|

Bilinçaltı Kayıt Temizliği Yapma Rehberi

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: Nereden Başlamalı, Nasıl Çalışmalı?

Hayatınızda aynı duyguları, aynı ilişkileri, aynı para sorunlarını, aynı değersizlik hissini ya da aynı içsel sıkışmaları tekrar tekrar yaşıyorsanız, mesele sadece dış koşullar olmayabilir. Bazen insanın hayatını yöneten şey, farkında olduğu düşünceler değil; bilinçaltında yıllar içinde oluşmuş kayıtlar, korkular, kabuller ve otomatik tepkilerdir.
Hayatının kontrolünü eline almak, kendini daha yakından tanımak ve tekrar eden yaşam döngülerini dönüştürmek isteyen birçok kişinin merak ettiği temel bir konu var: Bilinçaltı kayıtlarını değiştirme çalışması nasıl yapılır?
Nereden başlanır?-
– Hangi adımlar uygulanabilir?
– Hangi teknikler gerçekten işe yarar?

Bu konuda uzun süredir çok sayıda mesaj ve soru alıyorum. İnsanlar yaşadıkları ilişkileri, para sorunlarını, aileyle ilgili kırgınlıkları, değersizlik duygularını, korkularını ve içsel dirençlerini anlatıyorlar. Çoğu zaman da hemen bir çözüm bekliyorlar. Fakat bilinçaltı çalışmaları, sadece “sorunu anlatıp çözüm beklemek” şeklinde ilerlemez. Önce neyin gerçekten sorun olduğunu, hangi duygunun tekrar ettiğini, hangi düşüncenin sizi aynı sonuca götürdüğünü ve hangi içsel kaydın davranışlarınızı etkilediğini fark etmek gerekir.
Bu yazıda, gelen sorulardan, bireysel çalışmalardan, kişisel gözlemlerden ve yıllar içinde edindiğim deneyimlerden yola çıkarak bilinçaltı kayıtlarını değiştirme sürecinde size yol gösterebilecek temel noktaları paylaşmak istiyorum.

Bilinçaltı Kaydı Nedir?

Bilinçaltı kaydı; kişinin geçmiş deneyimlerinden, çocukluk döneminden, aileden, çevreden, otorite figürlerinden, tekrar eden duygusal yaşantılardan ve yaşadığı olaylara verdiği anlamlardan oluşan içsel kabul sistemidir.
Bir çocuk küçük yaşta “Ben yeterli değilim”, “Ben sevilmek için çok çaba göstermeliyim”, “Para kazanmak zordur”, “İnsanlara güvenilmez”, “Hata yaparsam terk edilirim”, “Kendimi gösterirsem eleştirilirim” gibi sonuçlara varabilir. Bu sonuçlar o an için çocuğun kendini koruma biçimi olabilir. Fakat kişi büyüdüğünde aynı kayıtlar, yetişkin hayatında seçimlerini, ilişkilerini, para algısını, başarıyla kurduğu ilişkiyi ve kendine verdiği değeri etkilemeye devam edebilir.
Bilinçaltı kayıtları çoğu zaman açık cümleler halinde fark edilmez. Daha çok duygular, bedensel tepkiler, içsel dirençler, tekrar eden seçimler ve otomatik davranışlar şeklinde kendini gösterir.
Bir şeyi çok istediğinizi söylersiniz ama harekete geçemezsiniz.
Bir ilişkide değer görmek istersiniz ama sizi değersiz hissettiren kişilere çekilirsiniz.
Para kazanmak istersiniz ama para geldiğinde suçluluk, korku ya da kaybetme endişesi yaşarsınız.
Başarılı olmak istersiniz ama görünür olmaktan kaçarsınız.
İşte bu noktada bilinçaltı kayıtları devreye girer. Bilinçli zihniniz “Ben bunu istiyorum” derken, bilinçaltınız “Bu güvenli değil”, “Bunu hak etmiyorum”, “Bunu yaparsam sevilmem”, “Bunu seçersem yalnız kalırım” diyebilir.

Bu Yazı Kimler İçin?

Bu yazı özellikle kendini sürekli aynı döngülerin içinde bulan kişiler için hazırlanmıştır.
İlişkilerinde aynı duygusal yarayı tekrar tekrar yaşayanlar, para ve bolluk konusunda içsel direnç hissedenler, özdeğer algısıyla ilgili zorlananlar, ne istediğini bildiği halde harekete geçemeyenler, geçmişte yaşadığı olayların etkisinden çıkmakta zorlananlar, kendini suçlama, öfke, kırgınlık, utanç ya da değersizlik duygularıyla sık sık karşılaşanlar bu yazıdan yararlanabilir.
Bilinçaltı kayıtlarını değiştirmek, sadece olumlama yapmak ya da birkaç teknik uygulamak değildir. Bu süreç; fark etmek, tanımlamak, duyguyu görmek, bedeni dinlemek, eski anlamları sorgulamak ve yeni bir içsel duruş geliştirmekle ilgilidir.

Önce Sorunu Doğru Tanımlamak Gerekir

Kişilerle konuştuğumda ya da gelen mesajları okuduğumda sıkça karşılaştığım bir durum var: İnsanlar hayatlarında yaşadıkları birçok olumsuzluğu genel bir şekilde anlatıyor ve bunlarla ilgili hemen bir çözüm bekliyor.
Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Bir eczaneye giriyorsunuz, birçok rahatsızlığınızı aynı anda sayıyorsunuz ve “Bana bir ilaç verin” diyorsunuz. Eczacının size gelişigüzel bir ilaç vermesini ve o ilaçla hemen iyileşmeyi bekliyorsunuz. Sizce böyle bir yaklaşımın başarılı olma ihtimali ne kadar yüksek olabilir?
Bilinçaltı çalışmaları da buna benzer. “Benim hayatımda her şey ters gidiyor”, “İlişkilerim yolunda gitmiyor”, “Para konusunda hep sıkışıyorum”, “Kendimi değersiz hissediyorum”, “Ne yapsam olmuyor” gibi genel ifadeler bir başlangıç olabilir; fakat çalışma yapmak için yeterli değildir.
Çünkü bilinçaltı dönüşümünde en önemli adımlardan biri, sorunu genelden özele indirmektir.
Sizi tam olarak ne rahatsız ediyor?
Hangi olayda ne hissediyorsunuz?
Hangi duygu tekrar tekrar tetikleniyor?
Hangi düşünce sizi aynı sonuca götürüyor?

Hangi konuda kendinizi çaresiz, değersiz, suçlu, öfkeli ya da yetersiz hissediyorsunuz?
Tanımlayamadığınız bir şeyle sağlıklı biçimde çalışamazsınız. Bu nedenle bilinçaltı kayıtlarını değiştirmek isteyen bir kişi önce kendisine karşı dürüst olmalı ve üzerinde çalışacağı konuyu netleştirmelidir.

Ne İstemediğinize Değil, Ne İstediğinize Odaklanın

Birçok insan ne istemediğini çok iyi bilir. Acı çekmek istemez. Yalnız kalmak istemez. Para sıkıntısı yaşamak istemez. Değersiz hissetmek istemez. Haksızlığa uğramak istemez. Terk edilmek istemez. Başarısız olmak istemez.
Fakat bütün bunlar ne istemediğinizi gösterir. Ne istediğinizi değil.
Çekim yasası, bilinçaltı temizliği ya da içsel dönüşüm çalışmaları yapmak istiyorsanız, öncelikle ne istediğinize odaklanmanız gerekir.
Klasik bir söz vardır: “Amacı olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardımcı olamaz.”
Bu nedenle kendinize şu soruları sormanız önemlidir:
Ne istiyorum?
Hayatımda nelerin olmasını istiyorum?
İstediğimi söylediğim şey gerçekten bana mı ait?
Bu hedefe ulaştığımda gerçekten tatmin olacak mıyım?
Buna sahip olduğumda hayatımda ne değişecek?
Buna sahip olduğumu düşündüğümde bedenimde ve duygularımda ne oluyor?
Birçok kişinin bu sorulara verdiği ilk cevap şudur: “Mutlu olacağım.”
Fakat mutlu olmak tek başına bir hedef değildir. Mutluluk daha çok bir içsel seçim, bir varoluş hali ve yaşamla kurulan ilişkinin sonucudur. Bu yüzden “Mutlu olmak istiyorum” demek yerine, sizi gerçekten neyin tatmin edeceğini, hangi yaşam biçiminin size iyi geleceğini, hangi deneyimin içsel olarak sizi genişleteceğini fark etmeniz gerekir.

Hedefiniz Gerçekten Size mi Ait?

