Mücadele Ederek Elde Etmek: Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Yaşamımızda bir şeyi olmak, yapmak ya da sahip olmak isteriz. Fakat çoğu zaman bu isteklerin nasıl gerçekleşmesi gerektiğine dair hazır tanımlar ve şablonlar taşırız. Olmak veya sahip olmak istediğimiz şeyle aramızdaki en büyük engel, yalnızca koşullar değil; o şeyin ne olduğu ve nasıl elde edilmesi gerektiği hakkındaki kabullerimiz de olabilir. Bilinçli yaratma yaklaşımında bu kalıpları fark etmek, başka olasılıklara alan açmanın başlangıcıdır.

Bilinçli yaratma ve elde etme kalıpları

Bir şeyi elde etmenin tek bir doğru yolu olduğuna inandığımızda, o yolun dışındaki ihtimalleri göremeyebiliriz. İstediğimiz sonuca ulaşmak için belirli bir işi yapmak, belli bir şekilde davranmak ya da uzun süre mücadele etmek gerektiğini düşünebiliriz. Böylece yöntemlerimiz, seçeneklerimizi çoğaltmak yerine sınırlandırır. İstediğini elde etme yolları üzerine düşünürken, yalnızca “Bunu nasıl yaparım?” diye değil, “Bunun başka nasıl gerçekleşmesi mümkün?” diye de sormak gerekir.

Değersizlik inancına sahip kişiler, kendilerini değerli hissettirecek şeylerin peşinden koşabilir. Bazen bir şeyi zor elde etmenin onu daha kıymetli yapacağı düşünülür. Mücadele, bu durumda yalnızca sonuca ulaşmak için kullanılan bir çaba olmaktan çıkar; kişinin o şeye layık olduğunu kanıtlama biçimine dönüşür. Oysa zorluğun kendisi, istenen şeyin değerini belirlemek zorunda değildir. Bu bakış, insanın kendi değerini elde edeceği nesneye ya da harcayacağı emeğe bağlayıp bağlamadığını fark etmesine yardımcı olabilir.

İnsanlar bazen önce nesneler üretir, sonra kendileriyle bu nesneler arasına mesafe koyar ve ardından o mesafeyi aşmak için çabalar. Maddi dünyada değerin, nesneyle aramızdaki uzaklığa göre belirlendiği düşüncesi de bu anlatımın bir parçasıdır: Aradaki fark büyüdükçe, istediğimiz şey daha değerliymiş gibi algılanabilir. Bu algıyı sorgulamak, emek vermeyi reddetmek anlamına gelmez. Daha çok, bir şeyi ancak çok zor elde edildiğinde değerli sayma alışkanlığını görmeye davet eder.

Bir hikâye ve para kazanmayı engelleyen inançlar

Geçenlerde biri, Almanya’da yaşayan Rus bir kadının hikâyesini anlattı. Kadın, yaşlı bir Alman kadınının yanında bakıcı olarak işe girmiş. Alman kadın öldüğünde evi kendisine miras kalmış; böylece hem ev sahibi olmuş hem de Alman vatandaşlığı hakkı elde etmiş. Hikâyeyi duyduğumda, yaşlı bir kadına bakmanın ve hizmetçilik yapmanın zor olduğunu düşündüm. O işi yapmak bana cazip gelmedi.

Bu tepkiyi fark edince kendi sınırlamamı da gördüm. Belki de paranın veya başka bir imkânın yalnızca belirli işlerden, belirli koşullardan ya da benim uygun bulduğum yollardan gelebileceğini varsayıyordum. Para kazanmayı engelleyen inançlar bazen tam da bu tür tanımlarda saklı olabilir: Hangi işi iyi, hangisini kötü saydığımız; hangi fırsatı kabul edilebilir bulduğumuz ve gelirin nereden gelmesi gerektiğine dair beklentilerimiz. Hikâyenin amacı, herkesin aynı yolu seçmesi gerektiğini söylemek değil; kendi seçeneklerimizi hangi yargılarla daralttığımızı fark etmektir.

Yaşamımızda bir şeye sahip olmanın veya bir şey olmanın sonsuz yöntemi vardır. Önemli olan, istek ve arzularımıza sahip olma iznini kendimize vermektir. Onun nasıl ortaya çıkacağı ya da nasıl görüneceği, bu yaklaşımda büyük gücün bileceği bir iştir. Bizim yapmamız gereken talep etmek ve enerjimizi olumlu yönde tutmaktır. Bu, sonucu önceden belirlemekten çok, kendi tanımımızın tek mümkün yol olmadığını kabul etmeye ve karşımıza çıkan seçeneklere açık kalmaya çağırır.

Kendinize sorabileceğiniz sorular

Ben kendi tepkimi fark edince kendime şu soruları sordum: “Yaşamımda istediğim miktardaki parayı bana verecek olan neyi olmayı reddediyorum? Yaşamımda kaç tane iyi iş ve kötü iş tanımı mevcut? İstediğim parayı yaratacak kaç tanım ve şablona sahibim ki onun dışında bir yerden parayı kabul edemiyorum?”

Bu soruların amacı hemen doğru bir cevap bulmak değildir. Bir işi, fırsatı veya para kazanma biçimini düşünürken zihninizde beliren yargıları fark etmeye çalışın. “Bunu yapamam”, “Bu bana göre değil” ya da “İstediğim şey ancak şu şekilde gelir” gibi düşünceler, kendi seçeneklerinizi nasıl tanımladığınızı gösterebilir. Böylece istediğim şeyi elde etmek için neyi yapmayı reddediyorum sorusu, yalnızca yapılacak bir işi değil, o iş hakkındaki varsayımlarınızı da incelemenizi sağlar.

Sizin de benzer bir yargınız varsa aşağıdaki soruyu kendinize on kez sorun. Her tekrarda algınıza gelen düşüncelere bakın ve onları iptal edin:

“Yaşamımda istediğim şeyi bana verecek olan neyi olmayı ve neyi yapmayı reddediyorum?”

Soruyu ihtiyacınıza göre tamamlayabilirsiniz: “Yaşamımda istediğim … bana verecek olan neyi olmayı, neyi yapmayı reddediyorum?” Boşluğa para, bir imkân ya da sahip olmak istediğiniz başka bir şeyi koyabilirsiniz. Burada önemli olan, cevabı zorla üretmek değil; aklınıza gelen tanımları fark edip onları tek seçenekmiş gibi kabul etmemektir.

Ardından kendinize iki soru daha sorun: “Bundan daha iyi nasıl olur?” ve “Daha başka neler mümkün?” Bu sorular, alıştığınız cevabın dışına bakmanıza yardımcı olabilir. Mücadele etmenin tek yol olduğuna karar vermeden önce, isteğinizi ve o isteğe ulaşmak için koyduğunuz kuralları yeniden değerlendirin.

Bilinçli Yaratma Sanatı kitabındaki bu bölümün hatırlattığı temel nokta, istediğimiz şeyle aramıza koyduğumuz tanımları ve mesafeyi fark etmektir. Kendi yargılarımızı sorguladığımızda, talebimizi daraltan kalıpları görme ve başka olasılıklara açık olma fırsatı buluruz.

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Halis Şahiner

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

bilinçli yaratma

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir