Pozitif Düşünce Gücüyle Mutlu Yaşamın Sırları

Doğduğumuzda iç dünyamızla iletişim hâlinde, saf ve açık bir zihinle dünyaya geliriz. Büyüdükçe çevremizdeki yetişkinlerden korkmayı ve sınırlarımız olduğunu öğreniriz. Zamanla farkında olmadan pek çok olumsuz düşünce geliştirir, hayatımızı ve deneyimlerimizi bu düşüncelerin üzerine kurmaya meylederiz.

Louise L. Hay’in yaklaşımında pozitif düşünce, yaşananları inkâr etmek ya da her şeye sorgusuzca olumlu bakmak değil; inançlarımızı fark edip bize iyi gelmeyen düşünceleri sevgi, kabul ve daha yapıcı bir bakışla yeniden değerlendirmektir. Bu yaklaşım, mutlu yaşam arayışını günlük düşünce ve davranışlarla ilişkilendirir.

Bu kitabı okurken kendi fikirlerinizle örtüşmeyen, hatta inanç sisteminizle taban tabana zıt düşüncelerle karşılaşabilirsiniz. Bu hiç sorun değil. Ben bu duruma “suyu kaynatmak” diyorum: Farklı fikirler, alıştığımız düşünceleri harekete geçirip onları yeniden gözden geçirmemize imkân verir.

Söylediklerimin hepsine katılmak zorunda değilsiniz. Yine de lütfen inandığınız şeyleri ve bunlara neden inandığınızı sorgulayın. Kişisel gelişim ve pozitif düşünce, burada hazır cevapları kabul etmekten çok, kendi düşünce biçimimizi fark etmekle başlar.

Kendi düşüncelerimi yeni fikirlerin ışığında sorguladıkça, inandığım pek çok şeyin beni mutsuzluğa sürüklediğini fark ettim. Eski, olumsuz düşüncelerimden uzaklaştıkça hayatımın yavaş yavaş daha iyiye gittiğini gördüm. Olumsuz düşüncelerden kurtulma yolları ararken ilk adım, bu düşünceleri suçlamadan fark etmek ve nereden geldiklerini merak etmektir.

Kitabı okumaya başladığınızda zaten bildiğiniz düşüncelerle karşılaşabilir ya da inançlarınızı sorgulamak zorunda kalabilirsiniz. Her iki durumda da bu süreç, kendinizi tanımanızın bir parçasıdır. Güvende olduğunuzu ve her şeyin yolunda olduğunu asla unutmayın.

Pozitif Düşünce ile Mutlu Yaşam: Sevgiyle Bakmak ve Affetmek

Sevgiyle baktığımda her şeyi daha açık görebiliyorum.
Suçlayıcı düşünceleri affedici düşüncelerle değiştiriyorum.

Üst Benliğim, acısız bir yaşam sürme konusunda bana rehberlik ediyor. Acıyı fark ettiğimde, içimdeki bilgeliğe uyanmamı hatırlatan bir çalar saat çalmış gibi kendime dönüyorum. Zor bir his yaşadığımda kendimi zihinsel olarak telkin etmeye çalışıyorum.

“Acı” kelimesini “his” kelimesiyle değiştirmek, deneyimime başka bir açıdan bakmama yardımcı oluyor. Bedenim pek çok şeyi hissediyor; bu küçük sözcük değişikliğiyle dikkatim hislerime ve kendime gösterebileceğim özene yöneliyor. Bedenimi ve zihnimi seviyorum; birbirlerine bu kadar bağlı oldukları için minnettarım.

Sevgiyle her şeyi, her açıdan daha açık görebiliyorum.
Açıkça görebiliyorum.

Görüşüm ve amaçlarım benim için açık. İç benliğimin beni en iyiye ve en yükseğe yönlendirdiğine inanıyorum. Her şeyin kusursuz, tam ve bütün olduğu o noktaya, sonsuz yaşama bağ kuruyorum. Değişimin hiç durmadığı bu dünyada olayların merkezinde kendi seçimlerim ve bakışım var. Herkesin ve her şeyin içindeki iyiliği görmeye çalışıyorum.

