EFT ve Yaşam Üzerine Söyleşi

“EFT ve YAŞAM” – Gülcan Arpacıoğlu ile Söyleşi
Kamil Koç Yolculuk Dergisi

Deniz Yalım Kadıoğlu

“Duygusal Özgürleşme” dediğimizde nasıl bir özgürleşmeden bahsediyoruz? Sorunlarından arınmış, duygusal yönden özgür bir insanla günlük hayatın stresini ve geçmişteki problemlerini birlikte taşıyan bir insan arasında ne gibi farklar vardır?

Duygusal özgürleşme; yaşamın tadını çıkarmamızı engelleyen olumsuz düşüncelerden, duygulardan, inançlardan, anılardan, yaşam stratejilerinden ve geleceğe yönelik endişelerden kurtulmak demektir. İnsan bütün sorunlarından tamamen arınmış olmayabilir; ancak birçoğunun etkisinden uzaklaştıkça farkındalığı artar. Zihnini alışkanlıkla değil, daha bilinçli kullanır; hedeflerine odaklanabilir ve sorunlarda takılıp kalmak yerine çözüme yönelir.

Kişi kendi olumsuz, karanlık yanını tanımaya başladıkça başkalarına daha az yargılayıcı yaklaşabilir. İlişkilerinde denge kurması ve özgüveninin artması da bu sürecin parçalarıdır. Özetle, yaşama daha olumlu yaklaşır ve kendini daha sağlıklı, mutlu hissedebilir.

EFT tekniği

EFT nedir ve nasıl uygulanır?

Duygusal Özgürleşme Teknikleri (EFT) nasıl ortaya çıktı ve hangi temel prensiplere dayanıyor?

EFT’den önce psikolog Roger Callahan’ın geliştirdiği TFT, yani Düşünce Alanı Terapisi vardı. Callahan, şiddetli su fobisi bulunan ve bir türlü iyileştiremediği hastası Mary’nin bir seans sırasında midesinin bulandığını söylemesi üzerine mideyle ilişkilendirilen akupunktur noktasına birkaç kez vurmuş. Mary’nin mide bulantısı geçmiş; ardından “Ben artık sudan korkmuyorum!” diyerek havuza koşup yüzünü yıkamaya başlamış. Şaşıran Callahan araştırmalarına devam etmiş ve akupunktur noktalarına vuruş yapmaya dayanan TFT yöntemini geliştirmiştir.

Callahan’ın öğrencisi Gary Craig, yöntemi kolaylaştırarak esnek bir kendine yardım yaklaşımı olarak EFT’yi, yani Duygusal Özgürleşme Tekniklerini geliştirmiş ve yaygınlaştırmıştır. Söyleşide anlatılan bu yaklaşıma göre, olumsuz duygular enerji sistemindeki bir aksaklıkla ilişkilendirilir; enerji kanallarının uç noktalarına kısa vuruşlar yapılarak bu aksaklığın giderilmesi hedeflenir. Dolayısıyla EFT tekniği, kişinin rahatsızlık veren duyguya odaklanıp vuruşlarla çalıştığı bir yöntem olarak tarif ediliyor.

EFT tekniği

EFT ile stres ve kaygı yönetimi

İnsanların sorunlarıyla baş edemez duruma gelmesinde ve olağan bir iş günündeki küçük bir olumsuzluğun bile bütün günü etkilemesinde hangi faktörler rol oynuyor?

Geçmişteki stres etmenleriyle günümüzde karşılaşılanlar farklı; bugünkü stresler çok yoğun. Zaman kısıtları, maddi sıkıntılar, sınavlar, iş hayatındaki rekabet ve ilişki ya da iletişim sorunları üst üste binebiliyor. İnsanların doğanın dokusundan ve yaşamın ritminden uzak bir hayat sürmesi de bu tabloya ekleniyor.

Arpacıoğlu’nun yaklaşımına göre, önceki olumsuz duygular ve enerji sistemindeki aksaklıklar yeni olayları değerlendirirken objektif kalmayı zorlaştırabiliyor. Gün içinde yaşanan küçük stresler eski duyguları tetikleyerek gerginlik ve kaygıyı artırabiliyor. Bu bakış açısından EFT, olayları hemen değiştirmekten çok, kişinin olaylar karşısındaki duygusal tepkisiyle çalışmaya ve daha dengeli kalmasına yardımcı olabilecek bir yöntem olarak ele alınıyor. Söyleşide öne çıkan kullanım kolaylığı ise kişinin öğrendiği tekniği kendi başına, farklı zaman ve ortamlarda uygulayabilmesi.

EFT tekniği

EFT hangi sorunlarda kullanılır?

EFT genellikle hangi sorunlarda kullanılıyor? Fobilerde veya fiziksel problemlerde de uygulanabiliyor mu?

Arpacıoğlu, EFT’nin psikolojik ve bedensel sorunlarla bağlantılı duygular üzerinde kullanılabildiğini söylüyor. Doğu tıbbı ve enerji psikolojisi yaklaşımında beden ile zihin birlikte değerlendirilir. Ancak bu anlatım, hekime başvurmaya gerek olmadığı şeklinde yorumlanmamalı. Gerektiğinde hekim ve terapist desteği alınmalı; EFT, uygun görülen durumlarda tedaviye yardımcı bir çalışma olarak düşünülmelidir.

EFT tekniği

Söyleşide EFT’nin kullanım alanları şöyle sıralanıyor:

  • Olumsuz duygular: Stres, öfke, korku, endişe, acı, üzüntü, suçluluk, güvensizlik, nefret, kıskançlık, fobi ve panik atak gibi duygusal durumlar.
  • Olumsuz inançlar: “Talihsizim”, “Yalnızlığa mahkûmum”, “Beceriksizim”, “Kimseye güvenmemek lazım” veya “Para bana hiç gelmeyecek” gibi kişinin kendisi ve yaşamı hakkındaki düşünceler.
  • Duygusal travmalar: Kaza, taciz, zorbalık, terk edilme, işten atılma, soygun, yakını kaybetme ya da haksızlığa uğrama gibi deneyimlerle ilişkili duygular.
  • Bedensel sorunlarla ilişkili duygular: Söyleşide alerjiler, sırt ve bel ağrıları, fibromiyalji, kabızlık, cinsel sorunlar, kilo ve mide ya da karın ağrıları da anılıyor. Bu örnekler, EFT’nin tıbbi tedavinin yerine geçtiği anlamına gelmez.
  • Diğer alanlar: Sigara, alkol ve yemek gibi bağımlılıklarla ilişkili konular; ilişkiler ve cinsel sorunlar; hedef belirleme; sınav, iş, spor ve sanat performansı; odaklanma, yaratıcılık ve ruhsal gelişim.

Uygulama, eğitim ve kişiye göre çalışma

EFT eğitimine katılan biri bu teknikleri kendi başına uygulayabilecek düzeye ne kadar zamanda gelebiliyor?

Eğitimler genellikle bir ya da iki günlük atölye çalışmaları şeklinde düzenleniyor. Katılımcılar aynı gün uygulama yapmaya başlıyor; kendileri üzerinde çalışmayı sürdürdükçe tekniği geliştiriyorlar. Arpacıoğlu, katılımcıların bazen onun bilmediği konularda da deneyip başarı sağladığını belirtiyor. Dileyenler daha sonra belirli bir konuya odaklanan çalışmalara katılarak bilgilerini artırabiliyor.

EFT her an uygulanabilir mi? Uygulama zamanı ve sıklığı önemli midir?

Arpacıoğlu’na göre EFT, gün içinde ortaya çıkan bir duygu üzerinde çalışmak için de geçmişteki sorunlar ve gelecekle ilgili olumsuz inançlar için de uygulanabilir. Belirli bir saat zorunluluğu olmadığını; kişi isterse duygu ortaya çıktığında, isterse düzenli biçimde çalışabileceğini söylüyor. Buradaki temel fikir, uygulamayı sürdürmenin kişinin kendi duygularını fark etmesine ve yöntemle aşinalık kazanmasına katkı sunmasıdır.

EFT ile olumsuz duygu ve düşüncelerden uzaklaşmaya karşı direnç gelişebilir mi? Bu direnç nasıl ele alınıyor?

Arpacıoğlu, iyileşmeye karşı direncin hepimizde bulunabileceğini ve bazen kişinin bir sorunun kendisine sağladığı ikincil faydalardan vazgeçmek istemeyebileceğini anlatıyor. Bu noktayı açıklamak için gerginlik ve uykusuzluk yaşayan genç bir kadının öyküsünü paylaşıyor. Kadın, babasının cinsel taciziyle bağlantılı nefret duygusu üzerine çalışırken bu duyguyu bırakmaya direnmiş; “Babama karşı nefretim beni bu hayata karşı güçlü yapıyor, vazgeçersem zayıf düşerim” demiş.

Bu örnekte mesele, kişiyi duygusundan vazgeçmeye zorlamak değil; direncin ve o duyguyla kurulan ilişkinin farkına varmak. Söyleşide, EFT çalışmasının ikincil kazançlara ya da içsel dirence odaklanarak sürdürülebileceği ve bunların nötrleştirici uygulamalarla ele alındığı ifade ediliyor.

EFT eğitimleri kurumlara ve bireylere göre farklılık gösterebilir mi?

Atölyelerin genel kapsamı birbirine yakın olsa da çalışma, kurumun veya kişinin ihtiyacına göre düzenlenebiliyor. Örneğin bir departmanda motivasyon sorunu varsa eğitimde bu konuyla ilgili örneklere ağırlık verilebiliyor. Bireysel seans veya koçluk çalışmalarında ise kişinin gereksinimleri ve hedefleri temel alınıyor.

Sonuçların kalıcılığı ve profesyonel destek

Travmatik olayların yarattığı ağır duygularla günlük hayatta bir anda ortaya çıkan stres, öfke ve endişe arasında uygulama bakımından fark var mı? Rahatlama kalıcı olabilir mi?

Arpacıoğlu, çalışmada duygunun ağırlığından çok ortaya çıkan duyguya odaklanıldığını söylüyor. Bazen küçük görünen bir sorunun altında daha büyük bir duygusal blokajla karşılaşılabileceğini; bu nedenle konunun bileşenlerinin tek tek ele alınması gerektiğini belirtiyor. Dirençler ve bileşenler tamamen çalışıldığında sonucun kalıcı olabileceğini ifade ediyor. Söyleşide başarı oranının soruna göre yüzde 85–97 arasında olduğu da belirtiliyor; bu oran, görüşmecinin aktarımıdır ve her kişi ya da sorun için garanti anlamına gelmez.

EFT, fiziksel ya da psikolojik tedavi olmaksızın tek başına yeterli olabilir mi?

Yanıtı “Kimi zaman evet, kimi zaman hayır.” Depresyon veya bağımlılık gibi durumlarda terapi desteğinin EFT ile birlikte yürütülmesinin daha iyi sonuç verebileceğini söyleyen Arpacıoğlu, terapistin EFT uygulayabileceğini ya da kişi terapistle yaptığı çalışmada ortaya çıkan duygular üzerinde evde çalışabileceğini anlatıyor. Fiziksel sorunlarda doktora başvurmayı özellikle öneriyor.

Arpacıoğlu, acile başvuran hastalarla ilgili bir istatistik bulduğunu ve başvuruların yüzde 80’inde psikolojik rahatsızlık gözlemlediğini aktarıyor; söyleşide bu istatistiğin kaynağı belirtilmiyor. Kendi önerisini ise şöyle özetliyor: Kişinin kendi başına çalışabileceği konularda EFT’den yararlanması, sonuç alamazsa hekim veya psikoterapistin önerilerini uygulaması ve uygun olduğunda EFT’yi bu desteğe eklemesi.

Katılımcı profili ve bir uygulama örneği

Katılımcılar eğitimlere sorunlarını unutmak için mi, kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak için mi geliyor?

“Eğitimlerime gelen herkesin —eğer nefes alıyorsa, her insanın— sorunları vardır, benim de var” diyen Arpacıoğlu, mevcut sorunları unutmak yerine çözümlemenin kişisel gelişimin de bir parçası olduğunu vurguluyor. Atölyelerine çoğunlukla 25–55 yaşlarında, çalışan ve yüksek eğitim görmüş kişilerin katıldığını belirtiyor. İş stresi, performans hedefleri, ilişki sorunları, özgüven güçlükleri, fobiler ve panik atak için destek arayan yetişkinlerle çalıştığını; 13–25 yaş aralığındaki gençlere de zaman zaman sınav stresi konusunda yardımcı olduğunu söylüyor. Çocuklarla daha seyrek çalıştığını, pedagoglar ve rehberlik öğretmenlerinin de yöntemi öğrenmesine yardımcı olduğunu ekliyor. EFT’yi terapi tekniği olarak öğrenen psikoterapistlerden de söz ediyor.

Eğitimlerinizde yaşadığınız bir örneği paylaşır mısınız?

Arpacıoğlu, öyküdeki kişinin adını değiştirerek Zeynep diye anıyor. Yirmi yıllık soğuk alerjisi olduğunu söylediği Zeynep, 28 yaşındayken ekimden nisana kadar eldiven ve yüzünü örten atkı kullanmak zorundaymış; soğukta elleri ve yüzü kızarıp morarıyormuş. EFT eğitimine katıldığı kasım ayında soğukla ilgili çalışırken aklına dedesinin ölümü gelmiş ve tuhaf bir duygu hissettiğini söylemiş.

