Kendimizi Sevilen Yapmaya Çalışmak

Hayat sizi seviyor!

Yaşamımızda peşinden koştuğumuz önemli şeylerden biri, bu dünyada olmayı hak ettiğimize kendimizi inandırmaktır. Bunun için çoğu zaman istenilen, tercih edilen ve sevilen olmaya çalışırız. Sevilme ihtiyacı, başkalarının bize nasıl baktığı üzerinden kendimizi değerlendirmeye başladığımızda hayatımızın pek çok alanını etkileyebilir.

Sevilme ihtiyacı nereden beslenir?

Diğer insanlar ve özellikle karşı cins tarafından beğenilmek, tercih edilmek ve sevilmek, kendimizi kabul edilmiş hissetmenin göstergesi hâline gelebilir. Bu bakışın temeli çocuklukta, anne ve babamızın bize dair düşüncelerinde ve bizi kabul ediş biçimlerinde aranabilir. Onlara verdiğimiz güç, onlara yüklediğimiz anlam ve cinsiyetimizin onlar tarafından nasıl karşılandığı da kendimize bakışımızı etkileyebilir. Zamanla onların davranışlarını kendimiz hakkında bir ölçü gibi kullanmaya başlayabiliriz.

Anne ve babamızdan “İyi ki bu dünyaya geldin, iyi ki varsın” ya da “Senin varlığın bu dünya için önemli” mesajını bekleriz. Bu sözleri veya karşılığını bulamadığımızı düşündüğümüzde, başkaları tarafından kabul edilme ihtiyacı daha da görünür olabilir. Onaylanma ihtiyacı da burada devreye girer: Birinin bizi seçmesini, beğenmesini ya da arzulamasını, değerli olduğumuzun kanıtı gibi yorumlayabiliriz. Oysa bu yorum, başkalarının bakışını kendi değerimizin ölçüsü yapar.

Sevgi açlığı nedir ve bize ne anlatır?

En büyük açlığımız sevgi açlığıdır. Peki, sevgi açlığı nedir? Bu yazının işaret ettiği anlamıyla, sevildiğimizi ve burada olmamızın önemli olduğunu başkalarının sözlerinde ve davranışlarında aramaktır. Dünyaya dair güven ararken, bu güveni başkalarının bizi kabul etmesine bağlayabiliriz. Böylece onların davranışlarına “Beni seviyor” ya da “Beni sevmiyor” anlamı yükler; kendimizi de bu işaretlere göre istenilen veya istenilmeyen biri gibi görürüz.

Başkalarının ilgisini beklemek tek başına sorun değildir; asıl mesele, onların tepkilerini kendimizle ilgili son söz hâline getirmemizdir. Birinin bizi tercih etmemesi, beğenmemesi ya da beklediğimiz sevgiyi göstermemesi, bizim bu dünyadaki yerimizi belirlemek zorunda değildir. Fakat bu işaretleri kendi değerimizin kanıtı saydığımızda, hak ettiğimizi düşündüğümüz şeylerin sınırını da başkalarının davranışlarına göre çizebiliriz. Sonunda güzelliklerden kendimizi mahrum bırakırız.

Gerçekten istediğiniz hayat bu mu?

Kendimizi sevilen yapmaya çalışırken neleri sorguluyoruz?

Kendini sevilen yapmaya çalışmak, bazen kendimizi ve bedenimizi başkalarının beğenisine göre değiştirmeye uğraşmak anlamına gelir. Bu çabanın ardında, kendimizle ilgili kabul etmekte zorlandığımız neler var? Karşı cins tarafından beğenilmeye ve arzu edilmeye hangi anlamları yüklüyoruz? Kendimizi istenilen, tercih edilen ve sevilen kılmak için hangi yolları, hangi “icatları” kullanıyoruz?

Kendimizi kabul etmenin göstergesi olarak karşı cinsin ya da ebeveyn yerine koyduğumuz kişilerin bakışını referans almanın değeri nedir? Sevildiğimizi anlamanın tek koşulu onların onayı mı? Bu sorular, başkalarının ilgisini istemekten vazgeçmemizi değil; kendi kabulümüzü sürekli onların tepkilerine bağlayıp bağlamadığımızı fark etmemizi sağlar.

Kendimizi istenilen, tercih edilen, beğenilen ve sevilen yapmak için hangi aptallıkları kullanıyoruz?
Bu konuyla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet.
POD & POC.

Karşı cins tarafından beğenilmeye ve arzu edilmeye hangi anlamları yüklüyoruz?
Bununla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet.
POD & POC.

Kendimizi karşı cins tarafından beğenilen, istenilen ve arzu edilen yapmak için hangi icatları kullanıyoruz?
Kendimizle ve bedenimizle ilgili hangi kabulsüzlükler bu çabanın içinde olabilir?
Bununla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet.
POD & POC.

Kendi kabulümüzü başkalarının bakışından ayırmak

Bizim için sevilen ve kabul edilen olduğumuzu anlamanın koşulu nedir? Hayatımızda bize sevildiğimiz ve istendiğimiz duygusunu ne yaratır? Kendimizle ilgili kabulsüzlüklerimizi bırakmak için neye ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz? Bu soruların hemen tek bir cevabını bulmak zorunda değiliz. Önemli olan, kendimizle ilgili vardığımız sonucu yalnızca başkalarının davranışlarından çıkarıp çıkarmadığımızı görmektir.

İçimizdeki sevgi açlığının bizim için gerçek anlamı nedir? Bunun farkına varmamızı, algılamamızı ve kabul etmemizi engelleyen neler olabilir? Bu sorular, sevgi ihtiyacımızı bastırmak için değil, ona yüklediğimiz anlamı fark etmek için sorulabilir. Başkalarının kabulünü beklerken kendimizi nasıl gördüğümüzü ve kendimize nasıl davrandığımızı da gözden geçirebiliriz.

Kendimizin kendi dünyamızın yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncusu olduğumuzu fark etsek ne değişirdi? İstenilen, beğenilen ve arzu edilen olmaya çalışmak yerine, istediğimiz şeylerin kendisi olup kendimize o şekilde davransak hayatımızda ne yaratırdı? Bundan daha iyi nasıl olur? Daha başka neler mümkün?

Hayat sizi seviyor!

Halis Şahiner

Not: “POD & POC”, Access Consciousness’ın patentli enerji temizleme cümlesinin kısaltmasıdır.
Daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Access Consciousness® Temizleme Cümlesi

sevilme ihtiyacı
Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir