Çekim Yasası Nasıl Çalışır-4- Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın
Çekim Yasası Nasıl Çalışır?
4. Adım: Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın
Mutluluğa giden yolun önemli adımlarından biri, neleri kontrol edebileceğimizi ve neleri hayatın akışına bırakmamız gerektiğini fark etmektir.
Yaşamda akışa bırakmamız gereken pek çok şeyi kontrol etmeye çalışarak gereksiz yere endişeleniyoruz. Buna karşılık, değiştirmek için adım atmamız gereken bazı konuları da kendi hâline bırakıyor ve daha sonra hiçbir şey yapmadığımız için pişman oluyoruz.
Çekim yasasında serbest bırakmak, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir. Serbest bırakmak; üzerimize düşeni yaptıktan sonra sonucu kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmek, fırsatları fark etmek ve gerekli adımları atmaktır.
Kontrol Etmek ve Akışa Bırakmak Arasındaki Denge
Şimdiye kadar yaptığınız çalışmalarla bir tohumu ektiğinizi düşünün. Onu suladınız, çevresindeki yabani otları temizlediniz, büyümesini desteklediniz ve sonunda fidan meyve vermeye başladı.
Artık sıra meyvenin olgunlaşmasına gelmiştir.
Ancak meyvenin olgunlaşabilmesi için güneşe ve zamana ihtiyacı vardır. Siz tohumu ekebilir, toprağı hazırlayabilir ve gerekli bakımı yapabilirsiniz. Fakat meyvenin hangi gün olgunlaşacağını sürekli kontrol edemezsiniz.
Domates gerçekten olgunlaşacaksa güneşin altında kızaracaktır. Doğanın sistemi böyle çalışır.
Buradaki ince çizgi, atılacak adımların hangilerinin bize ait olduğunu ve hangi noktadan sonra sonucu yaratana bırakmamız gerektiğini bilmektir.
İstemek, niyet etmek, zihinsel engellerden arınmak ve imgelemek bize aittir. İsteğin hangi yolla ve ne zaman gerçekleşeceği ise her zaman bizim kontrolümüzde değildir.
İsteğin Nasıl Gerçekleşeceğini Kontrol Etmeye Çalışmak
En büyük yanılgılarımızdan biri, isteğimize sıkı sıkıya tutunarak onun nasıl ve ne zaman gerçekleşeceğini kontrol etmeye çalışmaktır.
İnsan olarak bilgimiz, gücümüz ve görebildiğimiz seçenekler sınırlıdır. Buna rağmen bazen sınırlı bakış açımızla bütün süreci yönetmeye çalışırız.
Oysa yaratanın önümüzde açabileceği yollar, bizim aklımıza gelen seçeneklerle sınırlı değildir. İsteğimiz hiç beklemediğimiz bir insan, karşılaşma, değişim veya fırsat aracılığıyla gerçekleşebilir.
Yapmamız gereken; üzerimize düşen çalışmayı tamamlamak, sonucu sahibine havale etmek ve karşımıza çıkan fırsatları farkındalıkla takip etmektir.
Zihinsel Kapasitemizi Genişletmek
Her insanın kabul edebileceği, taşıyabileceği ve yönetebileceği imkânların bir sınırı vardır. Bu sınır çoğu zaman kişinin zihinsel olarak neyi mümkün gördüğüyle ilgilidir.
İsteğiniz mevcut zihinsel sınırlarınızın çok dışındaysa önce bu sınırları genişletmeniz gerekebilir.
Örneğin zenginlik istiyorsanız, öncelikle parayla olan ilişkinize bakmanız gerekir:
- Para hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Paranın yalnızca güçlükle kazanılabileceğine mi inanıyorsunuz?
- Büyük miktarda para yönetmek sizi korkutuyor mu?
- Parayı hak ettiğinize inanıyor musunuz?
- Para kazanan insanlara karşı hangi yargıları taşıyorsunuz?
