İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları

Çekim Yasası İlişkilerde Nasıl Çalışır?

Çekim yasası, yalnızca istediklerimizi değil, istemediklerimizi de hayatımıza çekebileceğimizi anlatan bir yaklaşım olarak ele alınır. Siz bu ifadeyi kullanmasanız bile şans, şanssızlık, kader, tesadüf, karma, denk düşmek, yürekten istemek ve her şeyin rast gitmesi gibi kavramlara aşinasınızdır.

Hayatınızda tesadüflerin yeri çok mu? Tekrar tekrar aynı hataları yapıyor musunuz? İlişkilerinizde hep benzer hayal kırıklıkları mı yaşıyorsunuz? Sizce bütün bunların sebepleri neler olabilir?

Bugünkü yazımı ilişkilerde çekim yasasının nasıl çalıştığına ayırmak istedim. Son günlerde gelen iki mesajda ortak bir konu dikkatimi çekti: İki kişi de bitmiş bir ilişkiyi ve ayrıldığı sevgiliyi yeniden hayatına çekmek için bu yaklaşımı nasıl kullanabileceğini soruyordu.

Bu, birçok insanın merak ettiği bir konu. Çekim yasasının adını duyan kişiler çoğu zaman onu iki amaçla kullanmak istiyor: Daha çok para kazanmak ya da bir insanı etkilemek. Oysa ilişkilerde çekim yasasını yalnızca “Birini nasıl geri getiririm?” sorusuyla ele almak eksik kalır. Çünkü bu bakış açısında, yalnızca istediğimiz sonuca değil; korkularımıza, bağımlılıklarımıza, eksiklik duygumuza ve içsel kayıtlarımıza da bakmamız gerekir.

İlişkilerde yaşananları değerlendirirken, çekim yasasının her olayı kesin biçimde açıklayan bir formül olduğunu varsaymak yerine, kişinin kendi düşünce ve duygularını fark etmesine yardımcı olan bir bakış açısı olarak yaklaşmak daha sağlıklıdır. İlişkilerinizde mutlu olmak istiyorsanız, önce korkularınıza, duygularınıza ve olaylara nasıl baktığınıza dönüp bakabilirsiniz. Bu kolay bir süreç değildir; fakat imkânsız da değildir.

çekim yasası
İlişkilerde Çekim Yasası

Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları

Yaşadığım bir olayla başlamak istiyorum. Bana gelen mesajlardan birinde bir hanım, sevdiği kişiden ayrıldığını ve çekim yasası olumlamaları yaptığı hâlde istediği sonucu alamadığını belirtiyordu. Sevdiği kişiyi yeniden kendine çekmek, onunla kavuşmak ve evlenmek için olumlama örnekleri istiyordu. Görüşmemizde de ayrıldığı kişiyle yeniden birleşmek istediğini ve bunun için çekim yasasını kullanmayı düşündüğünü anlattı.

Kendisiyle uygun bir zamanda internet üzerinden konuşabileceğimizi söyledim. Görüşmeye başladığımızda bilinçaltımızı bir kovaya benzeterek şunu ifade ettim: Kovaya yeni su koymak için önce içindeki eski suyu boşaltmak gerekir. İstenen konuyla ilgili içsel kayıtlar ve duygular fark edilmeden yalnızca olumlama yapmak her zaman yeterli olmayabilir. Bu yaklaşımda önce kişinin ne hissettiğine ve hangi düşüncelere takılı kaldığına bakmak, olumlamaları da bu farkındalığın ardından değerlendirmek önemlidir.

Sohbet sırasında sevdiği kişinin kendisiyle yeterince ilgilenmediğini söyledi. Nedenini sorduğumda, arkadaşının denizci olduğunu, sürekli seyahatlere çıktığını ve dönüşünde kendisiyle zaman geçirmek istemediğini anlattı. Ona göre karşı taraf duyarsız davranıyor ve kendisine yeterince vakit ayırmıyordu.

Konuşmanın devamında önemli bir ayrıntı ortaya çıktı: Beyefendi eşinden boşanmıştı ve iki çocuğu vardı. Bunun üzerine kendisine şu soruyu sordum:

“Sen onun yerinde olsan nasıl davranırdın?”

Bu soruyla birlikte olaya başka bir açıdan bakmaya başladı. O güne kadar böyle düşünmediğini ve kendi bakış açısının biraz bencilce olabileceğini söyledi. Karşı tarafın çocuklarını ve sorumluluklarını hesaba kattığında ona duyduğu kızgınlığın azaldığını belirtti.

Burada yapılan, yaşananı yalnızca kendi beklentileri üzerinden değil, karşı tarafın koşullarını da dikkate alarak değerlendirmesiydi. İlişkilerde sorun bazen yalnızca olayın kendisinde değil, bizim o olaya verdiğimiz anlamda ve baktığımız yerde gizlidir. Bu, karşı tarafın davranışını mutlaka onaylamak anlamına gelmez; kendi yorumumuzu ve beklentimizi de görmemize yardımcı olur.

Ayrılık Korkusunu Fark Etmek

Sohbetin devamında kendisinde güçlü bir ayrılık korkusu olabileceğini düşündüm ve basit bir farkındalık çalışması önerdim. Şu cümleleri yüksek sesle tekrar etmesini istedim:

Benim ayrılık korkum var.
Ben ayrılık korkumu kabul ediyorum.
Ben ayrılık korkumu sevgi enerjisine dönüştürüyorum.
Ben ayrılık korkumu seviyorum.

Bu dörtlüğü birkaç kez söyledikten sonra derin bir nefes alıp vermesini, gözlerini kapatmasını ve kendisini nasıl hissettiğine bakmasını istedim. İlk tekrardan sonra “Bir şey yok” dedi. Cümleleri yeniden söylediğinde biraz daha iyi hissettiğini, birkaç tekrar sonrasında ise içinde bir rahatlama oluştuğunu ifade etti.

Geçmişte yaşanan bazı olayların bugünkü duygularla bağlantılı olabileceği düşüncesinden hareketle, kendisine şu soruyu sormasını önerdim:

“Ben bu durumu daha önce nerede yaşadım?”

Cevap hızlı geldi. Çocukluğunda kuzenleriyle aynı odada bulunduğu bir sahneyi hatırladı. Kuzenleri eşlerinden söz ediyor, eşlerinin ne kadar duyarsız olduğundan bahsediyordu. Ona bu sahneyi ve o konuşmaların kendisinde uyandırmış olabileceği korkuları fark etmeye çalışmasını söyledim.

Çalışmanın ardından ayrılık korkusunun azaldığını, kendisini daha huzurlu ve mutlu hissettiğini anlattı. Sahneyi yeniden düşündüğünde kuzenlerini gülüp eğlenirken gördüğünü; kendi enerjisinin değiştiğini ve içini büyük bir huzurun kapladığını belirtti. Bu, onun görüşme sırasında aktardığı kişisel deneyimiydi.

Burada anlatılan çalışma kısa ve basit bir örnektir. Önemli olan, bugünkü ilişkide yaşanan bir korkunun bazen geçmişte duyulan bir sözle, görülen bir sahneyle ya da çocuklukta yaşanan bir deneyimle bağlantılı olabileceğini fark etmektir. Bu ihtimal, her duygunun mutlaka belirli bir geçmiş olaya dayandığı veya hatırlanan bir sahnenin kesin bir kayıt olduğu anlamına gelmez.

Yeni Bir İlişkiye Başlamaktan Korkmak

Çalışmanın devamında kendisine neden yeni bir ilişki istemediğini ve neden özellikle ayrıldığı kişiyle yeniden birleşmeyi arzuladığını sordum. Sevdiği kişinin kendisine anlayışlı davrandığını, onun yanında rahat hissettiğini ve yeni bir ilişki istemediğini söyledi.

Yeni bir ilişkide neden zorlanabileceğini sorduğumda, aynı şeyleri yeniden yaşamaktan korktuğunu belirtti. Bir yandan kendisine güvendiğini ve kendisini sevdiğini söylüyor, diğer yandan yeni bir ilişkiye başlamaktan korkmak duygusunu dile getiriyordu. Bu iki anlatım arasındaki fark, daha derindeki duygularını ve ihtiyaçlarını birlikte düşünmemiz gerektiğini gösteriyordu.

Burada benim dikkatimi çeken, kişinin yalnızca tek bir kişiyi istemesi, başka ihtimalleri düşünmek istememesi ve kendisini yeni ilişkilere kapatmasıydı. Böyle bir tutum bazen bağımlılık duygusuyla bağlantılı olabilir. Bu, o kişinin duygusuna uzaktan bir tanı koymak değil; kişinin kendi seçimlerine, korkularına ve ilişkiye yüklediği anlama bakmak için bir soru alanı açmaktır.

İç dünyasında kendine güvensizlik, eksiklik ya da yetersizlik duygusu yaşayan biri, yeni bir ilişkide kendini anlatmakta ve ifade etmekte zorlanabilir. Tanıdığı ilişkiye dönme isteği de belirsizlikten kaçınmanın bir yolu hâline gelebilir. Böylece kişi, aynı sorunların yeniden ortaya çıkabileceği bir kısır döngü içinde kalabilir. Eski sevgili geri dönse bile bir süre sonra benzer anlaşmazlıklar yaşanabilir ve ilişki yeniden bitebilir. Kişi bunu yalnızca aşk acısı olarak yorumlayabilir; oysa bazen korku, ego ya da bağımlılık da bu döngüyü besliyor olabilir.

Eski sevgiliyi geri istemek çekim yasası açısından ele alındığında da yalnızca “Onu nasıl geri getiririm?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir. Kişinin o ilişkiye neden bu kadar tutunduğunu, ayrılık korkusunun ne söylediğini ve başka ihtimallere neden kapandığını da düşünmesi gerekir.

çekim yasası
Eski Sevgiliyi Geri İstemek

Bir Şeyi Çok İsterken Verdiğimiz Sözler

Bazen bir kişiye ya da sonuca fazlasıyla odaklandığımızda, farkında olmadan kendimize ve hayata bazı sözler veririz. O kişiyi elde etmek ya da o ilişkiyi yaşamak için normalde kabul etmeyeceğimiz koşulları kabul etmeye hazır hâle gelebiliriz. Sonrasında ise bu sözlerin ve seçimlerin sonuçlarıyla karşılaşabiliriz.

Bu konuda daha önce sohbet edip çalışma yaptığımız bir hanımın hikâyesini paylaşmak istiyorum. Başlarda kendisi için paranın önemli olmadığını, ancak ailesinin bu konuya çok önem verdiğini söylüyordu. Bir yandan “Para önemli değil” derken diğer yandan borç içinde olduklarını anlatıyor ve yaşadığı hayata isyan ediyordu.

Sohbet sırasında, eşiyle evlenirken çeşitli sıkıntılar yaşadığını ve o dönemde içinden şöyle geçirdiğini hatırladı:

“Yeter ki ben eşimle evleneyim, gerekirse soğan ekmek yerim. Yeter ki evlenelim, ben çalışırım.”

O dönem evden ayrılıp eşiyle evlenmek için ettiği duaların kabul olduğunu düşünüyordu. Yıllar içinde dükkânı sabah erkenden açmaya kendisi gitmiş, eşi ve çocukları daha sonra dükkâna gelmişti. Para işleri bozulmuş, borçlar artmış ve iflasın eşiğine gelmişlerdi. Geçmişte yaptığı kabul ve verdiği içsel sözlerle bugün isyan ettiği hayat arasında bir bağlantı olabileceğini yeni fark ediyordu.

Bu örneği, her zorluğun geçmişte verilen bir sözün sonucu olduğu şeklinde kesin bir kural olarak değil, seçimlerimizi ve nelere razı olduğumuzu yeniden değerlendirme fırsatı olarak düşünmek gerekir. Bir şeyi çok isterken “Yeter ki olsun, ben her şeye razıyım” dediğimizde, o isteğin yanında kabul ettiğimiz koşulları da üstleniyor olabiliriz. Bu nedenle ne istediğimiz kadar, o isteğe ulaşmak için neleri kabul ettiğimizi de fark etmek önemlidir.

Eski Sevgiliye Değil, Kendi İçsel Kayıtlarınıza Odaklanın

Burada “Ayrıldığınız sevgiliyi bırakın, hemen yeni bir ilişki arayın” demiyorum. Söylemek istediğim, doğrudan eski sevgilinize odaklanmak yerine sizi rahatsız eden içsel kayıtları fark etmeye ve kendinizi tek bir ihtimalle sınırlamamaya çalışmanızdır.

Olumsuz düşünce ve duygularınızı fark eder, korkularınızın üzerine düşünür ve kendinizi tek bir kişiye kilitlemezseniz hayatınızdaki diğer ihtimallere de açık kalabilirsiniz. Bu, eski ilişkinin mutlaka yanlış olduğu ya da yeni bir ilişkiye hemen başlamanız gerektiği anlamına gelmez. Öncelik, kendi duygunuzu ve seçiminizi daha net görebilmektir.

Eğer ayrıldığınız sevgili sizin için gerçekten hayırlıysa, hayat onu yeniden karşınıza çıkarabilir; değilse sizin için daha uygun başka biriyle karşılaşabilirsiniz. Dünyada milyarlarca kadın ve erkek var. Israrla yalnızca bir kişiye odaklanıp kendi düşüncelerinize bakmadan kendinizi sınırlarsanız, o kişi yeniden hayatınıza girse bile yaşayacağınız ilişkinin beklediğiniz gibi olacağının garantisi yoktur.

İlişkilerde Tekrarlayan Sorunlar: Bağımlılık ve Geçmiş Deneyimler

İlişkilerde tekrar eden sorunları düşünürken özellikle iki konuya dikkat ediyorum. Bunlardan ilki bağımlılık duygusudur. Bir kişiye aşırı odaklanmak, onsuz yapamayacağını düşünmek, kendi mutluluğunu bütünüyle onun varlığına bağlamak ve başka ihtimalleri kapatmak sevgiyle aynı şey olmayabilir; bağımlılık duygusuyla bağlantılı olabilir.

İkinci konu, çocuklukta anne, baba ve kardeşlerle yaşananların yetişkinlikteki ilişkilere yansıyabilmesidir. Aile içinde yaşadığımız deneyimler daha sonraki ilişkilerimizdeki düşünce ve davranışlarımızı etkileyebilir. Özellikle çocuklukta şiddet, sevgisizlik ya da ilgisizlik yaşanmışsa kişi yetişkinlikte benzer ilişki örüntüleriyle karşılaşabilir. Bu, herkes için geçerli kesin bir sonuç değil; kişinin kendi yaşantısında araştırabileceği bir olasılıktır.

Ben, bazı kadınların zaman zaman babalarına benzeyen kişilere çekildiğini gözlemliyorum. Baba ocağında şiddet görmüş ya da sevgi ve ilgi eksikliği yaşamış bir kişi, eşinin yanında da benzer bir döngünün içinde sıkışabilir. Karşısındaki insanı “ilgisiz, sevgisiz, kendini beğenmiş” gibi sözlerle tanımlarken, bu özelliklerin bir kısmını geçmiş yaşantılarından tanıyor olabilir. Bazen de kişinin kendi içinde fark etmediği yönler bu değerlendirmeye karışabilir.

Bu tür durumlarda kendimize şu soruları sorabiliriz:

“Sen bu davranışı daha önce kime yaptın?”
“Bu davranış sende de var mı?”
“Bu olayın içinde sana ait olan taraf ne?”

İlk anda çoğu kişi “Ben öyle değilim” diyerek itiraz edebilir. Fakat üzerinde düşünüldüğünde, “Ben de bir yerde bunun benzerini yapmışım” diye fark edebilir. Benim yaklaşımıma göre karşımızdaki kişiler bazen bize ayna olabilir; sahip olduğumuz, sevdiğimiz, sevmediğimiz, kabul ettiğimiz ya da reddettiğimiz yönleri görmemize yardımcı olabilirler. Aynaya yalnızca görüntü olarak baktığımızda, onun altındaki derinliği fark etmek zorlaşabilir. Aynalık konusu başlı başına ayrı bir yazının konusu olacak kadar geniştir.

Çalışmaya ve Olumlamalara Dair Not

Burada anlattığım çalışmayı kısa ve basit biçimde aktardım; amaç olayın akışını ve yaklaşımın mantığını göstermektir. Görüştüğüm kişi sürekli olumlama yaptığını belirtiyordu. Ayrıca görüşme internet üzerinden yazışma şeklinde olduğu için duygularını, beden tepkilerini ve yaşadıklarını doğrudan gözlemlemem mümkün değildi. Bu nedenle aktardığım deneyimi herkes için aynı sonucu verecek bir yöntem gibi değerlendirmemek gerekir.

Bu tür çalışmalarda kişiler farklı duygusal tepkiler yaşayabilir. Korku cümleleri söylenirken dilin dolaşması, boğazın düğümlenmesi, ağlama hissi, kendini kötü hissetme ya da mide bulantısı oluşabilir. Böyle bir durumda kişi kendisini zorlamamalı; belirgin biçimde kötüleşiyorsa çalışmaya ara vermeli ve gerektiğinde profesyonel destek almalıdır.

Örnek Olumlama Cümleleri

Ben her hâlimle yeterliyim.
Ben her hâlimle yeterli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her hâlimle yeterli olduğumu kabul ediyorum.
Ben her hâlimle yeterli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her hâlimle yeterli olduğum için şükrediyorum.

Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütünüm.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğum için şükrediyorum.

Bir korkuyu daha önce nerede yaşadığınızı fark etmek için derin bir nefes alıp verin, gözlerinizi kapatın ve kendinize şu soruyu sorun:

“Ben bu duyguyu ya da durumu daha önce nerede ve ne zaman yaşadım?”

Gözünüzün önüne bir sahne gelebilir ve bu sahne o duyguyla ilişkilendirdiğiniz bir olayı hatırlatabilir. Ancak ortaya çıkan görüntü veya çağrışımın geçmişte yaşanmış bir olayın kesin ve eksiksiz kaydı olduğunu varsaymamak gerekir. Farklı duygular ya da anılar ortaya çıkarsa ve kendinizi belirgin biçimde kötü hissederseniz çalışmayı sürdürmek yerine ara verin; gerektiğinde profesyonel destek alın.

Önemli Uyarı

Bu yazıda paylaşılan çalışmalar kişisel farkındalık ve içsel gözlem amacı taşır. Tıbbi teşhis, tedavi, psikoterapi ya da profesyonel ruh sağlığı hizmeti yerine geçmez. Yoğun travma, şiddet geçmişi, depresyon, anksiyete, panik atak, kendine zarar verme düşüncesi ya da günlük yaşamı etkileyen ağır duygusal zorlanmalar söz konusuysa mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

Her şey gönlünüze göre olsun.

Saygı ve sevgilerimle.

Halis ŞAHİNER
Sosyolog | Yazar

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

23 yorum

  1. çok güzel bir yazı olmuş teşekkür ederim. evet gerçekten Evrende milyarlarca kadın ve erkek var, bu yüzden asla kendini sınırlamamak lazım. Ayrıca kesinlikle insan baktığı heryerde kendisini görüyor yani alem aslında senin içinde. ayrıca insnanın çocukluktaki hayatının yansımaları yerine (çünkü malum bilinçsiz geçen bir dönem)gerçekten kendisini ruhen, bedenen ve madden tekamül ettirebilecek enerjileri çekmesi öncelikle farkındalık ve sonra beynin ''yeni'' verilerle beslenmesi, bilinçaltı çalışmaları ile sağlanabilir mi ?

    yeni bir başlangıç için bir kitap:

    http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=449818

  2. benimde ilişkiler konusunda sorunlarım var.. yardımcı olurmusunz

  3. Merhaba, ben hep iliskilerimde ilgisizlik problemi yasıyorum. Bunun sebebi kaybetme korkusumudur?

  4. Kendine güvensizlik ve değersizlikte olabilir. Anacak kendinizi ve bilinçaltınızı sorgulayarak anlayabilirsiniz.

  5. Merhaba ben bir ogrenciyim hayatimin her alaninda basarisizlik ve kendime guven sorunu yasiyorum (ozellikle matematikte) bunun kaynagina nasil ulasirim?

  6. Yukarıdaki çalışmayı yapabilirsiniz, EFT yi deneyeyebilirsiniz. Veya sitemdeki regresyon kayıtlarından birini indirip çalışma yapabilirsiniz.

  7. ben psikodramaya giyorum ve orada eşi çalıştım ve benim sessiz olmam fikrimi söylemem onu çileden çıkardığını öğrendim doğru yanlış konuşamam istediğni susup birşey söylememe sesiz kalmama öfkelendiği öğrendim yani aramızdaki sorunun iletişim probremi olduğunu bunun için önereceğiniz bir olumlama varmıdır ben sessiz çekingen ya kızarsa diye fikrimi söyleyemen biriyim

  8. Tavsiyem bu konudaki kodlamanın oluştuğu çocukluktaki sahneye gidip oradaki yaşanan olayı ve algıyı temizlemeniz. Bu konuda regresyon kayıtlarını kullanabilirsiniz.

  9. Merhaba bir yer de ayda sadece bir olumlama yapin daha dogru olur deniyor.
    Ben bir kac olumlamayi bir arada yapamaz miyim acaba ?

  10. Aynı anda bir kaç iş yaparsanız her işe yeterince dikkat veremezsiniz tek bir işle uğraşırsanız dikkatinizi daha iyi verebilirsiniz.
    Olaya öyle bakın.
    Bir kaç telkini deneyebilirsiniz. Sonuç tek bir telkine odaklandığınız gibi olmayabilir. Birbiriyle çatışmamasına dikkat edin.

  11. ben eski sevgilim.icin degil de asik oldugum.inandigim.birine yaomak.istiyorum cekim yasasini.nasil yapabilirim.

  12. Annem cok soylenen sikayetci.bir insan ben de onin ayni huy ve ozelligine sahip biriyle evlendim.6 ay surdu evlilik simdi bosaniyorum.neden boyle.oldu benim.sucum ne ki burda anlayamadim.

  13. Hic asik oldugum biriyle mutlu bir ask yasayamadim.Hep beni sevenlerle ciktim.Sonradan sadece sevdim.Ama.sonunda onlar beni hep terketti.Acaba yanlisi orda mi yaptim.Bana ulasmanin getirmis oldugu egoyu yasayip mi bu cesareti gösterebildiler.Ne zaman birine deli gibi asik olsam hic olmadi.Bunun sebebi ne.Yaklasik 2 aydir hic olmadigim kadar cekim yasasi,olumlama,simdinin gucu,eft teknikleri gibi seylere kafayi taktim.Hergun arastirio okuyorum.calismalar yapiyorum ve videilar izliyorum.Baya bir deegisiklik var bende ama tabiki daha yolum var.Ama bazi seyleri cidden cok merak ediyorum.Yazinizin hepsini okudum ve net bir sekilde anladim fakat neden beni cok isteyenler bana sahip oluyorda ben neden cok istediklerime sahip olamiyorum.Digerleri bana bunu yapiyorda ben nasil istedigime okadar temiz yogun duygular beslememe ragmen bunu yapamiyorum.Ustelik bu benimle.cikanlar da beni hep uzdu hic degerimi bilmedi.Bunun sebebi sizce ne?

  14. Herkesin bilinçaltı kayıtları kendine özeldir.

    Belkide Geçmişte yaşadığınızı düşündüğünüz bir haksızlık nedeniyle terk edilen istenmeyen kişi rolünü oynamak sizi mutlu ediyor olabilir.

    Sizdeki kayıtların ne olduğunun sorgulanması gerekir.
    Tavsiyem destek almanız

  15. Merhaba ben çekim yasasını yeni keşfettim yazılarınızı okudum uygulamaya çalışıyorum ama sanırım başaramıyorum. Sanki çırpındıkça batıyor gibiyim bana yardım eder misiniz?

  16. Merhaba. Şimdi ben ruh eşimi tanıyorum bu hayatda. Ancak şuanda evli o. Ruh eşi testinden geçti yani gerçek. Şimdi ben ruh eşimi istesem olumlamayla evli de olsa evren onu bana geri verirmi?

  17. Hayatını zorlaştırmanın nesini seviyorsun?

    İstediğin mutluluğa hayatında yaratmamak için hangi aptalca düşünceleri kendi gerçekliğin yapmaya çalışıyorsun?

Yoruma kapalı.