Sınırlamalarımızın Ötesine Geçmek



Yaşamdaki olmak, sahip olmak, yapmak isteyip te olamadığımız, sahip olamadığımız, yapamadığımız şeyleri elde edememizin önündeki en büyük engel onlarla ilgili nasıl olup, nasıl olmayacağını, nasıl elde edilip nasıl elde edilemeyeceği hakkındaki doğru sandığımız sınırlı bilgilerimizdir?

 Bir şeyi olmanın, sahip olmanın ve yapmanın binlerce yolu vardır. 


Her şey enerjidir. Her şey enerjinin farklı formlarıdır. Bugün kendinize yaratmış olduğunuz sınırlamaların farkında olma izni verin. 

Yaşamınızı gözünün önüne getirin. Sahip olmak isteyipte olmadığınız, yapmak isteyipte yapamadığınız, olmak isteyipte olamadığınız neler var?

 Bunlar gerçekten istediğiniz şeyler mi onlar yoksa kendinizi meşgul etmek için uydurduğunuz hikâyeler mi?

İsteklerimiz Neden Gerçekleşmez?



Neye inanırsanız yaşamınızda onu yaratırsın. 

Yaşamda mucizeler her zaman vardır. Bir şeyin olmayacağına inanmamamız onun olmasını engellemez sadece onlarla bizim aramıza bir perde çeker bir duvar örer. Yani onları görmemizi engeller. 

Yaşamımızı kolaylaştırmak için yaradanın yaratım biçimini anlamamız ve onunla uyum içerisinde olmak gerekir. 


Kâinattaki her şey enerjiden oluşmuştur. Maddeler enerjinin farklı formlarıdır. Bir şeyin yaratılması için yaratan tarafından enerjiler harekete geçirilerek farklı bir form yapı ya da şekil alması sağlanır.

Örnek, Yağmur suyun bir yerden başka bir yere taşınma şekillerinden biridir. Yaradan suyu taşımak için yağmur sizitemini kullanmayı seçtiğinde bunun için sistemi organize eder. Yağmurun yağması için güneşin suları ısıtması, suyun buharlaşıp gökyüzünde bulut olması, bulutun rüzgârla daha soğuk hava akımına doğru hareket ederken buharın yeniden su damlasına dönüşmesi ve yerçekimi etkisi ile yere düşmesi gerekir. Yağmur yere düşerken, Bolluk isteyene rahmet, felaket isteyene de felaket olur. Kişi bilinçli felaket istemez ancak bilinçaltındaki kendine duyduğu öfke ve cezalandırılma duygusu ile bunu çağırır. 

İlginç Bakış Açısı



Dünya ki her şey bir bakış açısıdır ve yaşamdaki her şey zihinsel bir illüzyondur. 

Doğru dediğimiz her şey görecelidir. Zamana mekâna kişiye göre değişir. Bir varsayımdır. 

Ancak doğrudur ya da yanlıştır dediğimiz şey bizim hayatımızın bir parçası haline gelir. 

Zihnimiz vermiş olduğumuz kararı haklı çıkartacak şeyler aramaya başlar. 

Bunların hepsi yargıdır. Bir düşünceyi doğru ya da yanlış çıkarmak için zihin yeni yargılara ihtiyaç duyar. Bir yargıyı yerinde tutabilmek için 25 yargıya ihtiyaç vardır. Buda zihnimizi gereksiz meşgul etme enerjimizi boşa harcamadır. 

Zihnimizde ne kadar bize hizmet etmeyen bize katkısı olmayan düşünceyi taşıyoruz?