Kendi Hayatımızın İçinde Olmamak

Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri de kabul görmek adına uyum sağlamaya çalışmaktır. Bazen bir ortama, ilişkiye ya da başkalarının düşüncelerine uyum sağlamak için kendimizi olduğumuz kişiden farklı olmamız gerektiğine inandırırız. Oysa kendin olmak, her koşulda herkese karşı çıkmak değil; kendi düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve seçimlerini başkalarının onayına göre sürekli değiştirmemektir.

Kabul görmek için uyum sağlamak bir süreliğine daha kolay ya da güvenli görünebilir. Fakat bu çaba, kendini olduğundan farklı göstermek hâline geldiğinde insan kendi sesini duymakta zorlanabilir. Başkalarının beklentilerine göre yaşamak, ne istediğimizi sormak yerine ne yaparsak kabul göreceğimizi düşünmeye yol açar. İnsanların bakış açılarına kendimizi uydurdukça kendi hayatımızın içinde değil, sanki dışarıdan belirlenmiş bir rolün içinde yaşamaya başlarız.

Kendin olmak neden zorlaşır?

Bir başkasının fikrini dikkate almakla, kendi değerimizi o fikre teslim etmek aynı şey değildir. Ancak başkalarının bakış açılarına göre yaşamak alışkanlığa dönüştüğünde seçimlerimizi de bu bakışlara göre yapabiliriz: Söyleyeceğimiz sözü yutar, istediğimiz şeyi küçültür ya da bize ait olmayan bir tutumu benimseriz. Böylece dışarıdan uyumlu görünsek bile içimizde ne hissettiğimizle gösterdiğimiz kişi arasındaki mesafe büyüyebilir.

Bu uzaklaşmanın yaşamımızda yarattığı şey tatminsizlik ve yetersizlik duygusu olabilir. Çünkü başkalarının onayını almak, kendi seçimlerimizle kurduğumuz bir hayatın yerini tutmaz. Herkesin beklentisini karşılamaya çalışırken neyi gerçekten istediğimizi fark etmek de zorlaşır. Buradaki mesele bir başkasını suçlamak değil; uyum sağlamak uğruna kendimizden neleri beklemediğimizi, hangi olasılıkları daha baştan reddettiğimizi fark etmektir.

Kendi hayatımızın içinde olmak üzerine sorular

Kendi hayatımızın içinde olmamak ne demektir? Kendi isteklerimizi sürekli ertelemek, kendimizi başkalarının ölçülerine göre değerlendirmek ve seçimlerimizi yalnızca kabul görmek için yapmak… Bu soruları sormak, hemen bir cevap bulma ya da her şeyi bir anda değiştirme zorunluluğu yaratmaz. Önce, yaşadığımız durumun bize ait olup olmadığını ve hangi düşünceleri sorgulamadan benimsediğimizi görmemize alan açar.

Kendi hayatımızın içinde olmamanın nesini seviyoruz?
Böyle olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet
Pod&Poc

Bu soru, bize iyi gelmeyen bir uyum biçimine neden tutunduğumuzu düşünmeye davet eder. Başkalarının görüşlerine göre şekillenirken neleri kazandığımızı sanıyoruz, bunun karşılığında nelerden vazgeçiyoruz? Buradaki “yıkıp yaratımlarını iptal etme” ifadesi, metnin kendi sorgulama dilinin bir parçasıdır: Otomatikleşmiş kabulleri fark edip onları yeniden değerlendirmek için sorulur.

İnsanların bakış açılarına kendimizi kurban yapmanın nesini değerli kılıyoruz?
Böyle olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet
Pod&Poc

Başkalarının düşüncelerini önemsemek, onların bakış açısını kendi hayatımızın tek ölçüsü yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bu soru, başkalarının görüşlerine göre kendimizi sınırladığımız yerleri fark etmeye yöneliktir. Bir fikri duyabilir, üzerinde düşünebiliriz; yine de neyi seçtiğimizi ve bu seçimin bize ne ifade ettiğini kendimize sorabiliriz.

Kendimiz için hangi olasılıklara izin veriyoruz?

Olamayacağımıza karar verdiğimiz neyin olmasını reddediyoruz ki, eğer alıp kabul etmeye gönüllü olsaydık bu hayatımızın her alanında realitemizi tüm düzen noktalarından çıkarıp, şahane, akıl almaz, muhteşem ötesi ve sihir yaratacak kaosu sağlardı?
Bunların ortaya çıkmasına izin vermeyen her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet
Pod&Poc

Bu uzun soru, kendimiz hakkında verdiğimiz kesin kararları ve henüz denemeden kapattığımız ihtimalleri sorguluyor. “Ben böyle olamam” ya da “Bunu istemem doğru değil” dediğimizde, bu yargıların gerçekten bize mi ait olduğunu düşünmek mümkün. Soru, her olasılığın gerçekleşeceğini vaat etmez; daha önce fark etmeden kapattığımız kapılara bakmamızı ister. Kendin olmak da bazen, başkalarının tanımladığı sınırları tek seçenek kabul etmemek ve kendi seçim alanını yeniden görmektir.

Kendimizi daha büyük olanağın kaynağı olarak algılamanın, bilmenin, olmanın ve alıp kabul etmenin hangi fiziksel gerçekleştirmesini oluşturmaya, yaratmaya ve kurmaya şimdi muktediriz?
Buna İzin vermeyen her şeyi yıkıp yaratımlarını yok edelim mi?
Evet
Pod&Poc

Bu soru, kendimizi yalnızca eksiklerimiz ya da başkalarının bizim için uygun gördüğü roller üzerinden değerlendirmemeye çağırır. “Daha büyük olanak” fikri burada, kendi kapasitemizi ve seçimlerimizi yeniden düşünmek için kullanılan bir ifadedir. Bize ait olanı alıp kabul etmeye ne ölçüde gönüllüyüz? Bu sorulara hazır bir yanıt vermek yerine onları kendimize yöneltmek, başkalarının beklentileriyle kendi isteklerimizi ayırt etmeye yardımcı olabilir.

Kendi seçimlerimize yeniden bakmak

İnsanların düşüncelerini tamamen yok saymak ya da her koşulda farklı davranmak bu metnin önerdiği şey değildir. Asıl davet, uyum sağladığımız anlarda kendimize de yer bırakıp bırakmadığımızı fark etmektir. Bir karar verirken “Bunu gerçekten ben mi istiyorum, yoksa kabul görmek için mi yapıyorum?” diye sormak, kendi bakış açımızı yeniden duymak için küçük ama anlamlı bir başlangıç olabilir.

Daha başka neler mümkün?

Halis Şahiner

Not: “POD & POC”, Access Counsiciousness’ın patentli enerji temizlik cümlesinin kısaltmasıdır.
Daha fazla bilgi için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

Access Consciousness® Temizleme Cümlesi

kendin olmak
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir