Bilinç ve Bilinçaltı

Birçoğumuzun düşündüğünün aksine, bu yaklaşıma göre dileklerimize kavuşmamızı sağlayan yalnızca bir şeye inanmak değildir. Bilinçaltımız zihnimizdeki düşünceye karşılık verdiğinde, dileklerimizin gerçekleşmesine giden yolu da açar. Peki bilinç ve bilinçaltı birlikte nasıl işler; düşüncelerimiz ve alışkanlıklarımız bu süreçte nasıl bir rol oynar?
Hayatımızın ilk günlerinden itibaren bize aşılanan düşünce, inanç ve eğilimler hâlâ bizimle birliktedir; seçimlerimizi ve hayata bakışımızı etkilemeye devam eder. Bu nedenle zihnimizde tekrar ettiğimiz düşünceleri fark etmek, kendimizle ilgili kalıpları anlamanın önemli bir başlangıcıdır.
Bilinçaltı nasıl çalışır?
Zihnimizin nasıl çalıştığına baktığımızda, onu iki bölüm üzerinden düşünebiliriz: bilinçli zihnimiz ve bilinçaltımız. Bu anlatımda bilinçli zihin rasyonel, bilinçaltı ise irrasyonel olarak tanımlanır. Bilinçli zihnimiz düşünür, değerlendirir ve seçim yapar; tekrar edilen düşünceler ve davranışlar ise zamanla alışkanlık hâline gelir.
Bu görüşe göre, bilinçli zihnimizle düşünüp alışkanlık hâline getirdiğimiz şeyler bilinçaltımıza yerleşir. Bilinçaltı, kendisine iletilenleri bir müddet sonra sorgulamadan kabul eder ve düşüncelerimizin doğasına göre karşılık verir. Buradaki temel fikir, zihinde sıkça yinelenen bir düşüncenin yalnızca gelip geçen bir cümle olarak kalmayıp, kendimize ve hayatımıza ilişkin yaklaşımımızı etkileyebilmesidir.
Bunu iyi ya da kötü tohumları kabul eden bir toprak gibi düşünebiliriz. Toprağa ne ekersek onun büyümesini bekleriz; zihnimizde beslediğimiz düşünceler için de benzer bir benzetme kullanılır. Bilinçaltı nasıl çalışır sorusuna bu yaklaşımın verdiği yanıt, tekrar edilen düşünce ve inançların zamanla davranışlara ve yaşama bakışımıza yansıdığıdır.
Bilinçaltı düşünceleri nasıl etkiler?
Bilinçaltımıza hangi düşünceleri ve inançları kabul ettirirsek, bunları dışarıda olaylar, durumlar ve koşullar olarak yaşadığımız anlatılır. “İçeriye ne yazarsak dışarıda onu yaşarız” sözü, yazının ana düşüncesini özetler. Bu ifade, her olayın yalnızca düşüncelerimizle belirlendiği anlamına gelmek zorunda değildir; burada vurgulanan, düşünce kalıplarımızın seçimlerimizi ve yaşadıklarımızı yorumlama biçimimizi etkileyebileceğidir.
Gün boyu olumsuz, yıkıcı ve kötü düşüncelere tutunmak yıkıcı duyguların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Kendinizi kötü hissettiğinizde düşüncelerinizi gözlemleyin: Aklınızdan neler geçiyor? Kendinizle ilgili hangi yargıları tekrar ediyorsunuz? Bu sorular, duygularınızla düşünceleriniz arasındaki ilişkiyi fark etmenize yardımcı olabilir. Her duygu tek bir düşüncenin sonucu olmasa da, zihinden geçenleri izlemek kişinin kendi iç dünyasını anlaması için bir alan açar.
Canlılığınız, hayata bağlılığınız, maddi durumunuz, dostlarınız, arkadaşlarınız ve ilişkiniz bu yaklaşımda kendinizle ilgili düşüncelerinizin yansımaları olarak ele alınır. Bu düşünce, yaşamdaki her koşulu tek başına açıklayan kesin bir kural gibi değil, kendinize dair inançlarınızı gözden geçirmenizi sağlayan bir bakış açısı olarak okunabilir.
Öfke, korku, kıskançlık ve nefret gibi duygular bilinçaltımıza işleyen zehirler olarak anlatılır. Bunun karşısında hayat dolu ve sevgi dolu düşünceler iletmek, olumsuz kalıpları fark edip dönüştürmeye yönelmek önerilir. Düşünceleriniz yapıcı ve sevgi dolu olduğunda, doğru cevabı almanızın kaçınılmaz olduğu ifade edilir. Buradaki çağrı, olumsuz duyguları yok saymak değil; onları fark ederek zihinde hangi düşünceleri beslediğinize dikkat etmektir.
Bilinçaltı olumlamaları nasıl hazırlanır?
Başarısızlığın üstesinden gelmek için bu yaklaşımda, bilinçaltınızın isteğinizi kabul etmesi gerektiği söylenir. Siz isteğinizin gerçekliğini kabul ederseniz, “Zihin Yasası” size karşılık verecektir. Ancak bilinçaltınızı sizin için bir şey yapmaya zorlamaya çalışmak sonuç vermeyebilir; metnin vurgusu, zihinsel zorlamadan çok bilinçli zihninizin kabul edebileceği bir düşünceye yönelmektir.
İstekleriniz ve dilekleriniz için yaptığınız olumlamalara yürekten inanın; bir süre sonra onları bilinçli zihninizle reddederek çürütmeyin. Olumlama, bir şeyin öyle olduğunu söylemektir. Bu nedenle bilinçaltı olumlamaları hazırlarken tek bir konuya odaklanın ve ne istediğinizi açıkça belirleyin. Hedefleriniz konusunda net olun; aynı anda birbiriyle çelişen mesajlar vermek yerine, üzerinde çalıştığınız düşünceyi anlaşılır hâle getirin.
Olumlama cümlelerinizi, isteğiniz gerçekleşmiş gibi “şimdiki zamanda” kurun. Bu, yalnızca cümleyi değiştirmek değil, neyi amaçladığınızı zihninizde belirginleştirmektir. Olumlamanızın sizin için anlamlı ve inandırıcı olması da önemlidir; çünkü inanmadığınız bir cümleyi tekrarlamak, bilinçli zihninizde itiraz doğurabilir.
Uyumadan önce olumsuz düşüncelerden kaçınmaya çalışın. Olumlamalarınızı yapın ve arzularınızın gerçekleştiğini tekrar tekrar hayal ederek uykuya dalın. Bu anlatımda, uykuya geçiş sırasında bilinçli zihnin büyük ölçüde geri çekildiği ve bilinçaltının öne çıktığı kabul edilir; bu nedenle olumlamalar ve imgeleme için bu zaman önerilir. Siz uyurken bilinçaltınızın çalışmaya devam ettiği düşüncesinden hareketle, ona olumlu düşünceler gönderin ve bırakın siz uyurken o çalışmayı sürdürsün.
Kısacası, bu yaklaşımda bilinçaltı; tekrar ettiğimiz düşünceler, benimsediğimiz inançlar ve geliştirdiğimiz alışkanlıklarla ilişkilendirilir. Zihninize hangi tohumları ektiğinizi fark edin, isteklerinizi netleştirin ve kendinize sevgiyle yaklaşın. Sevgiyle kalın.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