Zeynep dedesini yakından tanımıyormuş; onu yalnızca bir kez, Sarıkamış’ta ziyaret etmiş. Her yerin karla kaplı ve çok soğuk olduğu o ziyaretten sonra dedesinin öldüğünü öğrenmiş. Ölümün ne olduğunu bilmediği için çok korktuğunu anlatmış. Arpacıoğlu, bu anıyla bağlantılı ölüm ve korku duyguları üzerine çalıştıklarını aktarıyor. Ardından Zeynep dışarıda yarım saat soğukta kalmış ve kalan duyguları üzerinde çalışmış. Geri döndüğünde yüzünün renginin normale geldiğini, gülümsediğini ancak yaşadığı değişime inanmakta zorlandığını söylemiş. Bu kez “Hâlâ inanamıyorum, bu kadar uzun zamandır çektiğim şey böyle kolay ortadan kalkamaz” düşüncesi üzerine çalışmış. Arpacıoğlu, üç yıl sonra Zeynep’in Moskova’da çalıştığını ve durumunun normal olduğunu ifade ediyor.

Bu kişisel vaka anlatımı, EFT’nin alerji tedavisi olduğu anlamına gelmez. Arpacıoğlu da ağır alerjilerde uygulamanın doktor kontrolünde yapılması gerektiğini, anafilaktik şok riski bulunan kişiler için bunun özellikle önemli olduğunu vurguluyor. Söyleşideki örnek, kişinin yaşadığı duygu bağlantısını ve uygulama deneyimini aktarıyor; tıbbi değerlendirme ve tedavinin yerini tutmuyor.

Değişime açık olmak ve yaşamın tadını çıkarmak

EFT eğitimlerinde öğrettiğiniz tekniğin yanı sıra katılımcılara ne gibi önerilerde bulunuyorsunuz?

  • Yaşam; zorluklar, sıkıntılar, hastalıklar ve yoksunluklarla olduğu kadar mutluluklar, dostluklar, sevgiler, aşklar, başarılar ve sevinçlerle de dolu. Her şey aynı anda var olabiliyor. Olumlu yaklaşım, bunların yaşamın olağan parçaları olduğunu kabul edip zorlukları fırsatlara ya da derslere dönüştürmeye çalışmaktır. Zihniniz sorunlara mı, çözümlere mi odaklanıyor? Yorumlarınız olumlu mu, olumsuz mu? Şimdiye kadar yaptığınız düşünce seçimleri işinize yarıyor mu? Alışkanlıkla yaptığınız yorumlardan memnun değilseniz, daha bilinçli seçimlere geçebilirsiniz.
  • Değişim süreklidir. İşiniz, ilişkileriniz, sağlığınız, para durumunuz, eğitiminiz, eğlenceniz, düşünceleriniz ve kişiliğiniz değişimin getirdiği belirsizliğe açıktır. Olumlu olanı tutmaya, olumsuz olanı uzaklaştırmaya çalışırız; oysa değişimin normal olduğunu kabul etmek daha bilgece ve hoşnut bir yaşam sürmeye yardımcı olabilir. Çok çalıştığınız bir konuda başarısız olduğunuzda “Olabilir, böyle oldu” deyip durumu inceleyin: Neyi değiştirebilirsiniz? İçinizde hangi dönüşümü yapabilirsiniz? Bakış açınızı, çalışma veya iletişim yöntemlerinizi yenileyebilirsiniz. Sonucun ne olacağı belirsiz kalsa da başka bir alanda ilerlemeniz gerektiğini fark edebilirsiniz.

Önemli olan değişime ve yenilenmeye açık olmak. Eşiniz değişebilir, size olan sevgisi bitebilir ve bir gün evden ayrılabilir. Onun değişimini ve kendi değişim sürecinizi inceleyin. Kendinizi, davranışlarınızı ve görünümünüzü değiştirebilirsiniz; ama o yine de dönmeyebilir. Dönmesin. Belki döndüğünde siz onu istemeyeceksiniz. Belirsizliği kabul edin; bu ilişkiden öğreneceklerinizi öğrenin, haklarınızı da alın ama ilerleyin. Yeni bir sevgiye ve kendinizle mutlu olmaya açık olun. Değişimin öncüsü, lideri, en azından izleyicisi olun. Yaşamın tadı aynı gerçekliğe yapışıp kalmakla çıkmaz; değişimin tadını her an çıkarabilirsiniz.

  • EFT’yi ya da diğer teknikleri yalnızca rahatlamak için değil; yaşam hedeflerinize ve günün mutluluklarına odaklanmak, yaratıcılığın önündeki engelleri kaldırmak ve özgürce seçim yapmak için de kullanabilirsiniz. Ancak zihniniz ne kadar özgürse, siz de o kadar özgürsünüz.

GÜLCAN ARPACIOĞLU
www.energyturkey.org

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler