İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
İlişkilerde Çekim Yasası Nasıl Çalışır?
Çekim yasası, yalnızca istediklerimizi değil, istemediklerimizi de hayatımıza çekebilir. Bunu çekim yasası olarak adlandırmasanız bile şu kavramlara mutlaka aşinasınızdır: şans, şanssızlık, kader, tesadüf, karma, denk düşmek, yürekten istemek, her şeyin rast gitmesi…
Hayatınızda tesadüflerin yeri çok mu?
Tekrar tekrar aynı hataları yapıyor musunuz?
İlişkilerinizde hep benzer hayal kırıklıkları mı yaşıyorsunuz?
Sizce bütün bunların sebepleri neler olabilir?
Bugünkü yazımı ilişkilerde çekim yasasının nasıl çalıştığına ayırmak istedim. Son günlerde gelen iki mesajda dikkatimi çeken ortak bir konu vardı. İki kişi de bitmiş bir ilişkiyi ve ayrıldıkları sevgiliyi yeniden hayatlarına çekmek için çekim yasasını nasıl kullanabileceklerini soruyordu.
Aslında bu durum birçok insanın yaşadığı bir konu. Çekim yasasının adını duyan pek çok kişi, bu yasayı özellikle iki alanda kullanmak istiyor: Daha çok para kazanmak ya da bir insanı etkilemek.
Oysa ilişkilerde çekim yasasını sadece “Birini nasıl geri getiririm?” sorusu üzerinden ele almak eksik olur. Çünkü çekim yasası, çoğu zaman bilinçaltındaki korkularımızı, bağımlılıklarımızı, eksiklik duygularımızı ve içsel kayıtlarımızı da hayatımıza getirir. Eğer ilişkilerinizde mutlu olmak istiyorsanız, önce korkularınıza, duygularınıza ve bakış açınıza bakmanız gerekir.
Bu kolay bir süreç değildir; fakat imkânsız da değildir.

Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Temizliği
Yaşadığım bir olayla başlamak istiyorum. Bana gelen mesajlardan birinde bir hanım, sevdiği kişiden ayrıldığını, çekim yasası olumlamaları yaptığını fakat bu konuda başarılı olamadığını belirtiyordu. Sevdiği kişiyi yeniden kendine çekmek, onunla kavuşmak ve evlenmek için olumlama örnekleri istiyordu.
Daha sonra kendisiyle yaptığımız sohbette, ayrılmış olduğu kişiyle yeniden birleşmek istediğini ve bunun için çekim yasasını kullanmak istediğini söyledi.
Kendisiyle uygun bir zamanda internet üzerinden konuşabileceğimizi belirttim. Görüşmeye başladığımızda önce şunu ifade ettim: Bilinçaltımızı bir kovaya benzetirsek, kovaya yeni su koymak için önce içindeki eski suyu boşaltmak gerekir. İstenen konuyla ilgili bilinçaltı temizliği yapılmadan sadece olumlama yüklemek her zaman yeterli olmayabilir. Temizlik yapıldıktan sonra olumlamaların etkisi daha kolay hissedilebilir.
Sohbete başladığımızda, sevdiği kişinin kendisiyle yeterince ilgilenmediğini söyledi. Bunun nedenini sorduğumda, arkadaşının denizci olduğunu, sürekli seyahatlere çıktığını ve dönüşte kendisiyle zaman geçirmek istemediğini belirtti. Ona göre karşı taraf bu konuda duyarsız davranıyor ve kendisiyle yeterince ilgilenmiyordu.
Konuşmanın devamında önemli bir detay ortaya çıktı. Beyefendi eşinden boşanmıştı ve iki çocuğu vardı. Bunun üzerine kendisine şu soruyu sordum:
“Sen onun yerinde olsan nasıl davranırdın?”
Bu soruyla birlikte olaya farklı bir açıdan bakmaya başladı. O güne kadar böyle düşünmediğini, kendi bakış açısının biraz bencilce olabileceğini söyledi. Karşı tarafın çocukları ve sorumlulukları olduğunu fark ettiğinde, ona duyduğu kızgınlığın azaldığını ifade etti.
Aslında burada yapılan şey çok basitti: Olayı sadece kendi beklentisi üzerinden değil, karşı tarafın içinde bulunduğu koşullar üzerinden de değerlendirmesini sağlamak.
İlişkilerde çoğu zaman sorun, yalnızca yaşanan olayda değil; bizim olaya verdiğimiz anlamda ve baktığımız yerde gizlidir.
Ayrılık Korkusu Üzerine Çalışmak
Sohbetin devamında, kendisinde güçlü bir ayrılık korkusu olabileceğini düşündüm. Bunun üzerine ona basit bir çalışma önerdim.
Şu cümleleri yüksek sesle tekrar etmesini istedim:
Benim ayrılık korkum var.
Ben ayrılık korkumu kabul ediyorum.
Ben ayrılık korkumu sevgi enerjisine dönüştürüyorum.
Ben ayrılık korkumu seviyorum.
Bu dörtlüğü yüksek sesle tekrar ettikten sonra derin bir nefes alıp vermesini, gözlerini kapatmasını ve kendisini nasıl hissettiğine bakmasını söyledim.
İlk tekrardan sonra “Bir şey yok” dedi. Aynı cümleleri tekrar etmesini istediğimde bu kez kendisini biraz daha iyi hissettiğini söyledi. Birkaç tekrar sonrasında içinde farklı bir rahatlama duygusu oluştuğunu ifade etti.
Bilinçaltı kayıtlarının geçmişte yaşanmış bazı olayların bugüne yansıması olabileceğini bildiğim için, bu duyguyu daha önce nerede yaşadığını fark etmesi amacıyla kendisine bir soru sormasını istedim.
Derin bir nefes alıp verdikten sonra gözlerini kapatmasını ve kendisine şu soruyu sormasını söyledim:
“Ben bu durumu daha önce nerede yaşadım?”
Cevap çok hızlı geldi. Çocukluğunda, kuzenleriyle bir odada oldukları bir sahneyi hatırladı. Kuzenleri eşlerinden konuşuyor ve eşlerinin ne kadar duyarsız olduklarından bahsediyordu.
Ona bu sahneye giderek orada konuşulan konularla ilgili korkularını çalışmasını söyledim. Korku çalışmaları sonrasında ayrılık korkusunun azaldığını, kendini daha huzurlu ve mutlu hissettiğini ifade etti. Çalışmanın sonunda, o sahneye yeniden baktığında kuzenlerini gülüp eğlenirken gördüğünü söyledi. Kendi enerjisinin değiştiğini ve içini büyük bir huzurun kapladığını belirtti.
Burada anlatılan çalışma kısa ve basit bir örnektir. Asıl önemli olan şudur: Bugünkü ilişkide yaşanan bir korku, bazen geçmişte duyulan bir sözle, görülen bir sahneyle ya da çocuklukta alınan bir kayıtla bağlantılı olabilir.
Yeni Bir İlişkiden Korkmak
Çalışmanın devamında kendisine neden yeni bir ilişki istemediğini, neden özellikle ayrıldığı kişiyle yeniden birleşmek istediğini sordum.
Sevdiği kişinin kendisine anlayışlı davrandığını, onun yanında kendisini rahat hissettiğini ve yeni bir ilişki istemediğini söyledi.
Bunun üzerine kendisine yeni bir ilişkiden neden korktuğunu sordum. Yeni bir ilişkide yaşayabileceklerinden korktuğunu, aynı durumları yeniden yaşamak istemediğini belirtti. Aynı zamanda kendisine güvendiğini ve kendisini sevdiğini de söylüyordu.
Fakat burada dikkat çeken bir durum vardı. Kendisine güvenen ve kendisini seven bir kişinin yeni ilişkiden bu kadar korkması, söylenenlerle yaşanan durum arasında bir çelişki olabileceğini düşündürdü. Bu noktada gerçek niyetin ve derindeki duygunun tam olarak görünür olmadığını düşündüm.
Bu konudaki şüphelerimin kaynağı bağımlılık duygusuydu. Bir insanın ısrarla sadece tek bir kişiyi istemesi, başka hiçbir ihtimali düşünmek istememesi ve kendini yeni ilişkilere kapatması çoğu zaman bağımlılık duygusuyla bağlantılı olabilir.
Kişi bağımlı olduğu kişiden ayrıldığında ya da yeni bir ilişkiye başladığında bazı şeyleri yeniden yaşamak zorunda kalacaktır. Eğer iç dünyasında kendine güvensizlik, eksiklik ya da yetersizlik duygusu varsa, yeni bir ilişkide kendini anlatmakta ve ifade etmekte zorlanabilir. Bu zorlanma, onun yeni bir ilişkiye başlamasının önündeki en büyük engellerden biri olabilir.
Böyle bir durumda kişi, tanıdığı alana geri dönmek ister. Kendisini tanıdığını düşündüğü kişiyi yeniden kazanmaya çalışır. Böylece bir kısır döngünün içinde dolaşmaya başlar. Belki eski sevgili geri döner, bir süre sonra aynı sorunlar yeniden yaşanır ve ilişki tekrar biter. Kişi yaşadığı bu tekrarları aşk acısı olarak yorumlayabilir; fakat gerçekte beslenen şey bazen ego, bazen korku, bazen de bağımlılık olabilir.

İstediğimizi Çekerken Verdiğimiz Sözlere Dikkat Etmek
Bazen insanlar bir kişiye ya da bir sonuca fazla odaklandıklarında, farkında olmadan kendilerine ve hayata bazı sözler verirler. O kişiyi elde etmek ya da o ilişkiyi yaşamak için normal zamanda kabul etmeyecekleri birçok şeyi kabul etmeye hazır hale gelebilirler.
Ne yazık ki bazen çevremizdeki bazı insanlara odaklanıp onları hayatımıza çekmeye çalışırken, farkında olmadan birçok söz veririz. Daha sonra verdiğimiz bu sözlerin bedelini yine hayatın içinde ödemeye başlarız.
Bu konuda yaşanmış başka bir örneği paylaşmak istiyorum.
Daha önce sohbet edip çalışma yaptığımız bir hanım, ilk başlarda sürekli olarak kendisi için paranın önemli olmadığını, fakat ailesinin bu konuya çok önem verdiğini söylüyordu. Bir yandan “Para önemli değil” diyordu; diğer yandan borç içinde olduklarını ve hayatına isyan ettiğini anlatıyordu.
Sohbetin devamında, aslında mevcut durumun kendi geçmiş seçimleriyle bağlantılı olabileceğini fark ettik. Hayatını anlatırken, eşiyle evlenirken çeşitli sıkıntılar yaşadığını söyledi. O dönem eşiyle evlenebilmek için içinden şöyle geçirdiğini hatırladı:
“Yeter ki ben eşimle evleneyim, gerekirse soğan ekmek yerim. Yeter ki evlenelim, ben çalışırım.”
Olay aslında çok basitti. O dönem evden ayrılmak ve eşiyle evlenmek için yaptığı dualar kabul olmuştu. Fakat yıllar içinde sabahları dükkânı erkenden açmaya kendisi gitmiş, eşi ve çocukları daha sonra dükkâna gelmiş, para işleri bozulmuş, borçlar artmış ve iflasın eşiğine gelmişlerdi.
Aslında isyan ettiği hayatın, geçmişte yaptığı kabul ve verdiği içsel sözlerle bağlantılı olabileceğini yeni fark ediyordu.
Bu örnek şunu gösterir: Bir şeyi çok isterken, “Yeter ki olsun, ben her şeye razıyım” dediğimizde, bazen o isteğin yanında o razı olduğumuz şartları da hayatımıza alabiliriz.
Eski Sevgiliye Değil, Kendi Kayıtlarınıza Odaklanın
Burada “Ayrıldığınız sevgiliyi bırakın, hemen yeni bir ilişki arayın” demiyorum. Söylemek istediğim şey şu: Doğrudan eski sevgilinize odaklanmak yerine, sizi rahatsız eden bilinçaltı kayıtlarını temizlemeye ve kendinizi sınırlamamaya odaklanmanız daha sağlıklı olacaktır.
Eğer siz bilinçaltınızdaki olumsuz kayıtları fark eder, eksik olduğunuz konulardaki korkularınızla çalışır ve kendinizi tek bir kişiye kilitlemezseniz, sizin için hayırlı olan kişi hayatınıza girebilir.
Eğer ayrıldığınız sevgili sizin için gerçekten hayırlıysa, hayat onu yeniden karşınıza çıkarabilir. Değilse, sizin için daha uygun olan başka bir kişi hayatınıza gelebilir.
Evrende milyarlarca kadın ve erkek var. Eğer kendi düşüncelerinizi temizlemeden, ısrarla kendinizi sınırlayarak sadece bir kişiye odaklanırsanız, çekim yasası o kişiyi size getirse bile sonrasında yaşayacağınız hayat beklediğiniz gibi olmayabilir. Hatta yukarıda anlattığım örnekte olduğu gibi, daha büyük bedeller ödemek zorunda kalabilirsiniz.
İlişkilerde Sorunların İki Temel Kaynağı
İlişkilerde sorunların sebepleri olarak gördüğüm iki önemli konu var.
Bunlardan birincisi bağımlılık duygusudur. Yazının içinde buna kısaca değindim. Bir kişiye aşırı odaklanmak, onsuz yapamayacağını düşünmek, kendi mutluluğunu tamamen onun varlığına bağlamak ve başka ihtimalleri kapatmak, çoğu zaman sevgiyle değil bağımlılıkla ilgilidir.
İkinci konu ise çocuklukta anne, baba ve kardeşler arasında yaşadığımız olayların, yetişkinlikte ilişkilerimize yansımasıdır. Çocuklukta aile içinde yaşadığımız olaylar bilinçaltında kayıtlar bırakır. Daha sonra bu kayıtlara uygun insanları hayatımıza çekebiliriz.
Özellikle kadınların çoğu zaman babalarına benzeyen insanlara çekildiğini gözlemliyorum. Eğer çocuklukta evde şiddet, sevgisizlik ya da ilgisizlik varsa, kişi bunlardan kaçmak için evlense bile evlilikte benzer durumlarla karşılaşabilir.
Baba ocağında şiddet görmüş, sevgi görmemiş bir kişi; eşinin evinde de benzer bir döngünün içinde sıkışıp kalabilir. Fakat çoğu zaman olayları kendisinin çektiğinin farkına varmaz. Karşısındaki insanı tanımlaması istendiğinde “ilgisiz, sevgisiz, kendini beğenmiş” gibi özellikler saymaya başlar. Aslında bu özelliklerin bir kısmını aileden, babadan ya da geçmiş yaşantılarından tanıyor olabilir. Bir kısmı ise kişinin kendi içinde fark etmediği yönlerle bağlantılı olabilir.
Bu tür durumlarda kişiye şu sorular sorulabilir:
“Sen bu davranışı daha önce kime yaptın?”
“Bu davranış sende de var mı?”
“Bu olayın içinde sana ait olan taraf ne?”
İlk anda çoğu kişi buna itiraz eder. “Ben öyle değilim” der. Fakat çalışma yapıldığında, kısa bir süre sonra “Ben de şurada bunun aynısını yapmışım” diyebilir.
Aslında karşımızdaki kişiler çoğu zaman bize ayna olurlar. Sahip olduğumuz, sevdiğimiz, sevmediğimiz, kabul ettiğimiz ya da reddettiğimiz yönleri bize gösterirler. Fakat biz aynaya sadece görüntü olarak baktığımız için, onun altındaki derinliği çoğu zaman fark edemeyiz.
Aynalık konusu başlı başına ayrı bir yazının konusu olacak kadar geniştir.
Çalışmaya Dair Not
Burada anlattığım çalışmayı kısa ve basit biçimde aktardım. Yazı sonrasında gelen mesajlardan dolayı bu noktaya kısa bir açıklama eklemek istiyorum.
Bu örnekte çalışma kısa tutuldu. Amaç, olayın akışını göstermek ve yöntemin mantığını anlatmaktı. Karşımdaki kişi sürekli olumlama yaptığını belirtiyordu. Ayrıca görüşme internet üzerinden yazışma şeklinde olduğu için onun duygularını, beden tepkilerini ve yaşadıklarını doğrudan gözlemlemem mümkün değildi.
Daha sonra olayı değerlendirdiğimde, çalışmanın ilk anlarında kişinin egosunun devreye girerek kendisini iyi hissettirmiş olabileceğini düşündüm. Bu tür çalışmalar amacına uygun yapıldığında, doğru korku kanalı yakalandığında bir duygu boşalması yaşanabilir. Korku cümleleri tekrar edilmeye devam edildiğinde bazen beşinci, bazen onuncu tekrarda bu boşalma ortaya çıkabilir. Eğer çalışılan korku kişide yoksa belirgin bir şey hissedilmeyebilir. O anki psikolojik durum da bu süreçte etkili olabilir.
Korku cümleleri söylenirken dilin dolaşması, boğazın düğümlenmesi, ağlama hissi, kendini kötü hissetme ya da mide bulantısı gibi tepkiler oluşabilir. Böyle durumlarda kişi kendisini rahat bırakmalı, gelen duyguyu bastırmamalı ve çalışmayı güvenli biçimde sürdürmelidir. Rahatlama sonrasında kişinin içinden kendisine özel bir olumlama cümlesi çıkabilir. Eğer çıkmıyorsa, bu başka sahnelerin de çalışılması gerektiğini gösterebilir.
Korkunun tamamen temizlenmesi için o korkuya bağlı başka sahnelerin de fark edilmesi ve çalışılması gerekebilir.
Örnek Olumlama Cümleleri
Ben her halimle yeterliyim.
Ben her halimle yeterli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle yeterli olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle yeterli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle yeterli olduğum için şükrediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütünüm.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğumu kabul ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütün olduğum için şükrediyorum.
Bir korkuyu daha önce nerede yaşadığınızı tespit etmek için derin bir nefes alıp verin, gözlerinizi kapatın ve kendinize şu soruyu sorun:
“Ben bu duyguyu ya da durumu daha önce nerede ve ne zaman yaşadım?”
Gözünüzün önüne bir sahne gelebilir. Bu sahne, o duyguyu ve korkuyu yaşadığınız bir olayla bağlantılı olabilir. Gelen sahnede aynı çalışmayı uygulayarak duygu boşalmasına alan açabilirsiniz.
Korkunun gücüne göre birkaç sahneyle çalışmanız yeterli olabilir ya da daha fazla sahneyle karşılaşabilirsiniz. Bazen gözünüzün önüne çok basit ve önemsiz görünen sahneler gelebilir. “Bu sahnenin ne ilgisi var?” diye düşünebilirsiniz. Fakat bilinçaltı o sahneyi getirdiyse, yaşamınızda o sahnenin bir karşılığı olabilir.
Temizlik tamamlandığında, içinizde o korkuya karşı daha güçlü bir duruş oluşabilir. Örneğin çaresizlik korkusuyla çalıştıysanız, çalışmanın sonunda içinizden “Ben çaresiz değilim” ya da “Ben bana yeterim” gibi bir cümle gelebilir. Bu, o korkunun enerjisinin azaldığını gösteren bir işaret olabilir.
Bir korkuyla çalışırken aynı sahnede sadece tek bir korku olmayabilir. Örneğin çaresizlik korkusu üzerinde çalışırken aynı sahnede hiçlik, dikkate alınmama, acizlik ya da değersizlik gibi başka duygular da bulunabilir. Bunları not alıp daha sonra ayrıca çalışmak gerekir.
Bu çalışma uzun soluklu olabilir; ancak basit korkular üzerinde uygulandığında kişi kendi içinde hızlı farkındalıklar yaşayabilir.
Önemli Uyarı
Bu yazıda paylaşılan çalışmalar kişisel farkındalık ve içsel gözlem amacı taşır. Tıbbi teşhis, tedavi, psikoterapi ya da profesyonel ruh sağlığı hizmeti yerine geçmez. Yoğun travma, şiddet geçmişi, depresyon, anksiyete, panik atak, kendine zarar verme düşüncesi ya da günlük yaşamı etkileyen ağır duygusal zorlanmalar söz konusuysa mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.
Her şey gönlünüze göre olsun.
Saygı ve sevgilerimle.
Halis ŞAHİNER
Sosyolog | Yazar
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

çok güzel bir yazı olmuş teşekkür ederim. evet gerçekten Evrende milyarlarca kadın ve erkek var, bu yüzden asla kendini sınırlamamak lazım. Ayrıca kesinlikle insan baktığı heryerde kendisini görüyor yani alem aslında senin içinde. ayrıca insnanın çocukluktaki hayatının yansımaları yerine (çünkü malum bilinçsiz geçen bir dönem)gerçekten kendisini ruhen, bedenen ve madden tekamül ettirebilecek enerjileri çekmesi öncelikle farkındalık ve sonra beynin ''yeni'' verilerle beslenmesi, bilinçaltı çalışmaları ile sağlanabilir mi ?
yeni bir başlangıç için bir kitap:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=449818
Teşekkür ederim.
benimde ilişkiler konusunda sorunlarım var.. yardımcı olurmusunz
Mailden Ulaşabilirsiniz.
http://www.hls-cekimyasasi.com/p/ben-kimim.html
çok teşekkürler.
Merhaba, ben hep iliskilerimde ilgisizlik problemi yasıyorum. Bunun sebebi kaybetme korkusumudur?
Kendine güvensizlik ve değersizlikte olabilir. Anacak kendinizi ve bilinçaltınızı sorgulayarak anlayabilirsiniz.
Merhaba ben bir ogrenciyim hayatimin her alaninda basarisizlik ve kendime guven sorunu yasiyorum (ozellikle matematikte) bunun kaynagina nasil ulasirim?
Yukarıdaki çalışmayı yapabilirsiniz, EFT yi deneyeyebilirsiniz. Veya sitemdeki regresyon kayıtlarından birini indirip çalışma yapabilirsiniz.
Tşekkürler hipnoterapi tekniği faydalımıdır sizce…
Tabiki
ben psikodramaya giyorum ve orada eşi çalıştım ve benim sessiz olmam fikrimi söylemem onu çileden çıkardığını öğrendim doğru yanlış konuşamam istediğni susup birşey söylememe sesiz kalmama öfkelendiği öğrendim yani aramızdaki sorunun iletişim probremi olduğunu bunun için önereceğiniz bir olumlama varmıdır ben sessiz çekingen ya kızarsa diye fikrimi söyleyemen biriyim
Tavsiyem bu konudaki kodlamanın oluştuğu çocukluktaki sahneye gidip oradaki yaşanan olayı ve algıyı temizlemeniz. Bu konuda regresyon kayıtlarını kullanabilirsiniz.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Merhaba bir yer de ayda sadece bir olumlama yapin daha dogru olur deniyor.
Ben bir kac olumlamayi bir arada yapamaz miyim acaba ?
Aynı anda bir kaç iş yaparsanız her işe yeterince dikkat veremezsiniz tek bir işle uğraşırsanız dikkatinizi daha iyi verebilirsiniz.
Olaya öyle bakın.
Bir kaç telkini deneyebilirsiniz. Sonuç tek bir telkine odaklandığınız gibi olmayabilir. Birbiriyle çatışmamasına dikkat edin.
ben eski sevgilim.icin degil de asik oldugum.inandigim.birine yaomak.istiyorum cekim yasasini.nasil yapabilirim.
Annem cok soylenen sikayetci.bir insan ben de onin ayni huy ve ozelligine sahip biriyle evlendim.6 ay surdu evlilik simdi bosaniyorum.neden boyle.oldu benim.sucum ne ki burda anlayamadim.
Hic asik oldugum biriyle mutlu bir ask yasayamadim.Hep beni sevenlerle ciktim.Sonradan sadece sevdim.Ama.sonunda onlar beni hep terketti.Acaba yanlisi orda mi yaptim.Bana ulasmanin getirmis oldugu egoyu yasayip mi bu cesareti gösterebildiler.Ne zaman birine deli gibi asik olsam hic olmadi.Bunun sebebi ne.Yaklasik 2 aydir hic olmadigim kadar cekim yasasi,olumlama,simdinin gucu,eft teknikleri gibi seylere kafayi taktim.Hergun arastirio okuyorum.calismalar yapiyorum ve videilar izliyorum.Baya bir deegisiklik var bende ama tabiki daha yolum var.Ama bazi seyleri cidden cok merak ediyorum.Yazinizin hepsini okudum ve net bir sekilde anladim fakat neden beni cok isteyenler bana sahip oluyorda ben neden cok istediklerime sahip olamiyorum.Digerleri bana bunu yapiyorda ben nasil istedigime okadar temiz yogun duygular beslememe ragmen bunu yapamiyorum.Ustelik bu benimle.cikanlar da beni hep uzdu hic degerimi bilmedi.Bunun sebebi sizce ne?
Herkesin bilinçaltı kayıtları kendine özeldir.
Belkide Geçmişte yaşadığınızı düşündüğünüz bir haksızlık nedeniyle terk edilen istenmeyen kişi rolünü oynamak sizi mutlu ediyor olabilir.
Sizdeki kayıtların ne olduğunun sorgulanması gerekir.
Tavsiyem destek almanız
Merhaba ben çekim yasasını yeni keşfettim yazılarınızı okudum uygulamaya çalışıyorum ama sanırım başaramıyorum. Sanki çırpındıkça batıyor gibiyim bana yardım eder misiniz?
Merhaba. Şimdi ben ruh eşimi tanıyorum bu hayatda. Ancak şuanda evli o. Ruh eşi testinden geçti yani gerçek. Şimdi ben ruh eşimi istesem olumlamayla evli de olsa evren onu bana geri verirmi?
Hayatını zorlaştırmanın nesini seviyorsun?
İstediğin mutluluğa hayatında yaratmamak için hangi aptalca düşünceleri kendi gerçekliğin yapmaya çalışıyorsun?