Hayatımızı Kendimize Adamak.



   Temel atıf hatası, insanların davranışlarını dışsaldan çok içsel sebeplere bağlama, durumsal ve çevresel faktörlerin rolünü dikkate almayı ihmal etme eğilimidir.


    Yaşamımızın birçok alanında bunu bol bol yaparız. Bizim dışımızda olanı ayırt etmek yerine oradan kendimizi sorumlu tutacak yargılayacak bir şeyler buluruz ve iyi insan olmak için bunlara ihtiyacımız olduğumuzu düşünürüz.







   Olanı Sevmek kitabında Byron Kate’in iş için tanımı şöyledir. Dünyada 3 çeşit iş vardır. Bize ait olan, başkalarına ait olan ve Yaratana ait olan. Bizim üzerinde kontrol sahibi olduğumuz şeyse bize ait olandır.

    Bizim burada yaptığımız hata ise başkalarına ait durumlara ya da yaratana ait işleri yapmaya ve düzeltmeye çalışmaktır. Bunu yaparken kendi hayatımızı ıskalarız.

    Kendi hayatımızı yaşayamayız. Ama aynı zamanda bu durumdan yakınırız.

  Bu durumun ötesine geçmek için ilk yapılacak şey günlük hayatımızdaki önceliklerimizin farkında olmaktır. Günlük hayatımızda önceliği kendimize ayırmaktır. 

  Günlük yaşamınızda ne kadar kendinize ait olmayan sizin sorumluluğunda olmayan işi takip ediyor, kendi sorumluluğunuza alıyorsunuz?

Geçmiş Travmaların Anlamlarını Değiştirmek



Yaşamımızda bir şey olmaktan, bir şeye sahip olmaktan engelleyen en büyük şey geçmişte yaşadığımız travmalara verdiğimiz anlamdır.

Oradaki yaşananları algılama şeklimizdir.

Çocukluğumuzda olayları sağlıklı bir biçimde anlamlandıramadığımız için anne karnından itibaren anne ve babamızın bizim hakkımızdaki düşüncelerini referans alırız. Bir şeye anlam verirken onların bakış açılarından işlevsel oluruz.




Bu durumun yarattığı şeyse oradaki gerçeği görmek yerine varsayımda bulunmaktır.  Annemizin karnında iken annemizin davranışlarının kısıtlanması, annenin babayla ilgili yaşadıklarının duygusal etkileri aslında bizimle ilgili olmamasına rağmen bize ait sanır oradaki rahatsızlığın sorumlusunun kendimiz olduğunu düşünür ve bu durumu içselleştiririz.

Sonrasında ise anne ve babamızın duygu durumlarını düzeltme görevini üzerimize alırız. Onlar kendilerini her kötü hissettiğinde bir şeyler yapmak zorunda hissederiz. Veya diğer insanlarla bulunduğumuz ortamlarda kişilerin kendilerini kötü hissetmelerinden kendimiz sorumlu tutarız.

Buda bizi yorar.

Mevcut durumdan kurtulmak için referanslardaki yanlışımızı görmek durumdayız. Orada olan şeyi görmek durumundayız.

Servet Oluşturmanın Dört Elementi - Gary Douglas



Büyürken annem bana; “Şampanya zevkin ve bira bütçen var.” derdi. Ben de o zaman tamam, dedim, şampanya bütçesine sahip olacağım ve iyi bira içeceğim.

Çoğumuz çocukken, her şeyin bizim için mümkün olduğuna dair bir algıya sahiptik. Ailelerimiz bize bir şeyler verirken biz hala daha fazlasını istiyorduk. Çoğumuzun ailesi “Neden sadece sana verdiklerim için şükretmiyorsun?!” gibi şeyler söyledi. Bizim cevabımız da; “Çünkü daha fazlası var! Neden bana her şeyi vermiyorsun?” oldu.

Her şeye sahip olamayacağınız bahanesiyle kaç tane yalan satın aldınız? Ya eğer olabilseydiniz? Ya kendinize her şeye sahip olmak için izin verseydiniz? Ya yargı yapmak ve nerede yanlış yaptığınızı düşünmek yerine durup şöyle söyleseydiniz; “Oh! Burada farkında olduğum bir olasılık var. Bunu yaratmak için ne gerekir?”





Servet ve bolluk mümkün. Daha fazlası mümkün. Siz almaya istekli misiniz? Bunu seçmeniz için ne gerekir?

Servet Oluşturmanın 4 Elementi

1. Paraya SAHİP Olmaya İstekli Olun

Paraya sahip olmaya istekli misiniz? Yoksa sadece para harcamaya mı? Eğer sadece para harcamaya istekliyseniz elinize geçen her şeyi harcamak zorundasınız. Zengin insanlar paraya SAHİPtir ve paraya sahip olduğunuzda onu nerede ve ne zaman harcayacağınızı SEÇEBİLİRSİNİZ.
 

İstediklerimize Sahip Olmak konusunda Kendimize İzin Vermek

   Yaşamımızda çoğu zaman bir şeyler istediğimizi konuşuruz ve bol bol ona sahip olamama hikayeleri anlatırız.

    Sanırız ki ne kadar çok ona nasıl sahip olamadığımızı konuşursak yada nasıl sahip olamadığımız hikayesini anlatırsak istediklerimize sahip oluruz.


     Bir şeyi istediğimizi konuşup nasıl sahip olamayacağımız konusunda mazeretler uyduruyorsak aslında o şeyi gerçekten isteyen birisi değilizdir. Sadece hiç bir şey yapmayan olmak yerine zihnimizi rahatlatıcı bir durum yaratıyoruz demektir.

   Çünkü bir şey istemezseniz yada zihnimize egomuzu besleyecek bir şey vermezseniz kendimi değersiz ve yetersiz hissederiz.
Buda kendimizi kötü hissettirir.

   Kendimizi kötü hissetmemek adına kendimize hangi yalanları söylüyoruz?
Gerçekte sahip olmak istemediğimiz hangi şeyleri isteğimiz diye sahiplenip kendimizi kandırıyoruz?

Bütün bununla ilgili her şeyi iptal edelim mi?
Pod&Poc


Yaşadıklarınızın Arkasındaki Gerçekliğe Sahip Olmak


Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biriside olan olayları olduğu gibi görmek yerine onlara farklı anlamlar yükleyerek görmektir.

Psikolojide bir terim vardır.
İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil kendi oldukları gibi görürler.

   Yaptığımız şey olayı kendi zihinsel referanslarımıza göre anlamlandırmaya çalışmaktır.  Algılama dediğimiz durum böyle oluşur.

       Çok basit bir şey çok önemli hale gelebilirler önemli olan şey de kişi için öncelikli olmadığı için önemli olmayabiliyor.
     
     Bizim için önemli olan şey neyin olduğu değil bizim onu nasıl algıladığımızdır.





        Buradaki en büyük hatamız başka kişilerle yaşadığımız olaylardaki canımızı yakan durumları kişiselleştirip kendimizi suçlamak ve yargılamak eğiliminde olmaktır. Temel atıf hatası.

Örneğin, bir kişinin bizden ayrılmasını kişiselleştirip kendimizden kaynaklanan bir durum olarak değerlendirip kendimizi suçlamak ve devamında birde genelleme yaparak kendimizin sevilmeyen ve beğenilmeyen olduğuna karar vermek ki bunun yarattığı şey başarısız ilişkilerin devamıdır.
Buradaki en büyük ve yanlış referanslar çocukluktaki anne ve babanın davranışlarına yüklediğimiz anlamlardır.

Ancak bilmeniz gereken şey şudur ki anne babanızın davranışları onların kendilerine özeldir, size özel değildir.

Babadan Özgürleşmek Prosesi -KONTROL SENDE Kitabımdan Küçük Bir bölüm


Babalarımız bizim dünyaya gelmemizi aracılık yapan kişilerden biridir. Aynı zamanda bizim doğumumuzdan itibaren hayata tutunmamızı sağlayan en büyük yardımcılarımızdır.
Yaşamımız için modelleyip taklit ettiğimiz kişiliğimizin oluşmasında en büyük etken olan kişileridir. Ve bu durum doğal olarak yaşamımızda onların bakış açısı ve etki alanından işlevsel olmamıza neden olur.


Çocuk olarak kendimiz olarak özgür bir birey olmak yerine çoğunlukla ebeveynlerimizin bir uydusu, bir benzeri gibi hareket ederiz.

Her insan bu dünyaya kendini gerçekleştirmeye gelmiştir.

Kendimizi gerçekleştirmek için kendimizi ebeveynlerimizin etki alanından çıkartmamız gerekir. Büyüdükçe kendi seçimlerimizin sorumluluğunu alarak özgürlük alanımızdan işlevsel olmamız bize geçek kendimiz olma şansını verir.

Bunun için bizi sınırlı yaşamda tutan onlara ait modelleyip kopyaladığımız ne kadar davranış biçimi, his, duygu ve bakış açıları varsa bütün bunları bırakmamız gerekir.

Babalarımızın gerçekliklerini geçerli kılmak için hangi düşünce, his ve duygu yaratımlarını kullanıyoruz?
Bununla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet
(Enerji Temizlik cümlesi)

Babamızın hangi bakış açıları, realite ve yargılarını hayati ve önemli kıldık ki kendimizi, cinsiyetimizi ve kapasitemizi yok sayıyoruz?
Bununla ilgili var olan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi?
Evet
(Enerji Temizlik cümlesi)