Affetmek, her zaman yanımda taşıdığım iyileştirici bir araçtır.
Affetmeye hazırım.

Eleştiri, korku, suçluluk, pişmanlık ve utanç duygularını üzerimden bıraktığımda özgürleştiğimi hissediyorum. Böylece hem kendimi hem de başkalarını affetmeye alan açabiliyorum. Eski meseleleri kapatmaya ve geçmişte yaşamayı bırakmaya hazırım.

Bu yükü uzun zamandır taşıdığım için kendimi affediyorum. Kendimi ve başkalarını sevmeyi bilmediğim zamanlar için de kendimi affediyorum. Her insan kendi davranışlarından sorumludur; bu nedenle kimseyi cezalandırmak bana düşmez. Ben de dâhil olmak üzere hepimiz kendi bilinçlerimizin yasaları altında yaşıyoruz. Kin tutan yönümü bir yana bırakıyor, sevgiyi kucaklıyorum. Ve şimdi iyileşiyorum.

Alışkanlıklar, Öz Sevgi ve İletişim

Alışkanlıklarımı beni olumlu yönde destekleyecek biçimde dönüştürüyorum.
Mükemmel olma ihtiyacını bir kenara bırakıyorum.

Kötü bir alışkanlığı bırakmaya çalışırken başlangıçta bunu bir sorun gibi görebilirim. Ben bu sorunları, kalbimin derinliklerinde sevilmeyi bekleyen köşeler olarak düşünüyorum. Korkularımı yenmek için yardım istiyor ve yeni bir anlayış düzeyine geçmeye çalışıyorum.

Olumsuz alışkanlıklarıma ve inançlarıma sevgiyle bakmayı öğreniyorum. Eskiden “Of, bundan kurtulmak istiyorum” derdim. Şimdi bazı alışkanlıklarımın bir amaca hizmet ettiğini kabul ediyorum. Bu bakış, alışkanlığın altında karşılanmayı bekleyen ihtiyacı anlamama; eski davranışı sevgiyle geride bırakıp bu ihtiyacı karşılayacak daha olumlu yollar aramama yardımcı oluyor.

Tanık olduğum her şeyi sevgiyle karşılıyorum.
Günün yirmi dört saati aydınlanmak benim işim.

Her sabah sevgiye uyanmaya çalışıyorum. Zihnimi açıyor, sanki Mükemmelliğe, Bütünlüğe ve Tam Olmaya ulaşmışım gibi davranıyorum. Kalbimi iyiliklere açıyor; ihtiyaçlarımı karşılamak için duyduğum çaba ve stresi bir yana bırakıyorum.

İhtiyacım olan ya da arzuladığım şeylerin tam zamanında ve yerinde karşıma çıkacağına güveniyorum. Evrenin benim tarafımda olduğunu düşünmek bana rahatlık veriyor. Üst benliğimle bilincim bir araya geldikçe deneyimlerimde yeni şeyler keşfetmeye devam edeceğime inanıyorum.

Sevgi benim dünyamı döndüren şeydir.
Benim sevgim güçlüdür.

Kendime âşık bir insan gibi davranıyorum. Başımdan pek çok olay geçse de kendime duyduğum sevgi değişmiyor. Bu, kibirli ya da kendini beğenmiş olmak demek değildir. Kendini başkalarından üstün görme hâli, bazen “senden çok daha iyiyim” maskesinin ardında kişinin kendisiyle kurduğu zor ilişkinin bir ifadesi olabilir.

Kendini sevmek, Varlığının mucizesini kutlamaktır. Koşulsuz sevginin dünya barışının sırlarından biri olduğuna inanıyorum; bu, kişinin kendini kabul etmesiyle ve sevmesiyle başlar. Kendimi sevmek için mükemmel olmayı beklememe gerek yok. Kendimi şu an olduğum hâlimle kabul ediyor ve seviyorum.

Yapılacak değil, bilinecek şeyler de var.
İletişim bir aşk şarkısıdır.

Sevgiyle iletişim kurmak, insanlar için güçlü deneyimlerden biridir. Bu noktaya nasıl mı geldim? Kendi üzerimde çalıştım, onlarca kitap okudum ve düşüncelerimin, sözlerimin ve dünyaya verdiğim karşılıkların yaşamımdaki yerini anlamaya çalıştım. “Benim söylediklerim ve düşündüklerim benden çıkıyor ve bunun karşılığında evren de bana cevap veriyor, sonra onlar bana geri dönüyor” gibi hayata dair prensipleri kavradım.

Yardım istemekten kaçınmamaya ve kendimi gözlemlemeye başladım. Eleştirmeden, yargılamadan bakabildiğim bir alan oluşturduğumda sevgiyle iletişim kurma konusunda gelişme kaydettim. Neye inanıyorum? Ne hissediyorum? Nasıl tepkiler veriyorum? Nasıl daha çok sevebilirim? Sonra evrene dönüp “Bana Sevgiyi Öğret” dedim.

Güven, Değişim ve İçsel Güç

Bu evrenin her yerinde kendimi güvende hissediyorum.
Güvendeyim.

Her zaman sevgiyle korku arasında seçim yapma şansımız var. Korktuğumda aklıma güneş gelir: Bulutlar önüne geçse de parlamaya devam eder. Bu yaklaşımda, negatif düşünce bulutları geçici olarak ışığı örtebilir; ama ışığın kendisi oradadır.

Işığı düşünmeyi seçiyorum. Korkular üzerime geldiğinde onları gökyüzünde gelip geçen bulutlar gibi görüp yollarına devam etmelerine izin veriyorum. Ben korkularımdan ibaret değilim; sürekli kendimi koruyarak ya da savunarak yaşamak zorunda değilim. Her güne kalbimi dinleyerek başlıyor, korktuğum zamanlarda kalbimi aralayıp sevginin korkularımı hafifletmesine alan açıyorum.

Mükemmel bir geçiş dönemindeyim ve bunun her anının keyfini çıkarıyorum.
Değişmeye hazırım.

Bir geçiş döneminde yaşıyoruz. Eski inançları bir kenara bırakıp yeni düşüncelere yer açmanın zamanı geldi. Yalnızlık, öfke, ayrılık, korku ve acı; değiştirmek istediğimiz eski kalıpların parçaları olarak görülüyor. Korkudan çıkıp sevgiye dönmek istiyoruz.

Metinde Balık ve Kova evreleri, insanların dışarıdan yardım beklemekten kendi içlerine dönüp güçlerini keşfetmeye yönelişini anlatan bir çerçeve olarak sunuluyor. Bu dönüşüm sorumluluk gibi görünse de aynı zamanda hayata cevap verme yeteneğimizi fark etmemizi sağlayabilir. Bu bakış bizi kurbanlaştırmak yerine güçlendirir: Başkasına dayanmadan yaşayabilmek, kendi yeteneklerimizi görmek ve değişim yaratabileceğimizi bilmek özgürleştirici bir duygudur.

Güç şu anın içindedir. Gücünüzü elinize alın.
Gücümü kabul ediyorum.

Yaşamınızı iyileştirmek için ihtiyacınız olan güce sahipsiniz. Çoğu zaman çaresiz olduğumuzu düşünürüz; peki zihinsel gücümüzü hangi düşüncelere ayırıyoruz? Kendinizi bir kurban olarak mı görüyorsunuz? Kendinize kızıyor, başkalarından şikâyet ediyor ya da hayatınızı değiştirecek güce sahip olmadığınızı mı düşünüyorsunuz?

Bu sorular, gücümüzü nasıl kullandığımızı fark etmemize yardımcı olabilir. Zihnimiz güçlü bir araçtır; onu bilinçli kullanmayı seçebiliriz. Hayatın iyiye gidebileceğini görmek, her şeyi kontrol etmek anlamına gelmez. Bu yaklaşım, kendi seçimlerimizdeki payı ve destek alabilme ihtimalini hatırlatır.

Bir sonraki nefesimizin bizi orada beklediğini biliyoruz. Başka şeylerin de bizim için orada olduğuna inanmalıyız.
Kendime güveniyorum.

Dünya adeta bir sanat eseri ve ben de onun bir parçasıyım. Bu sonsuz yaratım sürecinin içinde hayatın akışına güvenmek istiyorum. İşler zorlaştığında içime dönüyor, düşüncelerimin demirini Doğruluk ve Sevgi denizine atıyorum. Evrenden rehberlik diliyor; fırtınalı denizlerde de sakin havalarda da yoluma devam ediyorum.

Benim görevim bu anın içinde olmak ve açık, basit, pozitif düşünceler ve cümleler kurmak. Her şeyin bir sebebi olduğunu iddia etmiyorum. Güzel ve güvenli bir ruh olarak doğduğuma inanıyorum. Şimdi, hayat sürecinin yani kendimin o gizemli ve görünmez hazinesini kutlamak için birkaç dakikamı ayırıyorum.

Beden, Güzellik ve Sağlık

Bedenime sevgiyle bakıyorum.
Kendimi sevgiyle besliyorum.

Kendimi hayatın bana sunduğu iyi şeylerle besliyorum; çünkü kendimi seviyorum. Değerli bir varlık olduğumu hatırlıyor, iyi beslenmeye ve kendime elimden geldiğince iyi bakmaya çalışıyorum. Bedenim bana özgü; bu nedenle ona uygun yiyecekleri seçmeye özen gösteriyorum.

Yiyecekler ve içecekler hakkında öğrenmeye çalışıyor, ne tükettiğime dikkat ediyorum. Bir yiyeceğin bana uygun olmadığını düşündüğümde onu yeniden değerlendiriyorum. Bana enerji veren seçimler yapmaya, yiyecekler için şükretmeye ve bedenimin ihtiyaçlarını gözetmeye çalışıyorum. Kendimi sağlıklı, mutlu ve iyi hissediyorum.

İnsanlar da çiçekler gibi kendilerine özgü güzellikler taşır ve her gün çiçek açarlar.
Güzellik beni canlandırır ve iyileştirir.

Güzellik her yerdedir: Minicik çiçeklerde, suya yansıyan güneş ışığının desenlerinde, yaşlı ağaçların sessiz gücünde… Doğa beni heyecanlandırıyor, yeniliyor ve tazeliyor. Hayatın en basit şeylerinde bile beni rahatlatacak, neşelendirecek şeyler bulabiliyorum.

Kendime sevgiyle bakmayı öğreniyorum. Ben de doğanın bir parçasıyım ve kendime özgü bir güzelliğim var. Nereye baksam güzel bir şeyler görmeye çalışıyorum. Bugün yaşamın bütün güzelliğiyle cıvıldıyorum.

Bedenim mutlu, huzurlu ve sağlıklı; ben de öyleyim.
Sağlıklı olmak benim en kutsal hakkım.

Bu bölümdeki beden ve iyileşme ifadeleri Louise L. Hay’in yaklaşımını yansıtır. Bu yaklaşımda bedenime sevgiyle bakıyor, sağlıklı olma arzusunu kucaklıyor ve iyileşme sürecimi zorlaştırdığına inandığım duygusal yükleri fark etmeye çalışıyorum.

