Hayatınızı Etkileyen Yedi Korku

Korkular, Hayatın Önündeki En Büyük Sınırlayıcılardır
İçinizin derinliklerinde ne kadar parlak olduğunuzu zaten biliyorsunuz. Bunu şu anda tam olarak fark edememenizin nedeni, belki de bu parlaklığı gölgeleyen bir korkudur. Hayatta yedi temel korkudan söz edilir; bunlar, insanın içindeki hazineleri ve potansiyeli görmesini zorlaştırabilir. Nelson Mandela, Mucizeler Kursu’ndaki açıklamalarının yorumunda gücümüzden korktuğumuzu söylemiştir: Küçüklüğümüzden değil, büyüklüğümüzden korkarız. Bu düşünce, hayallerimizin ve vizyonlarımızın peşinden gitmemizi engelleyen korkuları fark etmek için güçlü bir başlangıçtır.
Korkularla karşılaştığınızda amaç onları yok saymak değil, üzerinizdeki baskılarını etkisizleştirecek bir bakış geliştirmektir. Böylece sahip olduğunuz en büyük hazine olan kendi ihtişamınızın peşinden gitmek için daha özgür hissedebilirsiniz. Aşağıdaki korkular, bu yolculukta kendinize sorular sormanıza yardımcı olabilir.
1. Entelektüel Eksiklik Korkusu
İnsanların gerçek benliklerini ve içlerindeki zenginlikleri ortaya çıkarmalarını engelleyen korkulardan biri, yeterince akıllı olmadıkları düşüncesidir. Kimi zaman hayallerini gerçekleştirmek için gerekli akademik dereceye, bilgiye, zihinsel kapasiteye veya güçlü bir hafızaya sahip olmadıklarına inanırlar. Böyle düşündüklerinde, öğrenebileceklerini ve kendi yollarını bulabileceklerini hesaba katmadan kendilerini baştan sınırlarlar.
Oysa deha, yalnızca okul başarısıyla ölçülmez. Çocukken bir öğretmen aileme engelli maaşı alacağımı ve hiçbir zaman fazla para kazanamayacağımı söylemişti. Fakat böyle bir yargı, insanın potansiyelinin tamamını tanımlayamaz. Başkalarının sizin kapasiteniz hakkında verdiği hükümleri kesin bir kehanet gibi kabul etmeyin. Kendinize, “Şu anda bildiklerimle neleri yapabilirim ve hangi konuda gelişebilirim?” diye sorun.
2. Fiziksel Yetersizlik Korkusu
Belki doğru bedene sahip olmadığınızı düşünüyorsunuz: Yeterince uzun ya da yakışıklı olmadığınızı, çok yaşlı olduğunuzu veya istediğiniz profile ve enerjiye sahip bulunmadığınızı… Bazen bedenimiz hakkındaki algımız, kendimiz için güzel bir hayat kurmamızın önüne geçebilir. Burada sınırlayıcı olan yalnızca fiziksel özellikler değil, bu özelliklerin hayallerimizi belirlemesi gerektiğine dair inancımızdır.
İstediğiniz yere ulaşmak veya ulaştığınız noktayı korumak için gereken çabayı sürdüremeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Sevdiğiniz şeyi yapmak ve yaptığınız şeyi sevmek, kendinizi daha canlı ve istekli hissetmenize yardımcı olabilir. Bu yaklaşımın bedeniniz ve yaşamınız üzerindeki etkisini kendi deneyiminiz içinde değerlendirin; fiziksel görünüşü ya da ömrü kesin biçimde değiştireceğine dair bir vaat olarak görmeyin.
Yazar, hayallerinin peşinden giden kısa boylu bir basketbolcuyu ve “çirkin ördek yavrusu” olarak görülürken süper model olan bir kadını örnek verir. Bu örneklerin taşıdığı mesaj, herkesin aynı sonucu elde edeceği değil; fiziksel özelliklerinizle ilgili yargıların sizi otomatik olarak durdurmasına izin vermemenizdir.
3. Başarısızlık Korkusu
Başarısızlık korkusu, kendi kapasitenize inanmanızı zorlaştırabilir. Bu korkuyla karşılaşan birçok kişi, kendini zorlamadan yapabildiği şeylere yönelir. Böylece riskten kaçınırken en çok sevdiği şeyi deneme fırsatını da kaybedebilir. Kendinize şu soruyu sorun: Hayatınızı sevdiğiniz şeyi yapmadan geçirmek, başarısızlık diye adlandırdığınız bir denemeden gerçekten daha mı iyi?
Bir işe içtenlikle adanıp onun peşinden gittiğiniz hâlde istediğiniz sonucu alamazsanız, toparlanıp yeniden başlayabilirsiniz. Bu bakış, başarısızlığı trajik bir son değil, deneyiminiz hakkında bilgi veren bir geri bildirim olarak görmeye yardımcı olur. Büyük başarılarda da güçlükler ve ödünler bulunabilir; benzer biçimde, başarısızlık gibi görünen bir deneyimin içinde de öğrenilecek veya fark edilecek bir şey olabilir. Kendinize, “Buradan ne öğrenebilirim ve bunu sonraki adımımda nasıl kullanabilirim?” diye sorun.
4. Kıtlık ve Para Kaybetme Korkusu
Hayallerinin peşinden gitmek isteyen kişilerden sık duyulan endişelerden biri, para kaybetmek veya yeterince kazanamamaktır. Bu kaygı, sevilen bir işe yönelmeyi zorlaştırabilir. Yazarın deneyimine göre, insanın sevdiği şeyi yapması ve yaptığı işi sevmesi zenginlik oluşturmanın güçlü yollarından biridir. Bu, herkesin sevdiği işten mutlaka belirli bir gelir elde edeceği anlamına gelmez; ancak karar verirken yalnızca korkunun sesini değil, değerlerinizi ve hayattaki hizmet hedeflerinizi de dikkate almanız gerektiğini hatırlatır.
Her şeyi bilmediğinizi kabul etmek ve gerektiğinde yardım istemek de yolun bir parçasıdır. Böylece bir hayalin peşinden gitmek, düşünmeden risk almak hâline gelmez; öğrenmeye, destek aramaya ve kararlarınızı gözden geçirmeye açık bir çabaya dönüşür. Yazarın yaklaşımında başarı, yalnızca maddi sonuçlardan ibaret değildir; değerlerinizle uyumlu bir yönde ilerlemeyi de kapsar.
5. Toplumun Yargıları ve Alay Edilme Korkusu
Çevrenizdeki insanlar tarafından yargılanmak, alaya alınmak veya reddedilmek de hayallerinizin önünde bir engel gibi görünebilir. Yazar, hukuk eğitimi almış ve ailesinin beklentilerini yerine getirmiş bir adamın hikâyesini anlatır. Bu adam bir hukuk bürosunda çalışmış, fakat mesleğinde kendini geliştiremediğini hissetmiştir. İnsanların algıladıkları engelleri aşmalarına ve hayatları hakkında netleşmelerine yardımcı olan “Dönüştüren Deneyim” programına geldiğinde ağlamaya başlar. Poker suratını korumaya alışmış bu adam, kendi içindeki gerçeği fark etmiştir.
Arabaları, özellikle de onları alıp satmayı; kendi deyimiyle “dönüştürmeyi ve satmayı” seviyordur. Yazar ona, “Neden geçimini bundan kazanmadın?” diye sorar. Adam gözleri yaşlı hâlde, “Böyle bir meslekte saygı duyulabileceğini hiç düşünmemiştim,” diye cevap verir.
Bu adam, seçimleri yüzünden kendisini azarlayacak kişiler olabileceği gibi, onu takdir edecek kişilerin de olabileceğini görür. Daha sonra klasik araba satarak geçimini sağlar ve sevdiği işi yapmanın doyumunu yaşar. Bu hikâye, başkalarının yargısına dair korkunun bazen henüz gerçekleşmemiş ihtimallere dayandığını gösterir. İnsanların ne düşüneceğini kesin olarak bilemezsiniz; kendi isteğinizi ve değerlerinizi de bu belirsizliğin içinde duymaya çalışabilirsiniz.
6. Sevdiklerini Kaybetme ve Reddedilme Korkusu
Bir sonraki korku, hayallerinizin peşinden giderseniz sevdiklerinizi kaybedebileceğiniz düşüncesidir. Anne babanız, “Bundan para kazanamazsın,” diyebilir. Çocuklarınız olduğu için risk alamayacağınızı düşünebilir veya eşinizin sizi terk etmesinden endişe edebilirsiniz. Yakınlarınızın sizi deli bulacağı korkusu da kararlarınızı etkileyebilir. Reddedilme korkusunu yenmek, bu ihtimalleri yok saymak değil; korkuyla sevdiğiniz şey arasındaki dengeyi fark etmekle başlar.
Yazar, sevdiğiniz şeyi yapmadan ve yaptığınız işi sevmeye çalışmadan bir hayat geçirmenin de sorgulanması gerektiğini söyler. Akıllıca hesaplanmış bir risk aldığınızda, çevrenizdeki insanlara korkusuzca yaşama ve kendilerine karşı dürüst olma izni verebilirsiniz. Farklılıklara saygı duyulan, insanların birbirini yalnızca akrabalık bağı nedeniyle değil, gerçekten önemsedikleri için desteklediği ilişkiler, çabalarınıza katkıda bulunabilir. Bu yaklaşım, kararlarınızı sevdiklerinizden kopmak olarak değil, ilişkinizde dürüstlüğe ve karşılıklı saygıya yer açmak olarak düşünmenize yardımcı olur.
7. Otorite Korkusu
Otorite korkusu, bazı kişi veya kurumların inanç sistemine uygun yaşamama endişesidir. Bu otorite ebeveyn, akademik ya da profesyonel bir figür olabilir; yargılanmaktan veya cezalandırılmaktan çekinilen durumlarda dini bir kurum da söz konusu olabilir. Başkalarının ahlak, etik ve kurallarıyla çelişme korkusu, insanı gerçekten sevdiği şeyin peşinden gitmekten alıkoyabilir.
Delphi Kahini’ne atfedilen söz şöyledir: “Kendini bil, kendin ol ve kendini sev!” Bu sözden hareketle, seçtiğiniz otorite figürlerinin ve onların görüşlerinin sizin için ne ifade ettiğini yeniden düşünebilirsiniz. Kendinize karşı dürüst olsaydınız ne olurdu? Kendi en yüksek otoriteniz olma fikri, başkalarının görüşlerini hiç dinlememek değil; kararlarınızı kendi değerleriniz ışığında değerlendirmek anlamına gelir. Tüm hazinelerinizi sevgiyle kullanmayı seçtiğinizde neler yapabileceğinizi ve nasıl biri olabileceğinizi hayal edin.
Yedi Temel Korkunun Üstesinden Gelmek İçin Bakışı Dengelemek
Bu yaklaşımda korku, bir kişi veya durum karşısında kazançtan çok kayıp, olumludan çok olumsuz ya da zevkten çok acı yaşayacağınızı varsaymaktır. Korku duyduğunuzda çoğu zaman bir tarafın var, diğer tarafın ise yok olacağını düşünürsünüz. Oysa hayatın her durumunda iki tarafı birlikte görmeye çalışmak, tek yönlü bakışın üzerinizdeki etkisini azaltabilir.
Hayatınızdaki bir olayı, hem olumlu hem olumsuz kutupları olan bir mıknatıs gibi düşünün. Kayıp gördüğünüz yerde kazancı, olumsuzluk gördüğünüz yerde olumluyu, zorluk gördüğünüz yerde desteği arayın. Bu, yaşanan güçlüğü inkâr etmek değil; onun dışında kalan ihtimalleri de fark etmektir. Korkuların üstesinden nasıl gelinir sorusuna bu yazının verdiği yanıt, korkuyu bastırmak yerine bakışı dengeleyen sorular sormaktır.
Örneğin yeterince bilmediğinizi düşünüyorsanız, “Hangi konuda yeterince bilgim var? Sahip olduğum bilgiyle sevdiğim şeyi nasıl daha güçlü ve etkili biçimde yapabilirim?” diye sorun. Reddedilmekten korkuyorsanız, “Reddedilirsem bu durum bana ne gösterebilir?” ve “O anda kimden destek alabilirim?” sorularını yöneltin. Bir otoriteyi memnun edememekten kaygı duyuyorsanız, “Bu konuda kendi değerlerim ve seçimim nedir?” diye düşünün.
Başarısız olacağınızı düşündüğünüzde de “Başarısız olursam bundan ne öğrenebilirim? Bu deneyimi nasıl lehime kullanabilirim?” diye sorabilirsiniz. Kendinizi bir yönden zayıf görüyorsanız, başka hangi yönden güçlü olduğunuzu araştırın. Bu sorular, sonucu garanti etmez; fakat korkunun tek başına belirlediği bakış açısını yeniden değerlendirme fırsatı verir.
İş ve çocuk bakımı arasında seçim yapmak zorunda hisseden bir anneyi düşünün. Çalışmayı bırakıp bebeğine bakarsa kariyerindeki değerini kaybedeceğinden; çocuğunu başkasının bakımına verirse başarısız bir anne olacağından korkabilir. Seçimini yaptıktan sonra, bakışını dengelemek için kendine sorular sorabilir: Bu kararın hangi yönleri benim için değerli? Seçtiğim yolun bana ve aileme sağlayabileceği katkılar neler? Kendi cevaplarının peşinden gitmesi, ikilemi tek bir doğru ve tek bir yanlış seçeneğe indirgememesine yardımcı olabilir.
Yedi temel korkuyu fark etmek, onların hayatınız üzerindeki etkisini sorgulamak için bir başlangıçtır. Kendinizi eksik görmek, başarısızlıktan veya reddedilmekten çekinmek, para konusunda kaygılanmak ya da bir otoritenin yargısından korkmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Her durumun iki tarafını araştıran sorular, kendi değerlerinizi ve seçeneklerinizi daha açık görmenize yardımcı olabilir.
İçinizdeki Zenginlikler
John Demartini
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







