hiç dinlememek değildir. Kendi yeteneklerini, bakış açını ve tercihlerini başkalarının yargılarından ayrı görebilmektir. Birinin yönteminden farklı bir yöntem kullanman, tek başına yanlış yolda olduğunu göstermez. Herkesin kolaylıkla yaptığı, kendine özgü biçimde ortaya koyduğu şey farklı olabilir. Bu farklılık, kişisel gücünün bir parçası olabilir.
Yaşamımızın hangi alanlarında yanlış bulunmamak için kendimizi küçülttük, yok saydık ya da geçersiz kıldık? Kendimizi başkalarının beklentilerine göre değiştirmeye çalışırken hangi yeteneklerimizi geri planda bıraktık? Ya yanlış bulunduğumuz şey, aslında kendin olmanın gücünü taşıyan yönümüzse?
Farklılığını savunmak: Bir atölye çalışmasından örnek
Geçenlerde bir kişi, başka biriyle birlikte bir atölye çalışması yaptıklarından bahsetti. Çalışma sırasında diğer kişi, onun kullandığı yöntemlerin katılımcılar üzerindeki etkisinden rahatsız olmuş. Ona daha az söz hakkı vererek çalışmayı sabote etmiş; bitiminde de kullandığı yöntemleri eleştirmiş, onu yargılamış ve yanlış yolda olduğunu söylemiş. Üstelik kendi tekniklerini kullanmasını istemiş.
Ona şunu söyledim: “Herkesin yetenekleri farklıdır. Herkesin kolaylıkla yaptığı şey farklıdır. Aslında bu kişisel gücümüzdür; kendimiz olduğumuz alandır. Birini suçlayarak yanlış ve hatalı kılmak, o kişiyi kontrol etmek için kullanılan bir manipülasyon yöntemi olabilir. O kişi sana üstünlük kurabilmek için yaptığının yanlış olduğunu söylüyor olabilir. Bu, senin gerçekten yanlış olduğun anlamına gelmez.”
Bu örnekte önemli olan, eleştiriyi hemen doğru kabul etmek ya da karşı tarafı bütünüyle haksız ilan etmek değil. Önce söylenenleri kendi bakış açından değerlendirebilmek. Başkalarının düşüncelerinden etkilenmemek, hiçbir görüşü duymamak demek değildir; bir yargıyı kendi gerçeğin gibi kabul etmeden önce durup kendine sorular sorabilmektir.
Kendi gücüne sahip çıkmak için sorabileceğin sorular
Kendine şunları sorabilirsin:
“Kendimle ilgili farkında olmadığım hangi yeteneklerim var?
Kendimle ilgili hangi düşüncelerim nedeniyle o kişinin beni yanlış bulmasının doğru olduğunu sanıyorum?
Kendimi onun karşısında kim ve ne yapıyorum?
Onu benim karşımda kim ve ne yapıyorum?”
Bu soruların sende ortaya çıkardığı düşünceleri fark et. Ardından, bu düşüncelerle ilgili ortaya çıkan her şeyi yok edip iptal et. Sonra yeniden sor:
“Bu durumu değiştirebilir miyim?
Değiştirebilirsem nasıl değiştirebilirim?
Kendi gücüme kolaylıkla sahip çıkmam için ne gerekir?”
Bu sorular, kendini suçlamadan ve başkasının yargısını tek gerçek kabul etmeden duruma yeniden bakmana yardımcı olabilir. Amacın her eleştiriyi reddetmek değil; kendi yeteneklerini ve bakış açını da hesaba katmaktır. Böylece farklı davranmaktan korktuğun yerde, gerçekten ne istediğini ve ne yapabileceğini daha açık görebilirsin.
Kendin olmanın gücünü fark etmek
Bakış açılarımız yaşadığımız durumu nasıl yorumladığımızı etkiler. Bu nedenle önce kendimizle ilgili gerçekle örtüşmeyen, çarpık bakış açılarını fark etmek önemlidir. Kendimizden emin oldukça, diğer insanların sözlerine gereğinden fazla anlam yüklemeyi bırakabilir; farklılığımızı hemen bir kusur gibi görmeyebiliriz.
Kendini başkalarının beklentilerine göre geçersiz kılmak yerine, sahip olduğun yetenekleri ve sana özgü olanı görmeye ne dersin? Belki de yanlış bulunmaktan kaçınırken sakladığın yön, senin en büyük gücündür. Bundan daha iyi nasıl olur?
Başka neler mümkün?
Halis ŞAHİNER
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