Bilinçaltı çalışmalarında çok önemli bir nokta vardır: İnsan bazen gerçekten kendi istediği şeyi değil, başkalarının değer verdiği şeyi hedef sanabilir.
Örneğin birçok insan dünyayı gezmek istediğini söyler. Bu kulağa güzel, özgür ve çekici gelir. Fakat kendinizi gerçekten bir yurtdışı seyahatinde hayal edin. Tarihi bir yerde yürüdüğünüzü, bir kafede oturduğunuzu, farklı sokaklarda dolaştığınızı, insanları izlediğinizi düşünün. İçtiğiniz kahvenin sıcaklığını hissedin. Etrafınızdaki sesleri duyun. Bulunduğunuz ortamı beş duyunuzla algılamaya çalışın.
Şimdi kendinize sorun:
Bu deneyim beni gerçekten tatmin ediyor mu?
Burada olmak bana iyi geliyor mu?
Yalnız başıma bu sokaklarda dolaşmak beni mutlu ediyor mu?
Yoksa bu hedefi, “Benim de büyük hedeflerim var” diyebilmek için mi sahipleniyorum?
Bazen hedef dediğimiz şey, başkalarının beklentilerine uyum sağlamak için seçilmiş bir vitrinden ibaret olabilir. Bu nedenle bilinçaltı kayıtlarını değiştirme sürecinde, hedeflerinizin gerçekten size ait olup olmadığını sorgulamanız gerekir.
Ne istediğinizi bilmek, içsel dönüşüm sürecinin temelidir. Çünkü ne istediğinizi bilmeden, hangi bilinçaltı kalıbın sizi engellediğini de doğru biçimde göremezsiniz.

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirmek İçin 5 Temel Adım

Bilinçaltı kayıtlarını değiştirme sürecinde karmaşık tekniklerden önce temel bir çalışma düzeni kurmak gerekir. Bu düzeni beş adımda özetleyebiliriz.
Birinci adım, ne istemediğinizi değil ne istediğinizi netleştirmektir. Zihin sürekli istemediğiniz şeye odaklandığında aynı duygusal alanı beslemeye devam eder. Bu nedenle “Bunu istemiyorum” cümlesinin karşısına “Bunun yerine ne istiyorum?” sorusunu koymak gerekir.
İkinci adım, sizi rahatsız eden duyguyu tanımlamaktır. Öfke mi hissediyorsunuz, kırgınlık mı, suçluluk mu, değersizlik mi, terk edilme korkusu mu, başarısızlık endişesi mi? Duygunun adını koymak, onunla çalışmanın ilk kapısıdır.
Üçüncü adım, bu duygunun hangi olaylarda tetiklendiğini yazmaktır. Aynı duygu hangi insanlarla, hangi konuşmalarda, hangi ortamlarda, hangi beklentiler karşılanmadığında ortaya çıkıyor? Burada tekrar eden örüntüleri fark etmeye başlarsınız.
Dördüncü adım, duygunun altındaki inanç kalıbını bulmaktır. Örneğin “Beni aramadı” olayının altında “Ben önemsenmiyorum” inancı olabilir. “Param azaldı” olayının altında “Güvende değilim” korkusu olabilir. “Eleştirildim” olayının altında “Hata yaparsam sevilmem” kaydı olabilir.
Beşinci adım, yeni düşünceyi davranışla desteklemektir. Sadece olumlu cümleler söylemek yeterli değildir. Yeni bir bilinçaltı kaydı oluşturmak için yeni düşüncenin küçük ama somut davranışlarla desteklenmesi gerekir. Çünkü bilinçaltı sadece söze değil, tekrar eden deneyime de yanıt verir.

Hedeflerinizi Önceliklendirin

Ne istediğinizi fark etmeye başladığınızda, önünüzde yeni bir çalışma alanı açılır: Hedeflerinizi belirlemek ve önceliklendirmek.
Hedefleriniz neler?
Bu hedeflerden hangisi sizin için gerçekten önemli?
Hangisi bugünkü yaşamınızda en çok dönüşüm yaratır?
Hangisi ertelenmiş bir ihtiyaçtan doğuyor?
Hangisi sadece başkalarına kendinizi kanıtlama isteğinden geliyor?

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar, bilinçaltı çalışmalarında hangi alandan başlayacağınızı gösterir.
Öncelikli hedefinizi belirledikten sonra yeniden imgeleme çalışmasına geçebilirsiniz. İmgeleme yaparken hedefinize ulaşmış olduğunuzu beş duyunuzla hissetmeye çalışın. Görün, duyun, dokunun, koklayın, hissedin. Bu hedefe sahip olduğunuzda içinizde ne oluyor? Genişleme mi hissediyorsunuz, yoksa sıkışma mı? Rahatlama mı var, yoksa kaygı mı? Sevinç mi var, yoksa “Bu olmaz” diyen bir iç ses mi?
İşte bu aşamada bilinçaltınızdaki engeller görünür olmaya başlar.
Çünkü bazen bilinçli zihniniz “Ben bunu istiyorum” derken, bilinçaltınız “Buna sahip olmak güvenli değil”, “Bunu hak etmiyorum”, “Bunu yaparsam yalnız kalırım”, “Başarılı olursam sevilmem”, “Çok para kazanırsam kötü biri olurum” gibi kayıtlarla sizi geri çekebilir.

Bilinçaltı ve Ego Konusunda Bilgi Sahibi Olmak

Bilinçaltı kayıtlarını değiştirmek isteyen bir kişinin, bilinçaltının ve egonun nasıl çalıştığı konusunda temel bir anlayış geliştirmesi önemlidir.
Bilinçaltı, sadece bilgi depolayan pasif bir alan değildir. Aynı zamanda alışkanlıklarımızı, duygusal tepkilerimizi, otomatik seçimlerimizi ve güvenlik algımızı etkileyen güçlü bir sistemdir. Ego ise çoğu zaman kişiyi korumaya çalışır. Fakat bunu yaparken eski korkulara, eski savunmalara ve eski hikâyelere tutunabilir.
Bilinçaltı ve ego konusunda bilgi sahibi olmak, çalışmalar sırasında nereye bakmanız gerektiğini anlamanızı kolaylaştırır. Hangi duygu hangi düşünceyle bağlantılı? Hangi tepki aslında eski bir savunma? Hangi korku bugünkü olaydan değil, geçmişte verilmiş bir anlamdan geliyor?
Bu sorulara bakmaya başladığınızda yaşadığınız olaylara sadece dışarıdan bakmaz, kendi içinizdeki kayıtları da fark etmeye başlarsınız.

Akıllı Sorularla İçsel Kalıpları Görmek

Bilinçaltı çalışmalarında soru sormak çok güçlü bir araçtır. Çünkü doğru soru, zihnin otomatik cevaplarını aşarak daha derindeki duyguya ve inanca ulaşmanıza yardımcı olur.
Bir olay yaşadığınızda kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Şu anda bana ne oluyor?
Ben şu anda ne hissediyorum?
Bu kişi bana böyle söylediğinde ya da böyle davrandığında içimde ne tetikleniyor?
Bu olay bana neyi hatırlatıyor?
Bu duyguyu daha önce nerede hissettim?
Bu olay olursa benim için ne anlama gelir?

Bu soruların amacı suçlu bulmak değildir. Amaç, sizi gerçekten rahatsız eden konuyu fark etmektir.
Çünkü bazen yüzeyde öfke vardır ama altında değersizlik duygusu bulunur. Bazen kıskançlık vardır ama altında terk edilme korkusu vardır. Bazen para kaygısı vardır ama altında güvende olmama hissi vardır. Bazen birine duyulan öfke vardır ama altında kendine duyulan suçlama bulunur.
Kişi bu bağlantıları fark etmeye başladığında, bilinçaltı kayıtlarıyla daha bilinçli bir ilişki kurabilir.

İlk Başlayanlar İçin: Kendini Sevme ve Kabul Çalışması

Bilinçaltı kayıtlarını değiştirme çalışmalarına yeni başlayanlar için en temel alanlardan biri kendini sevme ve kabul çalışmalarıdır.
Kendini sevme çalışması için basit ama etkili bir uygulama yapılabilir. Her sabah ayna karşısında birkaç dakika gözlerinizin içine bakarak kendinize şu cümleyi söyleyebilirsiniz:
“Kendimi olduğum gibi seviyor ve kabul ediyorum.”
İlk başlarda bu cümleyi söylerken gariplik, direnç, boşluk ya da inançsızlık hissedebilirsiniz. Bu çok normaldir. Çünkü bilinçaltında “Ben sevilmeye layık değilim”, “Ben yeterli değilim”, “Ben değerli değilim” gibi kayıtlar varsa, bu cümle başlangıçta size gerçekçi gelmeyebilir.
Fakat düzenli tekrar, farkındalıkla birleştiğinde içsel algınızda yavaş yavaş bir değişim başlatabilir.
Burada amaç kendinizi yapay bir şekilde ikna etmek değildir. Amaç, yıllardır kendinize yönelttiğiniz yargıların farkına varmak ve kendinizle daha yumuşak, daha kabul edici bir ilişki kurmaya başlamaktır.

Affetme Neden Önemlidir?

Huzurlu bir yaşam istiyorsanız, geçmişte yaşadığınız olaylara ve bu olayların sizde bıraktığı duygusal yüklere bakmanız gerekir. Affetme çalışması bu noktada güçlü bir içsel temizlik alanı açabilir.
Affetmek, yaşananları onaylamak değildir.
Affetmek, haksızlığı haklı çıkarmak değildir.
Affetmek, karşı tarafın yaptığı şeyi unutmak zorunda olmak değildir.

Affetmek, öncelikle kendi zihninizde ve bedeninizde taşıdığınız öfke, kırgınlık, suçlama ve bağlılık enerjisini serbest bırakmayı seçmektir.
Bazen insanlar yıllar boyunca geçmişte yaşanmış bir olayı zihinsel olarak taşımaya devam eder. O kişi hayatınızdan çıkmış olabilir ama zihninizde hâlâ yer kaplıyor olabilir. Onunla konuşmaya, ona kızmaya, ona cevap vermeye, onu suçlamaya iç dünyanızda devam ediyor olabilirsiniz.
Bu durumda affetme çalışması, karşı taraf için değil, öncelikle sizin için yapılır.

Affetme Çalışması Nasıl Yapılır?

Affetme çalışması için sakin, güvenli ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer seçin. İki sandalye alın ve karşılıklı koyun. Bir sandalyeye siz oturun, diğer sandalyede ise öfke duyduğunuz kişinin oturduğunu hayal edin. İsterseniz bu çalışmayı zihninizde, beyaz duvarlı ve ortasında iki sandalye bulunan sade bir odada da imgeleyebilirsiniz.
Kucağınıza bir yastık alabilirsiniz. Karşınızda o kişinin oturduğunu hayal ederek ona söyleyemediğiniz her şeyi sesli olarak ifade edin.
Sana öfkeliyim, çünkü…
Sana kızgınım, çünkü…
Beni incittiğin için sana kızgınım.
Bana böyle davrandığın için öfkeliyim.
Neden bunu yaptın?

Bunu yaşadığımda kendimi değersiz, yalnız, kırılmış ya da çaresiz hissettim.
Bu aşamada kendinizi kibar olmaya zorlamayın. Buradaki amaç saldırganlık yaratmak değil, içeride bastırılmış duyguların güvenli bir şekilde ifade edilmesine alan açmaktır. Çalışmayı sadece zihinde yapmak yerine, sesinizi ve bedeninizi de sürece katmanız daha etkili olabilir. Çünkü bastırılmış duygu sadece düşüncede değil, bedende de tutulur.
İçinizdeki öfke, kızgınlık ya da kırgınlık enerjisi azaldığında olaya daha farklı bir yerden bakmaya başlayabilirsiniz.
Daha sonra karşı taraftan bir cevap geldiğini hayal edin. İçinizden onun adına bir cevap yükselebilir. Gelen cevabı dinleyin ve kendinize sorun:
Bu cevap beni rahatlatıyor mu?
Onu affetmeye hazır mıyım?
Bu kişiyle olan zihinsel bağımı serbest bırakmaya hazır mıyım?

Hazır olduğunuzu hissettiğinizde şu cümleleri kullanabilirsiniz:
Seni affediyorum. Seni bağışlıyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerin için teşekkür ederim. Onlardan öğrendiklerimi sevgiyle kabul ediyorum. Sana verdiklerimi sevgiyle verdim; onlar sende kalabilir. Sana yaşamında iyilik, sağlık ve huzur diliyorum. Seni sevgiyle serbest bırakıyorum. Gitmene izin veriyorum. Sen özgürsün, ben de özgürüm.”
Bu çalışma bir defada tamamlanmak zorunda değildir. Bazı kişiler ve olaylar için birkaç kez tekrar gerekebilir. Özellikle anne, baba, aile üyeleri, eski ilişkiler, öğretmenler, patronlar ya da hayatınızda derin iz bırakmış kişilerle ilgili çalışmalar aşamalı ilerleyebilir.
En önemlisi, bu çalışmanın bir aşamasında karşı sandalyeye kendinizi de oturtmanızdır. Çünkü çoğu zaman affetmekte en çok zorlandığımız kişi başkası değil, kendimizdir.

Affedemediğiniz Yerde Kendinize de Bakın

Birini affedemiyorsanız, çoğu zaman o olayın içinde kendinize yönelttiğiniz bir suçlama da vardır.
“Ben nasıl bunu göremedim?”
“Neden buna izin verdim?”
“Neden kendimi koruyamadım?”
“Neden bu kadar fedakârlık yaptım?”
“Neden kendime rağmen devam ettim?”

Özellikle ilişkilerde bu durum çok sık yaşanır. İnsan, sevilmek, kabul görmek ya da terk edilmemek için normalde yapmayacağı davranışlarda bulunabilir. Kendi sınırlarını aşabilir. Karşı tarafın beklentilerini zihin okumayla tahmin ederek ona göre davranabilir. Sonra beklentisi karşılanmadığında yoğun bir kırgınlık ve öfke yaşayabilir.
Bu noktada ego devreye girer ve kişiyi korumak için bütün suçu karşı tarafa yükleyebilir. Çünkü kişi kendi payına bakarsa canı yanacaktır.
Oysa gerçek özgürleşme, suçlu aramaktan çok, kendi içsel kalıplarınızı fark etmeye başladığınızda başlar.
Beş yaşında öğrendiğiniz davranış kuralları bugün hâlâ mutlak gerçek olmak zorunda mı?
Hata yaptığınızda gerçekten ne olacağından korkuyorsunuz?
Kendinizi suçlamayı bırakırsanız ne değişir?
Başkalarının sizi yargılama hakkını onlara ne zaman verdiniz?

Bu sorular, affetme çalışmasını daha derin bir farkındalık alanına taşır.

Yazarak Çalışmak: Zihindeki Döngüyü Görünür Hale Getirmek

Bilinçaltı çalışmaları yaparken yazmak çok önemlidir. Çünkü zihinde dönen düşünceler çoğu zaman belirsizdir. İnsan aynı konuyu defalarca düşünür ama ne düşündüğünü tam olarak göremez. Yazı, zihindeki karmaşayı görünür hale getirir.
Kendinizle ilgili yaptığınız tespitleri yazıya dökmek, hem düşüncelerinizi netleştirir hem de ilerlemenizi görmenizi sağlar.
Şu sorularla düzenli yazılı çalışma yapabilirsiniz:
Bugün beni en çok ne tetikledi?
Bu olayda ne hissettim?
Bu duygu bana kimi ya da hangi dönemi hatırlatıyor?
Bu olayla ilgili kendime ne söyledim?
Bu düşünce bana mı ait, yoksa geçmişten öğrendiğim bir kayıt mı?
Bu olayda asıl korkum neydi?
Bu düşünce yerine bugün neyi seçebilirim?

Yazarak çalışmanın amacı kendinizi yargılamak değildir. Amaç, içeride görünmeden çalışan duygu ve düşünce kalıplarını fark etmektir.

Hipnoz ve Bilinçaltı Çalışmaları

Hipnoz, bilinçaltına ulaşmak için kullanılan yöntemlerden biridir. En basit tanımıyla hipnoz, trans halidir. Trans hali ise uyku ile uyanıklık arasında, kişinin telkinlere daha açık olabildiği özel bir bilinç durumudur.
Hipnotik trans sırasında verilen olumlu telkinler ve uygulanan psikoterapötik yöntemler, kişinin içsel algılarında değişim oluşturmasına yardımcı olabilir. Ancak hipnoz uygulamalarının özellikle derin travmalar, yoğun psikolojik sorunlar ya da klinik düzeyde rahatsızlıklar söz konusu olduğunda uzman kişiler tarafından yürütülmesi önemlidir.
Geçmişte yaşanan duyguları dönüştürmeye yönelik regresyon çalışmaları da bazı kişiler için farkındalık sağlayabilir. Bir konuya odaklanarak yapılan regresyon çalışmasında, kişi bazen o duygunun kaynağı olan geçmiş bir sahneye gidebilir. Bu sahne yakın zamanda yaşanmış bir olay olabileceği gibi, çocukluk dönemine ait bir anı da olabilir.
Burada önemli olan sadece olayın kendisi değildir. O olay sırasında ne hissettiğiniz ve o duyguya hangi anlamı verdiğinizdir.
Çünkü bazen çocuklukta yaşanan bir olay, o günkü bilinç düzeyiyle yorumlanır ve yıllar boyunca kişinin hayatında bir inanç kalıbı olarak devam eder.
Örneğin kişi çocukken “Ben sevilmiyorum” sonucuna varmış olabilir. Yetişkin olduğunda karşısındaki kişinin davranışlarını bu eski kayıtla yorumlamaya devam edebilir. Böylece olaylar değişse bile içsel tepki aynı kalır.
Bilinçaltı çalışmaları bu eski anlamlandırmaları fark etmek ve yeni bir içsel bakış geliştirmek için kullanılabilir.

Bu konuda sitemde bulunan regresyon ses kaydını ve diğer telkinleri kullanabilirsiniz.

Geçmişte Yaşananları Affetme Telkini

Kendine Güven Telkini ve Ses Kaydı

Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürme

Bilinçaltı Kayıt Temizliğinde Kaynak Olaya Ulaşmak.

Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı

İçsel Temizlik Yöntemi

İçsel temizlik, bilinçaltı kayıtlarıyla çalışmak için kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Bu yaklaşımda kişinin yaşadığı olumsuz olaylar, korkular, öfke, kırgınlık ve tekrar eden tepkiler birer farkındalık kapısı olarak değerlendirilir.
Günlük yaşamda karşılaştığımız her olay bize bir şey gösterebilir. Bir olay karşısında öfkeleniyorsak, üzülüyorsak, kırılıyorsak ya da acı çekiyorsak, çoğu zaman o tepkinin altında bir korku vardır.
Bu noktada şu sorular kullanılabilir:
Şu anda bana ne oldu?
Karşımdaki kişi bana ne yaptı?
Ben bu olay karşısında kendimi nasıl hissettim?
Bu duygu bana hangi eski korkumu hatırlatıyor?
Hangi korku beni bu tepkiye götürdü?

Korkuyu doğru tespit ettiğinizde duygu bazen daha da yoğunlaşabilir. Bu, doğru noktaya yaklaştığınızın bir göstergesi olabilir. Çünkü bastırılmış enerji görünür hale geldiğinde önce yükselir, sonra çözülmeye başlar.
İçsel temizlik çalışmalarında beş temel alan önemlidir:
– Kendini tanıma
– Korkudan arınma
– Geçmişi affetme
– Özgürleşme
– Olumsuz düşünceleri olumluya dönüştürme

Bu beş alan, kişinin kendi iç dünyasını daha net görmesine ve bilinçaltı kalıplarıyla daha sistemli çalışmasına yardımcı olur.

Bu konudaki yazıya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme- İçsel Temizlik

EFT – Duygusal Özgürleştirme Tekniği

EFT, “Emotional Freedom Technique” ifadesinin kısaltmasıdır ve Türkçede “Duygusal Özgürleştirme Tekniği” olarak bilinir.
EFT, kişinin duygusal yoğunluklarını fark ederek belirli enerji noktalarına hafif vuruşlarla çalışmasını içeren bir yöntemdir. Korkular, kaygılar, fobiler, öfke, suçluluk, değersizlik hissi ve bazı duygusal sıkışmalar üzerinde destekleyici bir çalışma olarak kullanılabilir.
Uygulamayı öğrenmek başlangıçta karmaşık görünebilir; fakat temel mantık kavrandığında kişi birçok duygusal konuda kendi üzerinde farkındalık çalışması yapabilir.
Burada önemli olan, çalışmanın mekanik bir tekrar haline gelmemesidir. Asıl mesele, hangi duyguya çalıştığınızı, o duygunun bedende nerede hissedildiğini ve hangi düşünceyle bağlantılı olduğunu fark etmektir.

 EFT- Duygusal Özgürlük Tekniği kitabı

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bilinçaltı çalışmaları sabır, süreklilik ve dürüstlük ister. Birkaç uygulamayla yıllardır oluşmuş bütün kalıpların tamamen ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi olmayabilir. Bazı konularda hızlı farkındalıklar oluşabilir; bazı konularda ise daha uzun süreli çalışma gerekebilir.
Bu süreçte size yardımcı olabilecek bazı temel öneriler şunlardır:
Yazarak çalışın. Düşünceleri zihinde çevirmek yerine kâğıda dökmek, konuyu daha net görmenize yardımcı olur.
Genel başlıklarla değil, belirli olaylarla çalışın. “İlişkilerim kötü” demek yerine, “Şu olayda kendimi değersiz hissettim” diyebilmek daha etkilidir.
Dışarıyı kontrol etmeye değil, kendi zihninize ve duygunuza odaklanın. Karşınızdaki kişinin davranışlarını kontrol edemezsiniz; fakat kendi düşüncenizi, yorumunuzu ve tepkinizi fark etmeyi öğrenebilirsiniz.
Sizi rahatsız eden bir olay olduğunda şu cümleyi birkaç kez tekrar edebilirsiniz: “Zihnime huzur, sakinlik, dinginlik, açıklık ve denge hâkim.”
Zihninizi neyle beslediğinize dikkat edin. Düşünceler zihnin yakıtıdır. Hangi düşünceleri tekrar ederseniz, iç dünyanızda o düşüncelerin etkisini büyütürsünüz.
Duyguyu hissetmeden dönüştürmeye çalışmayın. Hissetmediğiniz bir duyguyu temizleyemezsiniz. Yüzmeyi öğrenmek istiyorsanız suya girmeniz gerekir; havuzun etrafında dolaşarak yüzme öğrenilmez.
Sadece bilmek yeterli değildir. Bildikleriniz değil, yapabildikleriniz hayatınızda fark yaratır.
Çalışma sonrasında oluşan boşluğu yeni bir olumlu düşünce ve davranış kalıbıyla destekleyin. Eski bir yolu kapatıp yerine yeni bir yol açmazsanız, zihin alıştığı yola geri dönmek isteyebilir.

Çalışmalar Sırasında Ortaya Çıkabilecek Tepkiler

Bazı enerji ve farkındalık çalışmaları sırasında ya da sonrasında kısa süreli uyum tepkileri görülebilir. Bunlar kişiden kişiye değişebilir.
Yoğun esneme
Uyuma isteği
Uyuşukluk
Gözlerin yaşarması
Ağlama
İç geçirme
Geğirme
Karın guruldaması
Bedende hafif boşalma hissi

Bu tür süreçlerde bol su içmek, bedeni dinlemek ve kendinize zaman tanımak faydalı olabilir.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

Bilinçaltı kayıtlarıyla çalışmak kişisel farkındalık açısından faydalı olabilir. Ancak bazı durumlarda bu çalışmaları tek başına yürütmek uygun olmayabilir.
Eğer yaşadığınız duygular günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, travmatik anılar yoğun şekilde tetikleniyorsa, panik, depresyon, yoğun kaygı, kendine zarar verme düşünceleri, ciddi uyku sorunları, bedensel belirtiler ya da işlevselliği bozan ruhsal zorlanmalar yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız önemlidir.
Kişisel gelişim çalışmaları destekleyici olabilir; fakat profesyonel destek gerektiren durumların yerine geçmemelidir.

Önemli Uyarı

Bu yazıda paylaşılan çalışmalar kişisel farkındalık, içsel gözlem ve tamamlayıcı gelişim çalışmaları kapsamında değerlendirilmelidir. Burada yer alan bilgiler tıbbi teşhis, tedavi, psikoterapi veya profesyonel sağlık hizmeti yerine geçmez.
Yoğun travma, depresyon, anksiyete, panik atak, psikiyatrik tanı, ciddi bedensel rahatsızlık veya günlük yaşamı etkileyen yoğun duygusal zorlanmalar söz konusuysa mutlaka bir hekim, psikolog, psikiyatrist veya alanında yetkin bir uzmandan destek alınmalıdır.

Sonuç: Bilinçaltı Dönüşümü Bir Süreçtir

Bilinçaltı kayıtlarını değiştirmek, sadece birkaç olumlama söylemekten ya da bir teknik uygulamaktan ibaret değildir. Bu süreç; ne istediğinizi fark etmeyi, duygularınızı tanımayı, tekrar eden kalıplarınızı görmeyi, geçmişle olan bağlarınızı dönüştürmeyi ve yeni bir içsel duruş geliştirmeyi içerir.
Önce kendinize dürüstçe bakmanız gerekir.
Sonra ne istediğinizi netleştirmeniz gerekir.
Ardından sizi tutan korkuları, suçlulukları, öfkeyi, değersizlik duygusunu ve eski inanç kalıplarını fark etmeye başlarsınız.
Bu farkındalık arttıkça, seçim alanınız da genişler.
Unutmayın: Hayatınızda fark yaratan şey sadece bildikleriniz değildir. Asıl farkı, uygulayabildikleriniz yaratır.
Bilinçaltı kayıtlarınızı, tekrar eden ilişki ve para döngülerinizi, özdeğer algınızı ve içsel dirençlerinizi daha derinlemesine fark etmek istiyorsanız bireysel danışmanlık çalışmaları ve ilgili kitaplarım üzerinden bu süreci daha sistemli şekilde inceleyebilirsiniz.
Halis ŞAHİNER
Sosyolog & Yazar & Yaşam Koçu

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Similar Posts