Güven Hissi ve Rahatlık

Yaşamımızda önem verdiğimiz şeylerden biri, hayatımızı garanti altına alacak bir güven duygusu ve rahatlık yaratmaktır. Kendini güvende hissetmek ister; bunun için de çoğu zaman önce dış dünyada sağlam bir yer edinmemiz gerektiğini düşünürüz. Önemli, değerli ve kabul gören biri olursak rahat edeceğimize inanırız.
Güven ve rahatlık hissi nasıl oluşturulur?
Bu arayışla kendimize bir konum, bir aidiyet yaratmaya çalışırız: Nereye, neye ya da kime aitiz? Neye sahip olmak uygundur? Ne yapmak gerekir? Kiminle konuşmalı, kimlerle birlikte olmalıyız? Bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırken, doğru seçimi yaptığımızda hayatımızın daha sağlam ve öngörülebilir olacağını umarız.
Bir bakış açısını sabitlemek, bize güvenli bir gerçekliğin rahatlığını verebilir. Ancak bu sabitlik arayışı, her zaman gerçekten ne istediğimizi bulduğumuz anlamına gelmez. Bazen kabul görmek, değerli hissetmek ya da yanlış yapmamak için belirlediğimiz kuralları izleriz. Böylece güveni kendi içimizde aramak yerine, sahip olduklarımızın, yaptıklarımızın veya çevremizdeki insanların onayının üzerine kurarız.
Çocukluk yaşantıları güven duygusunu nasıl etkiler?
Bu arayışta en önemli referanslarımızdan biri çocukluğumuzda yaşadıklarımızdır. O dönemde hissettiğimiz ya da alamadığımız güven ve rahatlık hissini, ilerleyen zamanlarda başka yerlerde arayabiliriz. Anne ve babamızın bize sağladığı veya sağlaması gerektiğini düşünüp sağlayamadığı şeyleri; ilişkilerde, başarıda, sahip olduklarımızda ya da başkalarının takdirinde bulmaya çalışabiliriz.
Bu, çocukluk yaşantılarının herkes için aynı sonucu doğurduğu anlamına gelmez. Buradaki düşünce, geçmişte önemli olan ihtiyaçların bugünkü arayışlarımızı anlamak için birer referans olabileceğidir. Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Şu anda güven ararken gerçekten neye ihtiyaç duyuyorum, geçmişten tanıdık gelen hangi beklentiyi karşılamaya çalışıyorum? Bu sorular, geçmişi suçlamak için değil, bugünkü seçimlerimizi daha net görebilmek için işe yarayabilir.
Kendimiz olmak ve kendimize güvenmek yerine kendimiz dışında bir şeyler aradığımızda, kendi değerimizi de dışarıdan gelen işaretlere bağlayabiliriz. Birilerinin bizi seçmesi, onaylaması veya doğru yolda olduğumuzu söylemesi beklenir. Bu beklenti karşılanmadığında kendimizden şüphe edebilir, ne istediğimizi geri plana atabilir ve sürekli kendimizi ispatlamaya çalışabiliriz. Kendine güvenmek ve kendin olmak, her konuda kesin cevaplara sahip olmak değil; kendi isteklerini ve seçimlerini başkalarının ölçülerinden ayrı olarak fark edebilmektir.
Güven arayışımızda hangi seçimleri yapıyoruz?
Güven duygusunu yaratmak için seçtiğimiz yol, bazen bizi gerçekten istediğimiz hayata değil, yalnızca alışık olduğumuz bir düzene götürebilir. Bu nedenle kendimize, “Seçtiğimiz güven hissi ve rahatlığı yaratmak için hangi aptallıkları kullanıyoruz?” diye sorabiliriz. Buradaki soru, kendimizi yargılamaktan çok, bize artık hizmet etmeyen düşünce ve seçimleri fark etmeye davet eder. Güvende kalmak uğruna nelerden vazgeçtiğimizi ve hangi kuralları hiç sorgulamadan izlediğimizi görmemize yardım edebilir.
Ardından şu soruyu sorabiliriz: “Böyle olan her şeyi yıkıp yaratımlarını tümüyle iptal edelim mi?” Bu, yazının kullandığı POD & POC temizleme ifadesidir. Sorunun amacı, seçtiğimiz bakış açılarının ve alışkanlıkların değişmez olmadığını hatırlatmak; onları yeniden değerlendirmeye alan açmaktır.
“Ne olmak ve ne yapmak istemiyoruz ki eğer olmak ve yapmak istersek, bizim reddedemeyeceğimiz bir geleceği yaratırdı?” Bu soru da istemediklerimizin ardında duran arzuları fark etmeye yöneltir. Bazen ne istemediğimizi net biçimde söyleriz; ancak bunun yerine neyi seçmek istediğimizi kendimize sormayı unuturuz. İsteklerimizi duyabilmek, başkalarının uygun bulduğu hayatla kendi arzumuz arasındaki farkı görmemize yardımcı olabilir.
Bugün ne olabilir ya da neyi farklı yapabiliriz ki gerçekten istediklerimizi aldığımız, istediklerimize sahip olduğumuz farklı bir gerçeklik yaratılsın? Bu soruya hemen büyük bir cevap bulmak zorunda değiliz. Önce, hangi seçimin bize ait olduğunu ve hangisini yalnızca değerimizi kanıtlamak için yaptığımızı fark edebiliriz. Güven ve rahatlık hissi, her şeyi kontrol etmek ya da dışarıdan kusursuz bir güvence bulmakla sınırlı olmayabilir; kendimize dönüp ne istediğimizi sormak da yeni bir seçeneğin kapısını aralayabilir.
Bu düşünceler kesin cevaplar vermekten çok, kendi bakış açımızı sorgulamamız için sorular sunuyor. Bundan daha iyi nasıl olur? Daha başka neler mümkün?
Halis Şahiner
Not: “POD & POC”, Access Consciousness’ın patentli enerji temizlik cümlesinin kısaltmasıdır. Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






