İşin sırrı nedir gerçekten?

Hedeflere ulaşma: İyi bir hedef belirlemek yeterli mi?
Hedeflere ulaşma yolunda ilk adım, ne istediğimizi iyi belirlemektir. Hedefin ayrıntılarıyla tanımlanmış, ölçülebilir, ulaşılabilir ve gerçekçi olması gerektiği sık sık söylenir. Doğru zamanlama, yeterli kaynak, ekip ve süreçlerin tanımı da önemlidir. Bunlar yolumuzu görmemize yardımcı olur; ancak hepsini planlamış olmak, hedefin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez. Bütün koşullar yerli yerindeyken bile hedefinize ulaşamayabilirsiniz. Öyleyse eksik olan ne?
“Ahh!” dersiniz, “Hayal kurmayı, canlandırmayı, resimlerle düşünmeyi, olmuş gibi kabul etmeyi unuttum!” Bunları da yapın; zihninizdeki imgeleri pozitif duygularla besleyin ve olumlu dil kalıplarıyla ifade edin. Hayal etmek ve hedefi gözünüzde canlandırmak, neye yöneldiğinizi hatırlatabilir. Fakat bunları yapmanıza rağmen hedefleriniz gerçekleşmeyi bekleyebilir. Çünkü hedefi düşünmekle ona doğru ilerlemek aynı şey değildir.
İçsel engelleri fark etmek
İçinizdeki ses sizi sürekli geçmişteki başarısızlıklara ve olanaksızlıklara döndürüyor olabilir. Başarıyı hak etmediğinize dair inançlarınız varsa ya da korkularınız ve kıskançlıklarınız sizi olduğunuz yerde tutuyorsa, belirlediğiniz hedefler yalnızca hedef olarak kalabilir. Burada mesele, kendinizi suçlamak değil; sizi durduran düşünce ve duyguları fark ederek onlarla yüzleşmektir.
Duygusal ve zihinsel prangalarınızdan, kötü anılarınızdan arınmaya çalışın. İçsel sesinizin ve zihninizin hedefleriniz doğrultusunda yeniden programlanması, yeniden motive olmanız için önemlidir. Ancak bu hazırlık da tek başına son adım değildir. Peki, bütün bunları yaptınız diyelim. Hedeflerinize ulaşmaya hâlâ bir adım vardır: Eylem!
Olumlu düşünce ve eylem birlikte ilerlemeli
Hiçbir eyleme geçmeden yalnızca pozitif düşünerek, çekim yasasının manyetik alanına girip bekleyerek ve günlerinizi “umarak” geçiriyorsanız, yaşamınızda pek bir şey değişmeyecektir. İşin sırrı, olumlu ve resimli düşünmenin yanı sıra doğru eyleme geçmektir. Başka bir deyişle, hedefe dair imgenizi günlük seçimlerinizle buluşturmanız gerekir. Hedeflere ulaşmak için ne yapmalı diye soruyorsanız, ilk olarak şu anki davranışlarınızın sizi istediğiniz yöne taşıyıp taşımadığına bakın.
Hedeflere ulaşmada eylemin önemi tam da burada ortaya çıkar: Düşünce ve sözleriniz yönünüzü belirleyebilir, fakat o yönde ilerlemek için adım atmanız gerekir. Bu adım her zaman büyük bir hamle olmak zorunda değildir; önemli olan, eylemin hedefinizle bağlantılı olmasıdır. Olumlu düşünce ve eylem birbirini tamamladığında, niyet yalnızca zihninizde kalan bir tasarı olmaktan çıkar ve yaşamınızda karşılık bulmaya başlar.
Geçmişin sorumluluğu ve olumlu eylemler
Elbette daha önceki düşüncelerinizin, sözlerinizin ve eylemlerinizin sonuçları da vardır. Bu yaklaşımda evrende “çekim yasası” olduğu kadar “karma” da bulunur; yani ne ekmişsek onu biçeriz. Geçmişteki eylemlerimizle yarattığımız etkinin bir anda “iptal” olmasını, üstelik bunun sorumluluğunu üstlenmeden istiyoruz. Sonra da beklediğimiz değişim hemen gerçekleşmeyince hayal kırıklığına uğruyoruz. Oysa geçmişi yok saymak yerine, bugünden itibaren nasıl davranacağımıza bakabiliriz.
Eyleme geçin, eyleme geçin, eyleme geçin… Olumsuz karmik birikimleri temizleyecek olan şey, olumlu eylemlerdir. Yardım etmek, aç doyurmak, hayvan kurtarmak, barışmak, affetmek, hizmet etmek… Bunlar yalnızca güzel niyetler değil, başkalarına ve yaşama dönük somut davranışlardır. Olumlu düşünceler, sözler ve imgeler; olumlu ve hedefe odaklı eylemlerle desteklendiğinde gerçeğe dönüşür. Hedeflerinize ulaşmak için başkalarının hedeflerine yardım etmeli, yardım almaya da açık olmalısınız.
Biliyor musunuz, insanı en derinden mutlu eden şey yardım etmektir. Eyleme dönüşmüş şefkat, arınmanızın ve yüce bir amaca hizmet ederek ruhunuzun yükselmesinin temelini oluşturur. Bu bakışta, başkalarına destek olmak hedefinizden uzaklaşmak değil; hedeflerinize daha anlamlı bir yerden yaklaşmaktır. Üstelik yardım etmek, yalnızca veren taraf olmak demek değildir: Başkalarının desteğini kabul etmek de birlikte ilerlemenin bir parçasıdır.
En başta hedeflediğiniz şey yalnızca maddi bir gelir ya da mal mülk ise, bunlara ulaşmanın mutluluğunuza pek de katkıda bulunmadığını kısa sürede görebilirsiniz. Bu, maddi hedeflerin önemsiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca hedefin ne olduğu kadar, onunla nasıl bir yaşam kurmak istediğinizi de düşünmeye davet eder. Şefkat, hizmet ve paylaşım da yolculuğun bir parçası olduğunda, başarı anlayışınız daha geniş bir anlam kazanabilir.
Şimdi attığınız adım sizi hedefinize yaklaştırıyor mu?
Harekete geçin, şikâyeti bırakın, anınızın farkında olun. Kendinize sorun: Şu andaki eyleminiz hedefinize giden yolu izliyor mu? Sizi oraya bir adım daha yaklaştırıyorsa devam edin. Sizi hedefinizden şaşırtan eylemlerden vazgeçin. Bu soruyu tekrar tekrar sormak, niyetinizle günlük davranışlarınız arasındaki bağı görmenize yardımcı olur.
İşin sırrı yalnızca hedef koymakta, hayal kurmakta ya da iyi şeyler ummakta değil; düşüncelerinizi ve sözlerinizi hedefe dönük, olumlu eylemlerle desteklemektedir. Başkalarına yardım edin, gerektiğinde yardım alın ve bugün atabileceğiniz adımı ertelemeyin.
Şefkat dolu yüreğiniz, eylem dolu günleriniz size sevgi ve şifa getirsin!
Gülcan Arpacıoğlu
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