Sınırlı bir bütçeyi yönetmeye alışmış bir insanın çok daha büyük bir serveti yönetebilmesi için zihinsel ve davranışsal olarak gelişmesi gerekir.
Bu durum ağırlık çalışmasına benzer. İnsan bir anda kaldırabileceğinden çok daha ağır bir yükün altına girerse sakatlanabilir. Ancak düzenli çalışarak ve ağırlığı aşamalı biçimde artırarak taşıma kapasitesini geliştirebilir.
Zihinsel kapasite de benzer şekilde genişler.
İsteklerimize ulaşmadan önce yaşadığımız bazı deneyimler, aslında bizi istediğimiz sonucu taşıyabilecek hâle getirmek için karşımıza çıkabilir.
Yaşadığınız Değişimler İsteğinize Hizmet Ediyor Olabilir
Yeni ve daha iyi bir iş istediğinizi düşünün. Ancak aynı zamanda mevcut işinize sıkı sıkıya tutunuyor, alıştığınız düzeni bırakmaktan korkuyor olabilirsiniz.
Bazen yaşanan beklenmedik bir değişim, insanı yeni fırsatlar için harekete geçmeye zorlar. İlk anda olumsuz görünen bir gelişme, daha sonra çok daha iyi bir seçeneğe ulaşmanın başlangıcı olabilir.
Bir süre sonra, önceden hayal bile etmediğiniz fırsatların karşınıza çıktığını görebilirsiniz.
Başımıza gelen her olayın nedenini o anda anlayamayabiliriz. Ancak bazı olaylar eski düzeni bırakmamızı, sınırlarımızı genişletmemizi ve yeni bir yöne ilerlememizi sağlayabilir.
Serbest Bırakmak ve Teslimiyet
Bu çalışmalara ilk başladığım dönemde “serbest bırakmak” ifadesini duyduğumda şaşırmıştım.
“Bir şeyi hem isteyip hem de nasıl serbest bırakabilirim?” diye düşünüyordum.
İlk adımları düzenli olarak uyguladıktan sonra teslimiyetin aslında ne anlama geldiğini fark etmeye başladım. İsteğimin gerçekleşmesi için belirli yollar tanımlıyor, sonucun yalnızca benim düşündüğüm biçimde ortaya çıkmasını bekliyordum.
Doğal olarak da bir noktada tıkanıp kalıyordum.
Bir gün imgeleme çalışmasından sonra içimden şu sözleri söylemek geldi:
Allah’ım, sen her şeyin sahibisin. Sen yoktan var eden, var olanı dilediğinde dönüştürensin. Ben senin aciz bir kulunum ve senden istiyorum.
Bilinçli aklımla bunun nasıl gerçekleşeceğini bilmiyorum. Nasıl olacağını düşündükçe tıkanıp kalıyorum. Biliyorum ki sen bu isteğimi vermeyi kabul ettiğinde hiçbir şey onun önünde duramaz.
Ben senin nasıl vereceğini bilemem. Sen rahmeti sonsuz ve sınırsız olansın. Cebbâr isminle zorlukları kolaylaştıran, Vekîl isminle üzerine aldığın işi tamamlayansın.
Rabbim, ben bunu istiyorum. Nasıl gerçekleşeceğini bilmiyorum ve sana havale ediyorum. En doğru yolu Alîm isminle sen bilir, Rahmân sıfatınla sen verirsin.
El açtım, boyun büktüm ve senden istiyorum. Benim ve bütünün hayrına olacak şekilde sana teslim oluyorum.
Bu sözlerden sonra içimi büyük bir rahatlama ve huzur kapladı.
Sonraki günlerde isteğim aklıma geldiğinde kendime, “Ben bunu Rabbime havale ettim. Benim için en hayırlı yolu o bilir.” diyerek teslimiyette kalmaya çalıştım.
İlk adımları özenle uyguladığım ve ardından serbest bıraktığım pek çok konuda, yıllardır çözemediğim sorunların kolaylıkla çözüldüğünü gördüm.
İmkânsızlık Algısı Zihinsel Sınırlarımızdan Doğabilir
Dünyada çok sayıda insan, meslek, ilişki biçimi ve yaşam seçeneği bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca kendi çevremize veya geçmiş deneyimlerimize bakarak bir şeyin imkânsız olduğuna karar vermemeliyiz.
İlişkiler konusunda kendinize birtakım sınırlamalar koymuş olabilirsiniz. İstediğiniz özelliklere sahip bir insanın bulunmadığını düşünebilirsiniz. Ancak sizin önem verdiğiniz değerleri taşıyan ve sizin sınırlama olarak gördüğünüz durumları önemsemeyen biriyle karşılaşmanız mümkündür.
İş hayatında da benzer bir durum vardır. Bir insan paranın yalnızca çok çalışarak ve büyük zorluklarla kazanılacağına inanıyorsa, bütün gününü tüketen işlere yönelebilir. Başka biri ise daha verimli çalışarak daha kısa sürede benzer veya daha yüksek bir gelir elde edebilir.
Yaşadığımız dünya yalnızca dış koşullardan değil, düşüncelerimizden, seçimlerimizden ve zihinsel sınırlarımızdan da etkilenir.
Önemli olan ne istediğimizi farkındalıkla belirlemek ve kendimizi yeni ihtimallere kapatmamaktır.
Serbest Bırakmak Pasif Bir Bekleyiş Değildir
İşi yaratana havale ettikten sonra her şey bitmiş olmaz.
İsteğimiz konusunda kararlı olduğumuzu göstermek ve üzerimize düşen eylemleri gerçekleştirmek gerekir. Manevi anlatılarda da insanın duasının ardından bir eylemde bulunmasının istendiği örneklerle karşılaşırız.
Hz. Musa su istediğinde asasını yere vurması istenmiştir. Hz. Meryem’e ise hurma ağacını silkelemesi söylenmiştir.
Yaratan sonucu hiçbir eylem olmadan da verebilirdi. Ancak insanın sürece katılması ve iradesini ortaya koyması istenmiştir.
Yaygın bir söz bu durumu şöyle özetler:
Aynı şeyleri tekrar tekrar yaparak farklı sonuçlar beklemek mümkün değildir.
Hayatınızda bir değişiklik istiyorsanız, bazı düşüncelerinizi, alışkanlıklarınızı veya davranışlarınızı da değiştirmeniz gerekir.
Atmanız Gereken Yaratıcı Adımları Belirleyin
Son adım olarak zihninizi yoklayın ve kendinize şu soruyu sorun:
“Bu isteğimi elde edebilmek için atmam gereken adımlar nelerdir?”
İstediğiniz sonuca ulaşmak için gereken emeği vermeniz ve bazı bedelleri göze almanız gerekebilir.
Çoğu zaman istediğiniz şey, yapmaktan korktuğunuz veya sürekli ertelediğiniz bir adımın arkasında durmaktadır.
Bu nedenle korkularınızla yüzleşin ve atmanız gereken adımları belirleyin. Siz harekete geçtikçe önünüzde yeni fırsatlar belirmeye başlayacaktır.
“Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” diye sorulur. Ne kadar çok kitap okursanız okuyun, öğrendiklerinizi uygulamadığınız sürece bu bilgilerin hayatınıza sağlayacağı fayda sınırlı kalır.
Sahip olduğunuz bilgiyi kullanmadığınız sürece, o bilgi sizi ayrıcalıklı kılmaz.
Çekim Yasası Yalnızca İmgelemek Değildir
Çekim yasasını anlatan içerikleri okuyan bazı insanlar, yalnızca oturup imgeleyerek isteklerine ulaşabileceklerini düşünür.
Ancak sistem yalnızca düşünmekten ibaret değildir.
İmgeleme size yön verir. Niyetinizi belirler ve zihinsel olarak hazırlanmanızı sağlar. Fakat gerçek yaşamda sonuç alabilmek için bu niyetin eylemlerle desteklenmesi gerekir.
Hareket ettiğinizde yeni insanlarla tanışır, yeni bilgiler edinir ve daha önce görmediğiniz seçenekleri fark edersiniz. Eyleme geçmek, niyetinizi somutlaştırır.
Kurtarılmayı Beklemek Yerine Kendi Gücünüzü Fark Edin
Oturduğunuz yerde “beyaz atlı prensin” gelmesini beklerseniz, beklemeye devam edebilirsiniz.
Beyaz atlı prens anlatısı, yıllar boyunca özellikle kadınlara bir gün birinin gelip onları kurtaracağı düşüncesini aktardı. Ancak burada sorulması gereken önemli bir soru vardır:
Bir insanın kurtarılmaya ihtiyaç duyduğuna kim karar verir?
Kurtarılmayı beklemek, hayatınızla ilgili seçimleri başka birinin yapmasını beklemek anlamına gelebilir. Sürekli tercih edilmeyi beklediğinizde kendi seçme gücünüzü gözden kaçırabilirsiniz.
Harekete geçmek ise kendi gücünüzün farkına varmaktır.
Harekete geçmek:
- İrade beyan etmektir.
- Ne istediğinizi açıkça seçmektir.
- Kendi hayatınızın sorumluluğunu almaktır.
- Fırsatları görebileceğiniz alanlara yönelmektir.
Siz hareket ettikçe farkındalığınız artar ve önünüzde daha fazla seçenek belirmeye başlar.
Fırsatlar Hareket Hâlindeyken Görünür Olur
Yağmur altında duran bir otomobille hareket hâlindeki bir otomobili düşünün. Otomobil hareket ettiğinde daha fazla yağmur damlasıyla temas eder.
Hayatımızdaki fırsatlar da buna benzer.
Aynı yerde kaldığımızda yalnızca bulunduğumuz noktaya ulaşan ihtimalleri görebiliriz. Hareket ettiğimizde ise daha fazla insanla, bilgiyle, deneyimle ve fırsatla karşılaşırız.
Seçeneklerinizi artırmak için harekete geçin. Doğayla bütünleşin ve yaşamın hareketine katılın.
Üzerinize düşeni yaptıktan sonra gerisini yaratana bırakın.
Bazen başlangıçta direndiğiniz veya üzüldüğünüz olayların, zaman içerisinde sizin için önemli fırsatlara dönüştüğünü görebilirsiniz.
“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
Bakara Suresi, 216
Sonuç: Yapmanız Gerekeni Yapın ve Sonucu Serbest Bırakın
Çekim yasasında serbest bırakmak, isteğinizden vazgeçmek anlamına gelmez.
Serbest bırakmak:
- İsteğinizin nasıl ve ne zaman gerçekleşeceğini kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmektir.
- Üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmektir.
- Karşınıza çıkan fırsatları fark etmektir.
- Gerekli yaratıcı adımları atmaktır.
- Sonucun en hayırlı biçimde gerçekleşmesine güvenmektir.
Niyetinizi belirleyin, zihinsel engellerinizi fark edin ve gerekli adımları atın. Ardından sonucu sürekli kontrol etmeye çalışmak yerine teslimiyette kalın.
Yapmanız gerekeni yapıp gerisini yaratana bıraktığınızda, sizin için en doğru ve en hayırlı olanın hayatınıza gelmesine alan açarsınız.
Sevgilerle,
Halis Şahiner
Sosyolog – Yazar
Tüm Yazı Serisi:
Çekim Yasası Nasıl Çalışır? -1
Çekim Yasası Nasıl Çalışır-2- Bilinçli Olarak Çekim Yasasını Çalıştırmak
Çekim Yasası Nasıl Çalışır-3- Arınmak ve İmgelemek
Çekim Yasası Nasıl Çalışır-4- Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın
Çekim Yasası Nasıl Çalışır -5- Şükretmek
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
