Olumlu Düşünme Alışkanlığı Kazanmak: Karar ve Sistem İlişkisi

Olumsuz, çarpık ya da kötümser düşünce alışkanlıklarından kurtulup olumlu düşünme alışkanlığı kazanmak, önce bu düşüncelerin farkına varmakla başlar. Farkında olmadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz. Ancak fark ettiğinizde ve değişmesi gerektiğine inandığınızda, yeni bir yol seçmeniz mümkün olur.

Olumlu düşünmeye başlamak için niyet etmek, karar vermek ve ardından bu kararın arkasında durmak gerekir. Kararımızı uygularken iki sistemle karşılaşırız: Bu yazıda kişinin alıştığı düşünce ve davranış biçimlerini anlatmak için kullandığım “İç Sistem” ve içinde yaşadığımız çevre, yani “Dış Sistem”. Olumlu düşünme alışkanlığı nasıl kazanılır sorusuna yanıt ararken, bu iki sistemin değişim sürecindeki etkisini birlikte değerlendirmek faydalı olacaktır.

İç Sistem: Düşünce Alışkanlıkları Nasıl Değişir?

1. Olumsuz düşünce alışkanlıklarının farkına varmak

Kişi, kendi İç Sistem’inde dengesizlikler, zararlı düşünce kalıpları veya kendisine yapıştırdığı yanlış etiketler bulunduğunu farklı yollarla fark edebilir. Okuduğu kitaplar, katıldığı eğitimlerde edindiği bilgiler ya da kendisine yöneltilen eleştiriler bu farkındalığı başlatabilir. Önemli olan, olumsuz düşündüğünü ve bu düşünme biçiminin kendisini sınırladığını görebilmektir.

2. Değişmeye niyet etmek

Farkındalık, değişim için tek başına yeterli değildir; kişinin düşünce biçimini gözden geçirmeye ve yeni bir karar almaya niyet etmesi gerekir. Örneğin şöyle düşünebilir:

“Olumsuz düşünmek bana ciddi anlamda zarar verdi. Sırf bu düşünme şeklim yüzünden nice teklifi geri çevirdim. Benim olmaz dediğim işleri başkaları yaptı ve hiç de zannettiğim gibi olmadığını gördüm. Bu düşünme şeklimden vazgeçmeli, olumlu düşünme alışkanlığı kazanmanın yollarını aramalıyım.”

3. Niyete ulaşmanın yollarını aramak

Niyetimizi hayata geçirmek için konuyla ilgili bilgi ve destek ararız. Olumlu düşünme üzerine araştırma yapmak, kitaplardan yararlanmak ve bu alışkanlığın nasıl geliştirilebileceğine ilişkin kaynaklara ulaşmak bu adımın parçalarıdır. Buradaki amaç, yalnızca olumlu düşünmeyi istemek değil; değişim için izlenebilecek yolları tanımaktır.

4. Hedef belirlemek

Edinilen bilgiler ışığında, niyeti uygulamaya dönüştürecek bir hedef belirlenir. Örneğin: “Şu andan itibaren olumlu düşünmeye çalışacağım. Hedefim olumlu düşünme becerisi kazanmak.”

Benim “İç Sistem” olarak adlandırdığım yapı açısından hedefin belirlenmesi, işin ciddiyet kazandığı noktadır. Önceki adımlar bir düşünce ya da niyet olarak kalabilir; hedef koymak ise kararın uygulamaya geçeceği mesajını verir. Olumlu düşünme becerisi nasıl geliştirilir sorusunun yanıtı da bu noktada yalnızca bilgi edinmekten çıkıp, günlük düşünme biçimi üzerinde çalışmaya dönüşür.

olumlu düşünme
Olumlu Düşünme Alışkanlığı

5. Kararı uygulamaya başlamak

Kişi belirlediği hedef doğrultusunda ilerlemeye başlar. Ancak yeni düşünce ve davranış biçimleri, alışılmış olandan farklıdır. Kişi uzun süre olumsuz düşünce kalıplarıyla yaşadıysa, İç Sistem’i de bu düzene uygun bir denge geliştirmiş olabilir.

Bu nedenle yeni ve tanıdık olmayan bir durumla karşılaştığımızda eski düzene dönmek isteyebiliriz. Mevcut durum ne kadar zorlayıcı olsa da, en azından bildiğimiz bir durumdur. Yeni koşullara uyum sağlamak ise zaman ve çaba gerektirebilir.

Bu durum, uzun yıllar hapishanede ya da hastanede yaşayan kişilerin bulundukları mekândan ayrılmak zorunda kaldıklarında yaşayabileceklerine benzer. Kapalı bir ortamda uzun süre yaşadıktan sonra yeni koşullara uyum sağlamak kolay olmayabilir. Tanıdık mekâna dönme isteği bize tuhaf gelse de, yeni bir düzene alışmanın zaman alabileceğini hatırlatır.

Değişimin beşinci adımı bu açıdan belirleyicidir: Kişi süreci sürdürerek altıncı adıma geçebilir ya da başladığı yeni yolu devam ettirmekte zorlanabilir. Zorlanmak, kararın yanlış olduğu anlamına gelmez; alışılmış düşünce biçiminden farklı bir yönde ilerlemenin güçlüğünü de gösterebilir.

6. Eski alışkanlıklarla mücadele etmek

Kişi, alıştığı dengenin değişmesi pahasına yeni kararının arkasında durmaya çalışır. Bu yazıda “İç Sistem” dediğim kavram, kişinin alıştığı düşünce ve davranış biçimlerini anlatmak için kullandığım bir ifadedir; değişmez ya da herkeste aynı şekilde işleyen bir yapı iddiası değildir.

Yeni davranışlar denedikçe eski düşünce kalıplarıyla karşılaşabiliriz. Ortaya çıkan duygu ve düşüncelerle yüzleşmek, kendimiz hakkında yeni farkındalıklar kazanmamıza yardımcı olabilir. Bazen de bu duygular kararımızı sürdürmeyi zorlaştırır. Olumsuz düşünce alışkanlıklarından kurtulma sürecinde bu iniş çıkışları fark etmek ve değişime yeniden yönelmek önemlidir.

Eski alışkanlıklara karşı uyanık olmak ve değişimi seçmek sancılı olabilir; yine de bu bir süreçtir. Yolun ilk kilometreleri sarp ve dikenli olabilir. Fakat kişi kararının doğrultusunda yürümeyi sürdürdükçe yeni düşünce ve davranış biçimlerine alışmaya başlar. İlk zorluklar aşıldıkça yol düzleşir, manzara güzelleşir. Yolun tamamlanması, yeni bir dengenin oluşmasıdır.

Eski alışkanlıkları değiştirme konusunda bilinçaltındaki kodların önemine değinmiştim. Bu konuyla ilgili yazıya Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm/ bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Dış Sistem: Çevrenin Değişime Etkisi

Aldığımız kararları çevremizle paylaşmanın avantajları da dezavantajları da olabilir. Örneğin, “Bundan sonra olumlu düşünmeye karar verdim,” demek kişiye sözünün arkasında durma sorumluluğu verebilir. Ayrıca aldığı kararla çelişen davranışları daha erken fark etmesine yardımcı olabilir.

Öte yandan, böyle bir açıklamadan sonra kişinin davranışları daha fazla izlenebilir ve kararından dönmesi çevresindekiler tarafından eleştirilebilir. Bu nedenle kararını kiminle, ne zaman ve nasıl paylaşacağı kişiye bağlıdır; çevreye açıklamak değişimin zorunlu bir koşulu değildir.

Bir değişim kararını uygularken kişi hem kendi alışkanlıklarıyla hem de çevresinden gelen tepkilerle karşılaşabilir. Sigarayı bırakmaya karar veren birini düşünelim: Çay içerken, üzüldüğünde ya da yemek sonrasında sigara içmeye alışmışsa, bu anlarda eski alışkanlığı aklına gelebilir.

Kararını çevresine açıkladığında onu destekleyenler olabileceği gibi, “Yak bir tane, bir kereden bir şey olmaz, nasılsa ölmeyecek miyiz?” diyenler de çıkabilir. Böylece kişi bir yandan kendi alışkanlıklarıyla, diğer yandan sosyal çevreden gelen etkilerle baş etmeye çalışır. Bu örnek, olumlu düşünme alışkanlığı kazanırken de kararın yalnızca zihinde kalmadığını; gündelik yaşam ve ilişkiler içinde sınandığını anlatır.

Çevre de Yeni Duruma Uyum Sağlar

Çevre de kendi alışılmış düzeni içinde olduğundan, alınan yeni bir karar ona yabancı gelebilir. Kişinin ailesi, akrabaları, komşuları, arkadaşları, okulu, sosyal grupları ve iş çevresi farklı dinamiklere sahip olabilir. Yaşam boyunca bu çevrelerin içinde yer alır; her birinde başka beklenti ve alışkanlıklarla karşılaşırız.

Çevreler kişinin düşünce ve davranışlarına benzer özellikler taşıdığında uyum daha kolay olabilir. Aradaki farklılıklar belirginleştikçe uyum için daha fazla çaba gerekebilir. Bu yüzden alınan kararlar yalnızca kişiyi değil, onun ilişkilerini ve günlük yaşamını da etkileyebilir.

Örneğin başka bir ülkeye yerleşmeye karar verirsem bundan yalnızca ben değil; ailem, akrabalarım, dostlarım, arkadaşlarım, iş çevrem ve sürdürdüğüm çalışmalar da etkilenir. Hatta ülke değiştirmek bir yana, semt değiştirmek bile yaşamımdaki birçok ilişkiyi ve alışkanlığı etkileyebilir. Verdiğimiz kararların çevremizde de karşılıkları vardır.

Bazen bir karar bir çevreye uygunken başka bir çevreye ters düşebilir. Karara en yabancı olan çevreden başlangıçta daha sert tepkiler gelebilir; zamanla bu tepkiler yumuşayabilir ve yeni duruma uyum sağlanabilir. Karşıt tepkilerle karşılaştığınızda, bunların bir uyum sürecinin parçası olabileceğini düşünmek ilerlemenizi kolaylaştırabilir.

Değişim Önce Kendimizden Başlar

“Kimse kimseyi değiştiremez.”

Bu sözün sırrına ermem çok uzun sürdü. Uzun zaman ailemin, arkadaşlarımın, eşimin ve kardeşlerimin değişmesi için uğraştım durdum. Sonunda çabalarımın boşuna olduğunu; ancak kendimi değiştirebileceğimi geç de olsa anladım.

Değişimin ancak ben istersem ve emek verirsem gerçekleşebileceğini deneyimledim. Bunun kolay olmadığını; var olan düşünce kalıplarını değiştirmeye çalışmanın ve yeniyi kabul etmenin bile başlı başına büyük bir iş olduğunu gördüm. Kendi alışkanlıklarımı değiştirerek yeni ve daha sağlıklı bir denge kurmaya çalışmak, çevreden gelen tepkilerle birlikte sabır isteyen ve zaman alan eğitici bir süreçti.

Bence yaşam yolculuğunda kazanılması gereken en önemli alışkanlıklardan biri, doğru düşünme alışkanlığıdır. Ben buna “olumlu düşünme becerisi” demeyi uygun görüyorum. Bu ifadeyi kullanmamın nedeni, dikkati olumlu olana yöneltmek ve bu konudaki farkındalığı artırmaktır. Böylece kişi, kendisi için önemli olan şeylere yönelebilir.

İstiyorum ki doğru düşünme becerisini hep beraber kazanalım. Elimden geldiğince, dilim döndüğünce, aklım yettiğince bu süreci sizlere aktarmaya çalışacağım. Aslında bu benim yolculuğumdu; şimdi hepimizin yolculuğu olabilir.

Millet olarak doğru düşünme alışkanlıkları, yani olumlu düşünme becerisi kazanmaya ihtiyacımız olduğunu görüyorum. Psikolog olduğum için sizlere yapabileceğim katkı ancak bu olabilir; çorbaya kendi tuzumu koyabilirim.

Olumlu Düşünme Alışkanlığı Kazanmak

Kendinizi geliştirmek ve hayat kalitenizi yükseltmek istiyorsanız, düşünme alışkanlıklarınız üzerinde çalışmaya başlayabilirsiniz. Olumlu bir pencereden bakmak, yaşadığınız her şeyi yok saymak ya da her koşulda mutlu görünmek demek değildir. Burada sözünü ettiğim, düşünce biçiminizi fark etmek ve size yardımcı olabilecek yeni bir yön seçmektir.

Düşüncelerimiz olayları nasıl değerlendirdiğimizi ve nasıl davrandığımızı etkileyebilir. Bu nedenle olumsuz düşünme biçimlerini fark etmek, onları değiştirmeye niyet etmek ve kararımızı gündelik yaşama taşımak önemlidir. Olumlu düşünme alışkanlığı bir anda kazanılmaz; farkındalık, karar, uygulama ve süreklilik isteyen bir süreçtir.

Psk. Tuğba DEMİRÖZ

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Benzer Gönderiler

8 yorum

  1. merhaba ben olumlu dusunerek hayatimda bazi konularda ilerlemeye calisiyorum fakat,yasadigim tecrubeler ve gecmisten beei bir arada oldugum insanlar nedeniyle olumlu dusuncelerimin gercekligine inanmiyorum.bu problemi ne yaparsam yapayim asamiyorum.istedigim imgeledigim herseyin hemen ardina sen onlara sahip olamazssin degistiremeyecegin gerceklerin var diyor,kendime bunlari kanitlayacak anilar ve deneyimler buluyorum.bu durumu nasil asabilirim nasil bir pratik bu konuda yardimci olur.tesekkurler.

  2. Bu konuda benim özgürlüğe yolculuğum yazı dizisinde anlattığım şekilde bilinçaltı kayıt tekniklerinden birisini kullanıp sizi rahatsız eden duygunun kaynağına ulaşıp temizleme yapmanız faydalı olacaktır. Sizi rahatsız edecek duyglardan kurtulmak için Z.ponopono sitede bununla ilgili yazı ve tekniğin kitabının linki mevcut, EFT Duygusal özgürleştşrme tekniği veya içsel temizlik tekniklerindne birsini kullanabilirsiniz.
    Sitede bunlarla ilgili yazılar mevcut hangi teknik kolayınıza geliyorsa onu uygulayabilirsiniz.

  3. İyi Günler. Kafama bir soru takıldı cevaplaya bilirmisiniz? örnek bir olumlama cümlesi vereyim: yeni bir aşka hazırım veya hayatıma gelen aşkı kabul ediyorum….. Bu olumlamalar doğrumu? Eğer doğruysa hayatıma aşkın girmesiylen ve o ilişki içerisindeyken bu olumlama halen benim bilinçaltımda olacak ve hep yeni yeni aşklara hazırmı olacam yeni gelen aşka alışamadan yeni bir aşkmı gelecek.şimdiden çok teşekkürler.

  4. İstediğin aşkı bulduğunu düşündüğünde olumlamanı değiştirirsin aşkımla huzurlu bir şekilde uyum içerisinde yaşamayı seçiyorum dersin. Bu bir süreç önemli olan zihnini kontrol edebileceğinin farkına varmak. Zihnini istediğine göre yeniden programlamak.

  5. Hayat dümdüz gitmiyor maalesef!!! İnişli çıkışlı imtihan dünyası!!Aklına ve hayaline gelmeyenlerde insanın başına gekebiliyor..Örneğin somalidekiler sizce olumsuzmu düşünmüşler??? Benim anladığım şuki; hayat her zaman istediğiniz planladığınız gibi gitmez..Çözüm odaklı olup problem çözme yetisi kazanmaktır..
    Çünkü sürekli olumlu düşünürsen ummadığın şeylerle karşılaştığında apışıp kalmamak için..İnsan güçlü bir varlık..

  6. Sizin anlatımınız daha bilimsel…Yok yaşam koçu,yok efendim meleklerle iletişim!!! kuantum koçu..Bunlar kendilerini yeni dünyanın peygamberi sanıyorlar!!!..

Yoruma kapalı.