Nefret, kıskançlık, kızgınlık, korku, kendime acıma, utanç ve suçluluk duygularını bir yana bırakmaya niyet ediyorum. Beni incittiğine inandığım kişileri ve olayları affetmeye çalışıyorum. Başkalarını incittiğim zamanlar ve geçmişte kendimi yeterince sevmediğim için kendimi de affediyorum. Bedenimi; organlarımı, kemiklerimi ve her parçamı sevgiyle anıyor, geçmişteki sağlıklı günlerim için şükran duyuyorum. İyileşmeyi ve sağlıklı olmayı şimdi ve burada bütünüyle kucaklıyorum.

Düşünceleri Dönüştürmek ve Hayatın Ritmine Güvenmek

Sınırlı düşünce sisteminizin önüne geçmeye karar verin. Evet, yapabilirsiniz.
Ben kararlı bir insanım.

Fiziksel sağlığımız için besin değeri yüksek yiyecekler seçtiğimiz gibi, zihinsel ve duygusal yaşamımız için de bize sağlam bir temel sunan düşüncelere yer açabiliriz. Aklımızdan geçen tek bir düşünce her şeyi belirlemez; fakat tekrar tekrar üzerinde durduğumuz düşünceler zamanla bakışımızı etkileyebilir.

Bu düşünceler, art arda dökülen su damlaları gibidir: Önce küçük bir birikinti, sonra havuz, göl ve sonunda okyanus oluştururlar. Eleştiri, eksiklik ve sınırlara odaklanan düşünceler tekrarlandıkça bilincimizi bir negatiflik denizine çekebilir. Doğruluk, huzur ve sevgi üzerine kurulu düşünceler ise su yüzüne çıkmamıza ve yol almamıza yardımcı olur. Bu benzetmede önemli olan, düşüncelerimizi fark etmek ve değerlerimizle uyumlu seçimlere sadık kalmaktır.

Hayatım en derin noktasına kadar bir düzen içindedir.
Evren kusursuz bir düzene sahiptir.

Yıldızların, ayın ve güneşin bir düzeni, ritmi ve amacı olduğunu düşünüyorum. Ben de evrenin bir parçasıyım; hayatımın da kendine özgü bir ritmi ve amacı olduğuna inanıyorum. Zaman zaman her şey kaos içindeymiş gibi görünse bile bu düşünce, yaşadıklarımı daha geniş bir çerçevede değerlendirmeme yardımcı oluyor.

Zihnimi toparladığımda yaşadıklarımdan almam gereken dersleri görebiliyorum. Böylece karışıklık hissi azalıyor ve yeniden düzene kavuşuyorum. Hayatımın ilahi bir düzenle uyum içinde olduğuna inanıyorum; bu inanç bana her şeyin yolunda olabileceğini hatırlatıyor.

Rüyalarım benim için sevgi dolu ve zevkli deneyimlerdir.
Rüyalarınızı hatırlamaya çalışın.

Yatmadan önce yaptığınız son şey televizyon izlemek ya da haberleri dinlemek olmasın. Haberlerde çoğu zaman felaketlerle karşılaşırız; bu nedenle uyumadan önce sizi rahatlatan bir uğraşa yönelmek iyi gelebilir. Bu yaklaşımda rüyalar, zihnin üzerinde çalıştığı konulara dair bir alan olarak görülüyor. İsterseniz üzerinde düşündüğünüz bir konuda rüyanızdan rehberlik isteyebilirsiniz.

Yatmadan önce sizi rahatlatacak bir şeyler yaparak uykuya hazırlanın. Kendinize şöyle diyebilirsiniz: “Hayatımın her köşesinde güven duygusu var. Gecenin karanlığında uyurken bile güvendeyim. Rüyalarım neşe dolu. Uyandığımda kendimi sağlam ve güvende hissediyorum. Uyanmayı seviyorum. Eğer bir rüya görüp uyanırsam onun bana kendini anlatmasına izin veriyorum.”

Zihinsel çalışmalarınız daha gözlerinizi açmadan başlayabilir. Uyandığınızda sıcacık yatağınızda, çarşafların altından başınızı bile kaldırmadan bu güzel uyku için Tanrı’ya şükredebilirsiniz.

Her şey yolunda. İhtiyacım olan her şeye şu anda sahibim.
Bol bol zamanım var.

Sabırsız davrandığımda, bana verilen zamanı kullanmadığımı ve bu durumdan öğrenebileceğim şeyleri kaçırdığımı fark ediyorum. İstediğim şeyin hemen olmasını istiyorum. Bir keresinde “Hemen gelen haz geç kalmıştır” sözünü duymuştum. Her zaman öğrenilecek yeni şeyler vardır.

Sabırlı olmak, hayatın gidişatına uyum sağlamak ve her şeyin tam zamanında olacağına güvenmek demektir. Henüz bütünleşmeye erişmediysem yapmam ve öğrenmem gereken şeyler olabilir; sabırsızlık bu süreci hızlandırmaz. Bu yüzden derin bir nefes alıp kendime “Bilmem gereken nedir?” diye soruyorum. Ardından bana yardımcı olabilecek şeyleri sabırla keşfetmeye çalışıyorum.

Meditasyon ve İç Bilgelik

Düşüncelerim sindirim sistemimi destekleyerek güçlendiriyor.
Bedenim akıllıdır.

Her geçen gün kendime Koşulsuz Sevgi vermenin kolaylaştığını hissediyorum. Hayatta başıma gelenleri, bilincimin neresinde olduğumla ilişkilendiriyorum. “Hayat zor ve piyango hep bana vuruyor” ya da “Ben zaten yetersizim, neyi değiştirebilirim ki?” diye mi düşünüyorum?

Louise L. Hay’in bu bölümdeki yaklaşımında, olumsuz inançların beden üzerindeki etkisi ile kişinin kendini sevme ve yaşamı olumlu değerlendirme biçimi arasında bir bağ kuruluyor. Bu, kitabın bakış açısıdır; tıbbi bir açıklama ya da sağlık değerlendirmesi yerine geçmez. Metnin temel çağrısı, kendimize ilişkin düşüncelerimizi fark etmek ve ihtiyaçlarımızı gözetmektir.

Meditasyon yaptığım zamanları besliyorum.
Aradığım bilgelik içimde.

Günde en az bir kez sessiz bir köşeye çekilip oturuyor, içimdeki bilgi ve bilgelikle iletişim kurmaya çalışıyorum. Bu bilgelik bir nefes ötemdeymiş gibi geliyor. Meditasyon sırasında sorularımı dinliyor, içimdeki yanıtları fark etmeye alan açıyorum. Meditasyon yapmak benim için bir zevk.

Sessizce oturup derin nefes alıyorum. Rahatlayarak içimde huzur bulduğum noktaya dönüyorum. Bir süre sonra tazelenmiş ve hayata hazır hissediyorum. İç bilgeliğime kulak vermeyi seçtiğimde her gün benim için yeni ve zevkli bir maceraya dönüşüyor.

Bu bilgelik, zamanın, mekânın ve değişimin ötesindeki özden geliyor. Meditasyon yaptığımda iç benliğimin en derin ve değişmez parçasıyla birleşiyorum. Burada enerjiyim. Ben ışığım. Ben cevabın ta kendisiyim. Ben sonsuz Varoluşun şu anki varoluş biçimiyim.

Louise L. Hay’in bu düşünceleri, pozitif düşünce ile mutlu yaşam arayışını sevgi, affetme, öz kabul, güven ve içsel bilgelik çevresinde bir araya getiriyor. Amaç, her an olumlu hissetmeye zorlanmak değil; kendimize ve düşüncelerimize daha dikkatli, daha şefkatli bakabilmek.


Louise L. Hay
Pozitif Düşünce Gücüyle
Mutlu Yaşamın Sırları

pozitif düşünce
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler