Başarının Anahtarı: Olumsuz Duygulardan Arınmak

Çekim yasasına inanan biri için isteklerine ulaşmanın önünde aşılmaz bir engel olmadığına inanıyorum. Bu konuda çok sayıda kitap ve kaynak var; “The Secret” (Sır) gibi filmler ve kitaplar da duygusal hâlimizi yükseltmenin, iyi hissetmenin ve böylece hayatımıza iyi şeyleri çekmenin önemini anlatıyor. Verilen öğüt çoğu zaman kısa: İste, olumlu düşün; istediğin sana gelsin.
Çekim yasası ve olumlu düşünme: Zor olan nerede başlıyor?
Herkes mutlu, huzurlu ve çevresine olumlu bir hava yayan insanlarla birlikte olmak ister. Pozitif bir yaklaşım sosyal ilişkilerde olduğu gibi iş hayatında da yeni kapılar açabilir. Fakat stresin, geçim sıkıntısının ve gelecek kaygısının olmadığı bir dünyada kaç kişi yaşıyor? Sürekli telaş içindeyken zihnimizi nasıl sakinleştirip istediklerimize odaklanacağız?
“Sır” ve benzeri yayınlarda çoğu zaman yeterince açıklanmayan soru şu: Sürekli olumsuz duygular içinde yaşamaya alışmışsak, ruh hâlimizi nasıl değiştireceğiz? Dışarıya mutlu ve rahat görünmeye çalışan pek çok kişi, içten içe hayatının kontrolünün kendisinde olmadığını hissedebiliyor. Sevmediği bir işte ya da ilişkide “mecburen” kalmak da zamanla normalmiş gibi kabul edilebiliyor.
Ailesini geçindirmek için güçlükle mücadele eden biri, yaşadığı sıkıntıları bir kenara bırakıp olumlu düşünmeye nasıl odaklanabilir? Olumsuz duyguların içinden nasıl çıkabilir, kendisini sınırlayan alışkanlık ve düşünceleri nasıl fark edebilir? Çekim yasası nasıl uygulanır sorusunun önemli bir parçası, yalnızca ne istediğimizi düşünmek değil; bu isteğe yönelirken bizi durduran duygu ve inançları da görebilmektir.
İnsanlar bu konuda kitaplar okuyup motive olabilir, bir egzersize başlayabilir. Ancak bir süre sonra ertelemek ya da çalışmayı bırakmak da mümkündür. Ardından “Denedim, olmadı” düşüncesi güçlenebilir. İki yarım her zaman bir tam etmez: Bir şeyi gerçekten isteyip ona azim ve emekle yönelmediğimizde, kalıcı bir sonuç elde etmek zorlaşır.
Başarısızlığı başarıya dönüştürmek için iki temel adım
Uzun araştırmalarım ve uygulamalarım sonunda, isteklerimize ulaşmamızı sınırlayan iki önemli nokta olduğunu gördüm: bilinçaltımızdaki sınırlayıcı kayıtları fark etmek ve hedefimiz doğrultusunda azimle çalışmak. Başarılı insanlar hedeflerine disiplinle yönelir. Elde ettikleri ilerleme onlara yeni bir çalışma isteği verir. Başarısızlık karşısında ise insan bazen kendi payına bakmak yerine mazeretler üretir; bu alışkanlık zamanla güçlenebilir.
Benim yaklaşımımda çekim yasasının temelinde olumsuz duygulardan arınma ve isteğe odaklanmayı zorlaştıran düşünceleri tanıma vardır. Olumlu düşünmek, yaşanan zorlukları yok saymak ya da her an mutlu olmaya çalışmak değildir. Önce bizi aşağı çeken duyguları ve inançları fark etmek, ardından hedefimize doğru küçük ama istikrarlı adımlar atmak gerekir.
İsteklerinizi yazın, sınırlayıcı düşünceleri fark edin
Elinizde sınırsız imkân olsa ve denediğiniz şeyi başaracağınızdan yüzde yüz emin olsanız, kendinize nasıl bir hayat yaratırdınız? Bunu hayal edin ve yalnızca zihninizde bırakmayıp kâğıda dökün. Yazdıklarınızı, her birinin gerçekleşmesine izin veren sihirli bir kâğıda yazıyormuşsunuz gibi düşünün. İçinize sinene kadar devam edin.
Bu uygulamayı içtenlikle yaptığınızda bazı dirençlerle karşılaşabilirsiniz: “Ben o kadar akıllı, güzel, özel ya da değerli değilim; bunu yapamam.” Bu cümleleri ayrı bir yere not edin. Böylece hayalinizi yazarken ortaya çıkan sınırlayıcı duygu ve düşünceleri, isteğinizin kendisinden ayırarak görebilirsiniz. Olumsuz duygulardan arınma sürecinin ilk adımı da çoğu zaman onları bastırmak değil, ne olduklarını fark etmektir.
Farkında olmadığımız pek çok düşünce ve duygu, geçmişte öğrendiklerimizden beslenebilir. Bunların bir kısmı tehlikelerden sakınmamıza yardımcı olurken bir kısmı da bizi gereğinden fazla sınırlayabilir: “Dışarısı tehlikeli”, “Para kazanmak çok zor” ya da “Fakirlik bizim kaderimiz.” Bir olayla karşılaştığımızda, o olayla ilgili eski kayıtlarımıza başvurur gibi davranabiliriz. Tanıdık bir sınırlama varsa yeni bir adım atmak zorlaşır; alışkanlıklarımız bize güvenli olanı seçmemizi söyler.
Filin zinciri: Eski inançların sınırlarını görmek
Fillerle ilgili anlatılan hikâyede, yavru fil kalın bir zincirle bir direğe bağlanır. Kaçmayı dener ama zinciri koparamaz; zamanla bunu başaramayacağına inanır. Büyüdüğünde zincir yerine ince bir halatla küçük bir çubuğa bağlansa bile olduğu yerde kalır. Çünkü artık kendisini tutan şey yalnızca ip değil, kaçamayacağına dair öğrendiği inançtır.
İnsan yaşamında da çocukluktan itibaren öğrendiğimiz düşünceler zamanla sınırlarımızı belirleyebilir. “Oğlum, dışarı çıkma; dışarısı tehlikeli” gibi uyarılar ya da para ve yoksulluk hakkındaki kabuller, her durumda doğru olmasalar bile içimizde güçlü bir iz bırakabilir. Kafesin kapısında bekleyen nöbetçi gibi, yeni bir şey denemek istediğimizde bizi alıştığımız alana geri çağırırlar. Ego güveni, rahatlığı ve alışkanlığı ister. Kafesin dışına çıkmaya çalışmak ise bu kayıtları fark edip başka bir seçeneğin mümkün olup olmadığını sorgulamayı gerektirir.
Olumsuz duygulardan kurtulma yöntemleri: Duyguyu tanımak ve üzerinde çalışmak
Sizi sınırlayan duyguları bulduysanız yolun önemli bir bölümünü katettiniz. Ancak fark etmek tek başına yeterli olmayabilir; bu duygular üzerinde özenle ve azimle çalışmak gerekir. Bunun için yazıda önerdiğim yöntemlerden biri EFT, yani “Emotional Freedom Technique” (Duygusal Özgürlük Tekniği). Bu yaklaşım, kişiyi rahatsız eden duyguya bakmasına ve durumu daha geniş bir açıdan değerlendirmesine yardımcı olmayı amaçlar.
EFT’yi, her sorunu tek başına çözecek kesin bir yöntem gibi değil, sınırlayıcı düşünce ve duygular üzerinde çalışmak için başvurulabilecek bir araç olarak ele almak gerekir. Bir düşüncenin üzerimizdeki etkisi azaldıkça isteğimizi daha sakin değerlendirebilir, “Bunun nasıl olacağını bilmiyorum” kaygısına takılıp kalmadan seçenekleri görebiliriz. Çekim yasasının uygulanışı da bu bakışla, yalnızca istemekten ibaret değil; ne istediğini belirlemek, önündeki içsel engelleri fark etmek ve hedefin için emek vermektir.
EFT’nin açıklamasına ve uygulama biçimine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
EFT Turkey tarafından İngilizcesinden Türkçeye çevrilmiş EFT – Duygusal Özgürlük Tekniği kitabının PDF versiyonuna ulaşmak için burayı tıklayın.
Bunun dışında, özellikle Joe Vital’in yazdığı The Key ve Zero Limiti kitaplarını tavsiye ederim. En güzel arınma yöntemi olan “Özür dilerim.Lütfen beni affet,Seni Seviyorum. Teşekkür ederim.” cümlesini içinizden sürekli söylemeniz.
Olumsuz duyguların çekirdeğine ulaşmak
Soğanın en tatlı yeri, cücüğü dediğimiz en içteki kısmıdır. O tatlı kısma ulaşmak için dışındaki kabukları teker teker soymak gerekir. Duygularımızın temeline ulaşmak da buna benzer: Olumsuz duygularla sırayla ilgilenir, bizi sınırlayan düşüncelerin kökenini anlamaya çalışırız. Bu süreç emek ister; her katmanı fark ettikçe kendimize ve yaşadıklarımıza dışarıdan bakmak kolaylaşabilir.
Yokuş yukarı çıkarken zorlayan yol, tepeye ulaştıktan sonra inişte destek olur. Sizi tutan düşünceleri tanıdığınızda olayları daha geniş açıdan değerlendirme ve daha rahat karar verme şansınız artar. Başarıya giden yol, bir anda bütün olumsuzlukların ortadan kalkacağına inanmak değil; sizi sınırlayan zinciri fark edip, azimle ve adım adım çalışmaktır.
Başarı size çok yakın: Sınırlayıcı düşüncelerinizi fark edin, sizi bağlayan zinciri kırın, kafesinizi terk edin ve özgürlüğe, mutluluğa yelken açın.
Umarım her şey gönlünüzce olur.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız








nasıl girişken oluruz