Çekim Yasasının Sırrı: Elde Etmenin Önündeki Büyük Engel Bilinçaltı

Çekim yasası ve bilinçaltı: elde etmenin önündeki engel
Çekim yasasını işletirken istediklerimizi elde etmemizin önündeki en büyük engellerden biri, bilinçaltımızda taşıdığımız kayıtlardır. Bu kayıtlar, olayları nasıl algıladığımızı ve benzer durumlarda nasıl tepki verdiğimizi etkileyebilir. Bu nedenle olumsuz kayıtlarla çalışmak önemlidir. Bunun için farklı teknik ve yöntemler bulunuyor. Ben bugün bilinçaltı kayıt temizliği sırasında temelde neyi değiştirdiğimizi, kendi deneyimlerimden hareketle farklı bir bakış açısıyla paylaşmak istiyorum.

Bilinçaltı kayıt temizliği temelde neyi değiştirir?
Şimdiye kadar bilinçaltı kayıtlarıyla çalışırken EFT, İçsel Temizlik (Korku çalışması), Egoyu İkna yöntemi ve olumlama tekrarları gibi farklı yöntemler kullandım. Kendi deneyimlerimde fayda gördüğüm için bu teknikleri başkalarına önerirken de kişisel tecrübelerimi paylaşıyorum.
Geçen gün bir arkadaşımın sorusuna cevap yazarken bir noktayı fark ettim: Bu çalışmalar sırasında, olumsuz bir kayda neden olduğunu düşündüğümüz sahnelerdeki algımızı değiştirmeye çalışıyoruz. Bir bakıma o sahneye dönüp yanlış anlaşılmayı gideriyor, olaya bugünkü bakışımızla yeniden anlam veriyoruz. Olumlamalarda da benzer biçimde kendimize yeni bir bakış açısı sunuyoruz. Bana göre işin püf noktası burada: yalnızca sahneyi hatırlamak değil, o sahneye yüklediğimiz anlamı da fark etmek.
Bu açıdan çekim yasası ve bilinçaltı arasındaki ilişkiyi, kişinin isteklerine yaklaşırken taşıdığı düşünce ve duygular üzerinden ele alıyorum. Çekim yasası bilinçaltı engelleri olarak adlandırdığımız şeyler de çoğu zaman, geçmişte yaşanan bir olayın bugün hâlâ belirleyici kabul edilmesiyle ilgilidir. Bu, her yöntemin herkeste aynı sonucu vereceği anlamına gelmez; benim burada aktardığım, kendi uygulamalarımda edindiğim bakış açısıdır.
Olumsuz kayıtların kaynağı: çocuklukta yaşanan sahneler
Bilinçaltı kayıtlarıyla çalışırken, hissedilen korkunun hangi sahneyle bağlantılı olabileceğini bulup o sahne üzerinde durmayı faydalı buluyorum. Bu korkuların kaynağı bazen çocuklukta aileden, okuldan veya çevreden duyduğumuz sözler ve yaşadığımız olaylar olabilir.
Bir çocuk daha önce benzer bir deneyim yaşamamışsa, başına gelen bir olayı ve o sırada çevresinden duyduğu sözleri anlamlandırmakta zorlanabilir. Bu sözler, o anki algısıyla birlikte güçlü bir iz bırakabilir. Benzer konuda önceden olumsuz bir deneyimi varsa yeni olay, eski deneyimi de hatırlatabilir. Böylece kişi aynı durumu yeniden yaşadığında korku veya başarısızlık beklentisiyle karşılaşabilir. Burada önemli olan, bir olayın herkeste mutlaka aynı sonucu doğurduğunu söylemek değil; geçmiş deneyimlerin bugünkü algımızı nasıl etkileyebileceğine dikkat etmektir.

Örneğin okulda matematik dersinde bir soruyu yapamadığını düşün. Belki evde çalışmadın, o anda dikkatini veremedin ya da başka bir şey oldu. Öğretmenin sınıfın ortasında sana “tembel” dedi ve “Bu basit işlemi nasıl yapamazsın?” diye çıkıştı. Hatta kafana hafifçe vurdu. Daha önce matematik problemlerini rahatça çözebildiğine dair bir deneyimin yoksa, o anda kendini tembel ya da başarısız hissetmeye başlayabilirsin.
Daha sonraki her problemde gerilip “Acaba çözebilecek miyim? Öğretmen bana kızacak mı?” diye düşünmen mümkün. Böylece başarısızlık korkusu devreye girer. Bu düşüncenin farkına varıp onunla çalışamazsan, “Ben matematikte başarısızım” fikri okul hayatın boyunca kendini tekrar edebilir. O yaştaki bir çocuğun bu bağlantıyı tek başına fark etmesi kolay olmayabilir; bu noktada yetişkinlerin ve eğitimcilerin yaklaşımı önem kazanır.
Algı değiştiğinde sahneye verdiğimiz tepki de değişebilir
Benim bilinçaltı kayıt temizliği yaklaşımımda amaç, rahatsızlık veren düşüncenin kaynağı olabilecek sahneye dönmek ve o sırada hissedilen duyguyu fark etmektir. Kişi, kendisini kötü hissettiren duyguyu anlamaya ve tepkisini daha nötr bir noktaya taşımaya çalışır. Başka bir deyişle, düşünceyle duyguyu yeniden değerlendirmek ve bugünkü bakış açısıyla o sahneye farklı bir anlam verebilmek hedeflenir.
Çalışma sırasında geçmişte yaşanan sahne zihinde yeniden canlandığında, kişinin kendisine söylediği telkinler sahneye bakışını değiştirebilir. Benim deneyimimde önemli olan, geçmişteki olayı inkâr etmek değil; o olayı bugün nasıl yorumladığımızı ve ona nasıl tepki verdiğimizi fark etmektir. Algıdaki yanlışlıklar veya eksik anlamalar düzeldiğinde, sahnenin zihindeki yeri de değişebilir. Böylece kişi aynı olayı hatırladığında kendisini eskisi kadar rahatsız hissetmeyebilir.
Örneğin bir arkadaşının sana yaptığı bir davranış yüzünden kırıldığını ve üzüldüğünü düşün. Ona kızıyor, konuşmuyor olabilirsin. Sonradan olayın aslında bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını öğrenirsen, o ana ilişkin algın değişir. Olayın düşündüğün kadar önemli olmadığını fark edebilir, arkadaşını ve yaşananları farklı değerlendirebilirsin. Geçmişte olanı değiştirmezsin; değişen, o sahneye yüklediğin anlam ve bugün verdiğin tepkidir.
Genel olarak bu çalışmalardan beklediğim fayda da budur: Rahatsızlık veren sahnelerdeki algıyı fark etmek, onu daha destekleyici bir bakış açısıyla ele almak ve kişinin bugünkü tepkisini yeniden değerlendirmesine alan açmak.

Hangi yöntemle çalışmalı?
Bu faydayı hangi çalışmayla elde edebileceğinizi düşünüyorsanız o yöntemi deneyebilirsiniz. Olumlamalarla ilerleyebiliyorsanız olumlama tekrarlarını, EFT ile çalışabiliyorsanız EFT’yi, korku çalışmasını ya da Egoyu İkna yöntemini tercih edebilirsiniz. Hatta “Ben bu işi çözdüm, hiçbir çalışma yapmadan sorunlarımı kendi kendime halledebiliyorum” diyorsanız sizin için uygun olan yol bu olabilir. Tek bir yöntem, tek bir doğru yol yok.
Ben kendi açımdan en kolay yöntemin Egoyu İkna olduğunu gördüm. Şöyle sorayım: 40 yaşındaki bir adamı mı, 7 yaşındaki bir çocuğu mu daha kolay ikna edersiniz? Genellikle 7 yaşındaki çocukla konuşmak daha kolaydır. 40 yaşındaki kişinin kişiliği ve egosu oluşmuştur; söyledikleriniz kendi akıl süzgecinden geçer ve kabul edip etmemesi buna göre şekillenir. Bu benzetmede, geçmişteki çocukluk sahnesine bugünkü hâlimizle gidip o çocukla konuşma fikrinden söz ediyorum.
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
Egoyu ikna etme: kendi deneyimim ve uygulama adımları
Bu farkındalıktan sonra, daha önce korku çalışmalarını tercih ederken Egoyu İkna çalışmalarına yönelmeye başladım. Önce olumsuz bir kayda neden olduğunu düşündüğüm sahneleri belirliyorum. Korku çalışmasında kullandığım soru sorma yönteminden yararlanarak, yaşadığım olayda hangi korkunun bulunduğuna bakıyorum. Ardından gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyor ve kendime şu soruyu soruyorum: “Ben bu korkuyu daha önce nerede ve ne zaman yaşadım?”
Aklıma gelen sahnede korkuma neden olan duyguları fark etmeye çalışıyorum. Kendime, olumsuz hissetmeme neden olan duyguyu nötrleştirecek ve beni güçlendirecek telkinlerde bulunuyorum. Sonra sahneyi yönlendirmeden yeniden izliyorum. Bunlar benim uygulama biçimim ve kendi deneyimimdir.
Aykut Oğut ve Esra Banguoğlu Oğut’a ait Egoyu İkna Etme çalışmasını, kendimde uyguladığım şekliyle burada bir kez daha paylaşmak istiyorum. Bazı olumsuz durumlarda kurban ya da mağdur rolünü oynadığımı fark etmiştim. Bu rolden çıkabilmek için, bu korkunun kaynağını bulup onunla çalışmak istedim.
Derin bir nefes aldım ve İçsel Temizlik’te kullandığım soru sorma yöntemiyle çocuklukta “kurban olmayı kabul etme” düşüncesinin nerede oluştuğunu kendime sordum: “Ben bu durumu nerede ve ne zaman yaşadım?”
“Ben bu durumu 5-6 yaşlarında yaşamıştım aslında. Ben o yaşlardayken elektrik her yerde, her evde mevcut değildi. Ailem beni bakkala o gaz lambasına cam almaya göndermişti. Ben de camı aldıktan sonra çocuk aklımla oyun oynaya oynaya eve doğru gelirken aklıma bir fikir gelmiş ve onu uygulamaya koymuştum. Elimdeki bozuk parayı camın açık üst ucundan atıp alt ucundan tutmayı planlamıştım. Ama olay sürprizle sonuçlanmış, camın kenarı kırılmıştı. Beni bir korku sarmıştı. Elimde yeterince para yoktu; ya eve gidip dayak, şiddet gibi başıma geleceklere razı olacaktım ya da bakkala ‘Aldığım cam kırıktı’ senaryosunu oynayıp kendime acındıracaktım. Tabii ki bu durumda benim için en az riskli olanı seçtim. Bakkala gidip cam kırıkmış dedim. Tabii bakkal ‘Ben sana verdiğimde sağlamdı’ deyip hakaret etse de ben ısrarla mağdur rolünü oynadım. Sonuçta bakkal dayanamadı ve bana yeni bir cam verdi. Bu, o an benim için bir başarıydı ama ben bu durumun hayatım boyunca bana neler yaşatacağını tahmin etmem mümkün değildi.”
Bu olayı hatırlayınca çalışmam kolaylaştı ve anımı Egoyu İkna Etme tekniğiyle ele aldım. Aykut Oğut’un aktarımında, bu tekniği uygulamak için kararın alındığı anı ve o anıyı olabildiğince ayrıntılı hatırlamak önemlidir. Ben de kendi deneyimimi bu çerçevede şu adımlarla uyguladım:
1. Olayın başlangıcından hemen öncesine gidin
Hatırladığınız olay başlamadan birkaç saniye öncesine gidip resmi dondurun. Ben cam kırıldıktan sonraki ana ya da bakkala gittiğim zamana değil, cam kırılmadan birkaç saniye önceye döndüm. Böylece olayın başlangıç noktasını görebildim.
2. Ortamın ayrıntılarını inceleyin
Şimdiki hâlinizle, herkes hareketsiz ve donmuş durumdayken bulunduğunuz mekânı ayrıntılarıyla inceleyin. Ben olay sırasında yoldaydım; önce yoldaki, sonra bakkaldaki ayrıntılara baktım.
3. Geçmişteki kendinizle tanışın
Resmin içindeki kendinizi uyandırın, gözlerinin içine bakın ve kendinizi tanıtın. Örneğin: “Merhaba, Halis’cim. Ben senin 44 yaşındaki hâlinim. Korkma sakın, seninle konuşmak için geldim.”
4. Birazdan olacakları yorumlamadan anlatın
Geçmişteki kendinize birazdan neler olacağını, yorum katmadan anlatın. Ona “Şöyle hisset” ya da “Böyle yap” diye dikte etmeyin. Ben kendi anımda şöyle söyledim: “Birazdan elindeki lamba camıyla oynarken camı kıracaksın. Ailenden korktuğun için bakkala geri dönüp camı kırık aldığını söyleyeceksin. Bakkal sana camı sağlam verdiğini söyleyip hakaret edecek ama sen yeni camı almak için bu konuşmaları kabul edeceksin ve mağdur rolü oynayarak istediklerini elde edebileceğine inanacaksın.”
5. Dikte etmeden farklı bir bakış açısı önerin
Olayı aktardıktan sonra geçmişteki kendinize öneride bulunun. Öneri sunmakla ne hissetmesi veya ne yapması gerektiğini dikte etmeyi birbirine karıştırmayın. Örneğin aşağıdaki cümleler dikte edici olur:
- Cam kırılacak, sakın üzülme. – Yanlış
- Bakkal sana kızacak ama aldırma. – Yanlış
Olaylara farklı bir bakış açısı önermek ise yaşanan korkuyu anlamaya yardımcı olabilir. Bunun için o sahnede hissettiklerinize bakıp, korkuyu besleyen düşünceyi yumuşatabilecek bir öneri bulabilirsiniz. Benim anımda aklıma gelen telkinler şunlardı:
- Lamba camının kırılması seni beceriksiz yapmak zorunda değil. (Beceriksizlik korkusu)
- Kaza, herkesin başına gelebilir. (Kazalar hep benim başıma gelir korkusu)
- Sen bu kararı o anki düşünce yapınla aldın. Bu düşünceyi hayatın boyunca uygulamak zorunda değilsin. (Şiddet göreceğin korkusu; mağduru oynamazsan istediğini elde edemeyeceğin korkusu)
- Bakkal, fazladan bir cam vermek zorunda kalacağı ve zarar edeceği için öfkeliydi. (Güce sahip olan her zaman haklıdır korkusu.) Ben artık bu telkinlere kendimi iyi hissettirecek cümleler de ekliyorum. Örneğin: “Yapmak istediğin her şeyi yapabilecek, olmak istediğin her şeyi olabilecek güce sahipsin.”
6. Sahneyi yeniden izleyin
Son olarak o anki kendinize sarılın, ona kocaman bir öpücük verin ve geri çekilin. Filmi ilk dondurduğunuz ana dönün. Olayı rahatça seyredebileceğiniz bir yer bulun ve filmi başlatın.
Burada yalnızca seyirci olun. Anıyı zihninizde hatırladığınız biçimde zorla oynatmaya ya da olayları kontrol etmeye çalışmayın; sahnenin kendi akışıyla ilerlemesine izin verin. Ardından kendinizi nasıl hissettiğinize ve bu bakış açısının bugünkü yaşantınızda neyi değiştirdiğine bakın.
Olumsuz bilinçaltı kayıtları nasıl temizlenir?
Benim deneyimimde cevap, rahatsızlık veren sahneyi ve o sahneye eşlik eden duyguyu fark etmekle başlıyor. Ardından kişi, anıyı bugünkü bakış açısıyla yeniden ele alıp kendisine daha destekleyici telkinler sunabilir. EFT, İçsel Temizlik, olumlama ya da Egoyu İkna gibi yöntemlerden hangisinin size uygun olduğunu düşünüyorsanız onu tercih edebilirsiniz. Herkese uyan tek bir yöntem olduğunu söylemiyorum; burada kendi deneyimimi ve uygulama biçimimi paylaşıyorum.
Sevgiyle kalın.
Halis Şahiner
Sosyolog
Yazar
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız







öncelikle teşekkürler. Bende kaseti geri sardım, fazla değil 3 gün öncesine sonuç olarak kendimi ayrıntılı ve kesin bir biçimde ifade ettim ve sorun çözüldü… Herkes anlayışlı olabilir ama anlaşılana.
Çok güzel, önemli olan herkesin kendine uygun çözüm tarzı bulup kendini ikna etmesinde yatıyor.
Merhaba Halis Bey,
Yardımcı olursanız çok sevinirim.
Hikaye şu: Sanırım ilkokuldayım yaşımı tam hatırlayamıyorum. Annem komşunun arka bahçesinden bir saksı toprak almamı istiyor. Olayı da tam hatırlayamıyorum ama sanırım ya komşudan istemeyi beceremiyorum(!) ya da annemin istediği şekilde işi beceremiyorum(!) yani beceriksizim. Burada yukarıdaki çalışmayı sadece kendi duygularım için mi yapmalıyım yoksa annemin işi başaramayışım karşısında daha anlayışlı olduğunu da imgelemeli miyim. Çünkü ben onu bana hissettirdiği duygular yüzünden, sinirli ve kızgın oluşundan dolayı affedemiyorum. Belki de o işi zaten o yaşta benden istememeliydi, ben boşu boşuna kendimi yetersiz hissediyorum.
Yazılarınız açıklayıcı ve yol gösterici lütfen üslubunuzu değiştirmeyin, yuvarlak anlatımlarla geçiştirmiyorsunuz, bu da olayı anlamamızı sağlıyor. Sanki karşınızdaymışız gibi hangi noktada neyi sormak isteyeceğimizi tahmin edercesine açıklamalar yapıyorsunuz , başarılar diliyorum.
Şimdiden çok teşekkür ederim
Yapcağınız çalışmalar ordaki küçük çocuğun duygularına yönelik olmalı. oradaki çocuüun duygularını hissedip o sahnelerde Hayal gücünüzü kullanıp oradaki çocuğu rahatlatacak onun kendini güvende hissetmesini sağlayacak şekilde açıklamalarda bulunacak şekilde olmalıdır. Ne kadar çok varyosyon denersen doğru davranış biçimini bulabilirsin. Kendini iyi hissettiren davranış biçimi doğru olandır.
çok başarılısınız gerçekten tebrikler yazılarınız çok net ve anlaşılır olmuş insanlar sayenizde nasıl düşünmeleri gerektiğini,doğru olanı seçmeyi, hayatlarını sevmeyi öğreniyorlar … sevgiler saygılar….