Melankolide Olmanın Nesini Seviyoruz?

“Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur.”
Victor Hugo
Birçok insan, yaşamında kendini sabote eden davranışlardan biri olarak melankolik takılmayı seçebilir. Bazen bu duruma “Ben duygusalım” diyerek bir açıklama getiririz. Oysa duyguları hissetmek başka, geçmişteki bir üzüntünün bugünkü seçimlerimizi yönetmesine izin vermek başkadır. Burada kendimize sorabileceğimiz soru şu: Melankolide kalmak bize ne sağlıyor, bizi nelerden alıkoyuyor?
Melankoli nedir?
Melankoli, derin bir kederin, hüznün, acının, yalnızlığın ya da umutsuzluğun içinde bulunma hâli olarak anlatılabilir. Melankolik olmak, yalnızca üzgün hissetmekten ibaret değildir; kişi bazen kendi yalnızlığını seçmekten hoşnut olurken bir yandan da insanların arasında olamayışının hüznünü yaşayabilir.

İnsanlarla ilişkilerde yaşanan anlaşılmama hissi, kişinin kendisini başkalarından farklı görmesi ya da sosyal olmayı ve “diğerleri gibi” olmayı beceremediğini düşünmesi onu çevresinden uzaklaştırabilir. Bu uzaklaşma yalnızlık duygusunu büyütür; yalnızlık da melankolik hâli besleyebilir. Böylece kişi hem yakınlık ister hem de yakınlaşmakta zorlanır.
Melankolik ruh hali neden olur?
Bu yazıdaki yaklaşıma göre melankolik ruh hali, bugünkü bir olayın geçmişte yaşanmış bir duyguyu hatırlatmasıyla ortaya çıkabilir. Şimdiki durum, eski bir hüzün ya da karşılanmamış ihtiyaçla benzerlik taşıdığında, geçmişteki duygu bugünün içine taşınır. Bu, herkes için geçerli tek bir açıklama değil; kişinin kendi tekrar eden tepkilerini anlamasına yardımcı olabilecek bir bakış açısıdır.
Yazarın dikkat çektiği örneklerden biri, 0–7 yaş arasında yaşanan duygusal durumlara verdiğimiz anlam ve tepkilerdir. O yaşlarda zihnimiz bugünkü gibi gelişmiş değildir; yaşadığımız bir durumla baş etmek, ihtiyacımızı anlatmak ya da duygumuzu düzenlemek için gerekli kaynaklara sahip olmayabiliriz. Bu nedenle sevgi, şefkat ve ilgi eksikliği hissettiren bir olay yaşadığımızda, geçmişte buna benzeyen bir anı aklımıza gelebilir ve o günkü çaresizlik yeniden canlanabilir.
Çocukken ebeveynlerimize neye ihtiyaç duyduğumuzu nasıl söyleyeceğimizi bilemeyebiliriz. Hüzünlü olmak, onların dikkatini çekmenin bildiğimiz yollarından biri hâline gelmiş olabilir. Beklentilerimiz karşılanmadığında ise kendimizi mağdur ya da kurban hissettiğimiz ve sonunda bir kurtarıcının bizi kurtardığı hikâyelerle teselli bulmuş olabiliriz. Bu anlatımlar, geçmişte başka baş etme yolları bulamayan hâlimizi anlamak içindir; bugün yaşadığımız her hüznün mutlaka aynı nedenden kaynaklandığını söylemez.
Günlük yaşamda geçmişteki olumsuz bir olayı hatırlatan bir durumla karşılaştığımızda, eski duygu yeniden belirginleşebilir. Kişi kendisini haksızlığa uğramış ya da kurban edilmiş hissedebilir. Bu örüntüyü fark etmek, kendimizi suçlamak için değil; bugünkü tepkimizin yalnızca şu anki olaydan mı, yoksa geçmişten taşınan bir anlamdan mı beslendiğini merak etmek içindir.

Melankoliden nasıl çıkılır? Önce seçenekleri fark ederek
Geçmişte o olayı çözmek için yeterli kaynağa sahip olmadığımızı kabul edebiliriz. Fakat bugün yetişkin hâlimizle farklı seçenekleri değerlendirebilecek güce ve kaynaklara sahip olduğumuzu da görebiliriz. Bu yaklaşımda “seçim”, duyguyu bir anda silmek ya da üzgün olduğumuz için kendimizi suçlamak değildir. Duyguyu fark edip, onun içindeyken bile başka bir adımın mümkün olup olmadığını araştırmaktır.
Yazarın bakışında melankolide kalmayı sürdürmenin önemli bir yanı, hiç seçeneğimiz yokmuş gibi davranmaktır. Başka seçeneklerimiz olabileceğini kabul etmek, değişim için bir adım atma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Hiçbir şey yapmak zorunda olmadığımızı düşünmek kısa süreliğine daha kolay gelebilir. Bu yüzden melankolide kalmanın bize ne sunduğunu ve bedelinin ne olduğunu dürüstçe sormak önemlidir.
Kendimize şu soruları sorabiliriz: Hangi olayları yaşadığımızda bu hâli yaratıyoruz? Melankolide kalmak bizi ne yapmaktan ya da nasıl biri olmaktan alıkoyuyor? Yapmadığımız veya yapmak istemediğimiz şey için bir gerekçe mi oluyor? Geçmişimizdeki hangi duyguyu yeniden yaratmamıza hizmet ediyor?
Seçeneksiz ve çaresiz olduğumuza inanmayı bizim için değerli kılan ne? Kimin sevilmeme duygusunu ya da sevgi açlığını yaşamımızda taşıyoruz? Kendimizi hareketsiz kılmak için neler yaratıyoruz? Geçerli, değerli ve yeterli hissetmek için bunu bize kimin söylemesi gerekiyor?
Bu soruların amacı hemen doğru bir cevap bulmak değil; alışılmış düşünce biçimini görünür kılmaktır. İçinde bulunduğumuz durumu değiştirmeyi seçseydik nasıl davranırdık? Hangi adımları atmamız, kendimize ne söylememiz ya da neye inanmamız gerekirdi? Bu adımları atmak için kendimizi nasıl motive edebiliriz? Kendimizde hangi düşünceleri değiştirebiliriz? Farklı seçenekleri görebilmek için biz ve bedenimiz hangi enerji, alan ve bilinç olabiliriz? Başka neler mümkün?
Melankolik hâl uzun süre devam ediyor, günlük yaşamı belirgin biçimde zorlaştırıyor ya da kişi kendisini baş edemeyecek kadar çaresiz hissediyorsa bunu yalnızca bir seçim meselesi olarak görmemek gerekir. Güvendiğiniz bir uzmandan destek almak da değerlendirilebilecek seçeneklerden biridir. Kendinize yönelttiğiniz sorular, yaşadığınız duyguyu anlamaya yardımcı olabilir; profesyonel desteğin yerini tutmaz.
Halis ŞAHİNER
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






