Osho: Farkındalık ve Geçmişi Yakan Ateş

Herkes kendi varlığından ve davranışlarından sorumludur.
Kesinlikle özgür olmayan bir dünyada, tamamen özgür yaşayabilirsin.
Sadece tek bir şeyi hatırlaman gerekiyor; Gören Görülen Değildir.
Osho’nun farkındalık anlayışında temel soru şudur: Gerçekten şimdiki zamanda mı yaşıyoruz, yoksa geçmişin alışkanlıklarıyla hareket edip geleceği de onlara göre mi kuruyoruz? Osho’ya göre insan, şimdiki anda yaşıyor gibi görünse de çoğu zaman geçmişte yaşar. Şimdiki zamandan geçer; fakat zihninin kökleri geçmişte kalır.
Osho farkındalık ve geçmiş-şimdiki zaman ilişkisi
Osho’nun yaklaşımında sıradan bilinç için geçmiş, yaşanmış ve bilinen olduğu için gerçek; gelecek ise geçmişin planlanmış ya da değiştirilmiş bir devamı gibidir. Şimdiki an bu ikisinin arasında hızla geçip giden bir aralık olarak kalır. Bir anı yakaladığını düşündüğünde, onu çoktan geçmiş olarak hatırlarsın. Osho geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki ayrımı böyle anlatır: Farkında olmayan zihin geçmişi ve geleceği gerçek sayarken, uyanmış bilinç için yalnızca şimdi vardır.
“Neden geçişte yaşarsın?” Çünkü zihin, Osho’ya göre, geçmişin birikimidir. Hatırladıkların, gerçekleşmesini istediğin hâlde gerçekleşmeyenler, düşlerin ve hayallerin zihnin içeriğini oluşturur. Zihin geçmişi yorumlayarak bugüne bakar; bu yüzden hayatın kendisini, yani canlı olan şimdiki anı, çoğu zaman olduğu gibi göremez.
Osho bunu, toz tutmuş bir aynaya benzetir. Ayna ne kadar çok tozla kaplanırsa yansıtma gücü o kadar azalır. İnsan da geçmişe yalnızca sahip olmakla kalmaz; ona sıkıca tutunur, hatta onu bir hazine gibi saklar. Oysa geçmişi geri alamaz, yaşananları değiştiremezsin. Geçmişe tutunmak, zihnin bildiği şeyleri gelecekte yeniden kurmasına yol açar. Gelecek de böylece biraz değiştirilmiş, süslenmiş bir geçmişe dönüşür.
Buradaki çağrı geçmişi yok saymak değil; onun bugünkü algını ve tepkilerini nasıl etkilediğini fark etmektir. Geçmişi bırakmak, yaşananları inkâr etmekten ziyade, onları her yeni ana taşımayı bırakma fikridir.
Geçmiş nasıl alışkanlığa ve tekrar eden tepkilere dönüşür?
Osho, tekrar eden davranışları karma düşüncesiyle açıklar: Geçmişte yaptığın şeyler, yeniden yapmaya yatkın olduğun bir yol oluşturur. Örneğin iki gün önce öfkelendiysen, bu tepkiyi tekrarlamak kolaylaşır. Ertesi gün yine öfkelendiğinde aynı yolu güçlendirir; öfke bir tohum gibi uygun zamanı ve koşulu bekler. Bu, Osho’nun düşünce zincirinde geçmişin bugünkü davranışa, bugünkü tekrarın da gelecekteki alışkanlığa nasıl dönüştüğünü anlatır.
Bir düşünce ya da hareket tekrarlandıkça, kendi kendini sürdürür hâle gelir. Başlangıçta senin seçimin gibi görünen davranış, zamanla alışkanlığın emrine dönüşebilir. Osho’nun benzetmesiyle alışkanlık, kitabın ana gövdesi olur; asıl mizaç ise ek ya da dipnot gibi geride kalır. Böylece insan alışkanlıklarıyla yaşadığını fark etmeden, onların yön verdiği bir hayata sıkışabilir.
Öfkelendiğinde “Kızmak zorundaydım; yoksa çocuk kötü yola sapardı”, “İşler karışacaktı” ya da “Eşimi yola getirmeliydim” diyerek tepkini açıklayabilirsin. Osho bu tür gerekçeleri, egonun hâlâ kontrolün kendisinde olduğunu sanmasının bir yolu olarak ele alır. Ona göre öfkenin arkasında çoğu zaman eski bir kalıp bulunur; zihin de tepki ortaya çıktıktan sonra ona makul bir mazeret bulur.
“Yaşam Çiçeği”
Bu bakış açısından, her duygu için sorumluluğu başkasına yüklemek insanı kendi içindeki kaynağı görme imkânından uzaklaştırır. Osho, insanın mutsuzluk ve öfke dâhil kendi tepkilerine bakmasını ister. Bu, başkalarının davranışlarını önemsiz saymak değil; kendi duygularının sorumluluğunu tümüyle başkasına vermemektir. “Bana ne olursa olsun, bundan ben kendim sorumluyum” diyebilmek başlangıçta ağır gelebilir. Fakat Osho’ya göre sorumluluğu üstlenmek, değişimin kişinin içinde başlayabileceğini görmenin ilk adımıdır.
Bu kabul önce insanı üzebilir; çünkü başkasını suçlamak, kendi payını görmenin yarattığı rahatsızlıktan kaçmayı sağlar. Ancak bir başkasını kendi doğrularına göre değiştiremezsin. Osho, sorumluluğu sürekli karşı tarafa yüklemenin insanı bağımlı bıraktığını; kendi içindeki tepkiyi fark etmenin ise özgürleşme ihtimali açtığını söyler. Karma düşüncesini de geçmişte ekilenin biçildiği ve neden-sonuç bağının kişinin kendi içinde aranması gerektiği fikriyle ilişkilendirir.
Duyguların izini sürmek: Tepkiden kaynağa doğru
Osho, üzüntü ya da öfke ortaya çıktığında dikkati hemen dışarıdaki kişiye yöneltmek yerine, duygunun içinde olup biteni gözlemlemeyi önerir. “Neden mutsuzum? Neden öfkeliyim?” diye sorup gözlerini kapatmak, onun anlattığı içe doğru yolculuğun başlangıcıdır. Eşin, iş arkadaşın ya da başka biri bir bahaneye dönüşebilir; önemli olan, o durumun sende hangi hassas noktaya dokunduğunu fark etmektir.
Öfkeyi bir nehir gibi düşün: Onu bastırmak ya da hemen haklı çıkarmaya çalışmak yerine, Osho’nun anlatımında bu duyguyu izleyerek daha derine ilerlersin. Örneğin eşinin bir sözü, kendinle ilgili eski bir yaraya dokunmuş olabilir. Görünüşünle ilgili taşıdığın bir düşünce ya da geçmişte yaptığın bir şey yüzünden duyduğun suçluluk, bugünkü tepkinin arka planında bulunabilir. Burada amaç, karşı tarafı suçlamak için yeni bir neden bulmak değil; duygunun sende uyandırdığı izi görmektir.
Osho bu yaklaşımı, etkinin içinden kökteki nedene doğru gitmek ve “prati-prasay” işlemi olarak adlandırır. Geçmişi bir film rulosu gibi düşünür: Rulo açıldıkça öfkenin ya da üzüntünün eski izleri görünür hâle gelir. Bu anlatımda farkındalık, geçmişin etkilerinden kurtulmak için önce o izleri yargılamadan görebilme imkânı sunar. Osho bu sürecin yaraları iyileştireceğini ileri sürer; bunu onun öğreti ve yaklaşımı olarak değerlendirmek gerekir.
Bir duygu ya da anı ortaya çıktığında hemen “Bu kötü, böyle olmamalı” diye hüküm vermek, Osho’ya göre onu yeniden gizlemeye ve bastırmaya yol açabilir. Bunun yerine, kınamadan ve övmekten uzak bir tanık gibi bakmayı vurgular. “Gören Görülen Değildir” sözü de bu ayrımı hatırlatır: Görülen duygu ve anıların yanında, onları fark eden bir tanıklık hâli vardır. Osho’nun çağrısı, bu bakışı merhametle sürdürmek ve yaşananı olduğu gibi görmektir.
Hatırlamak değil, yeniden yaşamak
Osho, geçmişe gitmekten söz ederken yalnızca anıları hatırlamayı kastetmediğini özellikle belirtir. Hatırlamak, burada ve şimdide durup geçmişi bir film gibi seyretmektir. Örneğin yedi yaşındayken bahçede kelebek yakalamaya çalıştığını gözünün önüne getirebilirsin: Sen bugündesindir; çocuk ise hatırladığın görüntüdür. Osho’ya göre bu, geçmişi uzaktan görmektir ve onun sözünü ettiği “yeniden yaşama” ile aynı şey değildir.
Yeniden yaşamak, Osho’nun anlatımında o çocuğun bahçede koşuşunu dışarıdan izlemek değil, o deneyime bütünüyle dönmektir. Çünkü çocukluk, gençlik ve yaşlılık insanın yaşantısında katmanlar hâlinde yer alır. Ayrıca hafıza her şeyi aynı biçimde saklamaz: İnsan mutlu anıları öne çıkarıp acı verenleri unutabilir. Bu nedenle çocukluğun yalnızca güzel hatıralardan oluştuğu fikri, Osho’nun değerlendirmesine göre, geçmişin tamamını yansıtmayabilir. Yeniden yaşama düşüncesi, hatırlanan güzel parçalarla yetinmeyip yaşantının tümüne bakmayı anlatır.
Günün sonunda geçmişi gözlemleme pratiği
Osho, bu dikkat biçimini geliştirmek için yatmadan önce günü geriye doğru gözden geçirmeyi önerir. Yatağa uzandığın ânı başlangıç noktası al; sonra yatmadan önce yaptıklarına, günün ilerleyen saatlerine ve sabah alarmına kadar geri git. Bir bardak süt içtiğin ânı ya da eşinle tartışmanı hatırla ve Osho’nun ifadesiyle o ânı yeniden yaşa. İyi-kötü diye değerlendirmeden, olanı olduğu gibi görmeye çalış.
Bu uygulamada amaç günü yargılamak ya da kendini suçlamak değildir. Günün ayrıntılarına bilinçli biçimde dönmek, yaşananların zihinde fark edilmeden sürüp gitmesini önlemeye yönelik bir gözlem pratiğidir. Osho’ya göre günle bu şekilde ilgilenmek, onun insana “asılmasını” engeller; insan günü geride bırakıp uykuya geçebilir. Buradaki temel nokta, geçmişteki olayı yeniden değiştirmek değil, ona dikkati ve tanıklığı getirmektir.
Farkındalıkla şimdiki anda yaşamak ve özgürlük
Osho’ya göre insan farkında olduğunda, geçmişi tekrar etmek yerine içinde bulunduğu anla temas eder. Geçmişte yaşamak, aynı tepkilerin sürmesine ve geleceğin de bu kalıplardan kurulmasına yol açar. Şimdiki anda yaşamak ise geçmişi inkâr etmek değil, her anı geçmişin otomatik devamı hâline getirmemektir. Farkındalıkla şimdiki anda yaşamak, onun düşüncesinde tetikte ve uyanık bir varoluş anlamına gelir.
Osho’nun bu anlatımında, tam farkındalıkla yaşanan an geçmiş ve gelecek düşüncelerinin ağırlığından ayrılır. Kaygıların, hayallerin ve eski alışkanlıkların insanı çekiştirmediği bu hâli ağırlıksızlık ve özgürlük imgeleriyle anlatır. Geçmişi bırakma düşüncesi de burada tamamlanır: Geçmiş artık bugünkü davranışlarını yönetmediğinde, kişi yeni ana daha açık biçimde karşılık verebilir.
Osho, özgürlüğü dış koşullardan çok içsel bir tutum olarak ele alır. Hatta hapishanede bile insanın farkındalığını koruyabileceğini söyler; bu örnekle, dışarıdaki koşullarla içerideki özgürlük arasında ayrım kurar. Bu nedenle onun yaklaşımında özgürlük, geçmişten gelen bağları fark etmek ve onlarla özdeşleşmemekle ilgilidir. Farkındalık özgürlüktür; farkında olmayış bir bağdır.
OSHO
Yoga-Bireyin Doğuşu
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız








BU MÜKEMMELLLLLLL BEN BU YAŞAM ENERJİSİNE HAYRANIM..