İstedikleriniz Değil, İsterken Hissettikleriniz Gerçekleşir

Evrendeki her şey enerjiden oluşur; yaşamın içindeki her şey, bu enerjinin farklı formlarıdır. Bu formları birbirinden ayıran, onları meydana getiren unsurların farklı frekanslarda titreşmesidir. Yani her şeyin kendine özgü bir titreşimi vardır. Çekim yasası yaklaşımında aynı frekansta titreşen enerjilerin birbirini çektiği düşünülür.
İnsan bedeni de enerjinin bir formu olan maddeden oluştuğu için onun da bir titreşim frekansı vardır. Bu yaklaşımda insanı diğer nesne ve canlılardan ayıran özelliklerden biri, düşünceleriyle bedeninin titreşimini değiştirebilmesidir. Düşüncelerimiz bedenimizde hisler olarak ortaya çıkar; bu hislere yüklediğimiz anlam ise nasıl bir titreşim içinde olduğumuzu belirler.
Çekim yasasında hislerin önemi
Burada söz edilen, yalnızca bir şeyi düşünmek değil, düşündüğümüz şeyle uyumlu bir olma hâline geçmektir. Onun enerjisiyle uyumlanmak, başka bir deyişle onun frekansında olmaktır. Bir şeyi elde etmenin ilk adımı, bu yaklaşıma göre, o şeyin bizde karşılık bulduğu hâli deneyimlemeye başlamaktır.
“O şey olmak” derken kastedilen, ona sahipmiş gibi davranmak ya da gerçeği yok saymak değildir. Kastedilen, o şeyin enerjisini bedenimiz için daha bilindik hâle getirmek ve onunla aynı frekansta titreşmektir. İstediğin şeyin enerjisine uyumlanmak, sahip olma düşüncesinden yola çıkarak o şeye sahip olmanın bizde nasıl bir his uyandırdığını fark etmektir.
Bir şeyi hayal ettiğimizde ya da onun hayatımızda olduğunu düşündüğümüzde, bu düşüncenin bizde yarattığı hisse bakabiliriz. Bu yaklaşımda, hissettiğimiz şey yalnızca isteğimiz hakkında değil, o isteğe ne kadar açık olduğumuz hakkında da ipucu verir. Çekim yasasında hislerin önemi, isteğin zihinde kurulmasıyla kalmayıp bedenimizde nasıl karşılandığını fark etmemizde yatar.
Bir isteği düşünmek ve onu kabul etmek
İstediğimiz şeye ait enerjiyi düşündüğümüzde iki farklı karşılıkla karşılaşabiliriz: Bu enerji bize iyi hissettirebilir ya da rahatsızlık verebilir. İyi hissetmek, o enerjiyi alıp kabul etmeye; söz konusu şeyin hayatımızda bulunmasına olumlu tepki vermeye ve onunla rahat hissetmeye benzer. Kötü hissetmek ise o şeyin varlığını ya da ona sahip olma ihtimalini içimizde kabul edememek, onunla rahat olamamak anlamına gelebilir.
Bu nedenle isteklerin gerçekleşmesi, yalnızca ne istediğimizi söylemekten ibaret değildir. Bilinçli olarak arzuladığımız şeyle, onu düşündüğümüzde ortaya çıkan his arasında bir uyum olup olmadığını da görebilmek gerekir. Kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Bu şey hayatımda olsaydı, onunla gerçekten rahat hisseder miydim?” Bu soru, isteğimizi bastırmak için değil, onun bizde uyandırdığı karşılığı anlamak içindir.
İsteklerin gerçekleşmesinde bilinçaltının rolü
Hissetme hâli, bu düşünce zincirinde geçmiş deneyimlerden alınan bir referansa verilen cevap olarak ele alınır. Geçmişe ait bu bilgiler bilinçaltımızda kayıtlıdır. Bir şeyi isterken ortaya çıkan his, bilinçli isteğimiz ile bu kayıtlar arasındaki ilişkiyi görünür kılabilir. Örneğin zihnimiz bir şeyi istediğimizi söylerken ona sahip olma düşüncesi içimizde rahatsızlık yaratıyorsa, bu iki hâl arasında bir uyumsuzluk olabilir.
Bu yaklaşımda, bilinçaltımızdaki bilgi olumsuzsa bedenimizin o isteğe eşlik eden titreşimi yaratmak istemeyeceği ve istediğimiz şeyin hayatımızda ortaya çıkmasının zorlaşacağı düşünülür. Buradaki temel nokta, isteği daha çok tekrarlamak değil; o isteğin bilinçaltımızdaki karşılığını fark etmektir. İsteklerin gerçekleşmesinde bilinçaltının rolü, bilinçli olarak istediğimiz şeyle geçmişten taşıdığımız bakış açısı arasındaki bağı anlamamızda belirginleşir.
Yaşamımızda bilinçli olarak istediğimiz bir şeye gerçekten sahip olmak istiyorsak, önce onun bilinçaltımızdaki karşılığını anlamamız gerekir. Kendimize, bu isteğin neden rahatlık ya da rahatsızlık uyandırdığını sorabiliriz. Ardından o konudaki bakış açımızı, istediğimizin oluşmasını destekleyecek şekilde değiştirmeye çalışabiliriz. Burada amaç, kendimizi zorla iyi hissettirmek değil; isteğimizle aramızdaki uyumsuzluğun farkına varmaktır.
Kişisel gelişim alanında kullanılan tekniklerin temel hedeflerinden biri de bu yaklaşım doğrultusunda bilinçaltımızdaki bilgileri değiştirmektir. Çünkü bilinçli isteğimizle içimizde taşıdığımız kayıtlar birbirinden farklı olduğunda, yalnızca ne istediğimizi bilmek yeterli olmayabilir. Önce bilinçaltımızın o şey hakkındaki bakış açısını anlamak, sonra da bu bakış açısının isteğimizi destekleyip desteklemediğini görmek gerekir.
Unutmayın; İstedikleriniz değil isterken hissettikleriniz gerçekleşir.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Daha başka neler mümkün?
Halis ŞAHİNER
Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız






