Images

Çekim Yasası Nasıl Çalışır-4- Serbest Bırakın ve Yaratatıcı Adımlar Atın


5. Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın.

Mutluluğa giden yolun ilk adımı neyi kontrol edeceğimizi neyi akışa bırakacağımıza karar vermektir. Yaşamda akışa bırakılması gereken pek çok şeyi kontrol etmeye çalışıp gerekesiz yere endişeleniyoruz ve düzeltilmesi gereken pek çok şeyide akışına bırakıp sonradan da hiçbir şey yapmadık diye pişman oluyoruz. 

Şimdiye kadar yapmış olduğunuz çalışmalarla tohumu ektiniz, suladınız, etrafındaki yabani otları temizlediniz, fidan haline getirdiniz ve meyve vermeye başladı. Sıra geldi meyvesini almaya. Ancak burada yapılması gereken bir şey daha var. Meyvenin olgunlaşması için bir süre, güneşe maruz kalması gerekmektedir. Eğer güneşe maruz kalmazsa hiçbir zaman sizin istediğiniz tadı vermeyecektir. Domates gerçekten domates olacaksa o güneşte yanacaktır. Bundan sonraki konu ise her şeyin sahibi olanın takdirine kalmıştır. Ve siz o domatesin güneşin altında kızarıp olgunlaşacağını bilirsiniz. Doğada sistem böyle çalışır.

Normal insan hayatı da aslında böyle çalışır. İstemek konusunda bahsetmiştim verecek olan her şeyin sahibi rabbimizdir. Rabbimizin rahmeti ve bereketi sonsuzdur. Dilediğine dilediği kadar verir. Hiçbir şey imkânsız değildir. Sadece ol demesi yeterlidir. Ancak nasıl vereceğini ancak o bilir. Bize düşen iş bizim yapmamız gerekenleri yapmak gerisini yaratana bırakmaktır. Bizi yaratana güvenmektir.


Buradaki ince çizgi atılacak adımların hangilerinin bize ait hangilerinin yaratana ait olduğunu bilmektir. İstemek arzu etmek bunlardan arınmak, imgelemek bize aitken onun verilmesi yaratana aittir. Yaratan bizim isteğimizi bizim aklımızın almayacağı yollardan bize gönderir. Çünkü onun rahmeti sonsuz ve sınırsızdır.


Bizim buradaki en büyük yanlışımız ise isteğimize sıkıca tutunup onun nasıl ve ne zaman geleceğine kadar onu kontrol etmeye çalışmaktır. Bir insan olarak bizim gücümüz ve yapabileceklerimiz sınırlı iken boyumuzdan büyük bir işe yaratanın işine karışırız. Yaratanın elinde sonsuz ve sınırsız seçenek ve imkân varken biz sınırlı bilgimizle her şeyi kontrol etmeye çalışırız. 


Yapmamız gereken şey ise doğanın çalışmasına uygun olarak işi sahibine havale ederek serbest bırakmaktır. Ve devamında ise fırsatları farkındalıkla takip ederek gerekli adımları atmaktır.

Her ne kadar rabbimizin rahmeti ve bereketi sonsuz ve sınırsız olsa da her insanın taşıyabileceği miktar bellidir. Bu miktar onun zihinsel olarak sahip olabileceğini düşündüğü şey kadardır. Ve eğer sizin isteğiniz bu sınırın dışındaysa rabbimiz bizim zihinsel olarak sınırlarımızı genişletene kadar bekler. 


Allah insana kaldıramayacağı yük vermez. Aslında bir önceki çalışmalarımızda bu amaca hizmet eder. Çalışmaların hepsi zihinsel olarak kapasitemizi genişletmeye ve isteğimizi kaldırmaya yöneliktir. Genişletemediğiniz sürece isteğiniz gelmez. Ve yaratan size genişletmeniz için fırsatları gönderir. 

Örneğin, siz zenginlik istiyorsanız, önce sizin parayla ilişkinize bakar.  Sizin parasal sınırlarınız nelerdir. Ayda 2.000-3.000 TL civarında bir parayı yöneten kişi bir anda milyonları yönetemez. Milyarı yönetemez. Bu şuna benzer ağırlık kaldırma çalışması yapıyorsunuz. Bir anda kaldırabileceğinizden çok fazla ağırlığın altına girdiğinizde o yükün altında ezilir sakatlanırsınız. Ancak sürekli olarak antrenman yaparak ağırlığı kademe kademe artırarak kaldırabileceğiniz ağırlık miktarını artırabilirsiniz. Normalde sizi sakatlayacak ağırlığı bir süre sonra kolayca kaldırabilirsiniz. 

Başınıza gelen her şey sizin isteğinize hizmet eder. Yeni daha iyi bir iş istiyorsunuz ancak eski işinize de sıkı sıkı sarılmış bırakmak istemiyorsanız yaratan bir bahane ile sizi mevcut işinizden çıkartır ve yeni fırsatlar için adım atmaya zorlar. Birde bakmışsınız ki bir öncekinden çok daha iyi bir sizin olmuş. Aklınıza hayalinize gelmeyen fırsatlar sizi bulur. 

Bu çalışmalara ilk başladığımda bu serbest bırakma lafını duyduğumda şaşırmıştım. Hem isteyeceksin hem isteğinden vazgeçip serbest bırakacaksın, nasıl olacak diye düşünüyorum. 

Ancak ilk dört adımı adım adım yaptığım çalışmalarda bir süre sonra bir farkındalık yaşadım. Teslimiyet konusunun aslında serbest bırakmak olduğunu anladım. Dört adımı attıktan sonra ben isteğimin olması için yollar tanımlıyordum. Doğal olarak ta bir yerlerde takılıyordum. 

Bir gün imgelemeden sonra içimden bir şeyler geçti ve şunları söyledim
“ Allah’ım sen her şeyin sahibisin, sen yoktan var eden varı yok edensin. Ben senin aciz bir kulunum ve senden istiyorum. Ben bilinçli aklımla bunun nasıl olacağını bilmiyorum. Bilinçli aklımla bunun nasıl olacağını düşündükçe tıkanıp kalıyorum. Biliyorum ki sen bu isteğimi vermeye kabul ettiğinde hiç bir şey önünde duramaz. Ben senin nasıl vereceğini bilemem. Sen rahmeti sonsuz ve sınırsız olansın. Cabbar isminle her şeyi kolaylaştıransın. Ve vekil isminle üzerine aldığın işi tastamam yapansın.

Rabbim ben bunu istiyorum. Nasıl olacağını bilmiyorum. Ve sana havale ediyorum. Nasıl yapacaksan, nasıl vereceksen Alim isminle sen en iyisini bilir Rahman sıfatınla verirsin. El açtım boyun büktüm ve senden istiyorum. Sen el açanları boş çevirmezsin. Benim ve bütünün hayrına olacak şekilde sana teslim oluyorum. “ 

Bunları söyledikten sonra içimi bir rahatlama ve huzur kapladı. Sonraki günlerde birkaç kez daha bunu yaptıktan sonra devamındaki günlerde istek aklıma geldiğinde içimden ben onu rabbime havale ettim onu bu işte vekil kıldım, artık iş ona kalmış deyip benim için hayırlısını o bilir deyip teslimiyette kalıyordum. 

Ve bunu yaptığım tüm çalışmalar sonrasında gerçektende istediğim her şey oldu. Evet, ilk dört adımı düzgünce özenle çalıştığım yıllarca takılı kaldığım konu kolayca çözüldü. 

Ve o gün anladım ki dünyada imkânsız diye bir şey yok. Dünyada yedi milyar insan var yedi milyar insan içinde kesinlikle sizin istediğiniz gibi birileri vardır. Kendince bazı sınırlamalar koyarak böyle bir şeyi kabullenecek kişinin olmadığını düşünsen de o sınırlamaları önemseyen birisi hayatınıza gelir. 

Ya da iş konusunda gerçekten herkesin istediği tarzda iş vardır. Siz paranın güçlükle kazanılacağını düşünüyorsanız tüm gününüzü meşgul eden işi hayatınıza çekerken yanınızdaki başka bir kişinin günde birkaç saatlik çalışmayla sizle aynı maaşı hatta daha fazlasını aldığını görebilirsiniz. 

Bu tamamen sizin seçiminizdir. Tamamen zihinsel limitleriniz ve düşüncelerinizden oluşan bir dünyadır. Yaratanın sonsuz ve sınırsız seçenekleri varken imkânsız olan bir şey yoktur. Önemli olan doğru şekilde farkındalık içerisinde istemektir. 



İşi yaratıcıya havale etikten sonra tabii ki her şey bitmiyor. Sizin isteğinizde ısrarcı olduğunuzu göstermek gerekiyor. Çünkü yaratan biz emin olana kadar bizim isteklerimizi bekletir. Yoksa ortalıkta bir kaos olur.  Bunun için yapmamız gereken şeyde eyleme geçmektir. Kuranı okuyanlar bilirler yaratıcı bir şey vermek istediğinde bir eylem yapılmasını ister.

Örneğin, Musa peygamber mısırdan çıktıktan sonra çölde bir yere geldiklerinde rabbinden su istemiştir. Allah‘ta asanı yere vur demiştir. Ve o asasını yere vurmasıyla on iki tane ayrı pınardan su çıkmıştır. 

Yine Hz Meryem İsa peygambere hamileyken yaratan ona yiyecek göndermek için hurma ağacı altındayken onu sallamasını istemiştir. Yaratan istese o hiçbir şey yapmadan hurmaları onun ağzına verebilirken ondan eylemde bulunmasını istemiştir. 

Albert Einsteinin güzel bir sözü vardır "Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek."

Aynı şeyleri yapıp değişeceğimizi beklemek sadece kendimizi kandırmaktır. Kainatta her şey hareket halindedir. Evet, her şeyin temel taşı atomun içindeki spark ve fotonlar hareket halindedir. Bir saniye öncesi ile bir saniye sonrası her şey farklıdır. Dünya bile aynı çizgide dönmez. Hareketsiz şey ölüdür. Ve enerjisi yoktur. 

O nedenle son adım olarak zihninizi yoklayın ve kendinize şunu sorun bu isteğimi elde etmem için atmam gereken adımlar neler. Evet isteğiniz olması için o bedeli ödemek durumundasınız. 

Gerçektende istediğiniz şey yada servet sizin korktuğunuz yapmaya direndiğiniz şeylerin altındadır.
 
Onun için korkularınızla yüzleşin atmanız gereken adımları atın. Siz atmanız gereken adımları attıkça yaratan sizin önünüze bir çok fırsat çıkartacaktır. Bir söz vardır “çok gezen mi bilir çok okuyan mı?” diye onlarca yüzlerce binlerce kitap okusanız dahi onları eyleme dökmediğiniz sürece onların size hiçbir faydası olmaz. 

Sahip olduğun bilgiyi kullanmadıkça ona sahip olmak seni ayrıcalıklı kılmaz. 

The Secreti okuyanların birçoğu olayı sanki oturduğu yerden imgeleyeceksin isteğin hop elinde olacak diye bekliyorlar. Ancak ne yazık ki sistem o şekilde çalışmıyor. Sistemin temel dayanağı olan enerji ancak harekette vardır. 

Hareket edersen enerji yaratırsın. Eyleme geçersen enerji yaratırsın. Kalbimizin enerjisinin bu kadar fazla olmasının altında da kalbimizin sürekli çalışması vardır. Sürekli çalıştığı içinde yoğun bir enerji yayar. 

Oturduğun yerden beyaz atlı prensi beklersen beklemeye devam edersin. Aslında bu da bence bir paradokstur. Yıllarca kızlar beyaz atlı prensin gelip onları kurtarması masalını dinledir. Gerçekten beyaz atlı prens onları nerden ya da neyden kurtarması gerektiğini hiç sorgulayan olmadı. Bu aslında kızların güçsüz olduğunun bir propagandası, güçsüz ve kurtarılmaya muhtaç olduklarının zihne yapılan bir çapalanması. 

Kurtarılmaya beklemek tercih edilmeyi beklemektir. Birileri gelip sizi tercih etmesini beklersiniz. Buda kendinizi metalaştırmak pazarda satılan mal konumuna sokmaktır. Doğal olarak ta sahip olunduktan sonra alınıp satılan bir mal gibi işlem görmesi de doğaldır.

Harekete geçmek kendi gücünün farkına varmaktır. Harekete geçmek bu konuda irade beyan etmektir. Harekete geçmek istediğimizi elde etmeye niyetlenmektir. Ve hareket size farkındalık getirerek sayısız fırsatı önünüze yığacaktır. 

Arabanızla seyahat ederken yağmur altında durduğunuz zaman araba camına isabet eden damla ile hareket halindeyken isabet eden damla miktarı çok fazladır. Hareket halindeyken en az iki ya da üç kat ya da daha fazla yağmur isabet eder. 

Seçeneklerinizi artırmak için harekete geçin doğayla bütünleşin ve doğanın bir parçası olun. Yapmanız gerekeni yapıp gerisini yaratana bırakın. Göreceksiniz ki sizin için en iyisi en hayırlısı gelecektir.

Ben bunu onlarca kez yaşadım. İlk başta direndiğim üzüldüğüm şeylerin benim için harika fırsatlar olduğunu onlarca kez gördüm.

“... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

Sevgilerle
Halis Şahiner


Bir sonraki yazımda çalışmaları destekleyici neler yapabiliriz konusuyla devam edeceğim. 

0 yorum: